İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Yargı ve Basın Özgür Olmadıkça

Tek taraflı medya taarruzu ile körleştirilen, idraksizleştirilen bir toplum var karşımızda. Öyle olmasa bu toplum yolsuzluğu, rüşveti, yalanı alkışlayabilir miydi? Hükümetlerin görevi, ülkeyi doğru yönetmek, toplumsal meseleleri çözmek, vatandaşın huzur ve sükununu temin etmektir. Bunu yapabilen hükümetler kalır, yapamayanlar gider. Bir ülkede yapamayan kalıyor, yapabilecek olanın yolu açılmıyorsa orada ciddi bir sorun var demektir. Bir partiyi, lideri milletin aleyhine olacak kadar tutmak,  tutana da o ülkeye de hayır getirmez. Biz aslında sadece bir yönetim veya ekonomik kriz yaşamıyoruz, biz aslında daha çok bir insan krizi yaşıyoruz. Bile bile yanlışın, kötünün, çirkinin peşinden giden ve üstelik bunu fazilet zanneden, felaketine koşan  insanın krizini yaşıyoruz. Kılıçdaroğlu, 2018’de 3 milyar 198 milyon 743 bin TL bedelle yapılan bir ihalenin iptal edilerek iki yıl sonra 9 milyar 449 milyon 995 bin 834 liraya ‘5’li çete’ diye adlandırılan şirketlere peşkeş çekildiğini iddia etti. Aradaki fark tam 6 milyar(eski para ile 6 Katirilyon). İhale iptal edilmese bu para milletin cebinde kalacak, devlet bu kadar zarara uğratılmayacaktı. Kılıçdaroğlu haklı olarak,  bu 6 milyar nereye gitti, önceki ihaleyi niçin iptal ettiniz diye soruyor. Muhalefet, elektriğe yapılan yüzde 125'lik zammın yandaş dağıtım şirketleri için yapıldığını,  rakamlarla açıklıyor, bu şirketlerin Elektrik Üretim A.Ş.(EÜAŞ)'tan 31.86 kuruşa aldığı 1Kwh elektriği, sanayiye yüzde 129 zamla 175,7 kuruşa, ticarethanelere yüzde 125 zamla 273,95 kuruşa, vatandaşa ise 210 kwh altındakilere yüzde 50 zamla 137 kuruşa, 210  kwh üzerini ise yüzde 125 zamla 206 kuruşa sattığını söylüyor. Peki vatandaş ne yapıyor, kendi hukukunu savunanları dinlemek yerine, bu yanlışlara hala partim, liderim diye alkış tutuyor.  Böyle bir toplumun siyasete ayar verme kapasitesi olabilir mi? Nereye elinizi atsanız dökülüyor. Devlet işgal görmüş gibi yağmalanıyor.Zamları, yolsuzluğu alkışlayan, hakkın, hukukun peşinden gidenleri yuhalayan bir toplum iflah olmaz. Bu felaketinin sorumlusu sadece siyasetçiler değildir, onlara açık çek veren, doğru-yanlış tefrik etmeden alkışlayan halktır  aynı zamanda.Çünkü ülkeyi yönetenleri seçen, yeri geldiği zaman onları hizaya çekmekle görevli olan halktır. Halk görevini yapmazsa, siyasetçi bütün kontrol mekanizmalarını devre dışı bırakarak siyasetini nefsine ve çıkarlarına odaklar. Demokrasilerde üç denetim mekanizması vardır, bir kuvvetler ayrılığı yolu ile erklerin birbirini denetlemesi, iki özgür basın, üç halk denetimi. Denetimden kaçmak isteyen iktidarlar, önce basın özgürlüğünü, sonra yargı bağımsızlığını, dolayısıyla erklerin birbirini denetimini yok eder, en sonra da ele geçirilen basın yoluyla halkı düşünemez, hakikati göremez hale getirirler. Çünkü bir gazete veya gazeteciyi satın almak aslında onun takipçilerini, okuyucularını da satın almaktır.Bu yolla insanlar kandırılır, basın bir nevi iğfal aracı görevi ifa eder. Bu sarmaldan kurtulmanın yolu da, ilk iki mekanizmayı özgürleştirmek, asli işlevine döndürmekle mümkündür.Yargı ve basın özgür olduğu gün, halk da göz bağlarından kurtulacak  belki hakikati görmeye başlayacaktır.  
Ekleme Tarihi: 04 Şubat 2022 - Cuma

Yargı ve Basın Özgür Olmadıkça

Tek taraflı medya taarruzu ile körleştirilen, idraksizleştirilen bir toplum var karşımızda. Öyle olmasa bu toplum yolsuzluğu, rüşveti, yalanı alkışlayabilir miydi?

