İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

Elektrik Değil Yolsuzluk Çarptı

Vatandaş dayanılmaz hale gelen elektrik fiyatlarından kan ağlıyor.Kirasını ödeyemeyen insanlar şimdi kiradan daha yüksek gelen elektrik faturaları ile boğuşuyor. İktidarların görevi, vatandaşın refah huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını temin etmektir. Huzurun, güvenliğin, adaletin olmadığı yerde siyaset ve devletin anlamı olmaz. Bu gibi durumlarda yöneticilerin yapacağı ilk iş, vatandaşın feryadına kulak vermek, yükünü hafifletecek çare ve tedbirler almaktır. Ne yazık ki, bu yönde bir adım atılmadığı gibi, atılacağı yönünde bir umut da yok. Daha kötüsü vatandaşın feryadının hakaretlerle, aşağılamalarla karşılanmasıdır. Önceki gün bir TV programında yandaş bir gazeteci," vatandaşa fasulye dağıtalım, kendi gazını kendi üretsin "dedi. Bu kadar nobranlık, bu kadar terbiyesizlik olur mu? Oluyor işte, partizanlık vicdanınızı esir almışsa dünya yıkılsa umurunuza gelmez. Bunların da gelmiyor, çünkü her biri gönüllü kulluğunun karşılığını bir kaç maaşla alıyor. Gerçekte bir çoğu bölücü, liberal,siyasal İslamcı veya başka bir görüşe mensup, ortak yanları ise "Erdoğan'ı öv, istersen Türkiye'ye söv" zihniyetidir. Düne kadar" devlet katil değil, seri katil" diyenlerin AKP hükümetinin arkasında mevzilenmesinin arkasında bu çıkar çarkı var. İnsanlar bir partiyi tutabilir, bir lidere sempati duyabilirler, bunda yadırganacak bir şey yok. Ama bu ülkenin batması, ekonominin iflası, demokrasi yerine otoriterizmin ikamesi pahasına olamaz. Hiç bir parti, hiç bir siyasetçi milletin kendisinden, onu yaşatan devletinden, ona alem olan bayrağından, onu millet yapan dilinden daha önemli olamaz. CHP'li Aykut Erdoğdu kaç gündür kulakları patlatırcasına bağırıyor: Azerbaycan ile imzalanan Doğalgaz anlaşmasına göre Türkiye'ye verilen Doğalgaz'ın fiyatı 70 dolardan aşağı 120 dolardan yüksek olamaz. Ancak 2009 yılında AKP bu anlaşmayı değiştirerek en yüksek 120 dolara alacağı gazı, 300-400 dolara alıyor. Türkiye'nin zararı 1.4 milyar dolar. Üstelik bu rakamlar Sayıştay'ın tespiti. Erdoğdu soruyor; 120 dolara alacağınız gazı niçin 300-400 dolara aldınız? 1.4 milyar dolar nereye gitti? Erdoğdu, bu farktan yola çıkarak başka iddialarda da bulunuyor, bazı ailelere işaret ederek bunların bu işin içinde ne işi var diye soruyor? Cevap var mı? yok! Şimdi soruyoruz ya, doğalgaz niye bu kadar pahalandı, işte bunun için pahalandı. Birileri ceplerini doldursun diye anlaşmalar değiştirildi, böyle böyle  halk faturaların yükünü taşıyamaz hale getirildi. Kriz dediğimiz biraz da budur, ülkenin soyularak, milli varlıklarımızın bazılarının ceplerine akıtılmasıdır. Sorumlu hareket eden, kul hakkını düşünen bir iktidar bu iddialar karşısında ne yapar?  Derhal soruşturma açar,bu paranın kimin servetine servet kattığını araştırır. İlgilileri yargı önüne çıkarır. Hani faiz söz konusu olunca nas var diyorlar ya, yolsuzluk, kul hakkı, rüşvet, millete ihanet hakkında nas yok mu? Yolsuzluk bir güvenlik ve  beka meselesidir.Bir ülkede millet ağlıyor, kaloriferini yakamıyor, arabasını çalıştıramıyor, filesini dolduramıyor, faturalarını ödeyemiyorsa  o ülkede tehlike çanları çalıyor demektir. İktidar yıllarca halkı değil, yandaş müteahhitleri düşündü. Hastane, yol, köprü, hava alanı gibi garantili ihalelerinin tamamını döviz üzerinden yaptı. TL yerine Euro veya Doları tercih etti. İhaleleri Türk yargısından kaçırmak için Londra Tahkimini hakem yaptı. Oysa İstanbul tahkimi de var. Hem milliyiz hem de Türk tahkimine güvenmiyoruz. İşin özü şudur: bu milleti elektrik değil, yolsuzluk ve rüşvet çarptı. Şimdi hep beraber sıkıntısını yaşıyoruz. Kafalarımızı  ve tercihlerimizi değiştirmediğimiz müddetçe bu din soslu yolsuzluk çarkı milleti