Selim Çoraklı
Köşe Yazarı
Selim Çoraklı
 

Şeytani Diyalektler

Allah (cc) kurduğu sistemde kötülüğün temsilcisi olarak Şeytanı yaratmıştır. Bu açıdan Allah’a ibadet (kul) olması için yaratılan insanın da en büyük düşmanı Şeytandır. İnsan Şeytandan korunabildiği müddetçe insan kalabilir. Aksine kendisine gösterilen yol ve yöntemlerle Şeytanı kovmayı başaramazsa şeytanlaşır ve Şeytanın talebesi olur. İslam, Müslümanları Şeytandan Allah(cc)’a sığınmaya çağırır. Şeytandan kaçındıktan ve korunduktan sonra da bütün meselelere Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerine sığınılarak giriş yapmayı emreder. Bu anlamda “Euzu billahi mineşşeytanirracim” bir paroladır. Şeytandan Allah’a sığınmanın gerekliliği,“Kur’an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl, 98) ayetinde geçen ve “İstiaze” olarak adlandırılan bir nevi duadır. “Allah’a sığın”anlamına gelen “İstiaze”kelimenin söylenişi ise“Euzu billahi mineşşeytanirracim”şeklindedir. Manası ise, “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.” demektir. Özellikle Allah(cc)’ın kelamı olan Kur’an okumaya, araştırmaya ve anlamaya başlarken “Euzu billahi mineşşeytanirracim” demek, “Ey Rabbim! Senin kitabına giriş yaparken her türlü şeytani düşünceden, peşin hükümden, ön yargıdan, yanlış olabilecek yorumlardan, kalbimde kötü düşüncelerinin oluşmasından ve dilimden yalan ifadeler çıkmasından Sana sığınıyorum.” anlamlarını da içerir. Kur’an’a bu sığınma ile girmeye hazırlanan kişi ardından da kısaca “Besmele” dediğimiz, “Bismillahirrahmanirrahim.”(Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum.” Diyerek Allah’a teslim olur. Bu sığınma ve teslimiyet yaşanmadan Kur’an’a bakan kimselerin kalbi vesveseyle, fikri şeytani diyalektlerle dolar. Şeytanın musallat olmadığı kimse yoktur. Şeytan insana musallat olarak onun önce imanını, sonra da amelini çalmaya çalışır. Yukarıdan beri Şeytandan Allah(cc)’a sığınma ile ilgili bazı özet bilgileri vermemin sebebi günümüzde Şeytanın talebesi olan ateist (inkarcı-Kafir) kişilerin yönettiği bazı forumlarda Müslümanların kafasını karıştırmak için Kur’an hakkında “Kur’an’da çelişkili ayetler vardır.” Şeklinde ürettikleri şeytani diyaleklerdir. Bazı saf Müslümanlarda bunları okuyarak inandıkları Allah(cc)’ın kelamı olan Kur’an’da çelişki olabileceği şüphesine düşmektedirler. Aslında ateistler bu tür şeytani fikirleri üretirken ciddi anlamda şeytanlık yapmakta, metinleri bağlamından kopararak işlerine gelen yeri cımbızlayarak kesip almakta ve böylelikle zihinlerde karışıklık yapmaya çalışmaktadırlar. Bunların taktiği bir Bektaşi fıkrasında anlatıldığı gibidir. Adamın biri Bektaşi’nin namaz kılmadığını görünce neden kılmadığını sorar. Bektaşi’nin namaz kılmaya niyeti olmadığı için cerbeze yaparak, “Kur’an okurken namaza yaklaşmayın ayetini gördüm.” Diye cevap verir. Bunun bir çarpıtma olduğunu bilen adam, “Peki ayetin önündeki sarhoşken kelimesini görmedin mi?” diye sorunca da Bektaşi yine Şeytani bir diyalekt ile, “Ben hafız değilim ki!” diye cevap verir. Bugün ateist forumlarında paylaşılan yazıların tümü Kur’an’a Bektaşi mantığıyla bakması türünden bir yaklaşımla