Orhan Arslan

Tarih: 22.01.2026 17:45

TENSEL TEMAS: DOKUNMA

Facebook Twitter Linked-in

SORU: “Neden sevgilinizin kolunuza dokunuşu, bir doktorun ya da kalabalık bir otobüsteki bir yabancının dokunuşundan farklı bir his verir, hem de tamamen aynı reseptörle tetiklendiği halde?”

Birisi derimize dokunduğu zaman aynı zamanda beynimize de dokunmuş olur. Çünkü dokunuşun kaynağını ve verilmesi gereken yanıtı belirlemek için bu iki organ aralıksız bir diyalog halindedir.

Dokunmak üzere olan kim? Şimdi dokundu? Bu dostça bir dokunuş muydu? Dokunuştan önce görme işitme duyularımız, dokunuşun dosttan mı, yoksa düşmandan mı geldiğine ilişkin bağlam oluşturmaya başlar.

DOKUNMANIN NİTELİĞİ

Sevgi dolu bir okşama beklentisiyle derinin yapısı geçici olarak değişerek hoşnutluk hissine hazırlanırken, acı beklentisiyle deride oluşan fiziksel durum, hoşnutsuzluk hissini daha da kötüleştirir.

Dokunuş hissedildiğinde basıncı, hızı ve sıcaklığı hakkında sayısız bilgi beynimize ulaşıp, orada oluşturulan bağlama eklenir. Biz de tüm bunlara göre yorum yaparız. Ömrümüzün sergilendiği sahne olan derimizin yüzeyinde beklenti, hayal ve gerçek birbirine karışır.
CİNSEL DOKUNUŞ

“Birbirimize dokunduğumuz zaman kıvılcımlar çakıyor” ifadesi, genelde cinsel dokunuşu tanımlamak için kullanılır.

Çoğu zaman ifade edilemeyen bu duygu milyonlarca şiirin yazılmasına vesile olmuş, bütün kültürlerde müziğe ve sanata esin kaynağı olmuş ve sayısız savaş başlatmıştır.

Bu hissin uhreviliği, yani en derin bir anlam kazanması, arzu ve beklentinin fiziksel hislerle derimizle zihnimizin kesişmesinden gelir. Tensel temasın keyif veren cinsel beklentisiyle, ayırt edici dokunma sistemimiz ve duygusal dokunma sistemimiz eşzamanlı devreye girer ve EN BÜYÜK CİNSEL ORGANIMIZ OLAN DERİMİZİN bütünü karakter değiştirir.

Cildimize giden kan akışı yüzeyi ısıtacak şekilde değişir ve kılların dikleşmesiyle birlikte terleme artar. Tüm bunlar dokunma hassasiyetini daha da artırır; beyin deriyi hazırlar.

Dokunuş anında hem hızlı mekanoreseptörler hem yavaş duygusal sinir lifleri hem de (dudaklarda, meme uçlarında ve cinsel organlarda bolca bulunan) inanılmaz hassas serbest sinir uçları hep beraber etkinleştirilir.

Serbest sinir uçlarının vücuttaki dağılımı her insan için benzersiz parmak izi gibidir. Bazı insanlarda çok hassas olan ve büyük keyif veren bölgeler BAŞKALARINDA pek bir his yaratmaz. Bunun nedeni ve sırrı henüz bilinmiyor.

Bu sinirler uyarıldığında vücutta ENDORFİN (morfine benzeyen mutluluk hormonu) ve OKSİTOSİN (sarılma hormonu) içeren sarhoş edici bir hormon kokteyli hazırlanır. Deriyle beyin arasındaki bu diyalog bir partnerden diğerine dokunma yoluyla aktarılır.

Cinsel dokunuş sadece zihinlerin buluşması değil, tenlerin de buluşmasıdır. Herkesin derisi kendisi için “ben”i dış dünyadan ayıran sınırdır ve hoşnut edici, rızaya dayalı bir cinsel dokunuş, ötekinin nihai kabulüdür.

Derinin dokunmadaki rolünün sinir uçlarının son noktası olmakla sınırlı kaldığını düşünmek kolaydır. Ama cinsel dokunuş bunun hiç de doğru olmadığını ortaya koyar.

DOKUNMA DUYUSU

Dokunma duyusu, derimizin yaşam yolculuğumuzu algılayan ve bizi koruyan hassas bir araç olmasını sağlayan olağanüstü bir duyudur.

Deri deriye dokunduğunda ise, görünüşte gizemli, hatta neredeyse sihirli bir güç aktarımı gerçekleşir.

İnsanların birbirlerine tokalaşarak veya sırt sıvazlayarak dokunmaları onlar üzerinde harika bir etki bırakır.

