İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Milletin Siyaseti Yerine İkbal Siyaseti

Cumhurbaşkanı milletin birliğini temsil eder. Bir nevi toplumsal ihtilafların çözüldüğü merkezdir. Anayasada böyle yazar ama CB sistemine geçildiğinden beri CB makamı artık fiilen milletin birliğini temsil etmiyor. Kağıt üzerinde yazılı olan her zaman fiiliyatta gerçekleşmiyor. Partili başkanlık sisteminden beri CB makamı aynı Partiden olmayanlara karşı taraf haline getirilmiştir. Milletin bir kısmının yanında bir kısmının karşısında olmak -milletin birliğini- temsil eden bir makamın misyonu ile uzlaşmaz. CB Erdoğan isteseydi, partili başkanlık sistemine rağmen vatandaşın tamamını kucaklayan bir lider profili çizebilirdi. Kendisi için de Türkiye için de bu daha iyi olurdu. Ama istemedi, ısrarla taraf oldu. Tarafgirliğini de çok keskin, toplumu kutuplaştıracak bir şekilde ortaya koydu. Bir Cumhurbaşkanı milleti dururken partisinden yana olamaz! Dün AKP grup toplantısında söyledikleri -milletin birliğini- temsil eden bir makama asla yakışacak sözler değildi. Bilindiği gibi geçen hafta İYİ Parti lideri sayın Meral Akşener Rize'yi ziyaret etti. Orada AKP teşkilatı tarafından organize edildiği iddia edilen küçük çaplı bir tepki ile karşılandı. İYİ Parti lideri oraya Mehmet Cengiz'e peşkeş çekilen ormanlarımız için yöre halkının  gösterdiği haklı direnişe destek olmak için gitmişti.Şüphesiz bundan en çok rahatsız olan Cengiz'di. AKP teşkilatları da halkın yanında durmak yerine, Cengiz'in yanında durmayı tercih ettiler. İYİ Parti mensupları olgun davranmasaydı Rize'de olaylar büyüyebilir, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir noktaya gelebilirdi. Herkes bu çirkinliğe karşı CB Erdoğan'ın tepki göstermesini, siyasete şiddet bulaştırmaya çalışanları takbih etmesini bekliyordu. Ama Erdoğan öyle yapmadı, tam tersini yaptı, dünkü grup toplantısında Rize'de sayın Akşener'e iyi bir ders verildiğini söyleyerek göstericilere sahip çıktı. Daha neler neler olacak diyerek, Akşener'in gideceği diğer illerde benzer tepkilerin  gösterilmesi için mesaj verdi. Bu tavır herhalde cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Erdoğan, genelde muhalefetin, özelde Akşener'in sahaya çıkmasını istemiyor. Çünkü Akşener gittiği her yerden ses getiriyor. Sahadaki şikayetleri siyasetin gündemine taşıyor, vatandaşın tercümanı oluyor. Zaten siyasetçinin görevi de bu değil midir? Halkla yönetim arasında köprü olmak, toplumsal sorunlara ayna tutmak. Siyaset halktan koptukça gerçekten de kopar. Tıpkı bugün AKP ve Saray'ın düştüğü durum gibi. Sokağı muhalefete karşı kışkırtmak ülkeyi tahmin edilemeyen noktalara götürür. Bunu herkes yapsa da CB makamında oturan birinin yapmaması gerekir. Partiler, siyasetçiler gelip gider, ama millet kalıcı olandır. Onu yaralayacak, tesanütünü bozacak söz ve davranışlardan kaçınmak her siyasetçinin vazifesidir. Kavga yapan toplumlar muhteris siyasetçilerin çirkin emellerine yem olurlar. Bu akıl dışı tutum İYİ Parti ve sayın Akşener'e zarar vermez. Tam tersine daha da büyütür. Akşener, daha önce de bu tehditlere muhatap olmuş, geri adım atmamıştı. Yine öyle olacaktır. Ancak CB'nin, bu ve benzer açıklamaları Türkiye'nin bir sistem sorunu kadar,  bir zihniyet sorunu olduğunu da gözler önüne seriyor. Bu ucube sistemden kurtulmak için, önce bu siyaseti -nefsine- odaklayan zihniyetten kurtulmak gerekir.
Ekleme Tarihi: 27 Mayıs 2021 - Perşembe

Milletin Siyaseti Yerine İkbal Siyaseti

Cumhurbaşkanı milletin birliğini temsil eder. Bir nevi toplumsal ihtilafların çözüldüğü merkezdir. Anayasada böyle yazar ama CB sistemine geçildiğinden beri CB makamı artık fiilen milletin birliğini temsil etmiyor.