oluşturulmuştur. Kur’an-ı Kerim günümüzden 14 asır önce Resul olan Hz. Muhammed’e (sav) 23 yıl  içerisinde ceste ceste indirilmiştir. İlk inişinden bugüne kadar milyarlarca insan,Kur’an’ın Allah (cc) katından ve O’nun kelamı olduğuna iman etti ve hayatlarını bunagöre düzenlediler. Zaten meseleye ilmi olarak yaklaşanlar Kur’an’ın sahip olduğu üslup, içindeki ilmiayet ve mucizeler, içtimai kanunlar hakkında verilenbilgiler ve insan psikolojisi hakkında yapılmış olan yorumlar ile onun ilahi bir kitap olduğunu ortaya koymuşlardır. İnananlar Kur’an’ın Allah (cc) katından olmasından asla şüphe etmezler. Kur’an’ı yol gösteren en büyük rehber olarak kabul ederler. “İçinde asla şüphe olmayan bu kitap yolunda gitmek isteyenler için bir rehberdir.” (Bakara, 2) ayeti inananlara nasıl davranmaları gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Zaten, “Onlar hâlâ Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tanbaşkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar, çelişkiler ve ihtilaflarbulacaklardı.” (Nisa, 42)ayeti “Kur’an’da çelişki var.” Diye iddia eden inkarcıların ağzına gereken tokadı vurmaktadır. Kur’an indiği günden beri inkarcılara meydan okuyarak bu kitabın bir benzerinin getirilemeyeceğini beyan eder. Bunca senedir nice düşmanlar yanlarına liderleri şeytanı da alarak bu meydan okumaya cevap verememişlerdir. Günümüz kafir ve münafıklarının temsilcileri olan ateistlerin Kur’an’da çelişki olduğu iddiasıyla ileri sürdükleri fikirlerin ve söz konusu edilen ayetlerin iddia ettikleriyle hiçbir alakası yoktur. İlmi bir çalıma da asla mevcut değildir. yapılan karalamalar tamamıyla düşmanlık saikiyle ortaya konulan safsatalardan başka bir şey ifade etmemektedir.  Ayetler bağlamından koparılarak farklı yorumlarla gerçek anlamı dışında sonuçlara ulaştırılmaya çalışılmıştır. Kuran’a yönelik bu iddialarincelendiğinde sorunun Düşmanlık hisleriyle beslenen bu iddiaları ortaya atan kişilerin yanlış yol ve yöntem takip ettiklerini görmekteyiz. En büyük hataları ayetler hakkında bilgi eksikliği veya ayetleri Türkçe’ye çeviren kişinin verdiği yanlış manalardan oluşmaktadır. Şeytani bir diyalekt ile yanlış tercüme edilmiş mealler seçilerek ayetler arasında birçelişki olduğu safsatası ortaya atılmaktadır. Yine Kur’an’ın inzalinden 250 yıl sonra hadis külliyatları içine sızdırılan uydurma metinlerin Kur’an’da olduğu iddiası ileri sürülmektedir. Bu ise tam bir cahiliye örneğidir. Hadis diye rivayet edilen bazı uydurma metinlerde anlatılan olaylar dine mal edilerek güya İslam dininde çelişkiler olduğunu ileri sürmektir. Bunun dışındaki bazı iddialar ise tamamıyla  iddiada bulunan kişilerin anlayış eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Zaten ilmi yaklaşımlardan uzak bir tavırla ayetler arasında çelişki var iddialarının altında İslam’a olan düşmanlık yatmaktadır. Günümüzde bu şeytanca ileri sürülen iddialara yakalananların varlıkları safsatalarının sosyal medyada yayılmasıyla çok olduğu zannedilmektedir. Halbuki bazı ateist forumlarda ileri sürülen iddialar kopyalanarak değişik sosyal medya kanallarında yayınlanmaktadır. Bu iddiaları gerçek zanneden bazı saf insanlar da