Mustafa Toygar
Köşe Yazarı
Mustafa Toygar
 

AKP Enkaz Bırakıp Gidiyor, Muhalefet Ne Alemde?

Türk Lirası, yabancı paralar karşısında yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi uçurumdan aşağı hızla yuvarlanıyor. Dolar dün 10 liraydı, bugün 11 lira, yarın ne olacağı belli değildir. “Dolar alan yaya kalır, yastığınızın altındaki Dolar’ları Türk Lirasına çevirin” O dönem Dolar: 2.62 lira… “Başkanlığı ver, Dolar’la mücadeleyi gör” Dolar:4.77 lira “Onların doları varsa bizim de Allah’ımız var” “Türkiye’nin ekonomisin sorumlusu benim” Dolar: 11 lira. AKP’nin gideceği kesinleşti, bugün yapılacak bir seçimde oyları yüzde 20’ler civarında gözükse bile kış sonu, baharda yapılacak bir seçimde yüzde 20’nin çok aşağılarında bir oy alacaklarını tahmin etmek zor değil. Zira bugün yaşadıklarımız en kötü günlerimiz değil. Mart-Nisan aylarında mutlaka erken seçime gitmeli, Türkiye normale dönmelidir. Enflasyonun sebebi faizmiş, Amerika’ymış, dış güçlermiş… Bu kadar gayri ciddi devlet yönetimi olabilir mi? Hani ne derler; “binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete” Bir arkadaş şöyle diyordu; “acaba AKP gideceğini anlayınca ‘öyle bir enkaz bırakayım ki gelenler altında kalsın’ mı demek istiyor, yoksa gitmeden önce son yağmamı yapayım mı demek istiyor?” Beton ekonomisinin, tüketim ekonomisinin Türkiye’yi getirdiği nokta işte burasıdır. Heba edilen 20 yıl, çeyrek asırlık bir dönem heba edildi, yazık!...Beton müteahhitleri kazandı, beton lobisi kazandı, kazanmaya da devam ediyor ama millet kaybetti kaybetmeye devam ediyor. Türkiye’nin ekonomisi çöktü, tarımı, sanayisi çöktü… Türkiye’de zengin olmak için ya politikacı olacaksın ya da inşaat müteahhitti… Ben şimdi gerçekten; Sabancı, Koç grubu gibi ailelere çok büyük saygı duyuyorum. Onlar üretiyor ve milyonlarca aileye ekmek kapısı oluyorlar. Üretmek hakikaten mübarek bir iştir anladım… Birey olarak da üretmek çok önemlidir. Hatta emekli olduğumuzu düşünelim, tası tarağı bir tarafa asıp köşeye çekilmek yok, boş durmamalıyız, bir şeyler yapmalı, bir şeyler üretmeliyiz. Eğer, evden kahvehaneye, oradan eve gidip-geliyorsak, değerli değiliz. Evet, bu iktidar döneminde üretimin ne kadar kutsal olduğunu anladım. AKP iktidara geldiğinde, ilk işleri Cumhuriyet dönemi boyunca 57 Hükümetin yaptıklarını bir mirasyedi edasıyla; fabrika ve tesisleri satarak işe başladılar. Tabi millette bir rahatlama oldu ama nihayetinde bugünlere geldiğimizde satacak bir şey de kalmadı.  Cumhuriyetin 80 yıllık birikimini diğer hükümetler de satabilirdi lakin onların en kötüsü dahi; “biz kaybedelim ama Türkiye kaybetmesin” dediler. “Yeni Türkiye” diyorlardı ya, Yeni Türkiye’nin anlayışı da değişmişti tabi ki… Rahmetli babam çiftçiydi… En çok da tarımın, ziraatın perişan haline üzülüyor kahroluyorum. Eski Türkiye’den Süleyman Demirel ne diyordu:“Türkiye dünyada ziraat ve gıdada kendine yeten 7 ülkeden biridir” Evet, öyleydi, üstelik kendimize yetmenin ötesinde Türkiye’nin ihracatının çoğu tarım ürünleriydi. Yeni Türkiye dünyanın en büyük buğday ithalatçı ülkelerinden biri haline getirilmiş. Dolar’ımız olmazsa aç kalacağız. Hatta hayvanlarımız da aç kalacak çünkü samanı da ithal ediyoruz. Nohut, arpa, fasulye, un, buğday, mercimek, ayçiçeği, pirinç vs. temel gıda maddelerini ithal eden bir ülke durumuna getirilmemiz ne kadar acıklı bir durum. Biz pamuk ihraç ederdik, Yeni Türkiye’de Dolar’la ithal ediyoruz. Dolar pahalı, tekstilci kan ağlıyor çünkü pamuğu pahalı alıyor, ürettiğinin maliyeti pahalı oluyor ama pahalıya satamıyor çünkü halk fakirleştirilmiş. AB’ne girmek isterken diyorduk ki; “Avrupa ülkelerini biz doyuracağız” İyi bir tarım politikası ile Avrupa’yı doyurabilir miydik, doyurabilirdik elbette. Bakın Hollanda örneğine, ama bugün biz kendi karnımızı doyuramaz hale getirilmişiz. Hollanda, dünyanın 100 milyar dolar ile ABD’den sonra ikinci gıda ihracatçısı ülke. Bu ülkenin 42.000 km kare, Türkiye’nin 783 562 km kare toprağı, Hollanda’nın 16 milyon nüfusu bizim 84 milyon nüfusumuz var. Hollanda’nın 1 trilyon Dolar GSMH bizim 730 Milyar Dolar, onların 540 milyar Dolar ihracatı bizim 170 milyar Dolar ihracatımız var. Ama onlar gavur biz Müslüman!!!... Keşke sözde değil hakkıyla Müslüman olabilseydik… Burası anlaşıldı mı bilmiyorum, Türkiye’nin toprağı, Hollanda’nın 18.5 katı büyüklüğünde… Ama Hollanda üretiyor, sen tüketiyorsun… Bu durum büyük oranda tek adam rejiminin neticesidir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük ekonomisti olsa (ki öyle bir şey yok) dahi yanılma payı olabilir mi, olabilir. İçeride bu yanılgıyı önleyecek bir mekanizma yok, bu yanılgı neticesinde diyelim ki Türkiye uçurumdan aşağı yuvarlanıyor, bunu engelleyecek bir mekanizma var mı, elbette yok. Bir ülkenin kaderi bir tek kişinin iradesine asla bırakılamaz. AKP büyük bir enkaz bırakarak gidecek ama muhalefet partileri önceki yazımda belirttiğim gibi bu konuda hazırlık yapıyorlar mı? CHP ve İYİ Partinin dışında Gelecek Partisi ile DEVA Partisinin de çok önemli oy alacaklarını düşünüyorum. Özellikle GP üçüncü parti konumuna gelmesi çok muhtemeldir ancak biraz daha kıpırdaması gerekiyor.    
Ekleme Tarihi: 19 Kasım 2021 - Cuma

