Göktan Ay
Köşe Yazarı
Göktan Ay
 

Cumhurbaşkanımız Yeditepe Bianeli’nde ‘Hangi Batıyı’ Suçladı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Süleymaniye Darüzziyafe 2. Yeditepe Bienali’ne katıldı.. Cumhurbaşkanı Erdoğan medya mecraları üzerinden kültür sanat içerisine yerleştirilen sanat adı altındaki sapkınlık, ahlaksızlık mesajlarını eleştirdi. Başlamadan şunu belirtelim ki, konuşma metinleri çok uzun ve gereksiz cümlelerle dolu oluyor. Hem Sn. Cumhurbaşkanımız yoruluyor hem de dinleyenler sıkılıyor.Çünkü, sanki gelenlerin “hiçbir şey bilmediği” gibi bir algıyla  metinler hazırlanıyor…Acaba, konu başlıklarını ve uzun olmasını Sn. Cumhurbaşkanımız mı istiyor? Çünkü, hitap etmeyi çok sevdiğini biliyoruz…Ama, metin vurucu, kısa ve net olmalıdır. Örneğin; “saat 19.00’da açıklama yapacak” deniyor ve millet merakla TV karşısına geçiyor. Ama, son zamanlardaki metinlerde; önce “yapılanlar” anlatılıyor (ki çoğu biliniyor /%10 ekranı kapatıyor), sonra muhalefete bazen “sınırı aşan kelimelerle” eleştiri yapılıyor /%60 ekranı kapatıyor), en son kısımda müjde ya da beklenen açıklama yapılıyor. Ve, “beklenen etkisi” olmuyor maalesef…Bu, doğru  “bir iletişim” değil..Samimiyetle elden geçirilmesini tavsiye ediyorum… Gelelim konuşmaya; METİNDEN: “Bienal kataloğunda da yer alan bir Nasreddin Hoca hikayesi anlatmak istiyorum. Hikaye şöyle, kapının önünde hararetle bir şeyler arayan Nasreddin Hoca'ya komşuları da yardıma gelir. Komşularından biri ne kaybettiğini sorar. Hoca mührünü kaybettiğini söyler. Komşusu nerede kaybettiğini sorunca avluda cevabını verir. Öyleyse neden burada arıyorsun diye sorulunca hocanın cevabı ibretliktir 'Avlu karanlık burası aydınlık bu yüzden kapıda arıyorum' der. Bize düşen görev medeniyet değerlerimizin tüm unsurları gibi kültür sanat hazinelerimizi nerede kaybettiysek orada aramaktır.Şayet kendi coğrafyamızda kendi kalbimizde kaybettiğimiz değerlerimizi Nasreddin Hoca hikayesinde olduğu gibi başka yerlerde ararsak vaktimizi kaybetmiş oluruz. İyi olan güzel olan her şeyi almak bulmak daha iyisini yapmak ecdadımızdan bize kalan miraslardan biridir.” AY: “Kendi değerlerimizi kaybettik” derken, 20 yıldır başında olunan AK Parti iktidarını da eleştirilmiş olunmuyor mu? O zaman, “siz ne yaptınız?” diye sorarlar..Zaten Sn. Cumhurbaşkanımızın “kültürde gelinen noktadan memnun değilim” sözlerini sürekli dile getirdi ve 7 Bakan değiştirdi,ama kültürde devamlılık sağlanamadı. “İyi olan güzel olan her şeyi almak bulmak” cümlesi ile “başka yerlerde ararsak vaktimizi kaybetmiş oluruz.” cümlesi tenakuz oluşturuyor. Çünkü, her şeyde olduğu gibi, medeni ülkelerin takip ettiği yolları araştırmak ve aynı yollardan hızla geçerek, çözüme ulaşmak hedef olmalı. O zaman AB’ye neden girmeye çalışıyoruz ki? Bakın, AB’nin yıllardır kullandığı “bir sistem” için karar yeni çıktı; “Sıfır atık projesi kapsamında çalışmalarına devam eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yeni kararlar duyuruldu. Düzenlemeye göre site, apartmanlara geri dönüşüm ekipman zorunluluğu getirildi. Ayrıca toptancı hallerinde ve pazar yerlerinde oluşan gıda atıklarının kaynağında ayrıştırılmasını sağlamak amacıyla 'biyobozunur atıklar' .için ayrı biriktirme ekipmanı yerleştirilmesi zorunluluğu getirildi./ 07.01.2022” 20 yıl, Ak Parti  tek başına iktidar olduğu halde, biz kaybetmiş olmadık mı? Bu, kötü bir şey mi? Uygulamak çok zor muydu? METİNDEN: “Sergilenen eserlere baktığımızda oradaki güzelliği başka hiçbir yerde bulamadığımızı fark edeceğiz. Halbuki günümüzde sıkça karşılaştığımız üzere insanın esfel-i safilin tarafına hitap eden sanat ürünlerinden aynı latif duyguları hissedemezsiniz. Medya mecraları üzerinden dünyaya boca edilen batı menşeili kültür sanat içerisine özenle yerleştirilen mesajların amacı var masum olmadığı açıktır. Her türlü sapkınlığı ahlaksızlığı, marjinalliği sanat adı altında normalleştirme hayatımızın normal parçası haline getirmeye çalışan sinsi saldırıya karşı imkanlarımızı devreye almalıyız.” AY: Sn. Cumhurbaşkanımız, “CB Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri” töreninde (21.12.2021),  "...en güçlü silahlarının müziğiyle, sinemasıyla, edebiyatıyla, modasıyla kültür araçları olduğunu” belirtiyordu…Bu cümle yukarıdaki ile benzerlik içindeydi. “Batı menşeili kültür sanat içerisine ‘özenle yerleştirilen’ mesajların amacı var, masum olmadığı açıktır” cümlesi ile yine birçok yabancı (batı) ülke töhmet altında kaldı. “Özenle yerleştirilen mesajlar” hangileri?  