İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Tek Adam Düzeni ve Demokrasi

Türkiye'nin sorunları giderek büyüyor. Üç yıl önce," bu kardeşinize yetkiyi verin, Türkiye uçuşa geçsin ,"diye getirilen partili CB sistemi ülkeyi felakete götürüyor. Bir halkı yönetecek sistem, o halkın inançlarına, geleneklerine, tarihine, sosyolojisine ne kadar uygun olursa o kadar sorun çözücü olur. CB sistemi, toplumsal bir ihtiyaçtan getirilmedi, bir kişinin her şeye hükmetme arzusunu tatmin için getirildi. Türk milletinin değerleri, alışkanlıkları, gelenekleri yok sayıldı. Onun için sistem sorunlarımızı çözecek bir fonksiyon icra edemiyor. Bundan sonra etmesi de mümkün değil. Çünkü sistemle sosyal yapı arasında doku uyuşmazlığı var.Bir insana kalp veya böbrek nakli yapabilirsiniz, ama ruh nakli yapamazsınız.Milletler de öyledir, farklı milletlerin tecrübelerinden, birikimlerinden yararlanabilirler, ancak onun ruhunu olduğu gibi iktibas edemezler. Bu sistemin ruhu da yok, güya ABD sisteminden ilham alınarak hazırlandı ama gerçekte ABD'nin kuvvetler ayrılığı, denge ve denetim mekanizmalarına dayanan sistemi ile hiç bir alakası yok. Son İstanbul Sözleşmesinin feshinde  izlenen yol, ülkenin nasıl bir  sorunla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Hukukçular CB'nin böyle bir yetkisi olmadığını, kabul edilirken hangi yol izlenmişse, çekilirken de aynı yolun izlenmesi gerektiğini söylüyorlar. Doğru da söylüyorlar, bir hukukçu olarak ben de aynı kanaatteyim. Lakin bu fesih yöntemi yarın başka uluslararası sözleşmelerde de aynı yolun izlenebileceğini gösteriyor. Yarın -tek adam- bir kararname ile eyalet sistemine geçiyoruz dese bunu engelleyecek hiç bir mekanizma mevcut değil. CB sistemi ile birlikte halkların kendi kaderini tayin ilkesi de rafa kaldırıldı. Artık milletin, kendi kaderi üzerinde hiç bir hükmü yok. Devlet duygular, kişisel çıkar hesapları ile yönetilmez. Böyle olması için de mekanizmalar ihdas edilir,aklın, bilginin,  tecrübenin belirleyici olmasına dikkat edilir. Bugün böyle bir mekanizma mevcut değil, kişisel ihtiraslar, siyasi ikbal hesapları kamu menfaatlerinden daha tayin edici bir rol oynuyor.Yasalar, yönetmelikler buna göre hazırlanıp buna göre lağvediliyor. Onun için sistem bir türlü dikiş tutturamıyor.Dün İstanbul Sözleşmesini imzalayan da bu iktidardı, bugün çekilen de. Bir yılda 3 merkez bankası başkanı atayan da bu iktidarın başıydı, olmadı deyip değiştiren de. Bir kez dikiş tutmadı mı devlet yaz boz tahtasına döner. Aynı, bir ileri bir geri adım atmalar PKK ile görüşmelerde de yaşanmadı mı? Üç yıllık uygulama, bu sistemin, toplumsal sorunlara kilit olacak, onları çözecek  mahiyete sahip olmadığını gösterdi. Her gün devletin bu sistemle yönetilemeyeceğine tanık oluyoruz. Milletler kaderlerini kendileri tayin ederler, bunu bir kişinin iki dudağı arasına teslim etmezler. İnsanlık tek adam yönetimlerinin acılarını yaşaya yaşaya bu güne geldi. Demokrasi biraz da bu tecrübenin ürünüdür. Kralların, monarkların insanlığa maliyeti toplumu kendi kaderi üzerinde söz sahibi kılma noktasına getirdi.CB sistemi ile insanlığın bu tecrübesi ve tarihimizdeki trajediler yok sayıldı. Gücün tek elde temerküzü her zaman her yerde aynı sonucu doğurur,tek adamın yasaların üzerine çıkarılması ve kurumların işlevsiz hale gelmesi. Bugün aslında varmış gibi gözüken kurumların devlet aygıtında hiç bir etkilerinin kalmamasının sebebi budur. Tek adam düzeninde, kurumların varlığı tamamen izafidir, vücutça vardırlar, devlet politikalarına etkide yokturlar, gerçekte var olan tek bir kişidir.Türkiye'nin en acil sorunu sistem sorunudur ve bu sorun çözülmeden hiç bir problem çözülemez.
Ekleme Tarihi: 26 Mart 2021 - Cuma

Tek Adam Düzeni ve Demokrasi

Türkiye'nin sorunları giderek büyüyor. Üç yıl önce," bu kardeşinize yetkiyi verin, Türkiye uçuşa geçsin ,"diye getirilen partili CB sistemi ülkeyi felakete götürüyor.

