Selçuk Özdağ
Köşe Yazarı
Selçuk Özdağ
 

Nefsimin İktidarı Gidiyor, Milletin İktidarı Geliyor

Artık gece yarısı kararları ile idare ediliyoruz. Bir gece merkez bankası başkanı değiştiriliyor. Bir başka  gece sıra yardımcılarına geliyor. Gece kararlarının faturası sabah çıkıyor. Döviz fırlıyor, akaryakıt tahammül edilemez bir noktaya çıkıyor. Bu şekilde devam ederse insanlar araçlarını garajlardan çıkaramayacak. Önemli olan bir şeye sahip olmak değil, onu kullanabilecek imkanlara da sahip olmaktır. Keyfiliğin kuralların önüne geçtiği hiç bir yerde başarı elde edilemez. CB sistemine geçtiğimizden beri her alanda geriliyoruz. Hala kimsenin umurunda değil. Ayrıcalıklı ihaleler devam ediyor. Kamu ihale kanununu onlarca defa değiştirmek yetmiyormuş gibi bir defa daha değiştiriliyor. Yandaş vakıflara vergi istisnası getiriliyor. Yandaş müteahhitlerin vergi borçları siliniyor. Bankalar kredilerini iktidara yakın olanlara özgülüyor. Emekli 1500-1600 TL'ye talim ederken, yandaşa 5-6 maaş verilmekte sakınca görülmüyor. Bir taraf alabildiğine zenginleşirken, öbür taraf alabildiğe fakirleşiyor. Kamuya personel alımlarında aynı adaletsizlik sürüyor. KPSS giderek anlamsız hale geldi. Sınav kazanmanın, üniversite bitirmenin artık hiçbir anlamı yok. Niye yok? Çünkü iş bulma ihtimalinin liyakatle hiçbir alakası yok. Saray'a, TÜGVA'ya ne kadar yakınsanız, ekmeğe o kadar yakınsınız demektir. Düne kadar kul hakkı yiyen FETÖ'den bahsediyorduk. Sınavlarda yapılan yolsuzluktan, soru çalmalardan söz ediyorduk. Onu takbih edenler, bugün daha kötüsünü yapıyor. TÜGVA devletin neresinde duruyor, bura iş ve işçi bulma kurumu mu? Yoksa liyakat belirleme dairesi mi? Bu ülke hepimizin, bu devletin paydaşı 84 milyon insanımızın her biridir. Bir insan paydaşı olduğu devletten haksızlık, ayrımcılık görürse ne hisseder. TÜGVA ve benzeri kurumlara göre devlet bazılarının devleti, bazılarının değil. Bazıları makbul vatandaş bazıları değil. Hukuk devletinde böyle bir ölçü, böyle bir tasnif olabilir mi? Felaket tellalı değiliz. AKP'nin iyi şeyler yaptığı dönemlerde onu savunan da bizdik. Doğru işler yapanı yine savunuruz. Ama devleti bir kişinin malı haline getiren, vatandaşın bir kısmını makbul, bir kısmını değersiz ve tehlikeli gören bir zihniyeti alkışlamak mümkün değil. Bu aynı vatanın çocuklarını bölmektir, devleti birilerinin hasmı, birilerinin hizmetçisi haline getirmektir. Kabul edelim -etmeyelim, Saray iktidarının devri kapanmıştır. Uzatmaları oynuyorlar. Sadece toplumun bir kısmının devleti haline getirilen bir ülkede yönetimlerin akıbeti kaybetmektir. Çünkü halkı ayrıştırarak zaten bir bölümünü peşinen kaybetmişlerdir. Herkesin AKP ve Saray'ın uygulamalarından dersler çıkarması gerekiyor. Hukuksuzluğun, ayrımcılığın, nefsiliğin, her şeyi ben bilirim kibrinin ülkeyi nereye getirdiği görülüyor. Türkiye değişecek, bütün vatandaşlarımızı ayırmadan kucaklayan, liyakati adamcılığın önüne alan bir iktidar gelecek. Roller değişmiştir. Muhalefet psikolojik üstünlüğü çoktan ele geçirdi. Anketler muhalefetin giderek iktidarla arasındaki arayı açtığını gösteriyor. Nefsimin iktidarı gidiyor, milletin iktidarı geliyor. Her şey güzel olacak hem de çok güzel olacak.
Ekleme Tarihi: 18 Ekim 2021 - Pazartesi

Nefsimin İktidarı Gidiyor, Milletin İktidarı Geliyor

Artık gece yarısı kararları ile idare ediliyoruz. Bir gece merkez bankası başkanı değiştiriliyor. Bir başka  gece sıra yardımcılarına geliyor.