sömürmeye devam eder. Vatandaş dayanılmaz hale gelen elektrik fiyatlarından kan ağlıyor.Kirasını ödeyemeyen insanlar şimdi kiradan daha yüksek gelen elektrik faturaları ile boğuşuyor. İktidarların görevi, vatandaşın refah huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını temin etmektir. Huzurun, güvenliğin, adaletin olmadığı yerde siyaset ve devletin anlamı olmaz. Bu gibi durumlarda yöneticilerin yapacağı ilk iş, vatandaşın feryadına kulak vermek, yükünü hafifletecek çare ve tedbirler almaktır. Ne yazık ki, bu yönde bir adım atılmadığı gibi, atılacağı yönünde bir umut da yok. Daha kötüsü vatandaşın feryadının hakaretlerle, aşağılamalarla karşılanmasıdır. Önceki gün bir TV programında yandaş bir gazeteci," vatandaşa fasulye dağıtalım, kendi gazını kendi üretsin "dedi. Bu kadar nobranlık, bu kadar terbiyesizlik olur mu? Oluyor işte, partizanlık vicdanınızı esir almışsa dünya yıkılsa umurunuza gelmez. Bunların da gelmiyor, çünkü her biri gönüllü kulluğunun karşılığını bir kaç maaşla alıyor. Gerçekte bir çoğu bölücü, liberal,siyasal İslamcı veya başka bir görüşe mensup, ortak yanları ise "Erdoğan'ı öv, istersen Türkiye'ye söv" zihniyetidir. Düne kadar" devlet katil değil, seri katil" diyenlerin AKP hükümetinin arkasında mevzilenmesinin arkasında bu çıkar çarkı var. İnsanlar bir partiyi tutabilir, bir lidere sempati duyabilirler, bunda yadırganacak bir şey yok. Ama bu ülkenin batması, ekonominin iflası, demokrasi yerine otoriterizmin ikamesi pahasına olamaz. Hiç bir parti, hiç bir siyasetçi milletin kendisinden, onu yaşatan devletinden, ona alem olan bayrağından, onu millet yapan dilinden daha önemli olamaz. CHP'li Aykut Erdoğdu kaç gündür kulakları patlatırcasına bağırıyor: Azerbaycan ile imzalanan Doğalgaz anlaşmasına göre Türkiye'ye verilen Doğalgaz'ın fiyatı 70 dolardan aşağı 120 dolardan yüksek olamaz. Ancak 2009 yılında AKP bu anlaşmayı değiştirerek en yüksek 120 dolara alacağı gazı, 300-400 dolara alıyor. Türkiye'nin zararı 1.4 milyar dolar. Üstelik bu rakamlar Sayıştay'ın tespiti. Erdoğdu soruyor; 120 dolara alacağınız gazı niçin 300-400 dolara aldınız? 1.4 milyar dolar nereye gitti? Erdoğdu, bu farktan yola çıkarak başka iddialarda da bulunuyor, bazı ailelere işaret ederek bunların bu işin içinde ne işi var diye soruyor? Cevap var mı? yok! Şimdi soruyoruz ya, doğalgaz niye bu kadar pahalandı, işte bunun için pahalandı. Birileri ceplerini doldursun diye anlaşmalar değiştirildi, böyle böyle  halk faturaların yükünü taşıyamaz hale getirildi. Kriz dediğimiz biraz da budur, ülkenin soyularak, milli varlıklarımızın bazılarının ceplerine akıtılmasıdır. Sorumlu hareket eden, kul hakkını düşünen bir iktidar bu iddialar karşısında ne yapar?  Derhal soruşturma açar,bu paranın kimin servetine servet kattığını araştırır. İlgilileri yargı önüne çıkarır. Hani faiz söz konusu olunca nas var diyorlar ya, yolsuzluk, kul hakkı, rüşvet, millete ihanet hakkında nas yok mu? Yolsuzluk bir güvenlik ve  beka meselesidir.Bir ülkede millet ağlıyor, kaloriferini yakamıyor, arabasını çalıştıramıyor, filesini dolduramıyor, faturalarını ödeyemiyorsa  o ülkede tehlike çanları çalıyor demektir. İktidar yıllarca halkı değil, yandaş müteahhitleri düşündü. Hastane, yol, köprü, hava alanı gibi garantili ihalelerinin tamamını döviz üzerinden yaptı. TL yerine Euro veya Doları tercih etti. İhaleleri Türk yargısından kaçırmak için Londra Tahkimini hakem yaptı. Oysa İstanbul tahkimi de var. Hem milliyiz hem de Türk tahkimine güvenmiyoruz. İşin özü şudur: bu milleti elektrik değil, yolsuzluk ve rüşvet çarptı. Şimdi hep beraber sıkıntısını yaşıyoruz. Kafalarımızı  ve tercihlerimizi değiştirmediğimiz müddetçe bu din soslu yolsuzluk çarkı milleti sömürmeye devam eder.  
Ekleme Tarihi: 15 Şubat 2022 - Salı

