İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Sefaletini Alkışlayan Bir Toplum

Kendi sefaletine neden olanları alkışlayan bir halk asla iflah olmaz. Bugün içinde bulunduğumuz krizin bir nedeni kötü yönetim, rüşvet, iltimas, yolsuzluk ise bir nedeni de bu yanlışları göre göre iktidarı alkışlayanların duyarsızlığıdır. Ahlaklı bir toplum yanlış yapan siyasetçileri kamuoyu baskısı ile düzeltir. Düzelmemekte ısrara edenleri değiştirir. Ülkeyi, milleti bir kaç yöneticiye feda etmez.Partizanlık uğruna devletin örselenmesine, dejenere edilmesine göz yummaz. Ne yazık ki, taraftarlık uğruna iktidarın yaptığı her şeyi alkışlayan bir güruh var. Yanlışta ısrarın arkasında bu kör destek yatıyor. Siyasi iktidar, nasıl olsa ne yaparsak yapalım bize kar kalıyor, rahatlığı ile hareket ediyor. Bu kör, bilinçsiz desteğe güvenerek yanlış adımlar atmaktan sakınmıyor. Düne kadar dövizdeki dalgalanmalar dış güçlere bağlanıyordu. Dün birden bire sebep değişti,Allah'a bağlandı. CB Erdoğan, "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız.(Bakara 155) ayetini okuyarak mevcut durumu bir nevi Allah'ın sınaması olarak takdim etti. Bu aynı zamanda bugüne kadar dış güçlere yüklenen ekonomik krizin doğrudan doğruya Allah'a fatura edilmesiydi. Bu düşünceyle hareket ettiğiniz zaman insanın dünyada hiç bir fonksiyonu kalmıyor.Olaylara müdahale edemeyen, değiştiremeyen, şekil veremeyen bir insan hesaptan da sorumlu tutulmaz. Bu İslam dünyasında bir zamanlar ortaya çıkan Cebriye akımının bir devamıdır. İnsan iradesinin bu dünya hayatında hiç bir işlevi yoksa hesap gününün de hiç bir anlamı olmayacaktır. İnsan, ancak yaptıklarından sorumlu tutulabilir, yapmadıklarından, iradesini aşan  durumlardan (müdahale imkanı varken pasif kalma durumları hariç) sorumlu tutulamaz. Dünyada ki her şey Allah tarafından yönetiliyorsa hükümetlere ne gerek var, bırakalım Allah yönetsin. Bu anlayış başarısız bir kadroyu koruyalım derken insanı İslam çerçevesinin dışına savurur. İslam'a yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri onu bir kişinin, bir siyasi kadronun menfaatlerine göre yorumlamak, anlamı dışına çıkarmaktır. Emeviler bunu yapmış, kendilerinin iş başına geçmesinin kader olduğunu, kaderi yazanın da Allah olduğunu söyleyerek kendi iktidarlarına karşı çıkanları Allah'ın takdirine karşı çıkmakla itham edip kanla susturmuşlardı.Şimdi aynı hatalar, aynı yanlışlar tekrar ediliyor. İnsan, dünyadaki her fiilinden sorumludur. Allah kimseyi zorla fakir, zengin yapmaz. İnsanlar yeteneklerine, azimlerine, eğitimlerine göre zengin veya fakir olurlar. Önemli olan bu çabalar sonucu elde edilene veya ortaya çıkana rıza göstermektir. Allah zengin ve fakir olduktan sonra gösterdiğiniz tutuma bakar.Fakirliğin isyan, zenginliğin sapkınlık,israf, kibir sebebi olmamasını ister. Olmayana verme, olandan alma gücünün kendisinde olduğunu belirtir. CB Erdoğan'ın ayete yüklediği anlamla ayetin gerçek anlamı arasında bir bağlantı yoktur. Sonuçlara sabretmek, ona neden olanların sorumluluktan kurtulması anlamına gelmez. Sonuçlara sabredilecek ama ona neden olanlardan da hesap sorulacaktır. Bu zihniyetle hareket etmek toplumu kaosa sürükler, beşeri her şeyi anlamsız hale getirir. Muhammed Said al-Ashmawy, bu zihniyete karşı İslam'a Karşı İslamcılık kitabında şu örneği verir. Mısır'da bir katil mahkemede kendini savunurken, "öldüren ben değilim, öldüren Allah'tır....Eğer  Allah istemeseydi,ben bunu yapamazdım. Ben yalnızca onun iradesinin aracıyım" dediğini aktarır ve şöyle devam eder böylesi ahmaklıklar karşısında hangi toplum ayakta kalır? Bu krizin sorumlusu da yüce Allah değil, kötü yönetim ve bu yönetimin sebep olduğu sefaleti, fukaralığı alkışlamaya devam eden toplum kesimidir.
Ekleme Tarihi: 11 Aralık 2021 - Cumartesi

Sefaletini Alkışlayan Bir Toplum

Kendi sefaletine neden olanları alkışlayan bir halk asla iflah olmaz. Bugün içinde bulunduğumuz krizin bir nedeni kötü yönetim, rüşvet, iltimas, yolsuzluk ise bir nedeni de bu yanlışları göre göre iktidarı alkışlayanların duyarsızlığıdır.

