İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Kavala,Demirtaş

İmzasına sahip çıkmayan bir ülkenin itibarı olmaz. CB Erdoğan, bir defa daha AİHM'in Kavala ve Demirtaş kararlarını tanımadığını söyledi. Bu,  kanun ve yasa benim demektir. Türkiye AİHS'e imza atmış bir ülke, üstelik bunu anayasasına da geçirerek uluslararası antlaşmaların anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini kabul etmiştir. Anayasaya aykırılığı sürülemeyecek bir yasa maddesi aynı zamanda zımni olarak bir anayasa hükmü mahiyetindedir. CB, bu beyanıyla, hem bu devletin imzasını hem de bu ülkenin anayasasını tanımadığını beyan ediyor. İşte hukuk güvenliği/güvensizliği dediğimiz şey bu gibi beyanlardan ortaya çıkıyor. Tanımamanın sınırı yoktur. Bu ülkeye yatırım yapacak olanlar -hukuka uymayacağını ilan eden- bir tek adam yönetiminin olduğu ülkeye yatırım yapar mı? Günümüzde hukukla ekonomi ve yatırımlar arasında doğrudan bir ilişki vardır. Sermaye, hukukun olmadığı yere gitmez. Bu açıklamalarla bu Kavala ve Demirtaş'ın masum olduklarını söylemiyorum,  tam tersine Demirtaş'ın özellikle Kobani olaylarında sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Çözüm süreci bozulunca hükümetin A ve B planlarımız var açıklamasına, Demirtaş'ın," a planı Apo'nun ayağına gitmektir, b planı tekrar Apo'nun ayağına gitmektir," sözü hala  hatırlardadır. Apo örgüt partisinin genel başkanı, Demirtaş da onun partideki tercümanıydı. Aynı Demirtaş'ın, "Rojavaya müdahale ederseniz gök kubbeyi başınıza yıkarız" sözü arşivlerde duruyor. Demirtaş ve benzerleri hiç bir zaman bu ülkeye aidiyet hissetmediler. Mecliste yabancı bir ülkenin vekili gibi hareket ettiler. Kavala'ya gelince dosyasını bilmediğim için suçlamalarla ilgili bir değerlendirme yapma hakkını kendimde görmüyorum. Ama onun da Öcalan sevdalısı olduğu biliniyor. Çözüm süreci başlayıp, İmralı iktidarın parçası haline getirilince, kripto bölücüler tek tek kendilerini ifşa ettiler. Öcalan'dan akıl almaya giden BDP milletvekilleri vasıtasıyla Öcalan'a selamlarını, bağlılıklarını gönderdiler. Avrupa'da yayınlanan ve yazar hanesinde Öcalan isminin bulunduğu "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa, İmralı Notları" isimli kitapta gizli Öcalancıların isimlerini görmek mümkün. O selamcılardan biri de Kavala. 28 Şubat 2013 tarihli Milliyet Gazetesi, Kavala'nın BDP milletvekilleri vasıtasıyla Öcalan’a “Başkanlık sistemine destek vermeyin” mektubu gönderdiğini iddia etmişti. Bu iddia yalanlanmadı. Daha sonra Demirtaş da" seni başkan yapmayacağız" demiş, başkanlık sistemine destek vermeyeceklerini açıklamıştı. Şimdi ikisi de içeride. Demirtaş'ın hukuk dışı birçok açıklaması var. Maşeri vicdanda çoktan mahkum olmuş durumda. Kavala'nın ise bu mektubunun içeride tutulmasına ne kadar etki ettiğini bilmiyoruz. Uzun zamandır yargı talimatla hareket ediyor. Tek adam düzeni demek aynı zamanda kişisel hislerin yönetime yansıdığı bir düzen demektir.Kinlerin, nefretlerin, hırsların yansıdığı bir yargı erkinden adalet çıkmaz. Türkiye büyük bir ülke, bugün çok kötü yönetilse de böyle. İmzasına bağlılığı da, büyüklüğü ve tarihi ile mütenasip olmalıdır. Antlaşmalar uygulanmak için yapılır.AİHM, bu adamlar masumdur demiyor, hak ihlali var diyor. İçimize sinmese de AİHM kararları yerine getirilmeli, yargılama sonunda suçluluğun tespiti halinde gereken yapılmalıdır.Bu şekilde hem adalet yerini bulacak, hem de bu ülkenin imzasına sahip çıkılmış olunacaktır.
Ekleme Tarihi: 09 Aralık 2021 - Perşembe

Kavala,Demirtaş

İmzasına sahip çıkmayan bir ülkenin itibarı olmaz. CB Erdoğan, bir defa daha AİHM'in Kavala ve Demirtaş kararlarını tanımadığını söyledi.

