Yargı bağımsızlığını kaybedince artık adalete değil, bağımlı olduğu yere hizmet eder. Bunun son örneği, Adana/Yüreğir  olayı. CHP gençlik kolları başkanının tutuklandığı olay CB Erdoğan'ın gündeme taşımasıyla bir anda günün olayı oldu. Erdoğan, Van'da PKK'nın saldırısı ile Yüreğir'deki olayın aynı olduğunu HDP ile CHP'nin millete hizmet götürülmesine tahammül edemediklerini söyledi.
Oysa Yüreğir'de CHP gençlik kolları başkanından kaynaklanan bir saldırı yok, tam aksine soru sorduğu için aile efradının yanında kendisine silah doğrultulan bir insan var. Bu  medyaya yansıyan mahkeme tutanaklarından da belli. Peki mahkeme ne yapıyor, önce serbest bıraktığı kişiyi daha sonra gelen baskılardan dolayı tutukluyor. İşte bağımlı yargı dediğimiz budur. Böyle bir yargıdan adalet çıkmaz, tam aksine vicdanları kanatan, vatandaşın devlete olan güvenini örseleyen kararlar çıkar. Yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı işte bunun için gereklidir.
 
BU ÜSLUP MİLLİYETÇİLİK DEĞİL
İYİ parti genel Başkanı Sn. Akşener, "Ülkenin biriken sorunlarını çözmek için bir memleket masası kurulması " yönünde son derece iyi niyetli ve yapıcı bir teklifte bulundu. Bu, 'biz muhalefetiz ama bu ülke hepimizin, gelin size fikirlerimizle katkıda bulunalım, yeter ki bu sosyal ve ekonomik krizden az hasarla çıkalım' anlamına geliyor. Demokratik bir ülkede bu teklif alkışlarla karşılanırdı. Ama öyle olmadı iktidar cephesinden bilhassa MHP liderinden hakaret dolu tepkiler geldi. Bu söyletmen vurun tavrı MHP'yi toplum nezdinde  fikir üretemez, baskıcı,devlet yönetimi teslim edilemez bir konuma getiriyor. MHP sözcüleri bağırıp çağırdıkça -Türk Milliyetçiliği- kaybediyor. AKP kendisiyle birlikte siyasi İslamcılığı götürürken, MHP'de milliyetçiliği götürüyor. Oysa milliyetçilik bir kavga çıkarma ideolojisi değil, barıştırma, toplumsal ihtilafları çözme,milli birliği pekiştirme doktrinidir. MHP milliyetçilik yapmıyor, milliyetçiliği yok ediyor.
 
DÜN BUGÜN ÜLKÜCÜLÜK
Dünün ülkücüleri Allah,vatan, bayrak için kavga etmiş, ağır bedeller ödemişlerdi. Tanıdığım eski ülkücülerde bu değerler etrafında örgülenen hassasiyeti hep gördüm. S.Ahmet Arvasi'nin ülkücülük tarifi de, Alparslan Türkeş'in tarifi de bu değerleri merkez almıştır. Bu fani alemde Allah'ı aşan, ona rağmen bir iş yoktur. Müslüman Türk her işini yüce yaratıcının ölçülerine vurur, ona göre hayatını idame ettirir. Dün komünizme karşı verilen mücadelenin bir boyutu da buydu: komünizm gelecek dini değerler tıpkı Rusya'da, Çin'de olduğu gibi yok edilecek... Öyleyse bunun karşısında durmak gerekiyor. Onun için ülkücüler, "çağrımız İslam'da dirilişedir demişler" ve Türklükle İslam'ı meczeden bir davanın  takipçisi olmuşlardı.
Af yasası görüşmeleri sırasında bir MHP milletvekili ile İYİ Parti milletvekilinin kavgası ve kavga esnasında o MHP'li vekilin küfürleri basına yansıdı. İddiaya göre o MHP'li vekil kavga esnasında Allah'a küfür etmişti. Etmiş mi etmemiş mi kavganın kayıtlarını dinleyenler anlayacaklardır. O vekil Allah'a değil,dalağına küfrettim diyor. Bekledim ki dün Allah, vatan, bayrak diyenler -böyle bir adam aramızda olamaz- diye tepki göstersinler. Bahçeli ile ilgili aleyhe küçük bir yorum yapıldığında savunmasız gazetecilere saldıranlardan kainatın yaratıcısı ile ilgili bir hassasiyet bekliyordum. Tek bir protesto sesi yükselmedi, tek bir kişi şu görüntüleri izleyip bu milletvekili küfür etmişse gereğini yapalım, etmemişse kamuoyunu aydınlatalım demedi. Siyaset ilkesiz yapılınca milli İslami hassasiyetler böyle yok ediliyor.Şimdi soruyorum hangisi ülkücülük, dün yapılanlar mı, bugün göz yumulanlar mı? Meğer biz dünde kalmışız, köprülerin altından o kadar çok sular akmış ki, farkedememişiz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.