O zaman aklımız nerede? Neden engel olamıyoruz? Bakanlıklar ne iş yapıyor? Yurt dışında görev verilen “Kültür elçilerimiz” ne iş yapıyor? Mesela, AKM İstanbul’un açılışında Sn. Cumhurbaşkanımızın talimatı ile sergilenen Hasan Uçarsu’nun bestelediği “Sinan Operası’nda da bu mesajlar var mıydı? Bu, milli bir opera mıydı? Bu opera daha sonra neden sahnelenmedi? Ülkemizde “Milli Opera” tanımında birleşilmiş miydi? Milli Opera’da neler olma(ma)lıydı? Bilgi: “Özsoy Operası (Op. 9) Ahmed Adnan Saygun’un bestelediği ve Firdevsî'nin Şehname'sinden uyarlanan Türkçe olan librettosunu Münir Hayri Egeli’nin yazdığı 1 (revizyondan önce 3) perdelik 12 tablodan oluşan Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’nin sahnelenen ilk operasıdır. Temasını bizzat Atatürk’ün verdiği ve Türkiye'yi ziyaret edecek olan İran Şahı Rıza Şah Pehlevi onuruna sahnelenmesini istediği operanın; libretto'sunu Münir Hayri Egeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün yönergeleri ve denetimi ile yazmış, Ahmet Adnan Saygun daha 27 yaşındayken ve 2 ay gibi kısa bir sürede bestelemiştir.” METİNDEN: “Batı dilinde 'art' kelimesiyle karşılanan 'sanat' kavramı Latince düzenlemek kökünde gelirken, Arapça'da sanat 'yapmak, etmek' kökünden türemiştir. Düzenlemek ile yapmak arasındaki fark bize bu iki medeniyetin bize hayatı algılama biçimini gösterir. Düzenlemek var olan şeyi yeniden oluşturmayı ifade ederken, yapmak ulvi bir eyleme atıfta bulunmaktır. Bizim inancımızda insan Rabbinin eseridir. Böyle olduğu için eşsiz kabiliyetleri vardır. Sanat Allah'ı aramakmış meğer, der üstad.”  AY: Bu paragrafa gerek var mıydı? “Gereksiz paragraflar nedeniyle Sn. Cumhurbaşkanımız çok yoruluyor ve dinleyenler de sıkılıyor.” demiştik. Burada söylenenler, kişilerin bildiği ya da kolayca ulaşabileceği bilgiler. Sn. Cumhurbaşkanımız “herşeyi biliyor”, “herşey hakkında bilgisi var” algısı zarar veriyor.   METİNDEN: “Allah güzeldir güzel olanı sever, anlayışını şu an içinde bulunduğumuz Süleymaniye Külliyesi'ne bakarak anlayabiliriz. Buraya bir yabancı gelip “İslam nedir?” diye sorduğunda lafzi anlatımın dışında işaret edebileceğimiz örnek Süleymaniye Camii olacaktır. Elbette Sultanahmet Camii olacaktır. Aynı şekilde özgün eserler nedir diye sorulduğunda yöneleceğimiz yer Yeditepe Bienali'nde sergilenen eserler olacaktır” AY: Çok doğru söylemler. Ama, madem öyle 2021 yılını anlatacak yeni Çamlıca Cami’si neden Sultanahmet Cami’sinin kopyası oldu.  Projenin mimarı Bahar Mızrak; ”Eserimizin bir Mimar Sinan taklidi olduğunu düşünüyorlar ama bu bir taklit değildir. Bu bir tarzdır.” demişti. Sn. Cumhurbaşkanımız tarafından hep hedef gösterilen; 2023 ve 2073’e “örnek cami” hangisi olacak? METİNDEN: “Ey Mimar Sinan, Allah sana rahmet eylesin. Bu muhteşem eseri oraya çıkaran mimarımız var.” AY: Ya şimdi? Hep geçmişle övünmeye devam mı edeceğiz? Ülkemizde 100’e yakın Mimarlık Fakültesi’nden mezun olan “mimar-mühendislerimize”,  “siyasi görüşlerine bakmadan” v.b. yol mu açacağız… Asıl sorun burada gibi! Bilgi: “Building Futures’ın bu araştırması, mimarların gelecekteki rollerinin keşfine çıkıyor ve soruyor: 2025 yılında yapılarımızı kim tasarlayacak? Mimarlık eğitimi alanlar hangi rolleri üstlenecek? Sonuçta mimarlık mesleği nasıl değişecek? Yapılan çalışma, birebir söyleşiler ve yuvarlak masa toplantıları ile yapılı çevreyi biçimlendirenleri derinlemesine araştırmayı amaçlıyor. Geleneksel mimarlık ofisleri, mesleğin farklı alanlarında çalışanlar, müşterileri, danışmanları ve yükleniciler de araştırmaya dahil edilmiş. Ortaya çıkan değerlendirmeler, meslek alanında tartışmalara olanak sağlayarak önümüzdeki 15 yıl içinde sektörü etkilemesi mümkün olan değişimlerin araştırılması için bir fırsat olarak görülüyor.” http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=374&RecID=2711  
Ekleme Tarihi: 11 Ocak 2022 - Salı