AKP Enkaz Bırakıp Gidiyor, Muhalefet Ne Alemde?

Türk Lirası, yabancı paralar karşısında yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi uçurumdan aşağı hızla yuvarlanıyor. Dolar dün 10 liraydı, bugün 11 lira, yarın ne olacağı belli değildir.

“Dolar alan yaya kalır, yastığınızın altındaki Dolar’ları Türk Lirasına çevirin” O dönem Dolar: 2.62 lira…

“Başkanlığı ver, Dolar’la mücadeleyi gör” Dolar:4.77 lira

“Onların doları varsa bizim de Allah’ımız var”

“Türkiye’nin ekonomisin sorumlusu benim” Dolar: 11 lira.

AKP’nin gideceği kesinleşti, bugün yapılacak bir seçimde oyları yüzde 20’ler civarında gözükse bile kış sonu, baharda yapılacak bir seçimde yüzde 20’nin çok aşağılarında bir oy alacaklarını tahmin etmek zor değil. Zira bugün yaşadıklarımız en kötü günlerimiz değil. Mart-Nisan aylarında mutlaka erken seçime gitmeli, Türkiye normale dönmelidir.

Enflasyonun sebebi faizmiş, Amerika’ymış, dış güçlermiş… Bu kadar gayri ciddi devlet yönetimi olabilir mi? Hani ne derler; “binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete”

Bir arkadaş şöyle diyordu; “acaba AKP gideceğini anlayınca ‘öyle bir enkaz bırakayım ki gelenler altında kalsın’ mı demek istiyor, yoksa gitmeden önce son yağmamı yapayım mı demek istiyor?”

Beton ekonomisinin, tüketim ekonomisinin Türkiye’yi getirdiği nokta işte burasıdır. Heba edilen 20 yıl, çeyrek asırlık bir dönem heba edildi, yazık!...Beton müteahhitleri kazandı, beton lobisi kazandı, kazanmaya da devam ediyor ama millet kaybetti kaybetmeye devam ediyor.

