İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Türkkan Olayı Niçin Büyütülüyor?

Lütfü Türkkan üzerinden gerçek gündemi unutturmak istiyorlar. Türkiye'nin başka hiç bir sorunu yokmuş gibi ilgi ve dikkatimizin bu meseleye yoğunlaşmasını sağlamaya çalışıyorlar.  Türkkan'ı ne kadar çok konuşursak, rüşveti, yolsuzluğu, enflasyonu, hayat pahalılığını, dövizin yükselişini, işsizliği o kadar az konuşmuş olacağız. Kimse Türkkan'ın yaptığı küfrü onaylamadı. Biz de onaylamıyoruz. Kendisi de pişmanlığını dile getirdi, görevinden istifa etti. Bir anlamda duygularına hakim olamamanın bedelini ödedi. Ama Cumhur iktidarına bu yetmiyor. Dün Çözüm sürecine karşı çıkan şehit ailelerini azarlayanlar, bugün şehit aileleri üzerinden siyaset yapıyorlar. İçini boşaltmadıkları, üzerinde tepinmedikleri, ruhunu yok etmedikleri değer kalmadı. Kötüler arasında mukayese olmaz ama Ordu'nun Gürgentepe İlçesi AKP'li Belediye başkanı Yaşar Şahin'in bir şehit yakınına yaptığı terbiyesizliği gördünüz.Şahin, Şehit yakınına hem hakaret etmiş, hem de işinden etmiş. Üstelik şehit yakını olduğunu bile bile.  Peki Türkkan hakaret ettiği kişinin bir şehit yakını olduğunu biliyor muydu? Bilmiyordu. Yüzlerce insanın arasında bağırıp, çağıran bir kişinin kimin yakını olduğunu bilmek mümkün değil. Dolayısıyla Türkkan aslında bir şehit yakınına değil, taşkınlık yapan bir kişiye hakaret etti. Şehit yakını olduğu ancak konu medyaya düştükten sonra anlaşıldı. Oysa AKP'li Şahin, şehit yakını olduğunu bildiği kişiye hakaret ediyor.Aç,sefil sokağa bırakıyor. Doğru olan yanlışlar arasında tercih yapmak değil, kim yaparsa yapsın kime karşı yapılırsa yapılsın bu tür davranışlara karşı tavır koymaktır. Ama siyasetçilerin de insan olduğunu, etten, kemikten yaratıldıklarını unutmadan. Meselenin bu kadar köpürtülmesinin bir nedeni de, yükselişi bir türlü engellenemeyen İyi partinin önünü kesmek. Sayın Akşener, İYİ Partinin 4. kuruluş yıldönümünde, üzerine basarak Ömer'lerin yolu vurgusu yaptı. Bu AKP tabanına verilmiş bir mesajdı. Akşener, hem milliyetçiliği esnetip, ülkenin birliğinde uzlaşmaya dönüştürerek merkeze taşıyor, hem de  AKP tabanını Hz. Ömer'in temsil ettiği doğruluk ve adalet çizgisi üzerinden merkeze çağırıyor. Bundan rahatsız olan çevreler de oldu. Dinle sorunlarını bir türlü çözemeyenler, bunu sağa kayma olarak nitelediler. Akşener'in hamlesini boşa çıkarmak için türlü bahaneler uydurdular. Bilimsel bilimsel ideoloji yaptılar. Halbuki, AKP tabanını eritmeden bu tek adam düzenini değiştirmek mümkün değil. Kaldı ki, hiç bir siyaset vatandaşın inançlarına bigane kalamaz. Bu inançların siyasete alet edilmesi anlamına gelmiyor, tam tersine onların saygı çerçevesinde tutulması ve bu saygının izhar edilmesi, gösterilmesi anlamına geliyor. Hz.Ömer, bizde adalet arayışlarına verilen cevaptır. Dini bir sembolden çok, adalet duyarlılığı ile ilgili bir semboldür. Ondan bahsetmek, adalet vaat etmektir. Türkiye'nin bugün adalete ihtiyacı yok mu? Despot yönetimlerle ilgili araştırmalar, bu tip yönetimlerin daha çok kendi içlerinde parçalandıktan sonra iktidarlarını kaybettiklerini gösteriyor. Kılıçdaroğlu, muhafazakarlarla helallaşıyor, geçmişte çok yanlışlar yaptık diyor, Akşener, Hz Ömer üzerinden, adaletten ayrılmayacağız diyerek, aynı çevrelerin korkularını gidermeye çalışıyor, bazıları ise hala zihinlerini zincirledikleri 50 yıl öncenin şablonları ile düşünmeye devam ediyor. Erdoğan, Akşener'in nereyi hedef aldığını anladı, muhalifmiş gibi yapan bazıları hala anlayamadı.      
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2021 - Cumartesi

Türkkan Olayı Niçin Büyütülüyor?

