Ülkemizde siyaset toplum tarafından dikkatle takip edilmektedir.

Sebebi, siyasetin hayatımıza olan etkisinin çok yüksek olması.

Çünkü; siyaset, adalet, güvenlik, dış politika, eğitim, kültür, ulaşım, ekonomi, ticaret, sanayi, tarım, turizm, sosyal hayat, hasılı insan ve toplum hayatının her alanına müdahale etmektedir.

Hal böyle olunca, insanların siyasetle ilgilenmesi ve takip etmesi de çok doğal.

Ülkemizde devlet adeta sivil topluma alan bırakmamıştır.

Devleti yönetenler, her alanı kontrol altında tutmaktan bir türlü vazgeçmiyor.

Hatırlayalım!

1983 yılında yapılan seçimlerde seçime sokulmayan Adalet Partisinin temsilcileri siyasi yarışa daha sonraları katılma imkanı bulmuştu.

Askerler onların siyasette yarışa katılmasına müsaade etmediler.

o günlerde Adalet Partilerin yeni partisi, Doğru Yol Partisi idi.

1987 yılında yapılan referandumda, 1980 darbesinin yasaklı liderleri için siyaset yolu açılınca sahneye çıkan Demirel ile Özal'ın mücadelesinin ana eksenini hitap ettikleri sosyolojik taban üzerindeki kavga belirledi.

O günlerde merhum Demirel'in kavgasını özetleyen cümle şuydu; "Arazim üzerinde gecekondu yapmanıza müsade etmem!" 

Buna karşılık merhum Özal'ın iktidarını korumak için seçim sisteminde yaptığı oynamalar aklımızda.

Bu kavgadan Özal'ın partisi kaybetti..

Sonrasını biliyoruz.

Ne Demirel kaldı, ne de Özal..

Toplumun ihtiyacına cevap üretme yerine kavga edenler ve partileri, millet tarafından terk edildi, milletimiz yeni siyasi aktörlere ve partilere teveccüh etti.

Bu girişi niçin yaptım?

Çünkü, bu günlerde iktidara iyice yapışan ve ülkeyi kendi(si)-lerinden başkasının yöneteceğine inanmayan bir anlayışla karşı karşıyayız.

Mevcutların iktidar hırsı gözlerini bürümüş vaziyette.

Karşı çıkan herkes "hain,düşman."

Hal böyle olunca karşı çıkanların suçlanması, susturulması ve cezalandırılması meşru görülmektedir.

İktidar, muhaliflerin susmasını sağlamak için herşeyi feda edebilecek durumda.

Binbir emekle, zahmetle kurulan kurumlar, üniversiteler, vakıflar vs gözden çıkarılabilir.

Kurumlardan vazgeçtim, devleti ayakta tutan adaletten dahi vazgeçilebilir.

Adeta kurulu düzeni korumak için herşey mübahtır, dini ve milli değerler buna dahildir.

Mevcut iktidarın dışında olabilecek her iktidar adayının varlığı "ümmete, mazlum milletlere ve millete ihanettir!!!"

İktidara destek veren insanlarımız bu söylemlerle beslenmekte, farklı düşünenlerin ihanet içinde olduklarının yanı sıra gelecek iktidarın şimdiye kadar elde edilen hakları geri alacağı korkusu iktidar taraftarlarına zerk edilmektedir.

Karşı karşıya kaldığımız durum maalesef tam olarak budur.

Bütün bunlara rağmen;

Gelecek Partisinin kurulması, iktidarın bu tezlerine itibar eden insanlarımızın zihninde soru işareti oluşmasına sebep olmaktadır.

Yani Gelecek Partisi, iktidarın tezini çürütme potansiyeli taşımaktadır.

Neden?

Bir, iktidarın içinden geldiği için,

İki, yorulan siyasi partilere karşı toplum için ciddi dinamizm barındırmasından.

Evet, Gelecek Partisinin oturmak istediği siyasi zemin ve ortaya koyduğu siyasi üslup yorgun siyasetimiz için umut kaynağıdır.

Gelecek Partisi, mevcut partilerin hiç birinin devamı olmadığı gibi, herhangi birine benzeme çabası içinde olmadığını, sadece bir toplum kesimine yaslanmadığını, tam aksine bütün toplum kesimlerinin temsilcileriyle demokratik değerler üzerinde ortak siyaset yapmak üzere yapılandığını beyan etmektedir.

Gelecek Partisi sahada bu çeşitliliği ve zenginliği ifade edebildiği ve kuvvetlendirdiği ölçüde insanımızdan olumlu karşılık görecektir.

Zira, yorgun siyasetten ülkenin kurtuluşu, mevcut partilere benzemeden, ülkenin ihtiyaç duyduğu politikalar üretmekle olacaktır.

Genel Başkan Sayın Davutoğlu'nun Karar Gazetesinde verdiği mülakatta dediği gibi,

Ülkemizde her sosyolojik grubun siyasi temsilcisi olma iddiasında olan; İslamcılar, Milliyetçiler, Ulusalcılar, Etnik Milliyetçiler, Laik modernler, Liberaller, Muhafazakarlar, velhasılı kendini siyasetin sağında veya solunda tanımlayanların potansiyel birikimlerinin limitlerini hem kendileri, hem insanımız görmüştür.

Toplumun tamamını kuşatan bir organizasyonla demokratik ve özgürlükçü değerler üzerinde inşa edilecek yeni siyasetle, yetişmiş insan ve düşünce gücümüzün ülkenin hizmetine sunulması hedeflenmektedir.

Bize göre bu çaba çok kıymetlidir.

Ülkesi için sözü ve düşüncesi olanlar bu inisiyatife katkı vermeli ve ortak olmalıdır.

Bunun için ise güven esastır.

Geçmişte siyasette yaşanan suistimallerin varlığı ortak iş yapma irademizi olumsuz etkilememeli, geçmişte yaşananlardan edinilen tecrübelerden istifade ederek cesur olunmalı, inisiyatif alınmalıdır.

Maruz kaldığımız korku iklimi güven, dayanışma, umut ve mücadele ile dağıtılacak,

özgürlükçü ve refah toplumu inşa edilecektir.

Bu imkan elimizin altında..

Cesur olanlar bir adım öne çıkmalıdır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.