Yusuf Ziya Özcan
Köşe Yazarı
Yusuf Ziya Özcan
 

Yükseköğretimin Ciddi Bir Sorunu: Yeterli Sayıda Doktoralı Eleman Üretememek!

Günümüzde ülkeler bilim sayesinde kalkınmakta ve diğer ülkelerle rekabetlerinde bu sayede öne geçebilmektedirler. Bilgi üretimi bu nedenle önemlidir ve bu görev ülkelerin eğitim sistemleri tarafından yerine getirilir. Eğitim kalkınmanın anahtarıdır. Eğitim öncelikle bilim üretme kapasitesi nedeniyle önemlidir ve ülkelerin kalkınmasına yardım eder. Üniversiteler sadece bilgi aktarımı yapılan yerler değil, daha önemlisi bilgi üretilen yerlerdir. Böylece ülkelerin bilgi birikimine katkıda bulunurlar. Bilgi üretmek içi devamlı araştırma yapmaları gerekir. Araştırma yapmak iyi yetişmiş elemanlar ister. Her üniversite mezunundan üst düzeyde bilimsel araştırma yapmasını beklenemez. Onların araştırma yapabilecek donanımla teçhiz edilmeleri gerekir. Yüksek lisansta gerekli bazı araştırma yetenekleri kazandırılabilir.İhtiyaç duyulan uzmanlaşma ve/veya çok disiplinli konulara hâkim olma hedefini yüksek lisans programlarıkarşılayabilir. Bu programlar, Bologna sürecine uyumlu olarak, 4+1 yılda veya tezli olması durumunda 4+1,5 yılda tamamlanacak şekilde tasarlanır. Doktora programları ise ülkenin araştırma potansiyelini artıracak ve ihtiyaç duyulan akademik kadrolarıyetiştirme amacıyla öncelikle ve genellikle araştırma üniversitelerininyetki ve sorumluluğundadır.Doktorayı tamamlamak konusuna göre ortalama 3-8 yıl alabilir. Ülkemizde doktora yapan elemanlar ağırlıklı olarak üniversitelerde, kamu ve özel sektörün AR-GE bölümlerinde istihdam edilmektedir. Alanlarına göre yoğunlukları değişmekle birlikte doktoralı elemanlar üniversitelerde araştırma işini yürütmektedirler. Kamuda başta AR-GE bölümleri olmak üzere pek çok doktoralı eleman çalışmaktadır. Özel sektör ise son yıllarda yaptığı AR-GE çalışmalarında doktoralı AR-GE elemanları istihdam etmektedir.Bu açıdan öncelikle doktoralı daha sonra da yüksek lisanlı eleman yetiştirmek araştırma ve AR-GE faaliyetlerinin ihtiyaç duyduğu elemanların bulunması bakımından son derece önem arz etmektedir. Maalesef ülkemizde beş AR-GE personelinden birinin doktora derecesi vardır. Kaynak: Yurdakul (2021) Yukarıdaki tablo ülkemizde 2011 ile 2020 yılları arasındaki yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin sayılarını vermektedir. Yüksek lisans öğrencilerinin sayıları 2019 yılına kadar artmış (86251) ancak küresel salgının etkisi ile yüksek lisans mezunlarının sayısı 2020’de keskin bir inişle 60828’e düşmüştür. Doktoralı eleman sayısı ise dalgalı bir şekilde artmış ancak 2019’da 8069 olan doktora mezunları sayısı 2020 yılında 7598’e inerek ciddi bir azalma göstermiştir. Ülkemizde lisansüstü mezunları için böyle azalmalar yaşanırken OECD ülkelerinde, özellikle Meksika, İspanya ve Birleşik Devletlerde doktoralı sayısı 2013 ve 2017 yılları arasında %8 büyümüştür. Artış hızı böyle devam ettiği takdirde OECD’de yaşayan gençlerin %2,3’nün doktora yapma şansının olacağı hesaplanmaktadır. Başka ülkelerdeki doktora mezunları sayıları ile karşılaştırmak içinaşağıdaki tablo verilmiştir. Ülke                            Doktora mezunu sayısı           Ülke                Doktora mezun sayısı ABD                                       92459                         İspanya                       21434 Almanya                                 53157                         Avusturalya                15300 Hindistan                                49300                         Kanada                       12099 İtalya                                      27555                         Türkiye                         7516 Japonya                                  27059                         Endonezya                   6599 Fransa                                     23037                         Rusya                           5223 G.Kore                                   22751                         G.Afrika                       5032 Dünyanın diğer ülkelerindeki doktora mezunları sayıları bu konudaki ciddi eksikliğimizi gözler önüne