Elektrik Değil Yolsuzluk Çarptı

Vatandaş dayanılmaz hale gelen elektrik fiyatlarından kan ağlıyor.Kirasını ödeyemeyen insanlar şimdi kiradan daha yüksek gelen elektrik faturaları ile boğuşuyor.

İktidarların görevi, vatandaşın refah huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını temin etmektir. Huzurun, güvenliğin, adaletin olmadığı yerde siyaset ve devletin anlamı olmaz.

Bu gibi durumlarda yöneticilerin yapacağı ilk iş, vatandaşın feryadına kulak vermek, yükünü hafifletecek çare ve tedbirler almaktır. Ne yazık ki, bu yönde bir adım atılmadığı gibi, atılacağı yönünde bir umut da yok. Daha kötüsü vatandaşın feryadının hakaretlerle, aşağılamalarla karşılanmasıdır.

Önceki gün bir TV programında yandaş bir gazeteci," vatandaşa fasulye dağıtalım, kendi gazını kendi üretsin "dedi. Bu kadar nobranlık, bu kadar terbiyesizlik olur mu? Oluyor işte, partizanlık vicdanınızı esir almışsa dünya yıkılsa umurunuza gelmez. Bunların da gelmiyor, çünkü her biri gönüllü kulluğunun karşılığını bir kaç maaşla alıyor. Gerçekte bir çoğu bölücü, liberal,siyasal İslamcı veya başka bir görüşe mensup, ortak yanları ise "Erdoğan'ı öv, istersen Türkiye'ye söv" zihniyetidir. Düne kadar" devlet katil değil, seri katil" diyenlerin AKP hükümetinin arkasında mevzilenmesinin arkasında bu çıkar çarkı var.

İnsanlar bir partiyi tutabilir, bir lidere sempati duyabilirler, bunda yadırganacak bir şey yok. Ama bu ülkenin batması, ekonominin iflası, demokrasi yerine otoriterizmin ikamesi pahasına olamaz. Hiç bir parti, hiç bir siyasetçi milletin kendisinden, onu yaşatan devletinden, ona alem olan bayrağından, onu millet yapan dilinden daha önemli olamaz.