anlatılanlara kanarak güya Kur’an’da çelişki olduğunu zannına kapılmaktadırlar. Geçenlerde sosyal medyada ilk defa karşılaştığım biri bana bu türden şöyle bir soru sordu: “Selim Bey. Kur’an neden kar ve kıştan bahsetmez. Kur’an’da birçok çelişkiler var. Kur’an’daki çelişkili ayetler hakkında ne düşünüyorsun? Bir de Ahzab suresi 50. ayetinin anlamını merak ediyorum.” Soruyu soranı tanımıyordum. Ancak kullandığı metindeki, “Kur’an’da birçok çelişkiler var.” Şeklindeki iddiayı ileri süren bu kişinin ya ateist biri yada sorduğu sorunun ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar İslam itikadından habersiz biri olduğunu ortaya koymaktaydı. Bu sebeple kendisine, “Bu soruyu ateist biri olarak mı, yoksa öğrenmek isteyen biri olarak mı soruyorsun?” diye sorma gereği duydum. Verdiği cevap bu arkadaşın bir şey öğrenmekle ilgili bir gayesinin olmadığını ve cerbeze yapmak istediğini ortaya koymaktaydı. Bu sebeple genel bir cevap verme yolunu tercih ettim: “Kur’an’a doğru yaklaşmak gerekir. Çünkü Kur’an’ın genel  maksadı TEVHİT, NÜBÜVVET, HAŞİR VE ADALETİ anlatmaktır. Kur’an sosyal bilimler ansiklopedisi değil ki her şeyin detayından bahsetsin. Kaldı ki Kur’an’da değişik yağış biçimlerinden bahisler vardır. Ahzab suresi 50. Ayetin tefsiri içinde Diyanet’in tefsirine bakabilirsiniz.” Niyetim onu Diyanet tefsirine yöneltmek ve sorduğu sorunun cevabını öğrendiğindeki tepkisini ölçmekti. Arkadaş bahsettiğim ayetin tefsirine bile bakmaya tenezzül etmeden ateist forumlardan kopyaladığı bir sürü safsatayı, “Kur’an’daki çelişkiler.” Diye bana gönderdi. Çelişki dediği ayetler yukarıda anlattığım Bektaşi mantığıyla cımbızlayıp aldığı ayetlerdi. Bu tür iddialara verilen cevaplar hem ilmi mahfillerde hem de internet ortamında çokça vardır. Bunlardan alıp cevaplama yerine onun kafasındaki çelişkileri giderecek tokmak hükmünde şu cevapları verdim: “Bütün iman esasları gibi Kur’an’a (kitaplara) iman gayb meselesidir. Kur’an’da çelişki var iddialarını ileri sürenler Bektaşi mantığıyla hareket edip ayetlerin öncesini ve sonrasını nazara almadan cımbızlayan iman yoksunu şeytanın talebeleridir. Kur’an inananlar için Allah(cc)’ın kelamıdır. Kur’an’da çelişki var diyen haşa Allah bu işleri bilmiyor diye iddia eden inkarcı ateistlerdir. Bu ateistler/inkarcılar Kur’an’a yaklaşırken şeytandan Allah’a sığınmadıkları için Şeytan onların kafalarını çelişki ile doldurmalarına ön ayak olmuştur. İman edenler Allah’ın kelamı olan Kur’an’da çelişki olduğuna inanmaz. Şeytani diyalektle yaklaşanlar ise kafalarındaki çelişkiyi Kur’an’da var zannederler. Sizin paylaştığınız çelişki var denilen metin ayetlerin tamamı yazılmadan, öncesine sonrasına bakılmadan, iniş sebepleri bilinmeden şeytani bir anlayış ve niyetle yazılmışolduğunu gördüm. Ateist forumlarda bunlara benzer yüzlerce yazı  var. Allah’a, Kur’an’a, ahirete ve bütün iman esaslarına inanan Müslümanlar Allah’ın alim olduğuna, her şeyi bildiğine, kelamı olan Kur’an kitabında asla çelişki olmadığına inanır. Kur’an’ın mucize bir metin olduğunu binlerce delille ispat eder. Bu gerçekleri de insanlara anlatırlar. İnanan inanır, inanmayanın cehenneme kadar yolu var derler. Kur'an'da yaklaşık 17 Surede 300 küsur ayette münafıklardan bahsedilmiştir. Sadece Tevbe Suresi’nde 50 kadar ayetin konusu münafıklardır. Yani Kur'an'ın her yirmi ayetinden biri münafıkların ve inkarcıların bu türden iftiralarına karşı bizi uyarmaktadır. Bu hususta iki şeye dikkat etmeni dilerim: Birincisi, ben mü’min miyim?,  Kur'an'ın anlattığı münafıkların özellikleri mi bende çok, yoksa mü’minlerin özellikleri mi?diye kendine sor? İkincisi, her iddia edilen şeye inanma. Araştır, incele ve gerçeği görmeye çalış. Yoksa şeytan ve insan dostları sizi sapıttırabilir.” ** Soruyu soran kişinin maksadı öğrenmek olsaydı, bu hususu araştıracağım der ve meseleyi araştırmaya giderdi. Ancak bana verdiği cevap bu kişinin öğrenmek maksadı olmayan biri olduğunu ortaya koyuyordu: “Selim Bey. Siz hep bir mazeret arıyorsunuz. İniş zamanı süresi o günkü koşullar için geçerlidir. Allah'ın ayeti bu. 6 günde içinde 2 milyar yıldız bulunduran 2 milyardan fazla galaksi yaratan Allah'tan bahsediyoruz. Sıkıştığınızda ve cevap bulamadığınızda ateist deyip geçiyorsunuz. Lütfen samimi bir şekilde inceleyin. Kur’an kar ve kıştan bahsetmez. Hiç uyduruk fetvalara gerek yok. Kur’an 2 milyardan fazla galaksi yaratmış herşeyi öncesini ve sonrasını bilen Allah'ın yazacağı bir kitap değil boşuna mucize aramayın.” Yaklaşımın ne kadar cahil olduğu paylaştığı metinden de anlaşılmaktadır. 2 milyar galaksi olduğunu söylemesi bile bu husustaki bilgisinin kıtlığını göstermektedir. Bu tür safsatalara inananların verilecek cevaplara inanması zordur. Bu açıdan yine gelen olarak şunları yazdım: “Kur’an’dan şüphesi olan kişi kitaplara iman şartını ihlal ettiği için asla Müslüman olmaz. Zaten Allah (cc) insana bu dünyada kendini bile inkar etme özgürlüğü vermiş. İnsan bu dünyada isteyen istediğine inanır özgürlüğüne sahiptir. Ebu Cehil ve Ebu Lehep gibi inkarcılar Resulullah (sav) döneminde de aynı iddialarda bulundular ve haşa Kur’an’ı cinlerden ve şeytanlardan alarak yazdığını bile iddia ettiler. Devir değişmedi ve kıyamete kadar da değişmeyecek. İman edenler olacağı gibi inkarcılar da olacaktır. Arif NihatAsya bu hususta “Ebu Lehep ölmedi ya Resulullah, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor.” Diyerek bu gerçeği çok veciz bir şiirle ortaya koymuştur.  Şirk ve inkar kıyamete kadar devam edecektir. Kur’an’daki anlaşılması müşkül ayetlerle (çelişkili değil)  ilgili eskiden de şimdi de bir çok ilmi çalışma yapılmıştır. Öğrenmek isteyen bu alandaki literatürü bulup inceler.Niyetiniz öğrenmek ise bu hususta yazılan eserlere ve tefsirlere bakabilirsiniz.” İddialarının birer safsatadan olduğunu bilen bu kişi mesele hakkındaki cehaletini daha fazla sürdürmeden yazışmayı bıraktı. Sosyal medyada gezerken bu türden safsatalara rastlayanların zikredilen alanda yazılmış ve Kur’an’da çelişki olmadığını gösteren çok geniş ilmi çalışmalar olduğunu bilmelerini isterim. Bu hususta gerçekten bir şeyler öğrenmek isteyenler için, Doç. Dr. Halis Aydemir’in, “Kur’an’da Hata Yoktur ve  “Bülent Tatlıcan’ın kaleme aldığı “Kur’an’da Çelişki Yoktur.” Kitabını tavsiye ederim.  
Ekleme Tarihi: 26 Ekim 2021 - Salı

Şeytani Diyalektler

Allah (cc) kurduğu sistemde kötülüğün temsilcisi olarak Şeytanı yaratmıştır. Bu açıdan Allah’a ibadet (kul) olması için yaratılan insanın da en büyük düşmanı Şeytandır.

İnsan Şeytandan korunabildiği müddetçe insan kalabilir. Aksine kendisine gösterilen yol ve yöntemlerle Şeytanı kovmayı başaramazsa şeytanlaşır ve Şeytanın talebesi olur.

İslam, Müslümanları Şeytandan Allah(cc)’a sığınmaya çağırır. Şeytandan kaçındıktan ve korunduktan sonra da bütün meselelere Allah’ın Rahman ve Rahim isimlerine sığınılarak giriş yapmayı emreder. Bu anlamda “Euzu billahi mineşşeytanirracim” bir paroladır.

Şeytandan Allah’a sığınmanın gerekliliği,“Kur’an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” (Nahl, 98) ayetinde geçen ve “İstiaze” olarak adlandırılan bir nevi duadır.

“Allah’a sığın”anlamına gelen “İstiaze”kelimenin söylenişi ise“Euzu billahi mineşşeytanirracim”şeklindedir. Manası ise, “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.” demektir.

Özellikle Allah(cc)’ın kelamı olan Kur’an okumaya, araştırmaya ve anlamaya başlarken “Euzu billahi mineşşeytanirracim” demek, “Ey Rabbim! Senin kitabına giriş yaparken her türlü şeytani düşünceden, peşin hükümden, ön yargıdan, yanlış olabilecek yorumlardan, kalbimde kötü düşüncelerinin oluşmasından ve dilimden yalan ifadeler çıkmasından Sana sığınıyorum.” anlamlarını da içerir.

Kur’an’a bu sığınma ile girmeye hazırlanan kişi ardından da kısaca “Besmele” dediğimiz, “Bismillahirrahmanirrahim.”(Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum.” Diyerek Allah’a teslim olur.

Bu sığınma ve teslimiyet yaşanmadan Kur’an’a bakan kimselerin kalbi vesveseyle, fikri şeytani diyalektlerle dolar.

Şeytanın musallat olmadığı kimse yoktur. Şeytan insana musallat olarak onun önce imanını, sonra da amelini çalmaya çalışır.

Yukarıdan beri Şeytandan Allah(cc)’a sığınma ile ilgili bazı özet bilgileri vermemin sebebi günümüzde Şeytanın talebesi olan ateist (inkarcı-Kafir) kişilerin yönettiği bazı forumlarda Müslümanların kafasını karıştırmak için Kur’an hakkında “Kur’an’da çelişkili ayetler vardır.” Şeklinde ürettikleri şeytani diyaleklerdir.

Bazı saf Müslümanlarda bunları okuyarak inandıkları Allah(cc)’ın kelamı olan Kur’an’da çelişki olabileceği şüphesine düşmektedirler.

Aslında ateistler bu tür şeytani fikirleri üretirken ciddi anlamda şeytanlık yapmakta, metinleri bağlamından kopararak işlerine gelen yeri cımbızlayarak kesip almakta ve böylelikle zihinlerde karışıklık yapmaya çalışmaktadırlar.

Bunların taktiği bir Bektaşi fıkrasında anlatıldığı gibidir.

Adamın biri Bektaşi’nin namaz kılmadığını görünce neden kılmadığını sorar. Bektaşi’nin namaz kılmaya niyeti olmadığı için cerbeze yaparak, “Kur’an okurken namaza yaklaşmayın ayetini gördüm.” Diye cevap verir. Bunun bir çarpıtma olduğunu bilen adam, “Peki ayetin önündeki sarhoşken kelimesini görmedin mi?” diye sorunca da Bektaşi yine Şeytani bir diyalekt ile, “Ben hafız değilim ki!” diye cevap verir.

Bugün ateist forumlarında paylaşılan yazıların tümü Kur’an’a Bektaşi mantığıyla bakması türünden bir yaklaşımla oluşturulmuştur.

Kur’an-ı Kerim günümüzden 14 asır önce Resul olan Hz. Muhammed’e (sav) 23 yıl  içerisinde ceste ceste indirilmiştir. İlk inişinden bugüne kadar milyarlarca insan,Kur’an’ın Allah (cc) katından ve O’nun kelamı olduğuna iman etti ve hayatlarını bunagöre düzenlediler. Zaten meseleye ilmi olarak yaklaşanlar Kur’an’ın sahip olduğu üslup, içindeki ilmiayet ve mucizeler, içtimai kanunlar hakkında verilenbilgiler ve insan psikolojisi hakkında yapılmış olan yorumlar ile onun ilahi bir kitap olduğunu ortaya koymuşlardır.

İnananlar Kur’an’ın Allah (cc) katından olmasından asla şüphe etmezler. Kur’an’ı yol gösteren en büyük rehber olarak kabul ederler. “İçinde asla şüphe olmayan bu kitap yolunda gitmek isteyenler için bir rehberdir.” (Bakara, 2) ayeti inananlara nasıl davranmaları gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Zaten, “Onlar hâlâ Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tanbaşkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar, çelişkiler ve ihtilaflarbulacaklardı.” (Nisa, 42)ayeti “Kur’an’da çelişki var.” Diye iddia eden inkarcıların ağzına gereken tokadı vurmaktadır.

Kur’an indiği günden beri inkarcılara meydan okuyarak bu kitabın bir benzerinin getirilemeyeceğini beyan eder. Bunca senedir nice düşmanlar yanlarına liderleri şeytanı da alarak bu meydan okumaya cevap verememişlerdir.

Günümüz kafir ve münafıklarının temsilcileri olan ateistlerin Kur’an’da çelişki olduğu iddiasıyla ileri sürdükleri fikirlerin ve söz konusu edilen ayetlerin iddia ettikleriyle hiçbir alakası yoktur. İlmi bir çalıma da asla mevcut değildir. yapılan karalamalar tamamıyla düşmanlık saikiyle ortaya konulan safsatalardan başka bir şey ifade etmemektedir.  Ayetler bağlamından koparılarak farklı yorumlarla gerçek anlamı dışında sonuçlara ulaştırılmaya çalışılmıştır. Kuran’a yönelik bu iddialarincelendiğinde sorunun Düşmanlık hisleriyle beslenen bu iddiaları ortaya atan kişilerin yanlış yol ve yöntem takip ettiklerini görmekteyiz.

En büyük hataları ayetler hakkında bilgi eksikliği veya ayetleri Türkçe’ye çeviren kişinin verdiği yanlış manalardan oluşmaktadır. Şeytani bir diyalekt ile yanlış tercüme edilmiş mealler seçilerek ayetler arasında birçelişki olduğu safsatası ortaya atılmaktadır.

Yine Kur’an’ın inzalinden 250 yıl sonra hadis külliyatları içine sızdırılan uydurma metinlerin Kur’an’da olduğu iddiası ileri sürülmektedir. Bu ise tam bir cahiliye örneğidir. Hadis diye rivayet edilen bazı uydurma metinlerde anlatılan olaylar dine mal edilerek güya İslam dininde çelişkiler olduğunu ileri sürmektir.

Bunun dışındaki bazı iddialar ise tamamıyla  iddiada bulunan kişilerin anlayış eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Zaten ilmi yaklaşımlardan uzak bir tavırla ayetler arasında çelişki var iddialarının altında İslam’a olan düşmanlık yatmaktadır.

Günümüzde bu şeytanca ileri sürülen iddialara yakalananların varlıkları safsatalarının sosyal medyada yayılmasıyla çok olduğu zannedilmektedir. Halbuki bazı ateist forumlarda ileri sürülen iddialar kopyalanarak değişik sosyal medya kanallarında yayınlanmaktadır. Bu iddiaları gerçek zanneden bazı saf insanlar da anlatılanlara kanarak güya Kur’an’da çelişki olduğunu zannına kapılmaktadırlar.

Geçenlerde sosyal medyada ilk defa karşılaştığım biri bana bu türden şöyle bir soru sordu:

Selim Bey. Kur’an neden kar ve kıştan bahsetmez. Kur’an’da birçok çelişkiler var. Kur’an’daki çelişkili ayetler hakkında ne düşünüyorsun? Bir de Ahzab suresi 50. ayetinin anlamını merak ediyorum.”

Soruyu soranı tanımıyordum. Ancak kullandığı metindeki, “Kur’an’da birçok çelişkiler var.” Şeklindeki iddiayı ileri süren bu kişinin ya ateist biri yada sorduğu sorunun ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar İslam itikadından habersiz biri olduğunu ortaya koymaktaydı. Bu sebeple kendisine, “Bu soruyu ateist biri olarak mı, yoksa öğrenmek isteyen biri olarak mı soruyorsun?” diye sorma gereği duydum.

Verdiği cevap bu arkadaşın bir şey öğrenmekle ilgili bir gayesinin olmadığını ve cerbeze yapmak istediğini ortaya koymaktaydı. Bu sebeple genel bir cevap verme yolunu tercih ettim:

“Kur’an’a doğru yaklaşmak gerekir. Çünkü Kur’an’ın genel  maksadı TEVHİT, NÜBÜVVET, HAŞİR VE ADALETİ anlatmaktır. Kur’an sosyal bilimler ansiklopedisi değil ki her şeyin detayından bahsetsin. Kaldı ki Kur’an’da değişik yağış biçimlerinden bahisler vardır. Ahzab suresi 50. Ayetin tefsiri içinde Diyanet’in tefsirine bakabilirsiniz.”

Niyetim onu Diyanet tefsirine yöneltmek ve sorduğu sorunun cevabını öğrendiğindeki tepkisini ölçmekti. Arkadaş bahsettiğim ayetin tefsirine bile bakmaya tenezzül etmeden ateist forumlardan kopyaladığı bir sürü safsatayı, “Kur’an’daki çelişkiler.” Diye bana gönderdi.

Çelişki dediği ayetler yukarıda anlattığım Bektaşi mantığıyla cımbızlayıp aldığı ayetlerdi. Bu tür iddialara verilen cevaplar hem ilmi mahfillerde hem de internet ortamında çokça vardır. Bunlardan alıp cevaplama yerine onun kafasındaki çelişkileri giderecek tokmak hükmünde şu cevapları verdim:

“Bütün iman esasları gibi Kur’an’a (kitaplara) iman gayb meselesidir. Kur’an’da çelişki var iddialarını ileri sürenler Bektaşi mantığıyla hareket edip ayetlerin öncesini ve sonrasını nazara almadan cımbızlayan iman yoksunu şeytanın talebeleridir. Kur’an inananlar için Allah(cc)’ın kelamıdır. Kur’an’da çelişki var diyen haşa Allah bu işleri bilmiyor diye iddia eden inkarcı ateistlerdir. Bu ateistler/inkarcılar Kur’an’a yaklaşırken şeytandan Allah’a sığınmadıkları için Şeytan onların kafalarını çelişki ile doldurmalarına ön ayak olmuştur.

İman edenler Allah’ın kelamı olan Kur’an’da çelişki olduğuna inanmaz. Şeytani diyalektle yaklaşanlar ise kafalarındaki çelişkiyi Kur’an’da var zannederler.

Sizin paylaştığınız çelişki var denilen metin ayetlerin tamamı yazılmadan, öncesine sonrasına bakılmadan, iniş sebepleri bilinmeden şeytani bir anlayış ve niyetle yazılmışolduğunu gördüm. Ateist forumlarda bunlara benzer yüzlerce yazı  var. Allah’a, Kur’an’a, ahirete ve bütün iman esaslarına inanan Müslümanlar Allah’ın alim olduğuna, her şeyi bildiğine, kelamı olan Kur’an kitabında asla çelişki olmadığına inanır. Kur’an’ın mucize bir metin olduğunu binlerce delille ispat eder. Bu gerçekleri de insanlara anlatırlar. İnanan inanır, inanmayanın cehenneme kadar yolu var derler.

Kur'an'da yaklaşık 17 Surede 300 küsur ayette münafıklardan bahsedilmiştir. Sadece Tevbe Suresi’nde 50 kadar ayetin konusu münafıklardır. Yani Kur'an'ın her yirmi ayetinden biri münafıkların ve inkarcıların bu türden iftiralarına karşı bizi uyarmaktadır.

Bu hususta iki şeye dikkat etmeni dilerim:

Birincisi, ben mü’min miyim?,  Kur'an'ın anlattığı münafıkların özellikleri mi bende çok, yoksa mü’minlerin özellikleri mi?diye kendine sor?

İkincisi, her iddia edilen şeye inanma. Araştır, incele ve gerçeği görmeye çalış. Yoksa şeytan ve insan dostları sizi sapıttırabilir.”

**

Soruyu soran kişinin maksadı öğrenmek olsaydı, bu hususu araştıracağım der ve meseleyi araştırmaya giderdi. Ancak bana verdiği cevap bu kişinin öğrenmek maksadı olmayan biri olduğunu ortaya koyuyordu:

“Selim Bey. Siz hep bir mazeret arıyorsunuz. İniş zamanı süresi o günkü koşullar için geçerlidir. Allah'ın ayeti bu. 6 günde içinde 2 milyar yıldız bulunduran 2 milyardan fazla galaksi yaratan Allah'tan bahsediyoruz. Sıkıştığınızda ve cevap bulamadığınızda ateist deyip geçiyorsunuz. Lütfen samimi bir şekilde inceleyin. Kur’an kar ve kıştan bahsetmez. Hiç uyduruk fetvalara gerek yok. Kur’an 2 milyardan fazla galaksi yaratmış herşeyi öncesini ve sonrasını bilen Allah'ın yazacağı bir kitap değil boşuna mucize aramayın.”

Yaklaşımın ne kadar cahil olduğu paylaştığı metinden de anlaşılmaktadır. 2 milyar galaksi olduğunu söylemesi bile bu husustaki bilgisinin kıtlığını göstermektedir.

Bu tür safsatalara inananların verilecek cevaplara inanması zordur. Bu açıdan yine gelen olarak şunları yazdım:

“Kur’an’dan şüphesi olan kişi kitaplara iman şartını ihlal ettiği için asla Müslüman olmaz. Zaten Allah (cc) insana bu dünyada kendini bile inkar etme özgürlüğü vermiş. İnsan bu dünyada isteyen istediğine inanır özgürlüğüne sahiptir.

Ebu Cehil ve Ebu Lehep gibi inkarcılar Resulullah (sav) döneminde de aynı iddialarda bulundular ve haşa Kur’an’ı cinlerden ve şeytanlardan alarak yazdığını bile iddia ettiler. Devir değişmedi ve kıyamete kadar da değişmeyecek. İman edenler olacağı gibi inkarcılar da olacaktır. Arif NihatAsya bu hususta “Ebu Lehep ölmedi ya Resulullah, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor.” Diyerek bu gerçeği çok veciz bir şiirle ortaya koymuştur.  Şirk ve inkar kıyamete kadar devam edecektir. Kur’an’daki anlaşılması müşkül ayetlerle (çelişkili değil)  ilgili eskiden de şimdi de bir çok ilmi çalışma yapılmıştır. Öğrenmek isteyen bu alandaki literatürü bulup inceler.Niyetiniz öğrenmek ise bu hususta yazılan eserlere ve tefsirlere bakabilirsiniz.”

İddialarının birer safsatadan olduğunu bilen bu kişi mesele hakkındaki cehaletini daha fazla sürdürmeden yazışmayı bıraktı.

Sosyal medyada gezerken bu türden safsatalara rastlayanların zikredilen alanda yazılmış ve Kur’an’da çelişki olmadığını gösteren çok geniş ilmi çalışmalar olduğunu bilmelerini isterim. Bu hususta gerçekten bir şeyler öğrenmek isteyenler için, Doç. Dr. Halis Aydemir’in, “Kur’an’da Hata Yoktur ve  “Bülent Tatlıcan’ın kaleme aldığı “Kur’an’da Çelişki Yoktur.” Kitabını tavsiye ederim.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.