İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Sağlar'dan Erdoğan'a Gol'lük Pas

AKP ne zaman zor duruma düşse, Erdoğan'a gollük paslar veren birileri çıkıyor. Son gol asistini Fikri Sağlar yaptı, katıldığı bir televizyon programında başörtülü hakimlerin adaletinden emin olamayacağını söyledi. Hala 20 yıl öncesinde kaldığını, bir adım bile bu tarafa gelemediğini gösterdi. Bu kafayla bakarsanız bir başkası da başı açık bir hakimin adaletinden emin olamayacağını söyleyebilir. Bunlar, Türk solunu marjinalize eden, halkla buluşmasına engel olan isimler. Bereket ki, bütün bir sol Sağlar gibi düşünmüyor. Başörtü yasağının kaldırılmasına o zaman mecliste CHP'de destek verdi. Şimdi CB Erdoğan böyle bir şey olmamış gibi davranıyor ama yasak kalkarken bütün partiler özgürlükten yana tavır aldılar. CHP, sonrasında da bu özgürlükçü tavrını sürdürdü. Nitekim Kılıçdaroğlu dün akıl dolu bir açıklama yaparak, Sağlar'ın beyanlarına katılmadığını söyledi. Bir gün önce de yanında bir başörtülü hanımefendi ile ekranların karşısına geçerek partisinin duruşunu gösterdi. Kılıçdaroğlu'nun yanında görünen başörtülü bayan ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söyledikleri ibret vericiydi. Erdoğan, o hanıma vitrin mankeni dedi. Bu, aslında başörtüsü ile ilgili bilinçaltını ele veriyor. Yıllarca başörtüsü üzerinden yapılan siyasetin samimiyetten uzak tamamen kullanma amaçlı olduğunu gösteriyor. İşte toplumda kutuplaşmalar, ayrışmalar böyle yaratılıyor. Sorumlu bir lider başörtülülerin her yerde kendini ifade etmelerinden, kabul görmelerinden mutluluk duyar, ama sayın Erdoğan onları kendi malı gibi gördüğünden, kullanım hakkının da sadece kendilerine ait olduğunu düşünüyor. Oysa bu bir insan hakkıdır ve asla siyasallaştırılmaması gereken bir konudur. Sağlar'ın bakış tarzı ile aslında Erdoğan'ın bakış tarzı kardeş. Daha doğrusu, Sağlar gibi düşünenlerin vehimlerini sayın Erdoğan'ın bakış tarzı besliyor. Başörtülülere partinin mülkü gibi bakar başka partilerde olmasını yadırgarsanız, Sağlar gibi adamlar da vehimlerinde haklı hale gelir, başörtülü hanımlara -parti malı- gibi bakar, adaletlerinden şüphe ederler. Onların tarafsızlığından şüpheye düşüren başlarındaki örtü değil, onları AKP'nin malı gibi gören/gösteren zihniyettir. AKP, bugünlere dini değerleri istismar ede ede geldi. Sağlar gibi bir siyasetçinin konuşurken bunu görmesi, ağzından çıkan lafların nereye çekileceğini bilmesi gerekirdi. Nitekim, daha laf ağzından çıkar çıkmaz Erdoğan topu ayağına alarak sürmeye başladı. Hemen kaleye gitmeyeceğinden emin olabilirsiniz. Pasın iyice suyunu çıkaracak, dolaştırıp, dolaştırıp alacağını sonuna kadar aldıktan sonra kaleye gidip gölünü atacaktır. Türkiye'nin artık bu tartışmaları geride bırakması gerekiyor. Başörtülüsü ve örtüsüzü ile bu ülke vatandaşlarının hepsi bizim ve  hepsi değerlidir. AKP'yi iktidara bu gibi yanlışlar getirdi. 28 Şubat olmasa AKP'de olmayacaktı, onu iktidara getiren kendi faziletleri veya çabası değil, 28 Şubat'a duyulan toplumsal tepkiydi. Şimdi durup dururken başörtü meselesini gündeme getirmek şu 18 yıllık süreçten hiçbir şey anlayamamak demektir. Artık Sağlar gibi 20/30 yıl öncesinde kalan, ideolojik şablonlarla düşünen  siyasetçilerin devri kapanmalıdır. Türkiye özgürlüğü,barışı, demokrasiyi, kardeşliği hak etmektedir. Ve er geç de buna kavuşacaktır.
Ekleme Tarihi: 03 Ocak 2021 - Pazar