Cumhurbaşkanımız Yeditepe Bianeli’nde ‘Hangi Batıyı’ Suçladı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Süleymaniye Darüzziyafe 2. Yeditepe Bienali’ne katıldı.. Cumhurbaşkanı Erdoğan medya mecraları üzerinden kültür sanat içerisine yerleştirilen sanat adı altındaki sapkınlık, ahlaksızlık mesajlarını eleştirdi.

Başlamadan şunu belirtelim ki, konuşma metinleri çok uzun ve gereksiz cümlelerle dolu oluyor. Hem Sn. Cumhurbaşkanımız yoruluyor hem de dinleyenler sıkılıyor.Çünkü, sanki gelenlerin “hiçbir şey bilmediği” gibi bir algıyla  metinler hazırlanıyor…Acaba, konu başlıklarını ve uzun olmasını Sn. Cumhurbaşkanımız mı istiyor? Çünkü, hitap etmeyi çok sevdiğini biliyoruz…Ama, metin vurucu, kısa ve net olmalıdır.

Örneğin; “saat 19.00’da açıklama yapacak” deniyor ve millet merakla TV karşısına geçiyor. Ama, son zamanlardaki metinlerde; önce “yapılanlar” anlatılıyor (ki çoğu biliniyor /%10 ekranı kapatıyor), sonra muhalefete bazen “sınırı aşan kelimelerle” eleştiri yapılıyor /%60 ekranı kapatıyor), en son kısımda müjde ya da beklenen açıklama yapılıyor. Ve, “beklenen etkisi” olmuyor maalesef…Bu, doğru  “bir iletişim” değil..Samimiyetle elden geçirilmesini tavsiye ediyorum…

Gelelim konuşmaya;

METİNDEN: “Bienal kataloğunda da yer alan bir Nasreddin Hoca hikayesi anlatmak istiyorum. Hikaye şöyle, kapının önünde hararetle bir şeyler arayan Nasreddin Hoca'ya komşuları da yardıma gelir. Komşularından biri ne kaybettiğini sorar. Hoca mührünü kaybettiğini söyler. Komşusu nerede kaybettiğini sorunca avluda cevabını verir. Öyleyse neden burada arıyorsun diye sorulunca hocanın cevabı ibretliktir 'Avlu karanlık burası aydınlık bu yüzden kapıda arıyorum' der. Bize düşen görev medeniyet değerlerimizin tüm unsurları gibi kültür sanat hazinelerimizi nerede kaybettiysek orada aramaktır.Şayet kendi coğrafyamızda kendi kalbimizde kaybettiğimiz değerlerimizi Nasreddin Hoca hikayesinde olduğu gibi başka yerlerde ararsak vaktimizi kaybetmiş oluruz. İyi olan güzel olan her şeyi almak bulmak daha iyisini yapmak ecdadımızdan bize kalan miraslardan biridir.”