Lütfü Türkkan üzerinden gerçek gündemi unutturmak istiyorlar. Türkiye'nin başka hiç bir sorunu yokmuş gibi ilgi ve dikkatimizin bu meseleye yoğunlaşmasını sağlamaya çalışıyorlar.  Türkkan'ı ne kadar çok konuşursak, rüşveti, yolsuzluğu, enflasyonu, hayat pahalılığını, dövizin yükselişini, işsizliği o kadar az konuşmuş olacağız.

Kimse Türkkan'ın yaptığı küfrü onaylamadı. Biz de onaylamıyoruz. Kendisi de pişmanlığını dile getirdi, görevinden istifa etti. Bir anlamda duygularına hakim olamamanın bedelini ödedi. Ama Cumhur iktidarına bu yetmiyor. Dün Çözüm sürecine karşı çıkan şehit ailelerini azarlayanlar, bugün şehit aileleri üzerinden siyaset yapıyorlar. İçini boşaltmadıkları, üzerinde tepinmedikleri, ruhunu yok etmedikleri değer kalmadı.

Kötüler arasında mukayese olmaz ama Ordu'nun Gürgentepe İlçesi AKP'li Belediye başkanı Yaşar Şahin'in bir şehit yakınına yaptığı terbiyesizliği gördünüz.Şahin, Şehit yakınına hem hakaret etmiş, hem de işinden etmiş. Üstelik şehit yakını olduğunu bile bile.  Peki Türkkan hakaret ettiği kişinin bir şehit yakını olduğunu biliyor muydu? Bilmiyordu. Yüzlerce insanın arasında bağırıp, çağıran bir kişinin kimin yakını olduğunu bilmek mümkün değil. Dolayısıyla Türkkan aslında bir şehit yakınına değil, taşkınlık yapan bir kişiye hakaret etti. Şehit yakını olduğu ancak konu medyaya düştükten sonra anlaşıldı. Oysa AKP'li Şahin, şehit yakını olduğunu bildiği kişiye hakaret ediyor.Aç,sefil sokağa bırakıyor.

Doğru olan yanlışlar arasında tercih yapmak değil, kim yaparsa yapsın kime karşı yapılırsa yapılsın bu tür davranışlara karşı tavır koymaktır. Ama siyasetçilerin de insan olduğunu, etten, kemikten yaratıldıklarını unutmadan.

Meselenin bu kadar köpürtülmesinin bir nedeni de, yükselişi bir türlü engellenemeyen İyi partinin önünü kesmek. Sayın Akşener, İYİ Partinin 4. kuruluş yıldönümünde, üzerine basarak Ömer'lerin yolu vurgusu yaptı. Bu AKP tabanına verilmiş bir mesajdı. Akşener, hem milliyetçiliği esnetip, ülkenin birliğinde uzlaşmaya dönüştürerek merkeze taşıyor, hem de  AKP tabanını Hz. Ömer'in temsil ettiği doğruluk ve adalet çizgisi üzerinden merkeze çağırıyor.

Bundan rahatsız olan çevreler de oldu. Dinle sorunlarını bir türlü çözemeyenler, bunu sağa kayma olarak nitelediler. Akşener'in hamlesini boşa çıkarmak için türlü bahaneler uydurdular. Bilimsel bilimsel ideoloji yaptılar. Halbuki, AKP tabanını eritmeden bu tek adam düzenini değiştirmek mümkün değil.

Kaldı ki, hiç bir siyaset vatandaşın inançlarına bigane kalamaz. Bu inançların siyasete alet edilmesi anlamına gelmiyor, tam tersine onların saygı çerçevesinde tutulması ve bu saygının izhar edilmesi, gösterilmesi anlamına geliyor. Hz.Ömer, bizde adalet arayışlarına verilen cevaptır. Dini bir sembolden çok, adalet duyarlılığı ile ilgili bir semboldür. Ondan bahsetmek, adalet vaat etmektir.

Türkiye'nin bugün adalete ihtiyacı yok mu?

Despot yönetimlerle ilgili araştırmalar, bu tip yönetimlerin daha çok kendi içlerinde parçalandıktan sonra iktidarlarını kaybettiklerini gösteriyor. Kılıçdaroğlu, muhafazakarlarla helallaşıyor, geçmişte çok yanlışlar yaptık diyor, Akşener, Hz Ömer üzerinden, adaletten ayrılmayacağız diyerek, aynı çevrelerin korkularını gidermeye çalışıyor, bazıları ise hala zihinlerini zincirledikleri 50 yıl öncenin şablonları ile düşünmeye devam ediyor. Erdoğan, Akşener'in nereyi hedef aldığını anladı, muhalifmiş gibi yapan bazıları hala anlayamadı.

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bülent Ekinci
(13.11.2021 16:51 - #203)
Yüreğine sağlık abim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Bülent Ekinci
(13.11.2021 16:51 - #204)
Yüreğine sağlık abim
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.