İrfan Sönmez
Köşe Yazarı
İrfan Sönmez
 

AKP'ye HDP'den Katılım

HDP'nin Dicle Belediye Başkanı Felah Aygören AKP'ye katıldı. Bu belediye başkanı CHP veya İYİ partiye katılsaydı CB Erdoğan kıyameti koparır, bunu HDP ile iş birliğinin karinesi sayardı. Katılım AKP'ye olduğu müddetçe HDP'li olmanın hiç bir önemi yok. Muhalefete olunca linç kampanyası harekete geçiyor. İktidarın -silahsız kuvvetleri- savaş naraları atarak ortalığı birbirine katıyor. HDP/PKK ile masa kuran AKP, ama suçlanan, etiketlenen, kriminal hale getirilmeye çalışılan muhalefet. Vatandaş da gözleri önünde oynanan bu orta oyununa çanak tutuyor. Olguya değil, algıya göre hareket ediyor. HDP seçmeni ile diğer partiler arasında geçişkenlik olmasına veya oluşturulmasına karşı değilim, tam aksine tüm partilere doğru bir geçişenlik olmalı. Bunu teşvik etmek yerine diğer partilere yönelişi engellemek veya terörle ilişkilendirmek en çok HDP'nin işine yarar. Doğru siyaset,  HDP seçmenine akacağı başka zeminler sunmak, HDP'nin Kürtlükle eşitlenmesinin veya özdeşleştirilmesinin önüne geçmektir. Partiler, etnik grupların, mezhep veya meşrep topluluklarının tercümanı değil, bütün bir toplumun tercümanı olmalıdırlar. Herkese hitap eden bir siyaset her partiden insanı çekim alanına alabilir. Ama sayın Erdoğan ile sayın Bahçeli öyle bir dil kullanıyorlar ki, HDP seçmenine  adeta sakın bir yere gitmeyin, yerinizde kalın mesajı veriyorlar. Sert siyaset insanları kemikleştirir, bulundukları siyasete sabitler, halbuki etnik  siyaset bu geçişkenlik artırılarak küçültülüp, etkisizleştirilir. Şu soruyu herkes kendine sormalıdır: HDP seçmeninin İYİ parti,CHP,AKP veya MHP'ye yönelmesi mi iyidir, yoksa yerinde kalması,  örgüt partisine destek olması mı? HDP seçmeni  niye HDP dışında bir partiyi destekliyor  demek yerine, niye desteklemiyor, desteklemesi için ne yapmalıyız diye kendimize sormamız gerekir. Doğru tavır, doğru siyaset budur. İnsanlar partileri, partiler insanları değiştirir. Her partinin bir düşünce ve davranış atmosferi vardır.Şu veya bu ölçüde insanı etkiler. Onun için bu tip katılımlardan korkmamalı, tam aksine teşvik etmeliyiz. Erdoğan dün Diyarbakır'daydı. Mitingi takip edenler, AKP'nin bölgede giderek tükendiğini,tabanının eridiğini iddialarını kaybettiğini söylüyorlar. Halbuki bir dönem AKP Güneydoğu'nun birinci partisiydi. Kıyıcı,kışkırtıcı siyaset dili, ekonomik kriz, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, HDP üzerinden yapılan ucuz milliyetçilik arkasındaki toplumsal desteği eritti. Erdoğan, konuşmasında çözüm sürecinin bozulmasının sorumluluğunu HDP'nin üzerine attı. Aslında HDP/PKK ne istediyse aldı. Bundan sonrası PKK'ya bir devlet vermekti. Çözüm süreci bitmeseydi acaba ne olacaktı? Bu sorunun, artık devlet vermekten başka cevabı kalmamıştır. Onun için çözüm süreci diye bir kavramın artık gündeme gelmemesi gerekir. Birçok yanlış yapıldı, daha büyükleri yapılmamalıdır. Başa dönecek olursak, Dicle belediye başkanı AKP'ye geçti. İl Başkanları toplantısında rozetini bizzat CB Erdoğan taktı. CB'nin muhalefete karşı kullandığı yıkıcı dili muhalefet AKP'ye karşı  kullansa, HDP ile iş birliği yapıyorsunuz, ideolojik olarak aranızda çok mesafe yok deseydi iyi mi olurdu? Olmazdı. Milliyetçiliği, vatanseverliği HDP seçmeni kimi destekliyor üzerinden yürütmek en çok vatana ve milliyetçiliğe zarar verir. Asıl milliyetçilik HDP tabanından kaçmak değil,HDP tabanına kucak açmak, onları farklı siyasetlere ikna etmektir.
Ekleme Tarihi: 10 Temmuz 2021 - Cumartesi

AKP'ye HDP'den Katılım

HDP'nin Dicle Belediye Başkanı Felah Aygören AKP'ye katıldı.

