Muhsin Kafkas
Köşe Yazarı
Muhsin Kafkas
 

Bana Bir Ayranla Bir Dilim Ekmek Ver !

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Maalesef öyle dönemlerden geçiyoruz ki; Yiğit muhtaçken kuru soğana,namerttir götürüyor. Para... Pul... Arsa... Otel... Pudra şekeri... Gemi... Gemicik... Saymakla bitmez. Sanatçılar bile bir müzik aletini çalmakta zorlanırken. Bizim ekabir amuda ile çalıyor. Ve hiç bir şey olmamışçasına da pişmiş kelle gibi sırıtıyor. Hukuk hak getire... Güçler ayrılığını unutalı hayli zaman olmuş... Demokrasi tarihin tozlu raflarında yer almak için sıra bekliyor. İşte tam da bu ortamda Fırat kenarında kuzu edebiyatı yapan zümre kuzuyu yemiş. Kuzuyu yiyeni de yemekle meşgul. Tarihte ama hep böyle olmamış . Bakınız Mustafa Kemal Atatürk ne yapmış. ## Devrimler sırasında öyle çalışırdı ki, 36 saat çalışma odasında kaldığını bilirim. Çeşit çeşit yemekler ve özellikle kuru fasulye ve pilav hazırladım. Acıktığını düşünerek yemeğini çalışma odasına götürdüm. Bana çıkıştı ve şöyle dedi: - Görüyorsun çalışıyorum !... Bana bir ayranla, bir dilim ekmek ver !... Bol da kahve yap !... Şimdilik bunlar yeter !... Daha öbürlerini hak etmedim. Çok alçak gönüllüydü. Bir gün saat ikiye doğru mutfağa geldi ve bana şöyle seslendi: - Mehmet Usta !... Ben yol yapan amele ile beraber yemek yedim !... Adamların soğanlarını bitirdim. Sen onlara bir şeyler hazırlayıver de götür !... Hemen sordum: - Paşam !... Siz belki doymamışsınızdır. Ben daha sözümü bitirmeden, şöyle cevap verdi: - Amma da yaptın Mehmet Usta !... Soğan, ekmek ve zeytinden daha güzel yemek mi olur ? Evet, Mustafa Kemal Paşa için bir yol işçisi ile yediği soğan, zeytin, ekmek saray sofralarında yediği yemekten daha lezzetli ve daha insancıl duygularla doluydu... (Kaynak: Ahçısı Mehmet Usta'nın Anılarından)
Ekleme Tarihi: 30 Haziran 2021 - Çarşamba

Bana Bir Ayranla Bir Dilim Ekmek Ver !

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana.

Maalesef öyle dönemlerden geçiyoruz ki;

Yiğit muhtaçken kuru soğana,namerttir götürüyor.

Para...

Pul...

Arsa...

Otel...

Pudra şekeri...

Gemi...

Gemicik...

Saymakla bitmez.

Sanatçılar bile bir müzik aletini çalmakta zorlanırken.

Bizim ekabir amuda ile çalıyor.

Ve hiç bir şey olmamışçasına da pişmiş kelle gibi sırıtıyor.

Hukuk hak getire...

Güçler ayrılığını unutalı hayli zaman olmuş...

Demokrasi tarihin tozlu raflarında yer almak için sıra bekliyor.

İşte tam da bu ortamda Fırat kenarında kuzu edebiyatı yapan zümre kuzuyu yemiş.

Kuzuyu yiyeni de yemekle meşgul.

Tarihte ama hep böyle olmamış .

Bakınız Mustafa Kemal Atatürk ne yapmış.

##

Devrimler sırasında öyle çalışırdı ki, 36 saat çalışma odasında kaldığını bilirim.

Çeşit çeşit yemekler ve özellikle kuru fasulye ve pilav hazırladım.

Acıktığını düşünerek yemeğini çalışma odasına götürdüm.

Bana çıkıştı ve şöyle dedi:

- Görüyorsun çalışıyorum !... Bana bir ayranla, bir dilim ekmek ver !... Bol da kahve yap !... Şimdilik bunlar yeter !... Daha öbürlerini hak etmedim.

Çok alçak gönüllüydü.

Bir gün saat ikiye doğru mutfağa geldi ve bana şöyle seslendi:

- Mehmet Usta !... Ben yol yapan amele ile beraber yemek yedim !... Adamların soğanlarını bitirdim. Sen onlara bir şeyler hazırlayıver de götür !...

Hemen sordum:

- Paşam !... Siz belki doymamışsınızdır.

Ben daha sözümü bitirmeden, şöyle cevap verdi:

- Amma da yaptın Mehmet Usta !... Soğan, ekmek ve zeytinden daha güzel yemek mi olur ?

Evet, Mustafa Kemal Paşa için bir yol işçisi ile yediği soğan, zeytin, ekmek saray sofralarında yediği yemekten daha lezzetli ve daha insancıl duygularla doluydu...

(Kaynak: Ahçısı Mehmet Usta'nın Anılarından)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.