Sevgililer elele tutuşarak arzularını iletirler ve bu temasla da isteklerini yaptırırlar. Hesabı getiren garson müşterinin koluna neşeli bir şekilde dokunursa, bahşişi yükselebilir.

Epeydir görüşmeyen iki arkadaş karşılaştıklarında coşkuyla kucaklaşırlarsa, oksitosin ve endorfin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını sağlarlar. Bunlar ikisi arasındaki arkadaşlık bağını güçlendirir.

Ara sıra hafifçe omuza vurma ve şakayla dürtmeler de bu samimiyeti artırır.

Üniversitede yapılan bir araştırmada birbirlerinden ince bir duvarla ayrılan iki yabancı katılımcının birinden, kolunu duvardaki delikten diğer tarafa uzatmasını ve sadece bir saniyelik bir dokunuşla duygu iletmesi istenmiş.

Katılımcılar anlık dokunuşlardan şefkati, minnettarlığı, sevgiyi, öfkeyi, korkuyu ve tiksintiyi büyük ölçüde ayırt edebilmişti.

DOKUNMA İLETİŞİM SAĞLAMANIN YANI SIRA İYİLEŞTİRİR

Roma imparatoru ıı. Frederick 13. Asırda bebekler üzerinde bir deney yapıyor. Yeni doğan bebekler tam anlamıyla besleniyor, ancak onların yanında konuşmak ve onlara dokunmak yasaktı. Ve kendilerine dokunulmayan bebekler konuşamadan çok yaşamadılar ve öldüler.

Fiziksel ve duygusal sağlığın iyi olması için fiziksel temasın gerekli olduğu açık. Dokunmak sevgi ve şefkat dilidir ve insan gelişimi için kritik öneme sahiptir.

Bir hastanenin yeni doğan yoğun bakım ünitesinde personel yetersizliği ve küvöz eksikliği vardı, ölüm oranı da %70 civarındaydı. Bir doktor sıra dışı bir şey denemeye karar verdi. Prematüre bebekleri annelerinin göğüslerine tensel temas olacak şekilde yerleştirilmelerini istedi.

Hem bebeklerin ısınmaları sağlanacak hem de emzirmeye teşvik edecekti. Ölüm oranları aniden ve beklenmedik bir şekilde %10’a düştü.

Daha sonra bu tensel temasın babalara uygulanması istendi. Hem baba hem de çocuk da önemli iyileşmeler görüldü. Babalarda kaygıyı azaltıyor, ebeveynlik becerilerine duyduğu güven yükseliyor.

Bir doktor hasta muayenesi esnasında tıp öğrencilerine, hastalara güven vermek için ellerini tutmalarını ve dostça sırtlarını sıvazlamanın faydalı olduğunu söylüyor ve “sevgi deriden geçer” diyordu.

Birbirlerine duygusal hassasiyetle dokunan çiftlerin kontrol grubuna göre daha az stres yaşadığı gözlenmiştir.

Araştırmalar tensel temasın ve kucaklaşmanın sinirleri uyardığını, endorfin ve oksitosin salgılaması sağladığını, beyindeki ödül ve şefkat merkezlerini harekete geçirmeye devam ediyor.

Ortaya çıkan bu kısa vadeli mutluluk bir enfeksiyonu tedavi etmeyebilir veya kanseri önlemeyebilir ama stresi azaltır ve ruh sağlığını iyileştirir.

Ziyaret edilen yaşlı bir hastaya şefkatle yapılan masaj, hastanın bilişsel ve duygusal işlevlerini geliştiriyordu.

Ellerinizi vücudun rahatsız olan bölgesinin üzerine koymanın iyileştirici bir gücü olduğu binyıllardır biliniyor.

Dokunma bize sevildiğimizi hem biyolojik hem de bilişsel olarak hissettiren ve gevşememizi sağlayan, dolayısıyla stresi azaltan güçlü bir duygusal niteliğe sahiptir.

Derinin hayret verici duyumsal yetenekleri, medeniyetin gelişmesini ve insanın doğa üzerinde egemenlik kurmasını sağladı.

Parmaklarımız aracılığıyla enformasyon yaratıp kontrol edebildik. Bu da toplum yaratmamıza imkan sağladı.

Alet kullanmaktan hiyeroglif oymaya, daktiloyla dakikada 100 kelime yazmaktan, akıllı telefon ekranı denilen sihirli aynayı kullanmaya dek pek çok şeyi başardık.

KAPASİTİF EKRANLAR (DOKUNMATİK YÜZEYLER)

Sığaya dayalı kapasitif ekranlar derimizin az bilinen bir özelliğini kullanıyor.

Kapasitif ekran, elektrik yükünü kullanarak dokunma algılama işlemini gerçekleştiren ve genellikle telefon ile bilgisayarlarda kullanılan dokunmatik bir ekran türüdür. Kullanıcının parmağı ekrana dokunduğunda, ekran yüzeyinde bulunan elektrik yükünde bir değişim meydana gelir ve dokunulan nokta tespit edilir.

