İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Yer Adları ve Etnik Ayrılıkçılık

İYİ Parti lideri sayın Akşener'in Siirt/Kurtalan ziyaretinde,  bir vatandaş "Burası Kürdistan'dır, şu an sizin bulunduğunuz yer Kürdistan'dır ama ne yazık ki Mecliste inkar ediliyor," dedi. Bu sözlerin anlamını çözmek için herhangi bir uzmanlığa ihtiyaç yok, bu bir Türk siyasetçisine," burada ne işiniz var, bu coğrafyanın sizinle alakası yok," demek anlamına geliyor. Kürdistan ifadesini her fırsatta HDP ve uzantıları da kullanıyor. Kendilerine liberal etiketi yapıştırarak  her sözlerinin ideolojik maksatlardan arındığını ve daha etkili olacağını düşünen bazı kişiler  de kullanıyor. Bir TV programında, Nagihan Alçı'nın konuşmacıya(S.Özdağ) "Kürdistan ifadesinde ne var," diye tepki gösterdiğini hatırlıyorum. Ne varsa o zaman niye kullanıyorlar, kullanmasınlar olsun bitsin. Böyle daha birçok isim var DTK Özerklik ilan ettiğinde, yanlarında Nuray Mert, Oral Çalışlar ve Mehmet Altan gibi isimler de vardı. Nuray Mert'in o gün altı saat süren toplantıda iki saat sunum yaptığını gazeteler yazdılar. Yani PKK/HDP, vatan coğrafyasında Türk etiketini sökmek isterken hiç bir zaman yalnız kalmadı. Ona, bu millete merbutiyetini kaybetmiş kimi yazarlar da eşlik ettiler. Birçok yazımda belirttim, isimlerin milliyeti o coğrafyanın milliyetini, kime ait olduğunu tayin eder. Hiçbir etnik isimlendirme masum değildir. Bir yere Kürdistan diyorsanız, aynı zamanda buranın Türklerle alakası yok, burası Kürtlerindir, siz işgalcisinin demiş oluyorsunuz. Bunlara zamanında göz yumuldu, demokrasinin bir icabı gibi bakıldı. Vatandaş en çok kendini liberal, İslamcı diye tanıtanlardan etkilendi. Zehiri onların elinden içti. Çünkü HDP/PKK çizgisine karşı bir ön  yargısı vardı, onlara hep şüphe ile bakıyor, propagandalarından etkilenmiyordu. Ama onlarla ilişkisi olmadığını sandığı kişiler de aynı isimlemeyi yaptığında etkileniyordu. Böyle böyle vatandaş  kendi coğrafyasına yabancılaştırılmaya çalışıldı. Bu tip ifadeleri düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirip es geçmek mümkün değil, eğer daha güçlü bir şekilde cevabını vermiyorsanız bu zehir vatandaşın sinesinde yuva yapar, zamanı gelince de o zehiri değil, sizi kusar. Onun için bilinci uyanık ülkeler, bu tip iddiaları görmezden gelmezler. Mesela kimse bugünün Rusya'sına, Altın Orda devletinin toprakları üzerinde oturuyorsunuz, burası sizin değil diyemez. Mesela  Kaliforniya 1850'de ABD'ye katılmıştır, kimse çıkıp bu coğrafya daha önce Meksika ve İspanyollarındı, burayı ABD diye isimlendiremezsiniz,diyemez. Böyle birçok örnek göstermek mümkün. Bu gerçeklere rağmen Türkiye'de özellikle medya ve yönetim nezdinde, bir isim hassasiyetinden söz etmek  mümkün değil. Çözüm sürecinde eski isimlerin iadesine yönelik karar bu şuur  kaybı ve tarihsiz düşünme yanlışının sonucuydu. DTK 2011'de Özerklik ilan ederken Kürt Meselesinden neyi kast ettiğini ve nasıl bir çözümün peşinde koştuğunu  aslında göstermiş oldu. Ama buna rağmen kimse konforunu