CHP'li Aykut Erdoğdu kaç gündür kulakları patlatırcasına bağırıyor: Azerbaycan ile imzalanan Doğalgaz anlaşmasına göre Türkiye'ye verilen Doğalgaz'ın fiyatı 70 dolardan aşağı 120 dolardan yüksek olamaz. Ancak 2009 yılında AKP bu anlaşmayı değiştirerek en yüksek 120 dolara alacağı gazı, 300-400 dolara alıyor. Türkiye'nin zararı 1.4 milyar dolar. Üstelik bu rakamlar Sayıştay'ın tespiti. Erdoğdu soruyor; 120 dolara alacağınız gazı niçin 300-400 dolara aldınız? 1.4 milyar dolar nereye gitti?

Erdoğdu, bu farktan yola çıkarak başka iddialarda da bulunuyor, bazı ailelere işaret ederek bunların bu işin içinde ne işi var diye soruyor? Cevap var mı? yok! Şimdi soruyoruz ya, doğalgaz niye bu kadar pahalandı, işte bunun için pahalandı. Birileri ceplerini doldursun diye anlaşmalar değiştirildi, böyle böyle  halk faturaların yükünü taşıyamaz hale getirildi. Kriz dediğimiz biraz da budur, ülkenin soyularak, milli varlıklarımızın bazılarının ceplerine akıtılmasıdır.

Sorumlu hareket eden, kul hakkını düşünen bir iktidar bu iddialar karşısında ne yapar?  Derhal soruşturma açar,bu paranın kimin servetine servet kattığını araştırır. İlgilileri yargı önüne çıkarır. Hani faiz söz konusu olunca nas var diyorlar ya, yolsuzluk, kul hakkı, rüşvet, millete ihanet hakkında nas yok mu?

Yolsuzluk bir güvenlik ve  beka meselesidir.Bir ülkede millet ağlıyor, kaloriferini yakamıyor, arabasını çalıştıramıyor, filesini dolduramıyor, faturalarını ödeyemiyorsa  o ülkede tehlike çanları çalıyor demektir. İktidar yıllarca halkı değil, yandaş müteahhitleri düşündü. Hastane, yol, köprü, hava alanı gibi garantili ihalelerinin tamamını döviz üzerinden yaptı. TL yerine Euro veya Doları tercih etti. İhaleleri Türk yargısından kaçırmak için Londra Tahkimini hakem yaptı. Oysa İstanbul tahkimi de var. Hem milliyiz hem de Türk tahkimine güvenmiyoruz.

İşin özü şudur: bu milleti elektrik değil, yolsuzluk ve rüşvet çarptı. Şimdi hep beraber sıkıntısını yaşıyoruz. Kafalarımızı  ve tercihlerimizi değiştirmediğimiz müddetçe bu din soslu yolsuzluk çarkı milleti sömürmeye devam eder.

Vatandaş dayanılmaz hale gelen elektrik fiyatlarından kan ağlıyor.Kirasını ödeyemeyen insanlar şimdi kiradan daha yüksek gelen elektrik faturaları ile boğuşuyor.

İktidarların görevi, vatandaşın refah huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını temin etmektir. Huzurun, güvenliğin, adaletin olmadığı yerde siyaset ve devletin anlamı olmaz.

Bu gibi durumlarda yöneticilerin yapacağı ilk iş, vatandaşın feryadına kulak vermek, yükünü hafifletecek çare ve tedbirler almaktır. Ne yazık ki, bu yönde bir adım atılmadığı gibi, atılacağı yönünde bir umut da yok. Daha kötüsü vatandaşın feryadının hakaretlerle, aşağılamalarla karşılanmasıdır.

