İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Felaket Dönemlerinde Yazı Yazmak

Herkesin canı burnunda, yangınlar sadece Muğla’yı, Antalya’yı, Bodrum’u, Marmaris’i, Milas’ı vurmadı, Elazığ’ı, Diyarbakır’ı, Erzurum’u, Batman’ı da vurdu. Bu ülke hepimizin, felaketler karşısında ortak tepki gösteremezsek millet olamayız. İktidarın başarısızlığı, plansızlığı, tedbirsizliği ayrı, böyle bir dönemde kışkırtıcı yayınlar yaparak ciğeri yanan insanları birbirine düşürmek ayrı. Yazarken çizerken, daha dikkatli, daha özenli olmak zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz. İnsanımızı yangınlar yakarken bir de biz yakmayalım. Hedefimiz yangın çıkarmak değil, yangınları söndürmek olmalı. En çok da gönül yangınlarını. Ne yazık ki, buna dikkat etmeyen, kışkırtıcı yayınlarla evini, barkını kaybeden insanlarımızın içini acıtan paylaşımlar yapanlar da var. Partizanlık, ideolojik körlük, lider kültü insanlığımızı kaybettirmemeli.  Fanatizmin olduğu yerde insani hassasiyetler körleşir, acıma hissi zayıflar, insan özne olmaktan çıkar bir dekor malzemesine dönüşür. Hiçbir parti, hiçbir siyasi kişilik, hiçbir ideoloji insan ve toplumdan önemli değildir. İnsanı önemsemeyen bir toplum onun acısını paylaşamaz, uzattığı eli tutamaz, gözyaşlarını silemez. Onun için her zaman önce insan demek zorundayız. Bu ölçülere uymayan, daha hala partim ülkemden önemli diyen, kışkırtıcı yayınlar yapmaya devam eden tipler de var. Onlardan biri de bir zamanların magazin televizyoncusuAziz Üstel.Twiterde yaptığı paylaşımlarda yaşanan acıların yarattığı tepkiselliğe en küçük bir saygı yok. Son paylaşımlarının birinde;”Biz bu vatanı sokakta bulmadık,Ne sokağa teslim ederiz, ne sizin gibi uyduruk kaydırık muhalefete. Sabrımızı taşırmayın!!” diyor. Yani kimse eleştirmeyecek, kimse şikayet etmeyecek, kimse evim barkım gitti demeyecek, kimse bu uçakları niye aktif hale getirmiyorsunuz demeyecek, kimse hükümet nerede diye sormayacak, kimse niye tedbir almadınız demeyecek, kimse saltanatınıza ayırdığınız paranın yüzde birini ormanlara ayırsaydınız demeyecek. Derlerse,Aziz efendinin sabrı taşacak. Yüreği yanan biri bu paylaşımı okusa ne der, taşsın ulan, görelim bakalım taşıncane oluyor dese eminim Aziz efendi geri vitese takacaktır. Böyle ucuz kahramanları çok gördük çünkü. Muhalefetin görevi gördüğü yanlışları, eksikleri söylemek, iktidarı tedbir almaya zorlamaktır. Muhalefet alkış çalmaz, çalarsa zaten muhalefet olma vasfını kaybeder, iktidarın kirli bir parçası haline gelir. Demokrasileri kalıcı kılan, onunla dikta yönetimlerini ayıran bağımsız bir muhalefetin varlığıdır. Hal böyleyken, magazinci Aziz muhalefeti tehdit etmekle kalmıyor, vatanı teslim etmeyeceklerini de söylüyor. Bunun anlamı demokrasi memokrasi yok, seçim kazansanız bile ülkeyi teslim etmeyeceğiz anlamına geliyor. Aslında bu tip kolpalarla toplumu sindirmeye, muhalefetin gardını düşürmeye, nasıl olsa gitmeyecekler gibi bir imaj oluşturmaya çalışıyorlar. Kaybettikçe panikleri büyüyor, rant aracına çevirdikleri, ekmek teknesi haline getirdikleri devleti kaybetmek istemiyorlar. Tepkileri, devleti sevmekten değil, başka türlü asla ulaşamayacakları imkanları kaybetme korkusundan. Bu tür yazılara –cürmü kadar yer yakar- der geçersiniz. Gerçi Aziz’in cürmü de yok, dolayısıyla yakacağı bir yer de yok, kendi konuşur, kendi dinler, ama bu tip yazılar vatandaşı yaralar. Acılarına tuz biber olur. Devletle bağını zedeler. Doğru olan, ucuz kahramanlık, parti dalkavukluğu yapmak yerine, vatandaşın yaralarını sarmak, bu tip felaketlere bir daha muhatap olmamak içinçareleraramaktır.Kalemimiz ok olup batmamalı, ilaç olup şifa dağıtmalıdır.
Ekleme Tarihi: 06 Ağustos 2021 - Cuma

Felaket Dönemlerinde Yazı Yazmak

Herkesin canı burnunda, yangınlar sadece Muğla’yı, Antalya’yı, Bodrum’u, Marmaris’i, Milas’ı vurmadı, Elazığ’ı, Diyarbakır’ı, Erzurum’u, Batman’ı da vurdu.