bozup bu meselede kısa ,orta ve uzun vadeli  planlar yapma gereği duymadı. İsimler üzerinde bölgeyi PKK'nın emellerine hazır hale getirme çabası bugün de bütün hızıyla devam ediyor. Bazı Türkçe isimler çarpıtılarak,yahut eklemeler, çıkarmalar yoluyla Kürtçe diye takdim ediliyor. O bölgelerde oturup bugüne kadar kendini Türk bilen ve Türk olarak tanımlayanlar kendi kendilerinden şüpheye düşürülüyor. Oysa Kültür Bakanlığının öncülüğünde yer isimleri ile ilgili ciddi bir çalışma yapılsa, bugün Kürtçe diye sunulan isimlerin bir çoğunun Türkçe veya Türkçeden bozma olduğu görülecektir. Bu köşeye daha önce de konuk ettiğim değerli bilim adamı Prof.Dr.Ahmet Buran'ın kendi köy çevresi ile ilgili yaptığı bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Buran, Elazığ'ın Çakmak köyünden. Çakmak bir Türk ismi ve Türk köyü. Ancak köyün bazı bölgelerinin adı,menşeleri çözülemediği için Kürtçe sanılıyor. Bu da bölgede oturanların etnik kökenleri ile ilgili istismar kapısını aralıyor. Buran, gerçek bir aydın sorumluluğu ile köy çevresinde Kürtçe sanılan isimleri araştırıyor ve hepsinin Türkçeden bozma olduğunu görüyor. Mesela Balikale isimli tepeyi araştırdığında, burada geçmişte bir bey kalesi olduğunu ve asıl isminin Beylik kale olduğunu ortaya çıkarıyor. Belikan isimli mevkide geçmişte bir han olduğunu, hala kalıntılarının bulunduğunu görüyor ve Belikan'ın Beylik Han'dan bozma olduğunu belirliyor. An eki Kürtçe ve Farsça'da aidiyet belirten bir ektir. Bu eke bakarak Kürtçe sanılan bir çok yer adının aslında sonradan ya söyleyiş kolaylığı yüzünden yahut Kürtçeleştirme gayreti ile  bozulduğu anlaşılıyor. Buran'ın tespitleri bu isimlerden ibaret değil, mesela Maf diye bir yer adı üzerinde çalıştığında,  buranın bölgede iki parça arazisi bulunan ve fakir olduklarını söyleyerek  vergiden muaf olmak için  Dersaadete dilekçe yazan  Süleyman ve Ali isimli kardeşlerin, 27 Haziran 1801 tarihli padişah fermanı ile  vergiden MUAF  tutulmaları üzerine halk arasında muaf'ın maf şekline dönüştürülmesiyle oluştuğunu görüyor. Halk ağzında muaftan mafa dönüşen bu yer adı uzun süre Kürtçe ile irtibatlandırılmış, Buran tespit edinceye kadar öyle sanılmıştır. Buran'ın bulduğu başka ilginç bir isim de, Merasi veya Marasi denilen yerdir. Köy ağzıyla Marasi denilen yer üzerinde yaptığı uzun bir araştırma sonucu, buranın kadimden beri köy merası olduğunu ve Merasi/Marasi isminin Köy Merasından bozma olduğunu, köy merasının kısaca Merasi'ye dönüştüğünü tespit ediyor. Anadolu'da böyle etnikçiliğe zemin yapılan, araştırmacıların himmetini bekleyen birçok yer adı  var. Bu tip araştırmaların, kişisel gayretlerden çok, başta Kültür bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların destek ve planlamasıyla yapılması gerekir. Susarak, seyrederek hiç bir mesele çözülmez.Şimdiye kadar bu meseleleri dert edinen bir Kültür Bakanı olmadı, dilerim bundan sonra olur, isimler üzerinden yapılan bölücülük en azından bilimsel zeminde cevabını alır.
Ekleme Tarihi: 30 Ekim 2021 - Cumartesi