sermektedir. ABD’de bizden 12 kat ve Almanya’da bizden 7 kat fazla doktora mezunu vardır. Açıktır ki üniversitelerimiz ihtiyacımız olan doktora mezunlarını yetiştirememektedir. Aşağıdaki tablo 2018 yılından 2020 yılına kadar geçen üç yılda en fazla yüksek lisans ve doktora mezunu veren üniversiteler2020 baz alınıp sıralanmıştır. Tablonun soldaki bölümünde dikkati çeken bir husus sadece bir Vakıf üniversitesinin listeye girmiş olmasıdır. Doktora mezunu veren üniversitelerin yer aldığı tablonun sağ tarafında ise tek bir Vakıf Üniversitesi yoktur. Yıllardan beri Vakıf Üniversitelerine yöneltilen en ciddi eleştiri kendilerinin doktora elemanı yetiştirmeyip devlet üniversitelerinden öğretim elemanı almalarıdır. Vakıf Üniversitelerinin doktora mezunu vermemeleri hem öğretim üyesi temini açısından üniversiteleri hem de AR-GE elemanı temini açısından ülkedeki AR-GE faaliyetlerini etkilemektedir. Kaynak: Yurdakul vd. (2021) Doktora mezunu olmak yüksek istihdam ve gelir açısından özellikle özel sektörde çalışırlarsa kendilerine ve aynı zamanda ülkelerinin ekonomisine faydalı olmaktadır. Doktora öğrencileri üniversitelerde ve endüstride bilgi ve araştırmayı geliştirerek ekonomiyi daha yenilikçi hale getirmektedirler. Bu nedenledir ki Avusturalya, İtalya ve İsviçre gibi ülkeler doktora öğrencisi çekebilmek için okul ücretlerini düşürmekte ve Norveç ve İsviçre’de olduğu gibi onları öğrenci değil çalışan olarak görmektedirler. Nüfusumuza ve üniversite sayımıza göre az sayıda doktora mezunu yetiştirmemizin nedenleri nelerdir? Üniversitelerimiz bu ihtiyaca yeteri kadar duyarlı değildir. Bir zamanlar üniversite kontenjanlarında olduğu gibi dışardan bir zorlama olmaksızın bu konuda harekete geçmemektedirler. İkincisi üniversitelerimizin çoğu yeni üniversitelerdir ve henüz doktora derecesi verecek hazırlıkları ve donanımları yoktur. Üniversitenin bir doktora programı açmasında zorluklar vardır. Doktora programı açabilmek içinbiri profesör olan 6 hoca gerekmektedir ve bunlardan sadece birisi uluslararası hoca olabilir. Harvard Üniversitesinden 6 hoca Türkiye’de bir bölümde doktora programı açamaz. Bu zorluklar nedeniyle doktora yaptırmak eski ve köklü üniversitelerimizin üzerinde kalmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi bu konuda Vakıf Üniversitelerinin katkısı yetersizdir.Ülkemizde doktora yapma geleneği oturmamıştır ve ancak akademik kariyer için doktora yapılmaktadır. Üniversiteler sektörlerle daha yakın ilişkide olabilir ve sektörlerin fonladığı programlarda doktora mezunu verebilirler. Doktora yapan açısından doktora çalışmasının uzun zaman alması, doktora öğrencilerinin maddi olarak desteklenmemesi ve özellikle sosyal bilimlerde sadece akademide iş bulabilmeleri caydırıcı olmaktadır. YÖK’ün doktora öğrencilerine sağladığı maddi destek doktora çalışması sonunda kesildiği ve iş garantisi olmadığı için öğrencilere doktoraya başlama konusunda güven vermemektedir.Maddi olarak desteklenmeyen doktora öğrencilerinin bir bölümü çalışarak doktora yapmaktadır ki bu konsantre olmayı gerektiren doktora çalışması için olumsuz olmaktadır. Bu nedenle azımsanmayacak sayıda doktora öğrencisi doktora çalışmasını bırakmakzorunda kalmakta veya başka bir üniversitede sıfırdan başlamaktadır. Yurtdışında ve özellikle ABD’de doktoraya kabul edilen öğrencinin okul harcı ödenmekte ve ayrıca kendisine burs verilmektedir. YÖK’e düşen görev bir yandan üniversiteleri motive etmek bir yandan da özel sektörün ilgilendiği konularda öğrenciye verilecek bursu onlardan temin etmek için istedikleri doktora programlarının açılmasında üniversitelere destek vermektir. Böyleceçok geride kaldığımız doktora mezun sayımızı artırabilir ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunabiliriz.     Kaynakça: Yurdakul, S. Yıldırım, B. ve Şahin, S.A. (2021) Yükseköğretime bakış 2021:İzleme ve Değerlendirme Raporu. Ankara: Eğitim-Bir Sen Stratejik Araştırma Merkezi.
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2022 - Salı

Yükseköğretimin Ciddi Bir Sorunu: Yeterli Sayıda Doktoralı Eleman Üretememek!