Gece kararlarının faturası sabah çıkıyor. Döviz fırlıyor, akaryakıt tahammül edilemez bir noktaya çıkıyor. Bu şekilde devam ederse insanlar araçlarını garajlardan çıkaramayacak. Önemli olan bir şeye sahip olmak değil, onu kullanabilecek imkanlara da sahip olmaktır.

Keyfiliğin kuralların önüne geçtiği hiç bir yerde başarı elde edilemez.

CB sistemine geçtiğimizden beri her alanda geriliyoruz. Hala kimsenin umurunda değil. Ayrıcalıklı ihaleler devam ediyor. Kamu ihale kanununu onlarca defa değiştirmek yetmiyormuş gibi bir defa daha değiştiriliyor.

Yandaş vakıflara vergi istisnası getiriliyor. Yandaş müteahhitlerin vergi borçları siliniyor. Bankalar kredilerini iktidara yakın olanlara özgülüyor. Emekli 1500-1600 TL'ye talim ederken, yandaşa 5-6 maaş verilmekte sakınca görülmüyor. Bir taraf alabildiğine zenginleşirken, öbür taraf alabildiğe fakirleşiyor.

Kamuya personel alımlarında aynı adaletsizlik sürüyor. KPSS giderek anlamsız hale geldi. Sınav kazanmanın, üniversite bitirmenin artık hiçbir anlamı yok. Niye yok? Çünkü iş bulma ihtimalinin liyakatle hiçbir alakası yok. Saray'a, TÜGVA'ya ne kadar yakınsanız, ekmeğe o kadar yakınsınız demektir.

Düne kadar kul hakkı yiyen FETÖ'den bahsediyorduk. Sınavlarda yapılan yolsuzluktan, soru çalmalardan söz ediyorduk. Onu takbih edenler, bugün daha kötüsünü yapıyor. TÜGVA devletin neresinde duruyor, bura iş ve işçi bulma kurumu mu? Yoksa liyakat belirleme dairesi mi?

Bu ülke hepimizin, bu devletin paydaşı 84 milyon insanımızın her biridir. Bir insan paydaşı olduğu devletten haksızlık, ayrımcılık görürse ne hisseder. TÜGVA ve benzeri kurumlara göre devlet bazılarının devleti, bazılarının değil. Bazıları makbul vatandaş bazıları değil. Hukuk devletinde böyle bir ölçü, böyle bir tasnif olabilir mi?

Felaket tellalı değiliz. AKP'nin iyi şeyler yaptığı dönemlerde onu savunan da bizdik. Doğru işler yapanı yine savunuruz. Ama devleti bir kişinin malı haline getiren, vatandaşın bir kısmını makbul, bir kısmını değersiz ve tehlikeli gören bir zihniyeti alkışlamak mümkün değil. Bu aynı vatanın çocuklarını bölmektir, devleti birilerinin hasmı, birilerinin hizmetçisi haline getirmektir.

Kabul edelim -etmeyelim, Saray iktidarının devri kapanmıştır. Uzatmaları oynuyorlar. Sadece toplumun bir kısmının devleti haline getirilen bir ülkede yönetimlerin akıbeti kaybetmektir. Çünkü halkı ayrıştırarak zaten bir bölümünü peşinen kaybetmişlerdir.

Herkesin AKP ve Saray'ın uygulamalarından dersler çıkarması gerekiyor. Hukuksuzluğun, ayrımcılığın, nefsiliğin, her şeyi ben bilirim kibrinin ülkeyi nereye getirdiği görülüyor. Türkiye değişecek, bütün vatandaşlarımızı ayırmadan kucaklayan, liyakati adamcılığın önüne alan bir iktidar gelecek. Roller değişmiştir. Muhalefet psikolojik üstünlüğü çoktan ele geçirdi. Anketler muhalefetin giderek iktidarla arasındaki arayı açtığını gösteriyor. Nefsimin iktidarı gidiyor, milletin iktidarı geliyor. Her şey güzel olacak hem de çok güzel olacak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.