Mehmet Anıl Korkmaz
Köşe Yazarı
Mehmet Anıl Korkmaz
 

Hayat Kadar Gerçek

Hayat dediğimiz olaylar silsilesi bazen çok mutlu ettiği gibi bazen de insanı derin bir ızdıraba itebiliyor. Dün bir haber gördüm. Akşamında da bir videoya denk geldim. Her ikisi de beni hayli derinden üzdü. Üzerinize afiyet, ben böyle bir anda teessür içine girdiğim anda hasta olurum. Nitekim üzerimde müthiş bir kırgınlık var. Haberin konusu kargo eylemi gerçekleştirilirken meydana gelen bir kayıpla alakalıydı. “Ne olacak canım, zaten rutin bir olay, olabilir; neticede karşılanır bir şekilde” diyeceksinizdir. O zaman sizi şöyle alayım.Yalova’da yaşayan Ahmet Kıral, geçen yıl karnında meydana gelen ağrıdan ötürü Çiftlikköy ilçesindeki özel hastaneye gidiyor. Ahmet Bey’e dalak büyümesi teşhisi konuluyor. Yalova’da imkânlar kısıtlı olacak ki, beyefendinin dalağını patoloji servisi detaylı incelesin diye İstanbul’a gönderiliyor. On beş gün içinde sonuçların çıkacağı kendisine belirttikten sonra taburcu ediliyor. On beş gün geçiyor fakat dalaktan bir haber yok. Dalak kargoda kaybolmuş. Evet, dalak kargoda kaybolmuş. İl Sağlık Müdürlüğü soruşturma başlatıyor. Başlatılan soruşturmada özel hastanenin dalağı ‘standart’ kargo seçeneğiyle gönderdiği, paketin taşıma sırasında zarar gördüğü ve bu nedenle çöpe atıldığı tespit ediliyor. Savcılık, dalağın standart kargoyla gönderilmesinin uygun olduğunu açıkladı. İl sağlık müdürü de özel hastaneye üç bin lira ceza verdi. Dalağınızı standart kargolamaya teslim edildiğini düşünün. Kargonun da zarar gördüğünü ve dalağınızın çöpe atıldığını hayal edin. Gelelim videoya… Eminönü’nde bir sokak röportajı yapılıyor. Bir taraf geçim derdinden dem vururken diğer taraf Almanya ve Amerika Birleşik Devletlerin ekonomilerinin berbat olduğunu söylüyor. O sırada yan taraftan bir dede geçiyor. 74 yaşını geçen dedemiz geçim sıkıntısı çekenlere yanaşıp “çıkar telefonunu” demiyor. Çöplerden kâğıt topluyor, yaşamaya çalışıyor. Dedemiz tek göz bir yerde kirada yaşadığını ve yaşlılık aylığının kiraya gittiğini söylüyor. Dedemizin parmağı kesilmiş, sancıları tavan yapmış vaziyette, için için ağlıyor, röportajı yapana kendisiyle ilgilendiği için teşekkür ediyor. Yaşlandığınızı ve işlerinizin yolunda gitmediğini, gariban bir halde kaldığınızı düşünün. Ayak parmağınızı daha yeni kestiklerini ve buna rağmen sırtınızda araba çöpleri karıştırmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Dün iki kere düşündüm ve hayal ettim. İrkildim. *** Avrupa Birliği'nin ve Türkiye’nin karşıladığı BM Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğinde yürütülen 'Türkiye'nin Doğu sınırlarında mayınların temizlenmesi ve sınır denetim kapasitesini arttırarak sosyo-ekonomik gelişimin sağlanması' projesi 2017 yılında başladı. Buna göre İran, Azerbaycan ve Ermenistan sınırlarımızın mayınlardan öngörülüyordu. Şimdilerde İran sınırının temizlenmesine başlanacağı söyleniyor. Mayınlı arazi temizliği denilince on yıl öncesini hatırlıyorum. Suriye sınırı temizlenmişti o zamanlar. Uzmanlar ikiye ayrılmıştı yine. Kimi mayınların temizlenmesinin evrensel hukuka göre şart olduğunu savunuyordu kimi sınırdan geçişlerin önlenmesi için mayınlı arazilerin şart olduğunu; aksi durumda sınırımızın yolgeçen hanına dönebileceğini vurguluyorlardı. İkinci grup haklı çıktı. İran, Azerbaycan’a rest çekiyor. Pakistan, İran’a rest çekiyor. İran, Türkiye sınırını tek taraflı kapatıyor. Türkiye, İran’ı uyarıyor. Azerbaycan, Ermenistan ile normalleşme sinyalleri veriyor. Ermenistan halkı geçen yılın intikamını istiyor. Ne diyorduk? Evet, Şimdilerde İran sınırının temizlenmesine başlanacağı söyleniyor.  
Ekleme Tarihi: 08 Ekim 2021 - Cuma

Hayat Kadar Gerçek

Hayat dediğimiz olaylar silsilesi bazen çok mutlu ettiği gibi bazen de insanı derin bir ızdıraba itebiliyor.