Günümüzde ülkeler bilim sayesinde kalkınmakta ve diğer ülkelerle rekabetlerinde bu sayede öne geçebilmektedirler. Bilgi üretimi bu nedenle önemlidir ve bu görev ülkelerin eğitim sistemleri tarafından yerine getirilir. Eğitim kalkınmanın anahtarıdır. Eğitim öncelikle bilim üretme kapasitesi nedeniyle önemlidir ve ülkelerin kalkınmasına yardım eder. Üniversiteler sadece bilgi aktarımı yapılan yerler değil, daha önemlisi bilgi üretilen yerlerdir. Böylece ülkelerin bilgi birikimine katkıda bulunurlar. Bilgi üretmek içi devamlı araştırma yapmaları gerekir.

Araştırma yapmak iyi yetişmiş elemanlar ister. Her üniversite mezunundan üst düzeyde bilimsel araştırma yapmasını beklenemez. Onların araştırma yapabilecek donanımla teçhiz edilmeleri gerekir. Yüksek lisansta gerekli bazı araştırma yetenekleri kazandırılabilir.İhtiyaç duyulan uzmanlaşma ve/veya çok disiplinli konulara hâkim olma hedefini yüksek lisans programlarıkarşılayabilir. Bu programlar, Bologna sürecine uyumlu olarak, 4+1 yılda veya tezli olması durumunda 4+1,5 yılda tamamlanacak şekilde tasarlanır. Doktora programları ise ülkenin araştırma potansiyelini artıracak ve ihtiyaç duyulan akademik kadrolarıyetiştirme amacıyla öncelikle ve genellikle araştırma üniversitelerininyetki ve sorumluluğundadır.Doktorayı tamamlamak konusuna göre ortalama 3-8 yıl alabilir.

Ülkemizde doktora yapan elemanlar ağırlıklı olarak üniversitelerde, kamu ve özel sektörün AR-GE bölümlerinde istihdam edilmektedir. Alanlarına göre yoğunlukları değişmekle birlikte doktoralı elemanlar üniversitelerde araştırma işini yürütmektedirler. Kamuda başta AR-GE bölümleri olmak üzere pek çok doktoralı eleman çalışmaktadır. Özel sektör ise son yıllarda yaptığı AR-GE çalışmalarında doktoralı AR-GE elemanları istihdam etmektedir.Bu açıdan öncelikle doktoralı daha sonra da yüksek lisanlı eleman yetiştirmek araştırma ve AR-GE faaliyetlerinin ihtiyaç duyduğu elemanların bulunması bakımından son derece önem arz etmektedir. Maalesef ülkemizde beş AR-GE personelinden birinin doktora derecesi vardır.

Kaynak: Yurdakul (2021)

Yukarıdaki tablo ülkemizde 2011 ile 2020 yılları arasındaki yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin sayılarını vermektedir. Yüksek lisans öğrencilerinin sayıları 2019 yılına kadar artmış (86251) ancak küresel salgının etkisi ile yüksek lisans mezunlarının sayısı 2020’de keskin bir inişle 60828’e düşmüştür. Doktoralı eleman sayısı ise dalgalı bir şekilde artmış ancak 2019’da 8069 olan doktora mezunları sayısı 2020 yılında 7598’e inerek ciddi bir azalma göstermiştir.

Ülkemizde lisansüstü mezunları için böyle azalmalar yaşanırken OECD ülkelerinde, özellikle Meksika, İspanya ve Birleşik Devletlerde doktoralı sayısı 2013 ve 2017 yılları arasında %8 büyümüştür. Artış hızı böyle devam ettiği takdirde OECD’de yaşayan gençlerin %2,3’nün doktora yapma şansının olacağı hesaplanmaktadır.

Başka ülkelerdeki doktora mezunları sayıları ile karşılaştırmak içinaşağıdaki tablo verilmiştir.

Ülke                            Doktora mezunu sayısı           Ülke                Doktora mezun sayısı

ABD                                       92459                         İspanya                       21434

Almanya                                 53157                         Avusturalya                15300

Hindistan                                49300                         Kanada                       12099

İtalya                                      27555                         Türkiye                         7516

Japonya                                  27059                         Endonezya                   6599

Fransa                                     23037                         Rusya                           5223

G.Kore                                   22751                         G.Afrika                       5032

Dünyanın diğer ülkelerindeki doktora mezunları sayıları bu konudaki ciddi eksikliğimizi gözler önüne sermektedir. ABD’de bizden 12 kat ve Almanya’da bizden 7 kat fazla doktora mezunu vardır. Açıktır ki üniversitelerimiz ihtiyacımız olan doktora mezunlarını yetiştirememektedir.

