google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

“Bale, belli figürlere, adım atışlara dayalı dans ve müzikli gösteri türüdür.İtalyan Rönesans döneminde ortaya çıkmış daha sonra Fransa ve Rusya’da gelişmiş bir performans sanatıdır. Dünya çapında yayılarak birçok başka dansı etkilemiştir.”

Bugünkü yazı konumuz “Bale”, neden?

Çünkü, Türkiye Dans Sporları Federasyonu’nun, 56 saatlik “Bale Antrenörlüğü” programı açmasının ardından başlayan tartışmalar devam ediyor.

Bale sanatçıları ve bale eğitmenleri duruma tepki gösterdi. Sosyal medyada "Bale spor değil sanattır" kampanyası düzenlendi.

Şimdi anlaşılıyor ki TDSF, çalışmalarının içine Bale’yi de almak için girişimde bulunmuş.

Türkiye Dans Sporları Federasyonu, 06-12 Mart arasında yapılacak ‘Bale Antrenörlüğü’ kursu için şartlarını şöyle açıklamış;

“Federasyon eğitim talimatında belirtilen sağlık şartlarını taşımak, 18 yaşında olmak, en az lise ve dengi okul mezunu olmak, Spor Disiplin Yönetmeliği ile federasyonların disiplin veya ceza talimatlarına göre son üç yıl içinde olmak şartıyla bir defada altı aydan fazla veya toplamda bir yıldan fazla ceza almamış olmak” şartlarını yerine getiren adaylar bir haftalık eğitimin sonunda ‘bale antrenörü’ olabilecek.”

Bunun üzerine tepkiler başlamış. Önce tepkilerden örnekleme yapalım;

Bale Sanatçıları Derneği Başkanı Ayfer Tarlak (T24); “Dünyanın en zor ve saygın sanat dallarından biri olan ve ciddi eğitim kurumlarınca titizlikle yürütülmesi gereken bale sanat eğitiminin, ülkemizde zaten YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından başarı ile uygulanmaktayken, tüm dünya sanat kamuoyunda ülkemizi küçük düşürecek bir kararla, 'spor' branşı olarak kabul edilerek Spor Bakanlığı bünyesinde de farklı bir yapılanmayla ve Bale Sanatının doğasına tamamen aykırı bir şekilde programa alınma çabasına ‘'son derece yanlış ve sakıncalıdır.”

Şefik Kahramankaptan (Sanattanyansımalar); “Kavram kargaşası yaratarak işleri içinden çıkılmaz hale getirmekte Türkiye'nin üstüne başka ülke var mıdır, bilmiyorum! Son örnek inanılmaz! Bale, sanat mıdır, spor mudur? Lafı uzatmanın gereği yok, elbette ki sanattır, tüm dünyada böyledir, teoride de, pratikte de...... Buradaki “sanat”, “eğitim”, bale” “spor” kavramlarına baktığımızda, ülkemizde şu anda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen sistemde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nde yer alan Kültür ve Turizm, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları'yla YÖK konunun tarafları durumundadır.”

Bale eğitmeni Gülüm Pekcan: “Bugün bale sanatını icra eden bale dansçıları, onları yetiştiren eğitmenler, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bale kursları 'sportif bale' tanımlamasını, “bale sporcusu” tanımlamasını içeren kavram karışıklığının yaratacağı sonuçlar karşısında büyük bir haksızlığa uğramaktadır. Dünyadaki bale yarışmalarına giren öğrencilerin ya da profesyonellerin dans federasyonuna bağlanma ya da lisans alma gibi zorunluluğu yoktur. Bu kişilerin hangi okullarda hangi eğitmenlerce eğitildiği yarışmaya kabul için sorulur ve buna göre değerlendirilir. Sonuç olarak bale, kültürel bir altyapısı olan gelişimini ve tamamlamasını uzun sürelerde çok çeşitli disiplinlerle , araştırmalarla , akademik çalışmalarla yürüten ve tüm güzel sanatları içinde toplayan biri sanat dalıdır. İcrası ise sahnede yapılır. Bale bir sanattır.”

Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü Öğr. Gör. Göksu Coşkunlar (birgun.net); “Böyle bir eğitimle bale hocalığı  mümkün değil. Bale hocaları, çok titiz bir seçim ve sonrasında yoğun bir eğitimle yetiştiriliyor. Konservatuar bale bölümüne iki aşamalı özel yetenek sınavıyla alınıyor. Bu sınavda; kulağına, algısına, esnekliğine ve genel görünümüne bakılıyor. Tüm bunların üzerine 12 yıllık eğitimden sonra lisans mezunu olabiliyor. 56 saatte bırakın baleyi hiçbir alanda gelişmek mümkün değil. Böyle bir program açılması bile dehşet verici. Bale antrenörü diye bir şeyin yok.Bizde bunun için 12 yıllık bale eğitimi üzerine 2 yıllık yüksek lisans eğitimi alması ve araştırma yapması da gerekir.Kimse Konservatuvar mezunu olup hocalık yapamıyor. Bir sanat dalının spor müsabakası olarak algılanması büyük talihsizlik"

TOBAV (Devlet Tiyatrosu Opera Ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı) Başkanı Mehmet Yılmaz; “Bale sanatı, temelinde görsel bir hayranlık uyandırırken gerisinde büyük bir edebiyat, şiir ve müzik dünyasını barındırır. Dünya edebiyatının ve dünya müziğinin gelişimi ile sahne üzerinden insanın insana anlatıldığı en zarif sanattır bale. Sporun ise herhangi bir edebi ve müzik özgünlüğü yoktur. “Sportif bale” adı para kazanmak adına özel kurslar yönetmeliğine alınmış, bazı çıkarcı insanların kendi menfaatleri doğrultusunda uydurduğu bir isim. Bale sanatını, sanat kavramının içinden alıp başka bir disiplin içine sokmak, sadece ve sadece cahillik”

Türkiye Dans Sporları Federasyonu Başkanı Tolga Han Çinkitaş ise kesip atmış; “Benim cevabımı zaten devlet vermiş ve kabul etmiş. Bale sportif olarak federasyonumuzun branşı. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na sunulmuş, eğitim dairesi tarafından kabul edilmiş ve normları belirlenmiş. Bu bizim kişisel olarak yaptığımız bir şey değil. Kurumsal bir iş. Antrenörlük kurslarımız dört kademe. Birinci kademesi normalde bir bale kursundaki 2 yıla tekabül ediyor. Hedefimiz federasyon olarak kitlesel bir istihdam yaratmak ve bu çocukların önünü açmak” demiş.

Gerçek olan ise; “Türkiye’de bu eğitim Devlet Konservatuarları ve Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel kurslarda, alanında uzman eğitmenler tarafından veriliyor, teorik ve pedagojik eğitim 14 yıl sürüyor.”

Alıntılardan anlaşıldığı  gibi, anlaşılıyor ki, yine alanda faaliyet gösteren  kişi ve kurumlardan görüş alınmadan, taraflarla paylaşmadan, “ben Federasyonum yaparım v.b.” nobran görüşlerle alınmış bir karar…Elbette, bu devam edecek, ama sonu ne olur? bilemiyoruz..

Tıpkı 2000’li yıllarda gündeme gelen Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nu kurma çalışmalarında olduğu gibi. THO camiası ikiye ayrılmış; THO spor mudur? Sanat/Kültür müdür? tartışmaları ile çalışmalar devam etmiştir. Ancak, THOF hedeflerine ulaşmış mıdır? THO’da birlik sağlamış mıdır? THO’nun gelişmesine katkı sunmuş mudur? v.b. tartışmaları hala devam etmektedir. Örneğin, ben “Gözlemciyim”, ama yıllardır THOF’un ne yaptığını bilmiyorum!… Aranmıyor, sorulmuyorum ki, birçok arkadaşım bu konudan şikayetçiler…

Ancak, şu bir gerçek ki, bir alanın Federasyon çatısı altına girebilmesi için ulusal ve uluslar arası arenada yarışmalarının yapılması gerekiyor. Tıpkı, spor müsabakaları gibi..Federasyonlarda, ilgili kanun gereği Spor Bakanlığı bünyesinde kurulmak zorunda. Karar altına alınınca da, antrenör, gözlemci, seçici kurul üyesi v.b. seçilmesi, onların belgelenmesi için kursların açılması gerek…Kursların, Gençlik ve Dans Kulüpleri’ne dönmesi ve Federasyon’a  başvurması gerekiyor. Dernek ve vakıflar v.b. Federasyon’un faaliyetlerine katılamıyor. Yani, Kültür Bakanlığı’nın hiçbir etkisi ve rolü yok!

Hayırlısı diyelim. Biz tarafsız gözle olanları ve olabilecekleri yazmaya çalıştık. Yararlı olmayı dileriz.

Son dakika (28.01.2021); CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi de, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı TDSF’nin talebi ile balenin sportif faaliyet olarak kabul edilmesine tepki göstermiş, federasyon tarafından açılan "bale antrenörlük kursu" ilanını da "balenin bir spor değil, sanat dalı" olduğunu vurgulayarak eleştirmişti. Eleştiriler üzerine TDSF, açtığı bale antrenörlük kursunun "ileri bir tarihe" ertelendiğini duyurdu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.