İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Gerçeklik Duygusunu Kaybetmek

CB Erdoğan'ın Kıbrıs için vereceği müjde merakla bekleniyordu. Kimse dağın fare doğuracağını tahmin etmedi, ama öyle oldu. CB, Kıbrıs'a yeni bir CB Külliyesi yapılacağını söyledi. Tabii bu tam bir hayal kırıklığı oldu. Ülkeyi yönetenlerin görevi halkın refahı, mutluluğu ve güvenliğidir. Bu ihtiyaçları karşılamayan hiç bir teşebbüs çok fazla taraftar bulmaz. Kıbrıs'ın ihtiyaçları belli, en başta ciddi bir su sorunu var. Kıbrıs, kurak iklim kuşağı içinde olduğundan yeterli yağmur alamıyor, mevcut kaynaklar ise artan ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak. Kısıtlı yağışlar da arazi şartları nedeniyle hızla akışa geçip denize karıştığı için yeraltı sularını beslemiyor. Kişi başına düşen yıllık su miktarı 391m3'tür. Bu miktar uluslararası standartlara göre -mutlak su kıtlığı- olarak kabul ediliyor. Son yıllarda bir Üniversite ve turizm ülkesi haline gelen Kıbrıs'a verilebilecek en önemli müjde herhalde su sorununun çözümü olurdu. Daha önce Türkiye'den borular yoluyla su getirilmesi projelendirilmiş ancak  bir türlü gerçekleştirilememişti. KKTC'nin bir büyük sorunu da elektrik sorunu. Üç ayrı santralden elektrik ihtiyacını karşılayan Türk tarafı zaman zaman Rum tarafından elektrik almak zorunda kalıyor. Yeterli elektrik üretiminin olmadığı bir yerde sanayinin, turizmin gelişebilmesi mümkün değil. Tıpkı borularla su götürme projesi gibi deniz altından geçirilecek kablolarla Türkiye'den elektrik götürme projesi de akim kaldı. Hiç bir zaman kuvveden fiile çıkarılamadı. Kıbrıs bol güneş alan bir ülke, güneş enerjisinden ihtiyacının büyük bir kısmın ı karşılaması mümkün. Tarıma müsait olmayan marjinal araziler bu maçla kullanılabilir.Bunun için  de yatırım gerekiyor. Bir başka ihtiyaç ise tanınma sorunu. CB Erdoğan ikide bir itibardan bahsediyor. Muhalefetteyken israf dediği şeylere şimdi itibar diyor. Milletin kesesinden yapılan sarayları bu gerekçeyle meşrulaştırmaya, savunmaya çalışıyor. Halbuki ülkelerin itibarını saraylarla ölçen hiçbir uluslararası değerlendirme biçimi mevcut değil. İtibar, milli gelirle, kurumların gücüyle, temel hak ve özgürlüklere saygıyla, yargı bağımsızlığı ile, paranızın değeri ile ölçülür. Parasının değeri  Fas parası kadar olan bir ülkenin itibarı da o kadar olur. Peru parasının bile 2.17 TL olduğu bir dünyada Saraylarımız var diye itibar tafrası satmak kendi kendimizi kandırmaktır. KKTC'nin bugüne kadar tanınmaması bir yönüyle BM kararıyla alakalı ise diğer yönüyle de Türkiye'nin itibarıyla alakalıdır. BM Güvenlik Konseyi 541 Sayılı kararı ile sadece Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınmasını istemiş,KKTC'yi tanıyan Pakistan ve Bengladeş biraz ABD ve İngiltere'nin baskısı, biraz da  bu kararın etkisiyle tanıma kararlarını geri çekmişlerdi. Bu üç hususun herhangi birine yönelik müjde gerçekten de Kıbrıs için gerçek bir bayram hediyesi olurdu. Ama elektriğim, suyum yok diyen bir topluluğa size saray veriyorum daha ne istiyorsunuz demek gerçeklik duygusun kaybetmektir. Bu, XVI Lois'in karısı Maria Antainette'e mal edilen,"ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözünün  bir başka versiyonu. Saray yenilebilecek bir şey olsaydı,İçecek su bulamıyorlarsa, saray yesinler mi diyecektik. Siyaset gerçekliği kaybettikçe halkın ihtiyaçlarına da yabancılaşır.Sn Erdoğan'ın müjdesinin bize anlattığı tek hakikat budur!
Ekleme Tarihi: 23 Temmuz 2021 - Cuma

Gerçeklik Duygusunu Kaybetmek

CB Erdoğan'ın Kıbrıs için vereceği müjde merakla bekleniyordu. Kimse dağın fare doğuracağını tahmin etmedi, ama öyle oldu. CB, Kıbrıs'a yeni bir CB Külliyesi yapılacağını söyledi. Tabii bu tam bir hayal kırıklığı oldu.

Ülkeyi yönetenlerin görevi halkın refahı, mutluluğu ve güvenliğidir. Bu ihtiyaçları karşılamayan hiç bir teşebbüs çok fazla taraftar bulmaz.

Kıbrıs'ın ihtiyaçları belli, en başta ciddi bir su sorunu var. Kıbrıs, kurak iklim kuşağı içinde olduğundan yeterli yağmur alamıyor, mevcut kaynaklar ise artan ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak. Kısıtlı yağışlar da arazi şartları nedeniyle hızla akışa geçip denize karıştığı için yeraltı sularını beslemiyor. Kişi başına düşen yıllık su miktarı 391m3'tür. Bu miktar uluslararası standartlara göre -mutlak su kıtlığı- olarak kabul ediliyor. Son yıllarda bir Üniversite ve turizm ülkesi haline gelen Kıbrıs'a verilebilecek en önemli müjde herhalde su sorununun çözümü olurdu. Daha önce Türkiye'den borular yoluyla su getirilmesi projelendirilmiş ancak  bir türlü gerçekleştirilememişti.

KKTC'nin bir büyük sorunu da elektrik sorunu. Üç ayrı santralden elektrik ihtiyacını karşılayan Türk tarafı zaman zaman Rum tarafından elektrik almak zorunda kalıyor. Yeterli elektrik üretiminin olmadığı bir yerde sanayinin, turizmin gelişebilmesi mümkün değil. Tıpkı borularla su götürme projesi gibi deniz altından geçirilecek kablolarla Türkiye'den elektrik götürme projesi de akim kaldı. Hiç bir zaman kuvveden fiile çıkarılamadı. Kıbrıs bol güneş alan bir ülke, güneş enerjisinden ihtiyacının büyük bir kısmın ı karşılaması mümkün. Tarıma müsait olmayan marjinal araziler bu maçla kullanılabilir.Bunun için  de yatırım gerekiyor.

Bir başka ihtiyaç ise tanınma sorunu. CB Erdoğan ikide bir itibardan bahsediyor. Muhalefetteyken israf dediği şeylere şimdi itibar diyor. Milletin kesesinden yapılan sarayları bu gerekçeyle meşrulaştırmaya, savunmaya çalışıyor. Halbuki ülkelerin itibarını saraylarla ölçen hiçbir uluslararası değerlendirme biçimi mevcut değil. İtibar, milli gelirle, kurumların gücüyle, temel hak ve özgürlüklere saygıyla, yargı bağımsızlığı ile, paranızın değeri ile ölçülür. Parasının değeri  Fas parası kadar olan bir ülkenin itibarı da o kadar olur. Peru parasının bile 2.17 TL olduğu bir dünyada Saraylarımız var diye itibar tafrası satmak kendi kendimizi kandırmaktır. KKTC'nin bugüne kadar tanınmaması bir yönüyle BM kararıyla alakalı ise diğer yönüyle de Türkiye'nin itibarıyla alakalıdır. BM Güvenlik Konseyi 541 Sayılı kararı ile sadece Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınmasını istemiş,KKTC'yi tanıyan Pakistan ve Bengladeş biraz ABD ve İngiltere'nin baskısı, biraz da  bu kararın etkisiyle tanıma kararlarını geri çekmişlerdi.

Bu üç hususun herhangi birine yönelik müjde gerçekten de Kıbrıs için gerçek bir bayram hediyesi olurdu. Ama elektriğim, suyum yok diyen bir topluluğa size saray veriyorum daha ne istiyorsunuz demek gerçeklik duygusun kaybetmektir. Bu, XVI Lois'in karısı Maria Antainette'e mal edilen,"ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözünün  bir başka versiyonu. Saray yenilebilecek bir şey olsaydı,İçecek su bulamıyorlarsa, saray yesinler mi diyecektik. Siyaset gerçekliği kaybettikçe halkın ihtiyaçlarına da yabancılaşır.Sn Erdoğan'ın müjdesinin bize anlattığı tek hakikat budur!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.