Aşağıdaki tablo 2018 yılından 2020 yılına kadar geçen üç yılda en fazla yüksek lisans ve doktora mezunu veren üniversiteler2020 baz alınıp sıralanmıştır. Tablonun soldaki bölümünde dikkati çeken bir husus sadece bir Vakıf üniversitesinin listeye girmiş olmasıdır. Doktora mezunu veren üniversitelerin yer aldığı tablonun sağ tarafında ise tek bir Vakıf Üniversitesi yoktur. Yıllardan beri Vakıf Üniversitelerine yöneltilen en ciddi eleştiri kendilerinin doktora elemanı yetiştirmeyip devlet üniversitelerinden öğretim elemanı almalarıdır. Vakıf Üniversitelerinin doktora mezunu vermemeleri hem öğretim üyesi temini açısından üniversiteleri hem de AR-GE elemanı temini açısından ülkedeki AR-GE faaliyetlerini etkilemektedir.

Kaynak: Yurdakul vd. (2021)

Doktora mezunu olmak yüksek istihdam ve gelir açısından özellikle özel sektörde çalışırlarsa kendilerine ve aynı zamanda ülkelerinin ekonomisine faydalı olmaktadır. Doktora öğrencileri üniversitelerde ve endüstride bilgi ve araştırmayı geliştirerek ekonomiyi daha yenilikçi hale getirmektedirler. Bu nedenledir ki Avusturalya, İtalya ve İsviçre gibi ülkeler doktora öğrencisi çekebilmek için okul ücretlerini düşürmekte ve Norveç ve İsviçre’de olduğu gibi onları öğrenci değil çalışan olarak görmektedirler.

Nüfusumuza ve üniversite sayımıza göre az sayıda doktora mezunu yetiştirmemizin nedenleri nelerdir? Üniversitelerimiz bu ihtiyaca yeteri kadar duyarlı değildir. Bir zamanlar üniversite kontenjanlarında olduğu gibi dışardan bir zorlama olmaksızın bu konuda harekete geçmemektedirler. İkincisi üniversitelerimizin çoğu yeni üniversitelerdir ve henüz doktora derecesi verecek hazırlıkları ve donanımları yoktur. Üniversitenin bir doktora programı açmasında zorluklar vardır. Doktora programı açabilmek içinbiri profesör olan 6 hoca gerekmektedir ve bunlardan sadece birisi uluslararası hoca olabilir. Harvard Üniversitesinden 6 hoca Türkiye’de bir bölümde doktora programı açamaz. Bu zorluklar nedeniyle doktora yaptırmak eski ve köklü üniversitelerimizin üzerinde kalmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi bu konuda Vakıf Üniversitelerinin katkısı yetersizdir.Ülkemizde doktora yapma geleneği oturmamıştır ve ancak akademik kariyer için doktora yapılmaktadır. Üniversiteler sektörlerle daha yakın ilişkide olabilir ve sektörlerin fonladığı programlarda doktora mezunu verebilirler.

Doktora yapan açısından doktora çalışmasının uzun zaman alması, doktora öğrencilerinin maddi olarak desteklenmemesi ve özellikle sosyal bilimlerde sadece akademide iş bulabilmeleri caydırıcı olmaktadır. YÖK’ün doktora öğrencilerine sağladığı maddi destek doktora çalışması sonunda kesildiği ve iş garantisi olmadığı için öğrencilere doktoraya başlama konusunda güven vermemektedir.Maddi olarak desteklenmeyen doktora öğrencilerinin bir bölümü çalışarak doktora yapmaktadır ki bu konsantre olmayı gerektiren doktora çalışması için olumsuz olmaktadır. Bu nedenle azımsanmayacak sayıda doktora öğrencisi doktora çalışmasını bırakmakzorunda kalmakta veya başka bir üniversitede sıfırdan başlamaktadır. Yurtdışında ve özellikle ABD’de doktoraya kabul edilen öğrencinin okul harcı ödenmekte ve ayrıca kendisine burs verilmektedir.

YÖK’e düşen görev bir yandan üniversiteleri motive etmek bir yandan da özel sektörün ilgilendiği konularda öğrenciye verilecek bursu onlardan temin etmek için istedikleri doktora programlarının açılmasında üniversitelere destek vermektir. Böyleceçok geride kaldığımız doktora mezun sayımızı artırabilir ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunabiliriz.

 

 

Kaynakça:

Yurdakul, S. Yıldırım, B. ve Şahin, S.A. (2021) Yükseköğretime bakış 2021:İzleme ve Değerlendirme Raporu. Ankara: Eğitim-Bir Sen Stratejik Araştırma Merkezi.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.