Yer Adları ve Etnik Ayrılıkçılık

İYİ Parti lideri sayın Akşener'in Siirt/Kurtalan ziyaretinde,  bir vatandaş "Burası Kürdistan'dır, şu an sizin bulunduğunuz yer Kürdistan'dır ama ne yazık ki Mecliste inkar ediliyor," dedi.

Bu sözlerin anlamını çözmek için herhangi bir uzmanlığa ihtiyaç yok, bu bir Türk siyasetçisine," burada ne işiniz var, bu coğrafyanın sizinle alakası yok," demek anlamına geliyor.

Kürdistan ifadesini her fırsatta HDP ve uzantıları da kullanıyor. Kendilerine liberal etiketi yapıştırarak  her sözlerinin ideolojik maksatlardan arındığını ve daha etkili olacağını düşünen bazı kişiler  de kullanıyor.

Bir TV programında, Nagihan Alçı'nın konuşmacıya(S.Özdağ) "Kürdistan ifadesinde ne var," diye tepki gösterdiğini hatırlıyorum. Ne varsa o zaman niye kullanıyorlar, kullanmasınlar olsun bitsin. Böyle daha birçok isim var DTK Özerklik ilan ettiğinde, yanlarında Nuray Mert, Oral Çalışlar ve Mehmet Altan gibi isimler de vardı. Nuray Mert'in o gün altı saat süren toplantıda iki saat sunum yaptığını gazeteler yazdılar. Yani PKK/HDP, vatan coğrafyasında Türk etiketini sökmek isterken hiç bir zaman yalnız kalmadı. Ona, bu millete merbutiyetini kaybetmiş kimi yazarlar da eşlik ettiler.

Birçok yazımda belirttim, isimlerin milliyeti o coğrafyanın milliyetini, kime ait olduğunu tayin eder. Hiçbir etnik isimlendirme masum değildir. Bir yere Kürdistan diyorsanız, aynı zamanda buranın Türklerle alakası yok, burası Kürtlerindir, siz işgalcisinin demiş oluyorsunuz. Bunlara zamanında göz yumuldu, demokrasinin bir icabı gibi bakıldı. Vatandaş en çok kendini liberal, İslamcı diye tanıtanlardan etkilendi. Zehiri onların elinden içti. Çünkü HDP/PKK çizgisine karşı bir ön  yargısı vardı, onlara hep şüphe ile bakıyor, propagandalarından etkilenmiyordu. Ama onlarla ilişkisi olmadığını sandığı kişiler de aynı isimlemeyi yaptığında etkileniyordu. Böyle böyle vatandaş  kendi coğrafyasına yabancılaştırılmaya çalışıldı.

Bu tip ifadeleri düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirip es geçmek mümkün değil, eğer daha güçlü bir şekilde cevabını vermiyorsanız bu zehir vatandaşın sinesinde yuva yapar, zamanı gelince de o zehiri değil, sizi kusar. Onun için bilinci uyanık ülkeler, bu tip iddiaları görmezden gelmezler. Mesela kimse bugünün Rusya'sına, Altın Orda devletinin toprakları üzerinde oturuyorsunuz, burası sizin değil diyemez. Mesela  Kaliforniya 1850'de ABD'ye katılmıştır, kimse çıkıp bu coğrafya daha önce Meksika ve İspanyollarındı, burayı ABD diye isimlendiremezsiniz,diyemez. Böyle birçok örnek göstermek mümkün. Bu gerçeklere rağmen Türkiye'de özellikle medya ve yönetim nezdinde, bir isim hassasiyetinden söz etmek  mümkün değil. Çözüm sürecinde eski isimlerin iadesine yönelik karar bu şuur  kaybı ve tarihsiz düşünme yanlışının sonucuydu. DTK 2011'de Özerklik ilan ederken Kürt Meselesinden neyi kast ettiğini ve nasıl bir çözümün peşinde koştuğunu  aslında göstermiş oldu. Ama buna rağmen kimse konforunu bozup bu meselede kısa ,orta ve uzun vadeli  planlar yapma gereği duymadı.

