Son günlerde “Yeni Normalleşme Surecinde” verilen görüntüler iyi olmadı.Özellikle maskesiz,fiziksel mesafesiz v.b. yapılan eğlenceler tepki ile karşılandı. "Müslümanlığın temeli temizliktir" diyen ve buna inanan insanların, kendilerini ve evlerini temiz tutup, sokağını, kamusal alanları, piknik yerlerindeki çöplerini  gelişi güzel atması, çevreyi ve sağlığımızı ilgilendiren birçok konuda maalesef çok iyi bir sınav vermediğimizin göstergesi oldu...Üstelik; evde hapis kalıp, doğayı bu kadar özlemişken!..Demek ki, her şeyin başı "bilinçli" olmak...

Konuyu fikirlerine önem verdiğimiz Prof.Dr.İbrahim Ortaş'a sorduk:

AY: Hocam, çevre deyince ne anlaşılmalıdır?

ORTAŞ: Çevre; canlıların yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Ülkelerin ve kültürlerin sınırlarını insanlar çizebilir ancak; oksijenin, karbondioksitin, yağmurun, fırtınanın ve börtü böceğin sınırı yoktur. Hava su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, hayvan, bitki ve mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir. Oluşacak herhangi bir olumsuz etki ve bunun biyolojik unsurları hayat aktivitelerini olumsuz yönde etkilemeleri çevre unsuru ile ilişkilendirildiği için, çevre kirliliği olarak adlandırılmaktadır. Olayın toprak-bitki-su ekseninde gelişmesi ve doğrudan insana yansıması ise insanlara besin maddeleri ve hammadde sağlamak amacı ile bitkisel ve hayvansal varlıkların biyolojik üretim yeteneklerini planlı ve yönlendirilmiş şekilde kullanımı ise tarım olarak tanımlanmaktadır. Ekolojinin-doğanın kendi yasaları vardır. Bu yasalar insanı da kapsamaktadır. İnsanında bunları anlaması ve oluşan bilince göre yaşaması beklenir. Tarım ilk üretim şeklidir ve gelişen teknolojik ve kimyasal etkilere rağmen, biyolojik olaylara ve doğa bütçesine bağımlıdır

 

 

AY: Çevreye en çok insani çıkar ilişkileri mi zarar vermektedir

ORTAŞ: "Kıyıların betonlaştırılması, kalabalık kentlerin atık sularının yeterince arıtılmadan denizlere boşaltılması, ırmakların göllerin kirletilmesi, ormanların ranta kurban edilmesi insanın çıkar ilişkisi ve bilgisinin sonucu gerçekleşmektedir. Birçok ülkelerin anayasalarında yer alan çevre-orman ve toprak kullanımı ile ilgili yasaların yine ilgili yönetimler tarafından kamu yararı var diye işletilemez olmasının verdiği ciddi zararlar doğanın yaşam alanlarını daraltmaktadır. Ayrıca çevre koruma adı altında yapılan faaliyetler içinde iyi niyetle hazırlanması beklenen Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarının küçük çıkar ilişkilerine kurban edilmesi, siyasi beklentiler, nepotist manipülasyonlar ile hazırlanması ayrıca çevre adına etik sorunlar olarak doğaya insan eliyle zarar verilmekte olduğu sıkça şikâyet konusu olmaktadır.

AY: Dünyaya gelen her bireyin bireysel ve toplumsal sorumlulukları var mıdır?