Bir halkı yönetecek sistem, o halkın inançlarına, geleneklerine, tarihine, sosyolojisine ne kadar uygun olursa o kadar sorun çözücü olur. CB sistemi, toplumsal bir ihtiyaçtan getirilmedi, bir kişinin her şeye hükmetme arzusunu tatmin için getirildi. Türk milletinin değerleri, alışkanlıkları, gelenekleri yok sayıldı. Onun için sistem sorunlarımızı çözecek bir fonksiyon icra edemiyor.

Bundan sonra etmesi de mümkün değil. Çünkü sistemle sosyal yapı arasında doku uyuşmazlığı var.Bir insana kalp veya böbrek nakli yapabilirsiniz, ama ruh nakli yapamazsınız.Milletler de öyledir, farklı milletlerin tecrübelerinden, birikimlerinden yararlanabilirler, ancak onun ruhunu olduğu gibi iktibas edemezler. Bu sistemin ruhu da yok, güya ABD sisteminden ilham alınarak hazırlandı ama gerçekte ABD'nin kuvvetler ayrılığı, denge ve denetim mekanizmalarına dayanan sistemi ile hiç bir alakası yok.

Son İstanbul Sözleşmesinin feshinde  izlenen yol, ülkenin nasıl bir  sorunla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Hukukçular CB'nin böyle bir yetkisi olmadığını, kabul edilirken hangi yol izlenmişse, çekilirken de aynı yolun izlenmesi gerektiğini söylüyorlar. Doğru da söylüyorlar, bir hukukçu olarak ben de aynı kanaatteyim. Lakin bu fesih yöntemi yarın başka uluslararası sözleşmelerde de aynı yolun izlenebileceğini gösteriyor. Yarın -tek adam- bir kararname ile eyalet sistemine geçiyoruz dese bunu engelleyecek hiç bir mekanizma mevcut değil. CB sistemi ile birlikte halkların kendi kaderini tayin ilkesi de rafa kaldırıldı. Artık milletin, kendi kaderi üzerinde hiç bir hükmü yok.

Devlet duygular, kişisel çıkar hesapları ile yönetilmez. Böyle olması için de mekanizmalar ihdas edilir,aklın, bilginin,  tecrübenin belirleyici olmasına dikkat edilir. Bugün böyle bir mekanizma mevcut değil, kişisel ihtiraslar, siyasi ikbal hesapları kamu menfaatlerinden daha tayin edici bir rol oynuyor.Yasalar, yönetmelikler buna göre hazırlanıp buna göre lağvediliyor. Onun için sistem bir türlü dikiş tutturamıyor.Dün İstanbul Sözleşmesini imzalayan da bu iktidardı, bugün çekilen de. Bir yılda 3 merkez bankası başkanı atayan da bu iktidarın başıydı, olmadı deyip değiştiren de. Bir kez dikiş tutmadı mı devlet yaz boz tahtasına döner. Aynı, bir ileri bir geri adım atmalar PKK ile görüşmelerde de yaşanmadı mı?

Üç yıllık uygulama, bu sistemin, toplumsal sorunlara kilit olacak, onları çözecek  mahiyete sahip olmadığını gösterdi. Her gün devletin bu sistemle yönetilemeyeceğine tanık oluyoruz. Milletler kaderlerini kendileri tayin ederler, bunu bir kişinin iki dudağı arasına teslim etmezler. İnsanlık tek adam yönetimlerinin acılarını yaşaya yaşaya bu güne geldi. Demokrasi biraz da bu tecrübenin ürünüdür. Kralların, monarkların insanlığa maliyeti toplumu kendi kaderi üzerinde söz sahibi kılma noktasına getirdi.CB sistemi ile insanlığın bu tecrübesi ve tarihimizdeki trajediler yok sayıldı. Gücün tek elde temerküzü her zaman her yerde aynı sonucu doğurur,tek adamın yasaların üzerine çıkarılması ve kurumların işlevsiz hale gelmesi. Bugün aslında varmış gibi gözüken kurumların devlet aygıtında hiç bir etkilerinin kalmamasının sebebi budur. Tek adam düzeninde, kurumların varlığı tamamen izafidir, vücutça vardırlar, devlet politikalarına etkide yokturlar, gerçekte var olan tek bir kişidir.Türkiye'nin en acil sorunu sistem sorunudur ve bu sorun çözülmeden hiç bir problem çözülemez.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.