Dün bir haber gördüm. Akşamında da bir videoya denk geldim. Her ikisi de beni hayli derinden üzdü. Üzerinize afiyet, ben böyle bir anda teessür içine girdiğim anda hasta olurum. Nitekim üzerimde müthiş bir kırgınlık var.

Haberin konusu kargo eylemi gerçekleştirilirken meydana gelen bir kayıpla alakalıydı. “Ne olacak canım, zaten rutin bir olay, olabilir; neticede karşılanır bir şekilde” diyeceksinizdir. O zaman sizi şöyle alayım.Yalova’da yaşayan Ahmet Kıral, geçen yıl karnında meydana gelen ağrıdan ötürü Çiftlikköy ilçesindeki özel hastaneye gidiyor. Ahmet Bey’e dalak büyümesi teşhisi konuluyor. Yalova’da imkânlar kısıtlı olacak ki, beyefendinin dalağını patoloji servisi detaylı incelesin diye İstanbul’a gönderiliyor. On beş gün içinde sonuçların çıkacağı kendisine belirttikten sonra taburcu ediliyor. On beş gün geçiyor fakat dalaktan bir haber yok.

Dalak kargoda kaybolmuş. Evet, dalak kargoda kaybolmuş. İl Sağlık Müdürlüğü soruşturma başlatıyor. Başlatılan soruşturmada özel hastanenin dalağı ‘standart’ kargo seçeneğiyle gönderdiği, paketin taşıma sırasında zarar gördüğü ve bu nedenle çöpe atıldığı tespit ediliyor. Savcılık, dalağın standart kargoyla gönderilmesinin uygun olduğunu açıkladı. İl sağlık müdürü de özel hastaneye üç bin lira ceza verdi.

Dalağınızı standart kargolamaya teslim edildiğini düşünün. Kargonun da zarar gördüğünü ve dalağınızın çöpe atıldığını hayal edin.

Gelelim videoya… Eminönü’nde bir sokak röportajı yapılıyor. Bir taraf geçim derdinden dem vururken diğer taraf Almanya ve Amerika Birleşik Devletlerin ekonomilerinin berbat olduğunu söylüyor. O sırada yan taraftan bir dede geçiyor. 74 yaşını geçen dedemiz geçim sıkıntısı çekenlere yanaşıp “çıkar telefonunu” demiyor. Çöplerden kâğıt topluyor, yaşamaya çalışıyor. Dedemiz tek göz bir yerde kirada yaşadığını ve yaşlılık aylığının kiraya gittiğini söylüyor. Dedemizin parmağı kesilmiş, sancıları tavan yapmış vaziyette, için için ağlıyor, röportajı yapana kendisiyle ilgilendiği için teşekkür ediyor.

Yaşlandığınızı ve işlerinizin yolunda gitmediğini, gariban bir halde kaldığınızı düşünün. Ayak parmağınızı daha yeni kestiklerini ve buna rağmen sırtınızda araba çöpleri karıştırmak zorunda olduğunuzu hayal edin.

Dün iki kere düşündüm ve hayal ettim. İrkildim.

***

Avrupa Birliği'nin ve Türkiye’nin karşıladığı BM Kalkınma Programı (UNDP) işbirliğinde yürütülen 'Türkiye'nin Doğu sınırlarında mayınların temizlenmesi ve sınır denetim kapasitesini arttırarak sosyo-ekonomik gelişimin sağlanması' projesi 2017 yılında başladı. Buna göre İran, Azerbaycan ve Ermenistan sınırlarımızın mayınlardan öngörülüyordu. Şimdilerde İran sınırının temizlenmesine başlanacağı söyleniyor.

Mayınlı arazi temizliği denilince on yıl öncesini hatırlıyorum. Suriye sınırı temizlenmişti o zamanlar. Uzmanlar ikiye ayrılmıştı yine. Kimi mayınların temizlenmesinin evrensel hukuka göre şart olduğunu savunuyordu kimi sınırdan geçişlerin önlenmesi için mayınlı arazilerin şart olduğunu; aksi durumda sınırımızın yolgeçen hanına dönebileceğini vurguluyorlardı. İkinci grup haklı çıktı.

İran, Azerbaycan’a rest çekiyor. Pakistan, İran’a rest çekiyor. İran, Türkiye sınırını tek taraflı kapatıyor. Türkiye, İran’ı uyarıyor. Azerbaycan, Ermenistan ile normalleşme sinyalleri veriyor. Ermenistan halkı geçen yılın intikamını istiyor. Ne diyorduk? Evet, Şimdilerde İran sınırının temizlenmesine başlanacağı söyleniyor.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.