Bu belediye başkanı CHP veya İYİ partiye katılsaydı CB Erdoğan kıyameti koparır, bunu HDP ile iş birliğinin karinesi sayardı.

Katılım AKP'ye olduğu müddetçe HDP'li olmanın hiç bir önemi yok. Muhalefete olunca linç kampanyası harekete geçiyor. İktidarın -silahsız kuvvetleri- savaş naraları atarak ortalığı birbirine katıyor.

HDP/PKK ile masa kuran AKP, ama suçlanan, etiketlenen, kriminal hale getirilmeye çalışılan muhalefet. Vatandaş da gözleri önünde oynanan bu orta oyununa çanak tutuyor. Olguya değil, algıya göre hareket ediyor.

HDP seçmeni ile diğer partiler arasında geçişkenlik olmasına veya oluşturulmasına karşı değilim, tam aksine tüm partilere doğru bir geçişenlik olmalı. Bunu teşvik etmek yerine diğer partilere yönelişi engellemek veya terörle ilişkilendirmek en çok HDP'nin işine yarar. Doğru siyaset,  HDP seçmenine akacağı başka zeminler sunmak, HDP'nin Kürtlükle eşitlenmesinin veya özdeşleştirilmesinin önüne geçmektir.

Partiler, etnik grupların, mezhep veya meşrep topluluklarının tercümanı değil, bütün bir toplumun tercümanı olmalıdırlar. Herkese hitap eden bir siyaset her partiden insanı çekim alanına alabilir. Ama sayın Erdoğan ile sayın Bahçeli öyle bir dil kullanıyorlar ki, HDP seçmenine  adeta sakın bir yere gitmeyin, yerinizde kalın mesajı veriyorlar. Sert siyaset insanları kemikleştirir, bulundukları siyasete sabitler, halbuki etnik  siyaset bu geçişkenlik artırılarak küçültülüp, etkisizleştirilir.

Şu soruyu herkes kendine sormalıdır: HDP seçmeninin İYİ parti,CHP,AKP veya MHP'ye yönelmesi mi iyidir, yoksa yerinde kalması,  örgüt partisine destek olması mı?

HDP seçmeni  niye HDP dışında bir partiyi destekliyor  demek yerine, niye desteklemiyor, desteklemesi için ne yapmalıyız diye kendimize sormamız gerekir. Doğru tavır, doğru siyaset budur.

İnsanlar partileri, partiler insanları değiştirir. Her partinin bir düşünce ve davranış atmosferi vardır.Şu veya bu ölçüde insanı etkiler. Onun için bu tip katılımlardan korkmamalı, tam aksine teşvik etmeliyiz.

Erdoğan dün Diyarbakır'daydı. Mitingi takip edenler, AKP'nin bölgede giderek tükendiğini,tabanının eridiğini iddialarını kaybettiğini söylüyorlar. Halbuki bir dönem AKP Güneydoğu'nun birinci partisiydi. Kıyıcı,kışkırtıcı siyaset dili, ekonomik kriz, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, HDP üzerinden yapılan ucuz milliyetçilik arkasındaki toplumsal desteği eritti. Erdoğan, konuşmasında çözüm sürecinin bozulmasının sorumluluğunu HDP'nin üzerine attı. Aslında HDP/PKK ne istediyse aldı. Bundan sonrası PKK'ya bir devlet vermekti. Çözüm süreci bitmeseydi acaba ne olacaktı? Bu sorunun, artık devlet vermekten başka cevabı kalmamıştır. Onun için çözüm süreci diye bir kavramın artık gündeme gelmemesi gerekir. Birçok yanlış yapıldı, daha büyükleri yapılmamalıdır.

Başa dönecek olursak, Dicle belediye başkanı AKP'ye geçti. İl Başkanları toplantısında rozetini bizzat CB Erdoğan taktı. CB'nin muhalefete karşı kullandığı yıkıcı dili muhalefet AKP'ye karşı  kullansa, HDP ile iş birliği yapıyorsunuz, ideolojik olarak aranızda çok mesafe yok deseydi iyi mi olurdu? Olmazdı. Milliyetçiliği, vatanseverliği HDP seçmeni kimi destekliyor üzerinden yürütmek en çok vatana ve milliyetçiliğe zarar verir. Asıl milliyetçilik HDP tabanından kaçmak değil,HDP tabanına kucak açmak, onları farklı siyasetlere ikna etmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.