Önceki gün bir TV programında yandaş bir gazeteci," vatandaşa fasulye dağıtalım, kendi gazını kendi üretsin "dedi. Bu kadar nobranlık, bu kadar terbiyesizlik olur mu? Oluyor işte, partizanlık vicdanınızı esir almışsa dünya yıkılsa umurunuza gelmez. Bunların da gelmiyor, çünkü her biri gönüllü kulluğunun karşılığını bir kaç maaşla alıyor. Gerçekte bir çoğu bölücü, liberal,siyasal İslamcı veya başka bir görüşe mensup, ortak yanları ise "Erdoğan'ı öv, istersen Türkiye'ye söv" zihniyetidir. Düne kadar" devlet katil değil, seri katil" diyenlerin AKP hükümetinin arkasında mevzilenmesinin arkasında bu çıkar çarkı var.

İnsanlar bir partiyi tutabilir, bir lidere sempati duyabilirler, bunda yadırganacak bir şey yok. Ama bu ülkenin batması, ekonominin iflası, demokrasi yerine otoriterizmin ikamesi pahasına olamaz. Hiç bir parti, hiç bir siyasetçi milletin kendisinden, onu yaşatan devletinden, ona alem olan bayrağından, onu millet yapan dilinden daha önemli olamaz.

CHP'li Aykut Erdoğdu kaç gündür kulakları patlatırcasına bağırıyor: Azerbaycan ile imzalanan Doğalgaz anlaşmasına göre Türkiye'ye verilen Doğalgaz'ın fiyatı 70 dolardan aşağı 120 dolardan yüksek olamaz. Ancak 2009 yılında AKP bu anlaşmayı değiştirerek en yüksek 120 dolara alacağı gazı, 300-400 dolara alıyor. Türkiye'nin zararı 1.4 milyar dolar. Üstelik bu rakamlar Sayıştay'ın tespiti. Erdoğdu soruyor; 120 dolara alacağınız gazı niçin 300-400 dolara aldınız? 1.4 milyar dolar nereye gitti?

Erdoğdu, bu farktan yola çıkarak başka iddialarda da bulunuyor, bazı ailelere işaret ederek bunların bu işin içinde ne işi var diye soruyor? Cevap var mı? yok! Şimdi soruyoruz ya, doğalgaz niye bu kadar pahalandı, işte bunun için pahalandı. Birileri ceplerini doldursun diye anlaşmalar değiştirildi, böyle böyle  halk faturaların yükünü taşıyamaz hale getirildi. Kriz dediğimiz biraz da budur, ülkenin soyularak, milli varlıklarımızın bazılarının ceplerine akıtılmasıdır.

Sorumlu hareket eden, kul hakkını düşünen bir iktidar bu iddialar karşısında ne yapar?  Derhal soruşturma açar,bu paranın kimin servetine servet kattığını araştırır. İlgilileri yargı önüne çıkarır. Hani faiz söz konusu olunca nas var diyorlar ya, yolsuzluk, kul hakkı, rüşvet, millete ihanet hakkında nas yok mu?

Yolsuzluk bir güvenlik ve  beka meselesidir.Bir ülkede millet ağlıyor, kaloriferini yakamıyor, arabasını çalıştıramıyor, filesini dolduramıyor, faturalarını ödeyemiyorsa  o ülkede tehlike çanları çalıyor demektir. İktidar yıllarca halkı değil, yandaş müteahhitleri düşündü. Hastane, yol, köprü, hava alanı gibi garantili ihalelerinin tamamını döviz üzerinden yaptı. TL yerine Euro veya Doları tercih etti. İhaleleri Türk yargısından kaçırmak için Londra Tahkimini hakem yaptı. Oysa İstanbul tahkimi de var. Hem milliyiz hem de Türk tahkimine güvenmiyoruz.