Hükümetlerin görevi, ülkeyi doğru yönetmek, toplumsal meseleleri çözmek, vatandaşın huzur ve sükununu temin etmektir. Bunu yapabilen hükümetler kalır, yapamayanlar gider.

Bir ülkede yapamayan kalıyor, yapabilecek olanın yolu açılmıyorsa orada ciddi bir sorun var demektir. Bir partiyi, lideri milletin aleyhine olacak kadar tutmak,  tutana da o ülkeye de hayır getirmez.

Biz aslında sadece bir yönetim veya ekonomik kriz yaşamıyoruz, biz aslında daha çok bir insan krizi yaşıyoruz. Bile bile yanlışın, kötünün, çirkinin peşinden giden ve üstelik bunu fazilet zanneden, felaketine koşan  insanın krizini yaşıyoruz.

Kılıçdaroğlu, 2018’de 3 milyar 198 milyon 743 bin TL bedelle yapılan bir ihalenin iptal edilerek iki yıl sonra 9 milyar 449 milyon 995 bin 834 liraya ‘5’li çete’ diye adlandırılan şirketlere peşkeş çekildiğini iddia etti. Aradaki fark tam 6 milyar(eski para ile 6 Katirilyon). İhale iptal edilmese bu para milletin cebinde kalacak, devlet bu kadar zarara uğratılmayacaktı. Kılıçdaroğlu haklı olarak,  bu 6 milyar nereye gitti, önceki ihaleyi niçin iptal ettiniz diye soruyor.

Muhalefet, elektriğe yapılan yüzde 125'lik zammın yandaş dağıtım şirketleri için yapıldığını,  rakamlarla açıklıyor, bu şirketlerin Elektrik Üretim A.Ş.(EÜAŞ)'tan 31.86 kuruşa aldığı 1Kwh elektriği, sanayiye yüzde 129 zamla 175,7 kuruşa, ticarethanelere yüzde 125 zamla 273,95 kuruşa, vatandaşa ise 210 kwh altındakilere yüzde 50 zamla 137 kuruşa, 210  kwh üzerini ise yüzde 125 zamla 206 kuruşa sattığını söylüyor.

Peki vatandaş ne yapıyor, kendi hukukunu savunanları dinlemek yerine, bu yanlışlara hala partim, liderim diye alkış tutuyor.  Böyle bir toplumun siyasete ayar verme kapasitesi olabilir mi?

Nereye elinizi atsanız dökülüyor. Devlet işgal görmüş gibi yağmalanıyor.Zamları, yolsuzluğu alkışlayan, hakkın, hukukun peşinden gidenleri yuhalayan bir toplum iflah olmaz. Bu felaketinin sorumlusu sadece siyasetçiler değildir, onlara açık çek veren, doğru-yanlış tefrik etmeden alkışlayan halktır  aynı zamanda.Çünkü ülkeyi yönetenleri seçen, yeri geldiği zaman onları hizaya çekmekle görevli olan halktır. Halk görevini yapmazsa, siyasetçi bütün kontrol mekanizmalarını devre dışı bırakarak siyasetini nefsine ve çıkarlarına odaklar.

Demokrasilerde üç denetim mekanizması vardır, bir kuvvetler ayrılığı yolu ile erklerin birbirini denetlemesi, iki özgür basın, üç halk denetimi. Denetimden kaçmak isteyen iktidarlar, önce basın özgürlüğünü, sonra yargı bağımsızlığını, dolayısıyla erklerin birbirini denetimini yok eder, en sonra da ele geçirilen basın yoluyla halkı düşünemez, hakikati göremez hale getirirler. Çünkü bir gazete veya gazeteciyi satın almak aslında onun takipçilerini, okuyucularını da satın almaktır.Bu yolla insanlar kandırılır, basın bir nevi iğfal aracı görevi ifa eder. Bu sarmaldan kurtulmanın yolu da, ilk iki mekanizmayı özgürleştirmek, asli işlevine döndürmekle mümkündür.Yargı ve basın özgür olduğu gün, halk da göz bağlarından kurtulacak  belki hakikati görmeye başlayacaktır.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.