google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, "YÖK Anadolu Projesi"ne göre, "Genç taşra üniversiteleri ile kıdemli büyükşehir üniversiteleri kaynaştırılacak!"
Görüşleri paylaşalım;

Bu proje, karışıklığa ve adaletsizliğe yol açabilir mi?

Bu proje gerçekten de "eğitimde fırsat eşitliği" yaratır mı?

Proje kapsamında; belirlenen bazı alanlarda gelişimi desteklenmek istenen genç üniversiteler, akademik insan gücü ve araştırma altyapısı bakımından daha kıdemli üniversiteler neye göre belirlendi?

Açıklamada; “2006’dan sonra kurulan 15 genç üniversitenin çeşitli bölümlerindeki akademisyenleri, öğrencilere bizzat ders verecek ve araştırma alanlarında danışmanlık yaparak yol gösterecek” denilmiş. Neden 2006? Malum, 2006-2016 arası, dil sorularını çalarak, jürileri ayarlanarak 1000’lerce kişi Doç. yapıldı ve çoğu şimdi Prof. Akademik temizlik yapılmadan, bu projenin uygulanması  hırsız akademisyenlerin ekmeğine yağ sürmez mi? “Ders vermek” ve “akademik danışmanlık” çok tehlikelidir.

Öğretim üyelerinin, keyfi davranışlarına yol açabilir mi?

Gezi amaçlı kullanılabilir mi?

Öğrencilerin aldıkları puan farkı; akıl ve kafa yapısını etkilemiyor mu?

Gelişmiş üniversiteleri aşağı çekmez mi?

Gelişmiş üniversitedeki başarılı gençlerle,düşük puan alan taşralı üniversite öğrencisi nasıl eşitlenecek?
Konservatuvar ve Güzel Sanatlar’a düşük puanla alınan öğrencilerin, “yabancı dil öğretiminde” bir türlü giderilemeyen başarısızlığı, bu öğrencilerde  nasıl sağlanacak?

Madem kadro ve teknik imkan verilemiyor, neden 207 üniversite kuruldu?

Bir çok üniversitede fakültelerde Öğr.Üy. kadrosu yaşanırken, bu proje nasıl yürüyecek?

Kendi üniversitesinde derse girmeyen Öğr.Üy. için yeni bir kar ve kaçış kapısı olabilir mi?
Üniversiteler  “kütüphane olanaklarını” birbirlerine zaten açıyorlardı. . “Proje ile; lisansta olduğu kadar, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki genç akademisyenlere de önemli katkılar verecek.”  Nasıl? Ülkemizde “çift/eş danışmanlık” bile, doğru yürütülemiyor!..

“Tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülecek projenin 2020-2021 akademik yılı bahar dönemi itibarıyla hayata geçirilmesi planlanıyor.”

Bu ne sürat!...Mümkün değil?Alt yapı bile hazır değil!... Akademisyenlerin, “akademik zam” için uyarılar aldığı ve geçim sıkıntısının-pahalılığın kol gezdiği bu dönemde, kimse gönüllülük esasına göre görev al(a)maz.

“YÖK Anadolu Projesinden yararlanacak olan genç üniversitelerdeki öğrenci sayısı 170 bin 480 olarak açıklandı.” Bu neye göre hesaplanmış bilmiyoruz. Herhalde,” kayıtlı öğrencilerin” hepsinin mutlaka başvuracağı öngörülmüş…

O zaman, genç üniversite rektörleri, çok kuvvetli bilim/sanat çalışmaları/yayınları/kitapları olan, sosyal,projeci kişilerden neden oluşturulmadı? Sürekli liyakatsızlıktan ve ehliyetsizlikten  şikayet ediliyor? Genç üniversite rektörlerinin de ders alması gerekecek mi?

Gelişmiş üniversite rektörleri çok başarılımı ki, yeni –hem de iki-  üniversiteler eşlenerek yeni yükler bindiriliyor?

Gelişmiş üniversite rektörleri, kendi üniversitesini ilk 100’e/500’e sokamazsa, bu bahanesi olmayacak mı?
Gelişmiş üniversite rektörleri, yeni üniversiteler için “yeni yardımcılar mı” atayacak?

Kıdemli üniversitelerde bulunan kıdemli öğretim üyelerinin genç üniversitelerin belirlenen alanlardaki programlarında ders vermesi sağlanacak” Akademisyen, -gönüllük esas olduğu için- “gitmiyorum, ben ders vermem” derse kötü adam mı olacak?
“YÖK, Koordinasyon Kurulunun yıllık izleme ve değerlendirme raporları sonucuna göre eşleştirmeyi sonlandırma hakkına sahip olacak.” Çok kısa zamanda sonlanacağını umuyoruz…

Çünkü, YÖK Başkanı Sn. Prof.Dr. Yekta Saraç’la görüşen Fatih Altaylı’nın yazdığı yazı şöyle;

“Doğrusu çok şaşırdım.

Çünkü YÖK Başkanı Prof. Yekta Saraç ile yaptığımız sohbetlerden birinde konu “araştırma üniversitesi” olarak taçlandırılan üniversitelerimizin kontenjanlarının arttırılmaması ve hatta tedrici olarak azaltılması ve yine bu üniversitelerdeki lisansüstü öğrenci sayısının lisans öğrenci sayısının üzerine çıkmasının sağlanması gerektiğini konuşmuştuk. Hatta ben 800 lisans öğrencisine karşın 1200 lisans üstü öğrencisi olan Caltech örneğini vermiştim.

Prof. Saraç’ın bu konularda benim gibi düşündüğünü duymak çok hoşuma gitmişti.

Şimdi ne olduysa oldu, Boğaziçi’ne iki yeni fakülte eklendi.” (Habertürk/09.02.2021)

Keşke YÖK, önce; akademisyenlerin özlük hakları, mobbing, liyakat, avcı yayınlar, etiklik, denklik, Dr.Öğr.Üy. sorunları v.b.konularında sonuç alıcı çalışmalar yapsaydı..

Mutsuz akademisyen, üretmez, çalışmaz, sadece görevini yapar. O zaman o işin sadece işçisi olur. Ama, mutlu akademisyen, o işi bir sanatçı gibi işleyerek/hissederek, kurumsallaşarak yapar…

Ülkemiz ve üniversitelerimiz için hangisi daha kazançlı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.