Kağıt üzerinde yazılı olan her zaman fiiliyatta gerçekleşmiyor. Partili başkanlık sisteminden beri CB makamı aynı Partiden olmayanlara karşı taraf haline getirilmiştir.

Milletin bir kısmının yanında bir kısmının karşısında olmak -milletin birliğini- temsil eden bir makamın misyonu ile uzlaşmaz. CB Erdoğan isteseydi, partili başkanlık sistemine rağmen vatandaşın tamamını kucaklayan bir lider profili çizebilirdi. Kendisi için de Türkiye için de bu daha iyi olurdu.

Ama istemedi, ısrarla taraf oldu. Tarafgirliğini de çok keskin, toplumu kutuplaştıracak bir şekilde ortaya koydu.

Bir Cumhurbaşkanı milleti dururken partisinden yana olamaz!

Dün AKP grup toplantısında söyledikleri -milletin birliğini- temsil eden bir makama asla yakışacak sözler değildi.

Bilindiği gibi geçen hafta İYİ Parti lideri sayın Meral Akşener Rize'yi ziyaret etti. Orada AKP teşkilatı tarafından organize edildiği iddia edilen küçük çaplı bir tepki ile karşılandı. İYİ Parti lideri oraya Mehmet Cengiz'e peşkeş çekilen ormanlarımız için yöre halkının  gösterdiği haklı direnişe destek olmak için gitmişti.Şüphesiz bundan en çok rahatsız olan Cengiz'di. AKP teşkilatları da halkın yanında durmak yerine, Cengiz'in yanında durmayı tercih ettiler.

İYİ Parti mensupları olgun davranmasaydı Rize'de olaylar büyüyebilir, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir noktaya gelebilirdi.

Herkes bu çirkinliğe karşı CB Erdoğan'ın tepki göstermesini, siyasete şiddet bulaştırmaya çalışanları takbih etmesini bekliyordu. Ama Erdoğan öyle yapmadı, tam tersini yaptı, dünkü grup toplantısında Rize'de sayın Akşener'e iyi bir ders verildiğini söyleyerek göstericilere sahip çıktı. Daha neler neler olacak diyerek, Akşener'in gideceği diğer illerde benzer tepkilerin  gösterilmesi için mesaj verdi.

Bu tavır herhalde cumhuriyet tarihinde bir ilktir.

Erdoğan, genelde muhalefetin, özelde Akşener'in sahaya çıkmasını istemiyor. Çünkü Akşener gittiği her yerden ses getiriyor. Sahadaki şikayetleri siyasetin gündemine taşıyor, vatandaşın tercümanı oluyor.

Zaten siyasetçinin görevi de bu değil midir? Halkla yönetim arasında köprü olmak, toplumsal sorunlara ayna tutmak.

Siyaset halktan koptukça gerçekten de kopar. Tıpkı bugün AKP ve Saray'ın düştüğü durum gibi.

Sokağı muhalefete karşı kışkırtmak ülkeyi tahmin edilemeyen noktalara götürür. Bunu herkes yapsa da CB makamında oturan birinin yapmaması gerekir. Partiler, siyasetçiler gelip gider, ama millet kalıcı olandır. Onu yaralayacak, tesanütünü bozacak söz ve davranışlardan kaçınmak her siyasetçinin vazifesidir. Kavga yapan toplumlar muhteris siyasetçilerin çirkin emellerine yem olurlar. Bu akıl dışı tutum İYİ Parti ve sayın Akşener'e zarar vermez. Tam tersine daha da büyütür. Akşener, daha önce de bu tehditlere muhatap olmuş, geri adım atmamıştı. Yine öyle olacaktır. Ancak CB'nin, bu ve benzer açıklamaları Türkiye'nin bir sistem sorunu kadar,  bir zihniyet sorunu olduğunu da gözler önüne seriyor. Bu ucube sistemden kurtulmak için, önce bu siyaseti -nefsine- odaklayan zihniyetten kurtulmak gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.