AY: “Kendi değerlerimizi kaybettik” derken, 20 yıldır başında olunan AK Parti iktidarını da eleştirilmiş olunmuyor mu? O zaman, “siz ne yaptınız?” diye sorarlar..Zaten Sn. Cumhurbaşkanımızın “kültürde gelinen noktadan memnun değilim” sözlerini sürekli dile getirdi ve 7 Bakan değiştirdi,ama kültürde devamlılık sağlanamadı. “İyi olan güzel olan her şeyi almak bulmak” cümlesi ile “başka yerlerde ararsak vaktimizi kaybetmiş oluruz.” cümlesi tenakuz oluşturuyor. Çünkü, her şeyde olduğu gibi, medeni ülkelerin takip ettiği yolları araştırmak ve aynı yollardan hızla geçerek, çözüme ulaşmak hedef olmalı. O zaman AB’ye neden girmeye çalışıyoruz ki?

Bakın, AB’nin yıllardır kullandığı “bir sistem” için karar yeni çıktı; “Sıfır atık projesi kapsamında çalışmalarına devam eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yeni kararlar duyuruldu. Düzenlemeye göre site, apartmanlara geri dönüşüm ekipman zorunluluğu getirildi. Ayrıca toptancı hallerinde ve pazar yerlerinde oluşan gıda atıklarının kaynağında ayrıştırılmasını sağlamak amacıyla 'biyobozunur atıklar' .için ayrı biriktirme ekipmanı yerleştirilmesi zorunluluğu getirildi./ 07.01.2022”

20 yıl, Ak Parti  tek başına iktidar olduğu halde, biz kaybetmiş olmadık mı? Bu, kötü bir şey mi? Uygulamak çok zor muydu?

METİNDEN: “Sergilenen eserlere baktığımızda oradaki güzelliği başka hiçbir yerde bulamadığımızı fark edeceğiz. Halbuki günümüzde sıkça karşılaştığımız üzere insanın esfel-i safilin tarafına hitap eden sanat ürünlerinden aynı latif duyguları hissedemezsiniz. Medya mecraları üzerinden dünyaya boca edilen batı menşeili kültür sanat içerisine özenle yerleştirilen mesajların amacı var masum olmadığı açıktır. Her türlü sapkınlığı ahlaksızlığı, marjinalliği sanat adı altında normalleştirme hayatımızın normal parçası haline getirmeye çalışan sinsi saldırıya karşı imkanlarımızı devreye almalıyız.”

AY: Sn. Cumhurbaşkanımız, “CB Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri” töreninde (21.12.2021),  "...en güçlü silahlarının müziğiyle, sinemasıyla, edebiyatıyla, modasıyla kültür araçları olduğunu” belirtiyordu…Bu cümle yukarıdaki ile benzerlik içindeydi.

“Batı menşeili kültür sanat içerisine ‘özenle yerleştirilen’ mesajların amacı var, masum olmadığı açıktır” cümlesi ile yine birçok yabancı (batı) ülke töhmet altında kaldı.

“Özenle yerleştirilen mesajlar” hangileri? 

O zaman aklımız nerede?

Neden engel olamıyoruz?

Bakanlıklar ne iş yapıyor?

Yurt dışında görev verilen “Kültür elçilerimiz” ne iş yapıyor?

Mesela, AKM İstanbul’un açılışında Sn. Cumhurbaşkanımızın talimatı ile sergilenen Hasan Uçarsu’nun bestelediği “Sinan Operası’nda da bu mesajlar var mıydı?

Bu, milli bir opera mıydı? Bu opera daha sonra neden sahnelenmedi?

Ülkemizde “Milli Opera” tanımında birleşilmiş miydi?

Milli Opera’da neler olma(ma)lıydı?