Ahlaklı bir toplum yanlış yapan siyasetçileri kamuoyu baskısı ile düzeltir. Düzelmemekte ısrara edenleri değiştirir. Ülkeyi, milleti bir kaç yöneticiye feda etmez.Partizanlık uğruna devletin örselenmesine, dejenere edilmesine göz yummaz.

Ne yazık ki, taraftarlık uğruna iktidarın yaptığı her şeyi alkışlayan bir güruh var. Yanlışta ısrarın arkasında bu kör destek yatıyor. Siyasi iktidar, nasıl olsa ne yaparsak yapalım bize kar kalıyor, rahatlığı ile hareket ediyor. Bu kör, bilinçsiz desteğe güvenerek yanlış adımlar atmaktan sakınmıyor.

Düne kadar dövizdeki dalgalanmalar dış güçlere bağlanıyordu. Dün birden bire sebep değişti,Allah'a bağlandı. CB Erdoğan, "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız.(Bakara 155) ayetini okuyarak mevcut durumu bir nevi Allah'ın sınaması olarak takdim etti. Bu aynı zamanda bugüne kadar dış güçlere yüklenen ekonomik krizin doğrudan doğruya Allah'a fatura edilmesiydi.

Bu düşünceyle hareket ettiğiniz zaman insanın dünyada hiç bir fonksiyonu kalmıyor.Olaylara müdahale edemeyen, değiştiremeyen, şekil veremeyen bir insan hesaptan da sorumlu tutulmaz. Bu İslam dünyasında bir zamanlar ortaya çıkan Cebriye akımının bir devamıdır. İnsan iradesinin bu dünya hayatında hiç bir işlevi yoksa hesap gününün de hiç bir anlamı olmayacaktır. İnsan, ancak yaptıklarından sorumlu tutulabilir, yapmadıklarından, iradesini aşan  durumlardan (müdahale imkanı varken pasif kalma durumları hariç) sorumlu tutulamaz. Dünyada ki her şey Allah tarafından yönetiliyorsa hükümetlere ne gerek var, bırakalım Allah yönetsin. Bu anlayış başarısız bir kadroyu koruyalım derken insanı İslam çerçevesinin dışına savurur.

İslam'a yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri onu bir kişinin, bir siyasi kadronun menfaatlerine göre yorumlamak, anlamı dışına çıkarmaktır. Emeviler bunu yapmış, kendilerinin iş başına geçmesinin kader olduğunu, kaderi yazanın da Allah olduğunu söyleyerek kendi iktidarlarına karşı çıkanları Allah'ın takdirine karşı çıkmakla itham edip kanla susturmuşlardı.Şimdi aynı hatalar, aynı yanlışlar tekrar ediliyor.

İnsan, dünyadaki her fiilinden sorumludur. Allah kimseyi zorla fakir, zengin yapmaz. İnsanlar yeteneklerine, azimlerine, eğitimlerine göre zengin veya fakir olurlar. Önemli olan bu çabalar sonucu elde edilene veya ortaya çıkana rıza göstermektir. Allah zengin ve fakir olduktan sonra gösterdiğiniz tutuma bakar.Fakirliğin isyan, zenginliğin sapkınlık,israf, kibir sebebi olmamasını ister. Olmayana verme, olandan alma gücünün kendisinde olduğunu belirtir. CB Erdoğan'ın ayete yüklediği anlamla ayetin gerçek anlamı arasında bir bağlantı yoktur. Sonuçlara sabretmek, ona neden olanların sorumluluktan kurtulması anlamına gelmez. Sonuçlara sabredilecek ama ona neden olanlardan da hesap sorulacaktır.

Bu zihniyetle hareket etmek toplumu kaosa sürükler, beşeri her şeyi anlamsız hale getirir. Muhammed Said al-Ashmawy, bu zihniyete karşı İslam'a Karşı İslamcılık kitabında şu örneği verir. Mısır'da bir katil mahkemede kendini savunurken, "öldüren ben değilim, öldüren Allah'tır....Eğer  Allah istemeseydi,ben bunu yapamazdım. Ben yalnızca onun iradesinin aracıyım" dediğini aktarır ve şöyle devam eder böylesi ahmaklıklar karşısında hangi toplum ayakta kalır?

Bu krizin sorumlusu da yüce Allah değil, kötü yönetim ve bu yönetimin sebep olduğu sefaleti, fukaralığı alkışlamaya devam eden toplum kesimidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.