İşin özü şudur: bu milleti elektrik değil, yolsuzluk ve rüşvet çarptı. Şimdi hep beraber sıkıntısını yaşıyoruz. Kafalarımızı  ve tercihlerimizi değiştirmediğimiz müddetçe bu din soslu yolsuzluk çarkı milleti sömürmeye devam eder.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (5)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mahmut Civelek
(15.02.2022 11:57 - #422)
Bugün yaşadıklarımızın tamamı olmasada sıkıntılarımızın sebebi budur.Sıkıntılarımızdan kurtulmanın yoluda reçetesi de bellidir.Yüreğine sağlık İrfan bey kardeşim.YANDAŞLARA KAZANDIRACAKLAR SONRADA NAS DİYECEKLER.bEN NASIL ANLADIYSAM HERKESİN ANLAYACAĞI DİLLER , SORUNLAR ORTADA REÇETE DE BELLİ.BANKA FAİZİ % 19 DU NAS GÜNAH HARAM BU DOĞRU İTİRAZIMIZ OLAMAZ. ŞİMDİ BANKA FAİZİ % 14 BUDA GÜNAH BUNADA İTİRAZ YOK .NE DEĞİŞTİ ÜLKEYİ BİR KAÇ BECERİKSİZ YÖNETİCİ NAS BÜYÜKTÜ KÜÇÜLTTÜK DEDİLER KANAN KANDI .BİZ KANMIYANLARDAN OLDUK.ÇHARAMIN N(NS) IN BÜYÜĞÜ KÜÇÜĞÜ OLMAZ DİYENLERDENİZ.ÜLKE UÇURUMDA. MİLLET AKLINI BAŞINA ALMALI EN BAŞTA İÇİMİZ BURKAN MHP ÜLKÜDAŞLARIMA CANIM FEDA SAKIN KIZMASINLAR BANA. ,
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mahmut Civelek
(15.02.2022 11:57 - #423)
Bugün yaşadıklarımızın tamamı olmasada sıkıntılarımızın sebebi budur.Sıkıntılarımızdan kurtulmanın yoluda reçetesi de bellidir.Yüreğine sağlık İrfan bey kardeşim.YANDAŞLARA KAZANDIRACAKLAR SONRADA NAS DİYECEKLER.bEN NASIL ANLADIYSAM HERKESİN ANLAYACAĞI DİLLER , SORUNLAR ORTADA REÇETE DE BELLİ.BANKA FAİZİ % 19 DU NAS GÜNAH HARAM BU DOĞRU İTİRAZIMIZ OLAMAZ. ŞİMDİ BANKA FAİZİ % 14 BUDA GÜNAH BUNADA İTİRAZ YOK .NE DEĞİŞTİ ÜLKEYİ BİR KAÇ BECERİKSİZ YÖNETİCİ NAS BÜYÜKTÜ KÜÇÜLTTÜK DEDİLER KANAN KANDI .BİZ KANMIYANLARDAN OLDUK.ÇHARAMIN N(NS) IN BÜYÜĞÜ KÜÇÜĞÜ OLMAZ DİYENLERDENİZ.ÜLKE UÇURUMDA. MİLLET AKLINI BAŞINA ALMALI EN BAŞTA İÇİMİZ BURKAN MHP ÜLKÜDAŞLARIMA CANIM FEDA SAKIN KIZMASINLAR BANA. ,
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hüseyin Düzgün
(16.02.2022 00:09 - #424)
Yazar İrfan Sönmez beyi Tebrik ediyorum.Her satırı cuk oturmuş kötü yönetimin gidişatına. hele halkı "Elektrik değil Yolsuzluk çarptı" yada "din soslu yolsuzluk çarkı" çarpıcı ifadeler. Çok beğendim yazıyı.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hüseyin Düzgün
(16.02.2022 00:09 - #425)
Yazar İrfan Sönmez beyi Tebrik ediyorum.Her satırı cuk oturmuş kötü yönetimin gidişatına. hele halkı "Elektrik değil Yolsuzluk çarptı" yada "din soslu yolsuzluk çarkı" çarpıcı ifadeler. Çok beğendim yazıyı.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Evet kendiler ve taşıyıcı olan çeteler kat be kat kazandı, ceremesini de millet çekiyor ve çekmeye devam edecek.
(16.02.2022 11:12 - #426)
Evet kendiler ve taşıyıcı olan çeteler kat be kat kazandı, ceremesini de millet çekiyor ve çekmeye devam edecek.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.