İsimler üzerinde bölgeyi PKK'nın emellerine hazır hale getirme çabası bugün de bütün hızıyla devam ediyor. Bazı Türkçe isimler çarpıtılarak,yahut eklemeler, çıkarmalar yoluyla Kürtçe diye takdim ediliyor. O bölgelerde oturup bugüne kadar kendini Türk bilen ve Türk olarak tanımlayanlar kendi kendilerinden şüpheye düşürülüyor. Oysa Kültür Bakanlığının öncülüğünde yer isimleri ile ilgili ciddi bir çalışma yapılsa, bugün Kürtçe diye sunulan isimlerin bir çoğunun Türkçe veya Türkçeden bozma olduğu görülecektir.

Bu köşeye daha önce de konuk ettiğim değerli bilim adamı Prof.Dr.Ahmet Buran'ın kendi köy çevresi ile ilgili yaptığı bir araştırmadan bahsetmek istiyorum.

Buran, Elazığ'ın Çakmak köyünden. Çakmak bir Türk ismi ve Türk köyü. Ancak köyün bazı bölgelerinin adı,menşeleri çözülemediği için Kürtçe sanılıyor. Bu da bölgede oturanların etnik kökenleri ile ilgili istismar kapısını aralıyor.

Buran, gerçek bir aydın sorumluluğu ile köy çevresinde Kürtçe sanılan isimleri araştırıyor ve hepsinin Türkçeden bozma olduğunu görüyor. Mesela Balikale isimli tepeyi araştırdığında, burada geçmişte bir bey kalesi olduğunu ve asıl isminin Beylik kale olduğunu ortaya çıkarıyor. Belikan isimli mevkide geçmişte bir han olduğunu, hala kalıntılarının bulunduğunu görüyor ve Belikan'ın Beylik Han'dan bozma olduğunu belirliyor. An eki Kürtçe ve Farsça'da aidiyet belirten bir ektir. Bu eke bakarak Kürtçe sanılan bir çok yer adının aslında sonradan ya söyleyiş kolaylığı yüzünden yahut Kürtçeleştirme gayreti ile  bozulduğu anlaşılıyor. Buran'ın tespitleri bu isimlerden ibaret değil, mesela Maf diye bir yer adı üzerinde çalıştığında,  buranın bölgede iki parça arazisi bulunan ve fakir olduklarını söyleyerek  vergiden muaf olmak için  Dersaadete dilekçe yazan  Süleyman ve Ali isimli kardeşlerin, 27 Haziran 1801 tarihli padişah fermanı ile  vergiden MUAF  tutulmaları üzerine halk arasında muaf'ın maf şekline dönüştürülmesiyle oluştuğunu görüyor. Halk ağzında muaftan mafa dönüşen bu yer adı uzun süre Kürtçe ile irtibatlandırılmış, Buran tespit edinceye kadar öyle sanılmıştır. Buran'ın bulduğu başka ilginç bir isim de, Merasi veya Marasi denilen yerdir. Köy ağzıyla Marasi denilen yer üzerinde yaptığı uzun bir araştırma sonucu, buranın kadimden beri köy merası olduğunu ve Merasi/Marasi isminin Köy Merasından bozma olduğunu, köy merasının kısaca Merasi'ye dönüştüğünü tespit ediyor.

Anadolu'da böyle etnikçiliğe zemin yapılan, araştırmacıların himmetini bekleyen birçok yer adı  var. Bu tip araştırmaların, kişisel gayretlerden çok, başta Kültür bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların destek ve planlamasıyla yapılması gerekir. Susarak, seyrederek hiç bir mesele çözülmez.Şimdiye kadar bu meseleleri dert edinen bir Kültür Bakanı olmadı, dilerim bundan sonra olur, isimler üzerinden yapılan bölücülük en azından bilimsel zeminde cevabını alır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (10)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
1
(16.11.2021 02:16 - #223)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:16 - #224)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:16 - #225)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:16 - #226)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:23 - #280)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:23 - #281)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:23 - #282)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:23 - #283)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:23 - #284)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
1
(16.11.2021 02:23 - #285)
1
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.