Sağlar'dan Erdoğan'a Gol'lük Pas

AKP ne zaman zor duruma düşse, Erdoğan'a gollük paslar veren birileri çıkıyor. Son gol asistini Fikri Sağlar yaptı, katıldığı bir televizyon programında başörtülü hakimlerin adaletinden emin olamayacağını söyledi. Hala 20 yıl öncesinde kaldığını, bir adım bile bu tarafa gelemediğini gösterdi. Bu kafayla bakarsanız bir başkası da başı açık bir hakimin adaletinden emin olamayacağını söyleyebilir. Bunlar, Türk solunu marjinalize eden, halkla buluşmasına engel olan isimler.

Bereket ki, bütün bir sol Sağlar gibi düşünmüyor. Başörtü yasağının kaldırılmasına o zaman mecliste CHP'de destek verdi. Şimdi CB Erdoğan böyle bir şey olmamış gibi davranıyor ama yasak kalkarken bütün partiler özgürlükten yana tavır aldılar. CHP, sonrasında da bu özgürlükçü tavrını sürdürdü. Nitekim Kılıçdaroğlu dün akıl dolu bir açıklama yaparak, Sağlar'ın beyanlarına katılmadığını söyledi. Bir gün önce de yanında bir başörtülü hanımefendi ile ekranların karşısına geçerek partisinin duruşunu gösterdi.

Kılıçdaroğlu'nun yanında görünen başörtülü bayan ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söyledikleri ibret vericiydi. Erdoğan, o hanıma vitrin mankeni dedi. Bu, aslında başörtüsü ile ilgili bilinçaltını ele veriyor. Yıllarca başörtüsü üzerinden yapılan siyasetin samimiyetten uzak tamamen kullanma amaçlı olduğunu gösteriyor.

İşte toplumda kutuplaşmalar, ayrışmalar böyle yaratılıyor. Sorumlu bir lider başörtülülerin her yerde kendini ifade etmelerinden, kabul görmelerinden mutluluk duyar, ama sayın Erdoğan onları kendi malı gibi gördüğünden, kullanım hakkının da sadece kendilerine ait olduğunu düşünüyor. Oysa bu bir insan hakkıdır ve asla siyasallaştırılmaması gereken bir konudur.

Sağlar'ın bakış tarzı ile aslında Erdoğan'ın bakış tarzı kardeş. Daha doğrusu, Sağlar gibi düşünenlerin vehimlerini sayın Erdoğan'ın bakış tarzı besliyor. Başörtülülere partinin mülkü gibi bakar başka partilerde olmasını yadırgarsanız, Sağlar gibi adamlar da vehimlerinde haklı hale gelir, başörtülü hanımlara -parti malı- gibi bakar, adaletlerinden şüphe ederler. Onların tarafsızlığından şüpheye düşüren başlarındaki örtü değil, onları AKP'nin malı gibi gören/gösteren zihniyettir.

AKP, bugünlere dini değerleri istismar ede ede geldi. Sağlar gibi bir siyasetçinin konuşurken bunu görmesi, ağzından çıkan lafların nereye çekileceğini bilmesi gerekirdi. Nitekim, daha laf ağzından çıkar çıkmaz Erdoğan topu ayağına alarak sürmeye başladı. Hemen kaleye gitmeyeceğinden emin olabilirsiniz. Pasın iyice suyunu çıkaracak, dolaştırıp, dolaştırıp alacağını sonuna kadar aldıktan sonra kaleye gidip gölünü atacaktır.

Türkiye'nin artık bu tartışmaları geride bırakması gerekiyor. Başörtülüsü ve örtüsüzü ile bu ülke vatandaşlarının hepsi bizim ve  hepsi değerlidir. AKP'yi iktidara bu gibi yanlışlar getirdi. 28 Şubat olmasa AKP'de olmayacaktı, onu iktidara getiren kendi faziletleri veya çabası değil, 28 Şubat'a duyulan toplumsal tepkiydi. Şimdi durup dururken başörtü meselesini gündeme getirmek şu 18 yıllık süreçten hiçbir şey anlayamamak demektir. Artık Sağlar gibi 20/30 yıl öncesinde kalan, ideolojik şablonlarla düşünen  siyasetçilerin devri kapanmalıdır. Türkiye özgürlüğü,barışı, demokrasiyi, kardeşliği hak etmektedir. Ve er geç de buna kavuşacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.