Türkiye’nin ekonomisi çöktü, tarımı, sanayisi çöktü… Türkiye’de zengin olmak için ya politikacı olacaksın ya da inşaat müteahhitti…

Ben şimdi gerçekten; Sabancı, Koç grubu gibi ailelere çok büyük saygı duyuyorum. Onlar üretiyor ve milyonlarca aileye ekmek kapısı oluyorlar. Üretmek hakikaten mübarek bir iştir anladım… Birey olarak da üretmek çok önemlidir. Hatta emekli olduğumuzu düşünelim, tası tarağı bir tarafa asıp köşeye çekilmek yok, boş durmamalıyız, bir şeyler yapmalı, bir şeyler üretmeliyiz. Eğer, evden kahvehaneye, oradan eve gidip-geliyorsak, değerli değiliz.

Evet, bu iktidar döneminde üretimin ne kadar kutsal olduğunu anladım. AKP iktidara geldiğinde, ilk işleri Cumhuriyet dönemi boyunca 57 Hükümetin yaptıklarını bir mirasyedi edasıyla; fabrika ve tesisleri satarak işe başladılar. Tabi millette bir rahatlama oldu ama nihayetinde bugünlere geldiğimizde satacak bir şey de kalmadı.

 Cumhuriyetin 80 yıllık birikimini diğer hükümetler de satabilirdi lakin onların en kötüsü dahi; “biz kaybedelim ama Türkiye kaybetmesin” dediler. “Yeni Türkiye” diyorlardı ya, Yeni Türkiye’nin anlayışı da değişmişti tabi ki…

Rahmetli babam çiftçiydi…

En çok da tarımın, ziraatın perişan haline üzülüyor kahroluyorum.

Eski Türkiye’den Süleyman Demirel ne diyordu:“Türkiye dünyada ziraat ve gıdada kendine yeten 7 ülkeden biridir”

Evet, öyleydi, üstelik kendimize yetmenin ötesinde Türkiye’nin ihracatının çoğu tarım ürünleriydi.

Yeni Türkiye dünyanın en büyük buğday ithalatçı ülkelerinden biri haline getirilmiş. Dolar’ımız olmazsa aç kalacağız. Hatta hayvanlarımız da aç kalacak çünkü samanı da ithal ediyoruz. Nohut, arpa, fasulye, un, buğday, mercimek, ayçiçeği, pirinç vs. temel gıda maddelerini ithal eden bir ülke durumuna getirilmemiz ne kadar acıklı bir durum. Biz pamuk ihraç ederdik, Yeni Türkiye’de Dolar’la ithal ediyoruz. Dolar pahalı, tekstilci kan ağlıyor çünkü pamuğu pahalı alıyor, ürettiğinin maliyeti pahalı oluyor ama pahalıya satamıyor çünkü halk fakirleştirilmiş.

AB’ne girmek isterken diyorduk ki; “Avrupa ülkelerini biz doyuracağız”

İyi bir tarım politikası ile Avrupa’yı doyurabilir miydik, doyurabilirdik elbette. Bakın Hollanda örneğine, ama bugün biz kendi karnımızı doyuramaz hale getirilmişiz.

Hollanda, dünyanın 100 milyar dolar ile ABD’den sonra ikinci gıda ihracatçısı ülke. Bu ülkenin 42.000 km kare, Türkiye’nin 783 562 km kare toprağı, Hollanda’nın 16 milyon nüfusu bizim 84 milyon nüfusumuz var. Hollanda’nın 1 trilyon Dolar GSMH bizim 730 Milyar Dolar, onların 540 milyar Dolar ihracatı bizim 170 milyar Dolar ihracatımız var. Ama onlar gavur biz Müslüman!!!... Keşke sözde değil hakkıyla Müslüman olabilseydik…

Burası anlaşıldı mı bilmiyorum, Türkiye’nin toprağı, Hollanda’nın 18.5 katı büyüklüğünde… Ama Hollanda üretiyor, sen tüketiyorsun…

Bu durum büyük oranda tek adam rejiminin neticesidir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük ekonomisti olsa (ki öyle bir şey yok) dahi yanılma payı olabilir mi, olabilir. İçeride bu yanılgıyı önleyecek bir mekanizma yok, bu yanılgı neticesinde diyelim ki Türkiye uçurumdan aşağı yuvarlanıyor, bunu engelleyecek bir mekanizma var mı, elbette yok. Bir ülkenin kaderi bir tek kişinin iradesine asla bırakılamaz.

AKP büyük bir enkaz bırakarak gidecek ama muhalefet partileri önceki yazımda belirttiğim gibi bu konuda hazırlık yapıyorlar mı?

CHP ve İYİ Partinin dışında Gelecek Partisi ile DEVA Partisinin de çok önemli oy alacaklarını düşünüyorum. Özellikle GP üçüncü parti konumuna gelmesi çok muhtemeldir ancak biraz daha kıpırdaması gerekiyor.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.