İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Fetih ve Birlik

İstanbul'un Fethinin 568. yıl dönümü törenlerle kutlandı. Bize bu dünyanın başşehrini hediye eden Fatih Sultan Mehmet ve onun kutlu askerlerini rahmetle anıyorum, makamları ali, ruhları şad olsun. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tertiplediği şölene -millet ittifakının- paydaşları sayın Akşener ile sayın Kılıçdaroğlu'da katılıp güzel bir konuşma yaptılar. Kuran tilavetinin ardından yapılan dua ise bütün bir içtenlikle -amin- denilecek mahiyetteydi. Hoca efendi, tarihimizin köşe taşları olan üç tarihi şahsiyet, Sultan Alparslan, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk üzerinden güzel bir dua yaptı. Her birini rahmetle andı. Bir selam ve barış dini olan İslam'ı -ideolojik- saplantılara alet etmedi. Müslümanlık; kucaklamak, bütünleştirmek, sevmek, sevdirmektir. Ne yazık ki uzun zamandır, din adına hep dışlayan, ötekileştiren, uzaklaştıran bir tutum izlendi. Aynı kıbleye yönelen, aynı Allah'a secde eden, aynı peygambere ümmet olan insanlar -siyasi- nedenlerle birbirine düşman edildi. İslam çerçevesinin dışına itildi. Din bir hayat rehberi olmaktan çıkarılıp, parti mensubiyetinin alameti haline getirildi. Üstelik bunu aynı millete  mensup olmak toplumu bütünleştirmez, toplumları din bütünleştirir diyenler yaptı. Din, din olarak algılandığı müddetçe gönülleri buluşturan bir huzur ve kardeşlik reçetesidir. Siyasallaştığı andan itibaren -siyasallaştıranın elinde- milli birliği dinamitleyen bir silaha dönüşür. Bu ülkede din, uzun zamandır din olarak değil, siyasal bir silah olarak kullanılmaktadır.O silahın yöneldiği toplum kesimlerini dinden uzaklaştırmakta, siyasi karşıtlık  dini karşıtlığa  olarak kodlanmaktadır. Bunun ne büyük bir vebal olduğunu söylemeye gerek var mı? İstanbul'un fethini milliyetçi-muhafazakar kesimler de her yıl törenlerle kutluyorlar. Aynı heyecan, aynı coşku orada da var. Söylemek istediğim şudur: Büyük fetih karşısında her partilisiyle aynı heyecanı, aynı coşkuyu duyuyoruz. Duygularımız, heyecanlarımız bir. Aynı noktada buluşuyoruz. Ama bir araya gelip bu coşkuyu bir bütünleşme vesilesine çeviremiyoruz. Keşke bu tür organizasyonlarda iktidarı muhalefeti ile herkes bir araya gelebilse. Bunun topluma yansımalarını, kutuplaştırmaya,ayrışmaya vuracağı darbeyi, nasıl bir sinerji yaratacağını düşünebiliyor musunuz? Fakat  bazı siyasetçiler için seçmen kitlesini elde tutmak  toplumu bütünleştirmekten daha önemli olduğu için bu tür politikalar fazla pirim yapmıyor. Halbuki toplum kavgadan, bölünmekten, gerilimden bıktı. Enerjisini artık kavga siyasetinde tüketmek istemiyor. Soluklanmak, nefes almak, yaralarını sarmak istiyor. Cumhurbaşkanlığı parti mensubiyeti, sistem kutuplaştırma üzerine kurulduğu için kavgasız,nizasız bir toplum olmak mümkün olmuyor. Böyle olmasına rağmen tek parti döneminden, çok partili sisteme geçilirken İnönü kimi konularda -tarafsız, partisiz- Cumhurbaşkanı gibi davranmayı başarmıştı.Demek ki sistemin yapısına rağmen -kişisel- tercihlerle bazı engelleri aşmak mümkün. Keşke sayın Cumhurbaşkanı da en azından milli meselelerde aynı duyarlılığı gösterip, makamını bu gibi vesilelerle tüm partileri toplayan bir mihver haline getirebilseydi. Bundan hem Türkiye kazanır, hem kendisi kazanırdı.Kavgalarını sonlandırmış bir Türkiye herkesin hayrınadır. Ancak böyle bir Türkiye ile bölgemizde sözü dinlenen bir güç olabiliriz.
Ekleme Tarihi: 30 Mayıs 2021 - Pazar

Fetih ve Birlik

İstanbul'un Fethinin 568. yıl dönümü törenlerle kutlandı. Bize bu dünyanın başşehrini hediye eden Fatih Sultan Mehmet ve onun kutlu askerlerini rahmetle anıyorum, makamları ali, ruhları şad olsun.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tertiplediği şölene -millet ittifakının- paydaşları sayın Akşener ile sayın Kılıçdaroğlu'da katılıp güzel bir konuşma yaptılar.

Kuran tilavetinin ardından yapılan dua ise bütün bir içtenlikle -amin- denilecek mahiyetteydi. Hoca efendi, tarihimizin köşe taşları olan üç tarihi şahsiyet, Sultan Alparslan, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk üzerinden güzel bir dua yaptı. Her birini rahmetle andı. Bir selam ve barış dini olan İslam'ı -ideolojik- saplantılara alet etmedi.

Müslümanlık; kucaklamak, bütünleştirmek, sevmek, sevdirmektir.

Ne yazık ki uzun zamandır, din adına hep dışlayan, ötekileştiren, uzaklaştıran bir tutum izlendi.

Aynı kıbleye yönelen, aynı Allah'a secde eden, aynı peygambere ümmet olan insanlar -siyasi- nedenlerle birbirine düşman edildi. İslam çerçevesinin dışına itildi. Din bir hayat rehberi olmaktan çıkarılıp, parti mensubiyetinin alameti haline getirildi.

Üstelik bunu aynı millete  mensup olmak toplumu bütünleştirmez, toplumları din bütünleştirir diyenler yaptı.

Din, din olarak algılandığı müddetçe gönülleri buluşturan bir huzur ve kardeşlik reçetesidir. Siyasallaştığı andan itibaren -siyasallaştıranın elinde- milli birliği dinamitleyen bir silaha dönüşür. Bu ülkede din, uzun zamandır din olarak değil, siyasal bir silah olarak kullanılmaktadır.O silahın yöneldiği toplum kesimlerini dinden uzaklaştırmakta, siyasi karşıtlık  dini karşıtlığa  olarak kodlanmaktadır.

Bunun ne büyük bir vebal olduğunu söylemeye gerek var mı?

İstanbul'un fethini milliyetçi-muhafazakar kesimler de her yıl törenlerle kutluyorlar. Aynı heyecan, aynı coşku orada da var. Söylemek istediğim şudur: Büyük fetih karşısında her partilisiyle aynı heyecanı, aynı coşkuyu duyuyoruz. Duygularımız, heyecanlarımız bir. Aynı noktada buluşuyoruz. Ama bir araya gelip bu coşkuyu bir bütünleşme vesilesine çeviremiyoruz.

Keşke bu tür organizasyonlarda iktidarı muhalefeti ile herkes bir araya gelebilse. Bunun topluma yansımalarını, kutuplaştırmaya,ayrışmaya vuracağı darbeyi, nasıl bir sinerji yaratacağını düşünebiliyor musunuz? Fakat  bazı siyasetçiler için seçmen kitlesini elde tutmak  toplumu bütünleştirmekten daha önemli olduğu için bu tür politikalar fazla pirim yapmıyor. Halbuki toplum kavgadan, bölünmekten, gerilimden bıktı. Enerjisini artık kavga siyasetinde tüketmek istemiyor. Soluklanmak, nefes almak, yaralarını sarmak istiyor.

Cumhurbaşkanlığı parti mensubiyeti, sistem kutuplaştırma üzerine kurulduğu için kavgasız,nizasız bir toplum olmak mümkün olmuyor. Böyle olmasına rağmen tek parti döneminden, çok partili sisteme geçilirken İnönü kimi konularda -tarafsız, partisiz- Cumhurbaşkanı gibi davranmayı başarmıştı.Demek ki sistemin yapısına rağmen -kişisel- tercihlerle bazı engelleri aşmak mümkün. Keşke sayın Cumhurbaşkanı da en azından milli meselelerde aynı duyarlılığı gösterip, makamını bu gibi vesilelerle tüm partileri toplayan bir mihver haline getirebilseydi. Bundan hem Türkiye kazanır, hem kendisi kazanırdı.Kavgalarını sonlandırmış bir Türkiye herkesin hayrınadır. Ancak böyle bir Türkiye ile bölgemizde sözü dinlenen bir güç olabiliriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.