Bu,  kanun ve yasa benim demektir.

Türkiye AİHS'e imza atmış bir ülke, üstelik bunu anayasasına da geçirerek uluslararası antlaşmaların anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini kabul etmiştir. Anayasaya aykırılığı sürülemeyecek bir yasa maddesi aynı zamanda zımni olarak bir anayasa hükmü mahiyetindedir.

CB, bu beyanıyla, hem bu devletin imzasını hem de bu ülkenin anayasasını tanımadığını beyan ediyor.

İşte hukuk güvenliği/güvensizliği dediğimiz şey bu gibi beyanlardan ortaya çıkıyor. Tanımamanın sınırı yoktur. Bu ülkeye yatırım yapacak olanlar -hukuka uymayacağını ilan eden- bir tek adam yönetiminin olduğu ülkeye yatırım yapar mı? Günümüzde hukukla ekonomi ve yatırımlar arasında doğrudan bir ilişki vardır. Sermaye, hukukun olmadığı yere gitmez.

Bu açıklamalarla bu Kavala ve Demirtaş'ın masum olduklarını söylemiyorum,  tam tersine Demirtaş'ın özellikle Kobani olaylarında sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Çözüm süreci bozulunca hükümetin A ve B planlarımız var açıklamasına, Demirtaş'ın," a planı Apo'nun ayağına gitmektir, b planı tekrar Apo'nun ayağına gitmektir," sözü hala  hatırlardadır. Apo örgüt partisinin genel başkanı, Demirtaş da onun partideki tercümanıydı. Aynı Demirtaş'ın, "Rojavaya müdahale ederseniz gök kubbeyi başınıza yıkarız" sözü arşivlerde duruyor. Demirtaş ve benzerleri hiç bir zaman bu ülkeye aidiyet hissetmediler. Mecliste yabancı bir ülkenin vekili gibi hareket ettiler.

Kavala'ya gelince dosyasını bilmediğim için suçlamalarla ilgili bir değerlendirme yapma hakkını kendimde görmüyorum. Ama onun da Öcalan sevdalısı olduğu biliniyor. Çözüm süreci başlayıp, İmralı iktidarın parçası haline getirilince, kripto bölücüler tek tek kendilerini ifşa ettiler. Öcalan'dan akıl almaya giden BDP milletvekilleri vasıtasıyla Öcalan'a selamlarını, bağlılıklarını gönderdiler. Avrupa'da yayınlanan ve yazar hanesinde Öcalan isminin bulunduğu "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa, İmralı Notları" isimli kitapta gizli Öcalancıların isimlerini görmek mümkün. O selamcılardan biri de Kavala. 28 Şubat 2013 tarihli Milliyet Gazetesi, Kavala'nın BDP milletvekilleri vasıtasıyla Öcalan’a “Başkanlık sistemine destek vermeyin” mektubu gönderdiğini iddia etmişti. Bu iddia yalanlanmadı. Daha sonra Demirtaş da" seni başkan yapmayacağız" demiş, başkanlık sistemine destek vermeyeceklerini açıklamıştı. Şimdi ikisi de içeride. Demirtaş'ın hukuk dışı birçok açıklaması var. Maşeri vicdanda çoktan mahkum olmuş durumda. Kavala'nın ise bu mektubunun içeride tutulmasına ne kadar etki ettiğini bilmiyoruz.

Uzun zamandır yargı talimatla hareket ediyor. Tek adam düzeni demek aynı zamanda kişisel hislerin yönetime yansıdığı bir düzen demektir.Kinlerin, nefretlerin, hırsların yansıdığı bir yargı erkinden adalet çıkmaz.

Türkiye büyük bir ülke, bugün çok kötü yönetilse de böyle. İmzasına bağlılığı da, büyüklüğü ve tarihi ile mütenasip olmalıdır. Antlaşmalar uygulanmak için yapılır.AİHM, bu adamlar masumdur demiyor, hak ihlali var diyor. İçimize sinmese de AİHM kararları yerine getirilmeli, yargılama sonunda suçluluğun tespiti halinde gereken yapılmalıdır.Bu şekilde hem adalet yerini bulacak, hem de bu ülkenin imzasına sahip çıkılmış olunacaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.