Bu ülke hepimizin, felaketler karşısında ortak tepki gösteremezsek millet olamayız.

İktidarın başarısızlığı, plansızlığı, tedbirsizliği ayrı, böyle bir dönemde kışkırtıcı yayınlar yaparak ciğeri yanan insanları birbirine düşürmek ayrı.

Yazarken çizerken, daha dikkatli, daha özenli olmak zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz. İnsanımızı yangınlar yakarken bir de biz yakmayalım.

Hedefimiz yangın çıkarmak değil, yangınları söndürmek olmalı. En çok da gönül yangınlarını.

Ne yazık ki, buna dikkat etmeyen, kışkırtıcı yayınlarla evini, barkını kaybeden insanlarımızın içini acıtan paylaşımlar yapanlar da var.

Partizanlık, ideolojik körlük, lider kültü insanlığımızı kaybettirmemeli.  Fanatizmin olduğu yerde insani hassasiyetler körleşir, acıma hissi zayıflar, insan özne olmaktan çıkar bir dekor malzemesine dönüşür.

Hiçbir parti, hiçbir siyasi kişilik, hiçbir ideoloji insan ve toplumdan önemli değildir.

İnsanı önemsemeyen bir toplum onun acısını paylaşamaz, uzattığı eli tutamaz, gözyaşlarını silemez. Onun için her zaman önce insan demek zorundayız.

Bu ölçülere uymayan, daha hala partim ülkemden önemli diyen, kışkırtıcı yayınlar yapmaya devam eden tipler de var. Onlardan biri de bir zamanların magazin televizyoncusuAziz Üstel.Twiterde yaptığı paylaşımlarda yaşanan acıların yarattığı tepkiselliğe en küçük bir saygı yok. Son paylaşımlarının birinde;”Biz bu vatanı sokakta bulmadık,Ne sokağa teslim ederiz, ne sizin gibi uyduruk kaydırık muhalefete. Sabrımızı taşırmayın!!” diyor.

Yani kimse eleştirmeyecek, kimse şikayet etmeyecek, kimse evim barkım gitti demeyecek, kimse bu uçakları niye aktif hale getirmiyorsunuz demeyecek, kimse hükümet nerede diye sormayacak, kimse niye tedbir almadınız demeyecek, kimse saltanatınıza ayırdığınız paranın yüzde birini ormanlara ayırsaydınız demeyecek. Derlerse,Aziz efendinin sabrı taşacak. Yüreği yanan biri bu paylaşımı okusa ne der, taşsın ulan, görelim bakalım taşıncane oluyor dese eminim Aziz efendi geri vitese takacaktır. Böyle ucuz kahramanları çok gördük çünkü.

Muhalefetin görevi gördüğü yanlışları, eksikleri söylemek, iktidarı tedbir almaya zorlamaktır. Muhalefet alkış çalmaz, çalarsa zaten muhalefet olma vasfını kaybeder, iktidarın kirli bir parçası haline gelir. Demokrasileri kalıcı kılan, onunla dikta yönetimlerini ayıran bağımsız bir muhalefetin varlığıdır. Hal böyleyken, magazinci Aziz muhalefeti tehdit etmekle kalmıyor, vatanı teslim etmeyeceklerini de söylüyor. Bunun anlamı demokrasi memokrasi yok, seçim kazansanız bile ülkeyi teslim etmeyeceğiz anlamına geliyor. Aslında bu tip kolpalarla toplumu sindirmeye, muhalefetin gardını düşürmeye, nasıl olsa gitmeyecekler gibi bir imaj oluşturmaya çalışıyorlar. Kaybettikçe panikleri büyüyor, rant aracına çevirdikleri, ekmek teknesi haline getirdikleri devleti kaybetmek istemiyorlar. Tepkileri, devleti sevmekten değil, başka türlü asla ulaşamayacakları imkanları kaybetme korkusundan.

Bu tür yazılara –cürmü kadar yer yakar- der geçersiniz. Gerçi Aziz’in cürmü de yok, dolayısıyla yakacağı bir yer de yok, kendi konuşur, kendi dinler, ama bu tip yazılar vatandaşı yaralar. Acılarına tuz biber olur. Devletle bağını zedeler. Doğru olan, ucuz kahramanlık, parti dalkavukluğu yapmak yerine, vatandaşın yaralarını sarmak, bu tip felaketlere bir daha muhatap olmamak içinçareleraramaktır.Kalemimiz ok olup batmamalı, ilaç olup şifa dağıtmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.