Kapasitif dokunmatik ekranların camının hemen altında, bir büyük şehir sokaklarına benzer iletişim hatları bulunur.

İnsan derisi elektriği ileten bir malzemedir. İletken olmayan malzemelerin uyguladığı hiçbir basınç, iletken bir dokunmatik ekranı tetikleyemez. Bu nedenle eldiven taktığınızda ekran çalışmaz.

Derideki inanılmaz derecede hassas donanım, teknolojiyle bağlantı kurarak mesaj alabilir.

DOKUNMATİK ALFABE

Louis Braille isimli bir Fransız 1800 yılında keşfetti. Bu şahıs bir kaza sonunda 3 yaşında bir gözünü, beş yaşında da diğerini kaybetti.

Sonra körler okuluna gitti. Körler için basılan kitaplar kabartmalı kurşun harflerden oluşuyordu, çok hantal ve ağırdı.

O ara Fransız ordusundaki bir yüzbaşıdan 12 noktalı askeri kod yazısını gördü. Fakat bu da hantal ve karışıktı. Bunu basitleştirerek 6 kabartma nokta şeklinde tek parmak dokunuşuyla tanınan Braille (Brayıl) alfabesini icat etti.

ROBOTLARIN DERİSİ

Robotların insana benzemesi için önemli adımlar atılıyor. Robotlar araba montajı yapıyorlar ve inanılmaz hassasiyetle ameliyat gerçekleştiriyorlar. Sohbet ediyorlar. Satrançta insanları yeniyorlar.

Hatta Japonya’da bir robotun yazdığı roman, edebiyat ödülü için listeye alındı.

Bir robot uzmanına; “dış yüzeyleri insan derisine benzeyen, dolayısıyla insan dokunuşunun inceliklerini simüle eden robotlar yapılabilir mi?” diye soruldu.

Şöyle yanıtladı: “sorun şu ki, dokunma söz konusu olduğunda deriyi sadece sinir uçları için bir biçim noktası olarak düşünüyoruz. Robotun bir anahtarlığı tutup alması zaten zor, ama robota o tutuşu hissettirmek büsbütün başka bir iş”

Günün birinde robotlar için fantastik dörtlü dediğimiz mekanoreseptörler gücünü tam olarak taklit eden, kaymanın algılanmasından güç kontrolüne kadar her şeyi yapabilen bir biyonik deri geliştirilebilir.

2017’de gerilebilir bir deri gerçekleştirildi. Ancak derinin duyguları aktarma, iletme ve alma gücüne ek olarak fiziksel olanla toplumsal olanı sayısız karmaşık yolla birleştirme becerisi, şu anda mühendisliğin sınırlarının ötesinde görülüyor.

DOKUNMA, YİNE DOKUNMA

Belki de deriyi insanın en özgün organı yapan şey dokunmadır.

En kadim duyumuz olan dokunma mistik bir duyudur. Bazen kelimenin tam anlamıyla tarifsizdir. Bu duyunun duygusal iletişim, sosyal bağ kurma, sağlık ve sağ kalım konusundaki gücünü unutmamalıyız.

Dokunma hissi cildi aynı anda hem fiziksel hem duygusal hem de aşkın kılar.

SONUÇ: DOKUNMA HAYAT VERMEKTİR

Dokunmak, tek bir kelime bile söylemeden çok fazla şey konuşmak demektir. Bir ilişkide tensel temas azaldığında ya da bittiğinde, beraberinde çok ciddi kırılmalar yaşanabilir. Atalarımız boş yere, "Yatağa küs girilmez", dememişler.

Ağrılardan kurtulmak için sevdiklerinizle tensel temas kurun

Tensel temas, tıpkı bir kablo bağlantısı gibi bizi görünmez bir güçle birbirimize bağlar.

Ten uyumu, çiftler arasında dokunmayı karşı koyulamaz hale getiren olumlu ve çekici etkileşimlere verilen isimdir. Eşler arasında uyumlu bir birliktelik ve cinsel anlayış olduğunu gösteren ten uyumu, dokunma arzusunu arttıran muhteşem bir armağan olarak da tanımlanabilir.

Bize 2 m2 alanında vücudumuzu saran ve koruyan olağanüstü bir deri lütfeden Rabbimiz. Derimizi doğru kullanmada bize akıl ve izan ver. Biz seni sınırsızca övüyor ve çok seviyoruz.

Dokunarak iyileşmek dileğiyle…
Ankara, 21 Ocak 2026
Prof. Dr. Orhan Arslan

Kaynak:
Lyman, MONTİ. Derimizin Olağanüstü Yaşamı. Metis Bilim. İstanbul. 2024.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —