İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Kürt Sorunu Değil, Ayrılıkçılık

Oy kaygısını milli bütünlük kaygısının önüne alan bir siyaset ülkeye hayır getirmez. Her seçim döneminde pişirilip pişirilip önümüze getirilen “ bir Kürt meselesi” var. Onlarca düzenleme, kanun, yasa, yönetmelik çıkarılıyor ama Kürt meselesi olduğu yerde duruyor. Çünkü Kürt meselesi dedikleri şey bir demokratikleşme sorunu değil, ülkenin parçalanması talebidir. Bu sorun hiçbir demokratik müdahale veya düzenleme ile bitmez. Bu mesele ancak PKK’nın hem askeri, hem  siyasi anlamda yenilmesi ile biter. Çözüm sürecinde ülkenin bölünmesi, özerklik, ana dilde eğitim hariç etnik ayrılıkçılar ne istediyse yapıldı. PKK her istediğini aldıktan sonra hendek savaşına yöneldi. Çünkü geriye kalanları almak, ancak o ülkeyi savaşta yenmek, bozguna uğratmakla mümkündü. Türkiye yenilmedikçe özerklik veya ana dilde eğitimin mümkün olmayacağını biliyorlardı. Kobani olaylarında acze düşen iktidarın zaafından  aldıkları güç ve cesaretle emellerine ulaşacaklarını sandılar. Ama yanıldılar, hendek terörü milletin sinesine çarparak geri döndü. Ancak iktidar arkasını getiremedi, o dönem vatandaş, “bunun sorumlusu sizsiniz” diyerek HDP milletvekillerini mahallesinden-sokağından kovuyordu. Ayrılıkçı siyasette büyük bir psikolojik çöküş yaşandı, sonra yavaş yavaş toparlanarak yine bölgede gündemi tayin edici mevkie ulaştı. Geçen hafta bölgeye Kılıçdaroğlu gitti. Bazı görüşmeler yaptı. Kürt sorununu çözeceğini söyledi. Bütün partiler bölgeye gitmeli ve vatanın hiçbir bölgesine ayrı bir statü algısı oluşturacak davranışlara izin verilmemeli. Türkiye’nin başşehri Ankara’dır, bütün çözüm reçetelerinin çıkacağı yer de orasıdır. Şu veya bu şehre ayrı bir özellik isnat etmek vatan coğrafyası içinde ayrı ve rakip  siyasi merkezler ihdas etmektir. Demokratik bir devletin bugüne kadar yapılanlardan daha fazla yapacağı bir şey olamaz. Ana dilde eğitim veya özerklik demokrasinin bir rüknü değildir. Kürt sorunu diye bu meseleyi dillerine pelesenk edenlere nedir bu sorun dediğinizde söyleyecek somut bir şey bulamıyorlar. Bu ülkede mevzi ve tamamen kişisel sebepler hariç, ne zaman ayrımcılık yapılmış? Hangi devlet kurumu herhangi bir etnik gruba ayrımcılığa tabi tutmuş? Kürt meselesi diyerek neyi düzelteceksiniz? Şu gerçeği artık herkesin kavraması lazım, ayrılıkçı çevrelerin kafasında Kürt sorunu denilen şey, parçalanmanın önündeki engellerin kaldırılmasıdır. İkide bir Güneydoğu’ya giderek HDP ve uzantıları ile aynı dili konuşmak bu ülkeye hayır getirmez. Siyaseti PKK’nın çizgisine çekerek, çözümü PKK’nın taleplerinde arayarak bir yere varılmaz. AKP bunu denedi ülkeyi felaketin eşiğine getirdi. Birkaç bin oy uğruna milli bütünlükten, ülkeyi farklılaşmaya, ortadan çatlamaya götürecek vaatlerden kaçınmak gerekir. Bu meselenin bu kadar uzamasının nedeni, zamanında bölücülükle mücadele eden kurumlar arasında bir korelasyonun bulunmaması ve  meselenin künhüne vakıf olmayan siyasetçilerin etnik vaat(çilik)leridir. Doğru olan ikide bir ayrılıkçı çevrelere umut verecek  açıklamalar yaparak iman tazelemelerini sağlamak değil,  tam tersine sınıra gelindiğini ifade ederek umut ve  iradelerini kırmaktır. Siyasetçi, her yere gidip gelmeli, kökenine bakmadan her vatandaşımızı kucaklamalı ama sonunu hesaplamadığı hiçbir lafı etmemelidir. Unutmayalım ki Türkiye’den talep ettikleri şey Kuzey Irak veya Suriye’nin kanton modelidir. Bu modellerle Suriye ve Irak ne kadar bütün olmuşsa, biz de o kadar bütün oluruz.    
Ekleme Tarihi: 17 Mart 2022 - Perşembe

Kürt Sorunu Değil, Ayrılıkçılık

Oy kaygısını milli bütünlük kaygısının önüne alan bir siyaset ülkeye hayır getirmez.

Her seçim döneminde pişirilip pişirilip önümüze getirilen “ bir Kürt meselesi” var. Onlarca düzenleme, kanun, yasa, yönetmelik çıkarılıyor ama Kürt meselesi olduğu yerde duruyor. Çünkü Kürt meselesi dedikleri şey bir demokratikleşme sorunu değil, ülkenin parçalanması talebidir. Bu sorun hiçbir demokratik müdahale veya düzenleme ile bitmez. Bu mesele ancak PKK’nın hem askeri, hem  siyasi anlamda yenilmesi ile biter.

Çözüm sürecinde ülkenin bölünmesi, özerklik, ana dilde eğitim hariç etnik ayrılıkçılar ne istediyse yapıldı. PKK her istediğini aldıktan sonra hendek savaşına yöneldi. Çünkü geriye kalanları almak, ancak o ülkeyi savaşta yenmek, bozguna uğratmakla mümkündü. Türkiye yenilmedikçe özerklik veya ana dilde eğitimin mümkün olmayacağını biliyorlardı. Kobani olaylarında acze düşen iktidarın zaafından  aldıkları güç ve cesaretle emellerine ulaşacaklarını sandılar. Ama yanıldılar, hendek terörü milletin sinesine çarparak geri döndü.

Ancak iktidar arkasını getiremedi, o dönem vatandaş, “bunun sorumlusu sizsiniz” diyerek HDP milletvekillerini mahallesinden-sokağından kovuyordu. Ayrılıkçı siyasette büyük bir psikolojik çöküş yaşandı, sonra yavaş yavaş toparlanarak yine bölgede gündemi tayin edici mevkie ulaştı.

Geçen hafta bölgeye Kılıçdaroğlu gitti. Bazı görüşmeler yaptı. Kürt sorununu çözeceğini söyledi. Bütün partiler bölgeye gitmeli ve vatanın hiçbir bölgesine ayrı bir statü algısı oluşturacak davranışlara izin verilmemeli. Türkiye’nin başşehri Ankara’dır, bütün çözüm reçetelerinin çıkacağı yer de orasıdır. Şu veya bu şehre ayrı bir özellik isnat etmek vatan coğrafyası içinde ayrı ve rakip  siyasi merkezler ihdas etmektir.

Demokratik bir devletin bugüne kadar yapılanlardan daha fazla yapacağı bir şey olamaz. Ana dilde eğitim veya özerklik demokrasinin bir rüknü değildir. Kürt sorunu diye bu meseleyi dillerine pelesenk edenlere nedir bu sorun dediğinizde söyleyecek somut bir şey bulamıyorlar. Bu ülkede mevzi ve tamamen kişisel sebepler hariç, ne zaman ayrımcılık yapılmış? Hangi devlet kurumu herhangi bir etnik gruba ayrımcılığa tabi tutmuş? Kürt meselesi diyerek neyi düzelteceksiniz?

Şu gerçeği artık herkesin kavraması lazım, ayrılıkçı çevrelerin kafasında Kürt sorunu denilen şey, parçalanmanın önündeki engellerin kaldırılmasıdır. İkide bir Güneydoğu’ya giderek HDP ve uzantıları ile aynı dili konuşmak bu ülkeye hayır getirmez. Siyaseti PKK’nın çizgisine çekerek, çözümü PKK’nın taleplerinde arayarak bir yere varılmaz. AKP bunu denedi ülkeyi felaketin eşiğine getirdi. Birkaç bin oy uğruna milli bütünlükten, ülkeyi farklılaşmaya, ortadan çatlamaya götürecek vaatlerden kaçınmak gerekir. Bu meselenin bu kadar uzamasının nedeni, zamanında bölücülükle mücadele eden kurumlar arasında bir korelasyonun bulunmaması ve  meselenin künhüne vakıf olmayan siyasetçilerin etnik vaat(çilik)leridir. Doğru olan ikide bir ayrılıkçı çevrelere umut verecek  açıklamalar yaparak iman tazelemelerini sağlamak değil,  tam tersine sınıra gelindiğini ifade ederek umut ve  iradelerini kırmaktır. Siyasetçi, her yere gidip gelmeli, kökenine bakmadan her vatandaşımızı kucaklamalı ama sonunu hesaplamadığı hiçbir lafı etmemelidir. Unutmayalım ki Türkiye’den talep ettikleri şey Kuzey Irak veya Suriye’nin kanton modelidir. Bu modellerle Suriye ve Irak ne kadar bütün olmuşsa, biz de o kadar bütün oluruz.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.