Bilgi: “Özsoy Operası (Op. 9) Ahmed Adnan Saygun’un bestelediği ve Firdevsî'nin Şehname'sinden uyarlanan Türkçe olan librettosunu Münir Hayri Egeli’nin yazdığı 1 (revizyondan önce 3) perdelik 12 tablodan oluşan Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’nin sahnelenen ilk operasıdır. Temasını bizzat Atatürk’ün verdiği ve Türkiye'yi ziyaret edecek olan İran Şahı Rıza Şah Pehlevi onuruna sahnelenmesini istediği operanın; libretto'sunu Münir Hayri Egeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün yönergeleri ve denetimi ile yazmış, Ahmet Adnan Saygun daha 27 yaşındayken ve 2 ay gibi kısa bir sürede bestelemiştir.”

METİNDEN: “Batı dilinde 'art' kelimesiyle karşılanan 'sanat' kavramı Latince düzenlemek kökünde gelirken, Arapça'da sanat 'yapmak, etmek' kökünden türemiştir. Düzenlemek ile yapmak arasındaki fark bize bu iki medeniyetin bize hayatı algılama biçimini gösterir. Düzenlemek var olan şeyi yeniden oluşturmayı ifade ederken, yapmak ulvi bir eyleme atıfta bulunmaktır. Bizim inancımızda insan Rabbinin eseridir. Böyle olduğu için eşsiz kabiliyetleri vardır. Sanat Allah'ı aramakmış meğer, der üstad.” 

AY: Bu paragrafa gerek var mıydı? “Gereksiz paragraflar nedeniyle Sn. Cumhurbaşkanımız çok yoruluyor ve dinleyenler de sıkılıyor.” demiştik. Burada söylenenler, kişilerin bildiği ya da kolayca ulaşabileceği bilgiler. Sn. Cumhurbaşkanımız “herşeyi biliyor”, “herşey hakkında bilgisi var” algısı zarar veriyor.

 

METİNDEN: “Allah güzeldir güzel olanı sever, anlayışını şu an içinde bulunduğumuz Süleymaniye Külliyesi'ne bakarak anlayabiliriz. Buraya bir yabancı gelip “İslam nedir?” diye sorduğunda lafzi anlatımın dışında işaret edebileceğimiz örnek Süleymaniye Camii olacaktır. Elbette Sultanahmet Camii olacaktır. Aynı şekilde özgün eserler nedir diye sorulduğunda yöneleceğimiz yer Yeditepe Bienali'nde sergilenen eserler olacaktır”

AY: Çok doğru söylemler. Ama, madem öyle 2021 yılını anlatacak yeni Çamlıca Cami’si neden Sultanahmet Cami’sinin kopyası oldu.  Projenin mimarı Bahar Mızrak; Eserimizin bir Mimar Sinan taklidi olduğunu düşünüyorlar ama bu bir taklit değildir. Bu bir tarzdır.” demişti. Sn. Cumhurbaşkanımız tarafından hep hedef gösterilen; 2023 ve 2073’e “örnek cami” hangisi olacak?

METİNDEN: “Ey Mimar Sinan, Allah sana rahmet eylesin. Bu muhteşem eseri oraya çıkaran mimarımız var.”

AY: Ya şimdi?

Hep geçmişle övünmeye devam mı edeceğiz?

Ülkemizde 100’e yakın Mimarlık Fakültesi’nden mezun olan “mimar-mühendislerimize”,  “siyasi görüşlerine bakmadan” v.b. yol mu açacağız…

Asıl sorun burada gibi!

Bilgi:Building Futures’ın bu araştırması, mimarların gelecekteki rollerinin keşfine çıkıyor ve soruyor: 2025 yılında yapılarımızı kim tasarlayacak? Mimarlık eğitimi alanlar hangi rolleri üstlenecek? Sonuçta mimarlık mesleği nasıl değişecek? Yapılan çalışma, birebir söyleşiler ve yuvarlak masa toplantıları ile yapılı çevreyi biçimlendirenleri derinlemesine araştırmayı amaçlıyor. Geleneksel mimarlık ofisleri, mesleğin farklı alanlarında çalışanlar, müşterileri, danışmanları ve yükleniciler de araştırmaya dahil edilmiş. Ortaya çıkan değerlendirmeler, meslek alanında tartışmalara olanak sağlayarak önümüzdeki 15 yıl içinde sektörü etkilemesi mümkün olan değişimlerin araştırılması için bir fırsat olarak görülüyor.” http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=374&RecID=2711

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.