ORTAŞ: Toplumsal sorumluluklar, aileden başlayarak yaşamın bütün alanlarında ulusal ve küresel sorumluluklara kadar gider; gitmelidir. Birinci ve en temel sorumluluklar, bireysel ve toplumsal yarar ve haklar tarafından belirlenmelidir. Her yurttaşın kendisi ile birlikte diğer canlıların yaşam haklarına da saygı göstermesi beklenir. Her canlı için yaşamın anlamı kendine verilen biyolojik yaşam süresince yaşamaktır. Bireysel sorumluluklarımızı iyi anlayabilmek için insanın kendini tanıması gerekir. İnsan kendini ancak kendini saran gerçekleri bilerek ve öğrenerek tanıyabilir. Yaşamın anlamı ve amacı sadece yaşamak olmalıdır. Yaşamın anlamını bilmek içinde ölüm bilincine erişmek gerekir. Seneca “ Ey yaşam, senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir”. Henry Fielding ise Felsefenin büyük amacı insana ölmeyi öğretmektir”. Montaigne ise “Sizin bu tadını çıkardığınız varlıkta yaşam kadar ölümün de yeri vardır. Ölüm gerçeğini bilen insanlarda mülk edinme, para kazanma isteği ve bunun için doğal kaynakları ve kendinden başka canları sömürmek isteği yavaşlar ve kaybolur sanıyorum. Horatius; "ev, mal mülk, yığınla tunç ve altın, vücudunda ya da ruhunda dert olan adamın yarasına hiç ilaç olmaz." Bütün bu anlamlı ifadeler yaşamı bütünlüklü olarak doğanın bir parçası olarak anlayarak yaşamı sürdürülebilir kılmaktır.  

 

 

AY: Çevrenin ve bilimin sorunları felsefi tartışma ile aşılabilir mi?

ORTAŞ: Felsefe doğası gereği; irdeler, analiz eder, soru sorar, cevap arar. Felsefe hiç bir zaman çok önce belirlenmiş ve değişmez olduğu belirtilen görüşleri savunmaz. Felsefe devingenliği ve doğal çelişkinin içinden çıkan bilgiye bakar.

Çevre ve iklim değişimleri konusunda felsefenin söyleyeceği çok şey var. İnsanın doğa ile olan ilişkisi bugün tartışmaya açık ve insanın geçmişte yaratıkları ile ciddi anlamda sorgulanması gerekiyor.

İnsan sorgulayan bir canlı olarak kendisini, çevresini ve nereden gelip nereye gittiğini arayan yapısı ile kafası sürekli binlerce soru ve tartışmayla meşguldür. Bu bağlamda çoğu zaman bunca sorunun altında yaşam zor gelebilir. Ancak diğer taraftan sorgulamadan yaşamı olduğu gibi kabullenmek daha kolaycı gelebilir. Prof. Dr. Ulu Nutku “ İnsan doğadan malzeme edinir, fakat bunu yapmakla öyle böbürlenir ki, kendisini doğanın efendisi sayar” diyor.

Çevre ve iklim değişimi sorunları, bireysel ve de toplumsal bazda doğadan yana anlayışlar ile ele alınmalı. Soruna ve çözüme 1854 yılında ABD başkanı Frenklin Pierce mektup yazan Squamish kabilesinin reisi kırmızı derili Reis Seattle “doğa insana ait değil, insanın doğaya aittir” yaklaşımı ile aşılır. İnsan doğaya hâkim oldukça yapısını bozdu ve bugün çok daha şiddetli çevresel sorunlar ile karşı karşıya kaldı.

Ancak bilim ve felsefe bu sorunun da felsefe ile çözülebileceğini biliyor ve tartışıyor. Felsefe temelde yol göstericimiz içimizdeki ses olacaktır. Eflatun “erdem ve mutluluğun felsefi bilgiyle gerçekleşeceğine işaret etmişti”. Bütün yaşadığımız sosyal ve çevresel sorunlar ve bu konulardaki bilimsel uğraşılar ancak özgür ortamda tartışılarak aşılabilir. Varoluşumuzun temel sorularını irdeleyen felsefe aynı zamanda kişiye kazandırdığı kritik düşünme ile bireyin özgürleşmesini de sağlamaktadır.

AY: Bu açıklayıcı bilgileriniz için teşekkür ederim.

 

mail: [email protected]

Göktan Ay (twitter) @369055 

  
   
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.