Göktan Ay
Köşe Yazarı
Göktan Ay
 

Bilal Erdoğan’ın Kültür-Sanat Alanı Söylemlerine Yorumlarımız Var!

Köşe yazarı Fatih Çekirge (Hürriyet) 19.12.2021) İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’la sohbet etmiş, sahibi olduğu Palet Okulları’nı ziyaret etmiş…. Bu arada Sn.Cumhurbaşkanımızın CB Kültür-Sanat Büyük Ödülleri konuşmasında (21.12.2021) B.Erdoğan söylemleri ile çatışan/tenakuz oluşturan bölümler de var…(Bu konuya ayrıca değineceğiz) Biz de B.Erdoğan’ın söylemlerine görüşlerimizi eklemek istiyoruz…. ÇEKİRGE: Erdoğan’ın çok “heyecanlı ve hayali olduğunu” olduğunu söyleyerek başlamış: “Anlatırken duyduğu heyecandan anlıyorum ki... O aslında bir okulu değil, hayalini, hedefini anlatıyor...” AY: Buradan anlıyoruz ki, B.Erdoğan  “Dr. eğitimini” bırakmış, ülkemizde dönmüş ve Türkiye için hedefleri varmış. Ama, bugüne kadar Dernek/Vakıf/Üniversite Mütevelli Heyeti Üyesi v.b. olmaktan başka bir “hedef” açıklamadı. ÇEKİRGE: “Soruyorum: “Okul, üniversite, ilim vakfı, öğrenci bursları... Bütün bunlar niye... Ne yapmak istiyorsunuz?” Erdoğan, hedefini şöyle açıklıyor: “Fatih Bey, Türkiye’ye döndükten sonra kendi kendime sordum ‘Ülkem için ne yapabilirim?’... Ve karar verdim. Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir... Geleneksel sporlarımızdan okçulukta da bu var. Üniversitede de bu var. Şimdi içinde bulunduğumuz bu müzik okulunda da bu var... İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.” AY: “Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir...” Güzel bir hedef, ama Sn. R.T.Eroğan ile görüşmüyor mu? Ak Parti’nin 20 yıllık döneminde  7 Kültür Bakanı değişti. Politikalar kişiye göre savruldu. Ak Parti bir kültür felsefesi koyamadı. Zaten, iktidarı destekleyen yazarlar da “bir kültür kadrosu oluşturulamadı” diye eleştiriyorlar…” “İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.” Söylem güzel de nasıl? Sadece vakıflar oluşturup; Devletten, Belediyelerden yardım alarak mı? Kültür inanlarına yatırım yapılmazsa, o çok beğendiğimiz Ankara CSO ve İstanbul AKM öksüz kalacaktır.  Hala, Devlet Sanatçıları’nın ek göstergeleri 6400 olamadı, ikramiyeler maaşa katılamadı, söz vermekle bu iş olmuyor..TRT Sanatçıları 10 yıl önce hak etti…Desteğin hayata geçmesi gerek!..Bu konuda B.Erdoğan ne yapmış, ne açıklamış, hangi girişimde bulunmuş? Soru işaretidir…Bilmek isteriz…   ÇEKİRGE: “Bilal Bey, bu sözlerin ardından hiç beklemediğim bir de yorum yapıyor: “……Ama sonuçta bir toplumu güçlü kılacak olan şey bana göre kültürdür. İlimdir. Kültür de gündelik kaygılarla olmuyor. Kalıcı olan, uzun soluklu olan bir iş... Yani düşünün, 20 yıl önce bir kültür projesi başlatmış olsaydık. Şimdi sonuçlarını alıyorduk... Buna inanıyorum. Böyle çıktık yola...” AY: Evet, B.Erdoğan da biraz önce yazdıklarımı teyit etmiş ve Ak Parti’nin kültürde başarısız olduğunu belirtmiştir. Birinci sorun; Kültür Bakanlığı’nın bağımsız ve özgür olmamasıdır. İkinci sorun; Bakan Yard.’nin siyasi isimlerden atanmasıdır. Üçüncü sorun; “kültürün siyaset üstü tutulmamasıdır.” Dördüncü sorun; “liyakatsız kişilerin kültür üst kurumlarına, müdürlüklere getirilmesidir” Maalesef, bunlarda AK PARTİ DÖNEMİNİ KAPSAMAKTADIR.   ÇEKİRGE:  “İlim Yayma Ödülleri’nin temel amaçlarından birisini ise şöyle açıklıyor: “Türkiye’de biz akademik çalışmanın takdir gördüğünü, değerli ve kıymetli bir şey olduğunu yerleştirmek istiyoruz. İlim Yayma Ödülleri budur... Düşünün ki bir bilim insanı, akademisyen, laboratuvarda, kütüphanede yıllarca çalışıyor. Sorarlar, neyin peşinde ne yapıyor diye? Ne yaptı ki? Biz işte bunu aşmaya çalışıyoruz. Bir bakıyorsunuz, bir bilim insanı bir kitapla bir fikir kanalı açıyor. 1000 yıla damgasını vuruyor. Yani biz çocuğa ‘Başıma icat çıkartma’ diyenlerden değil, icat çıkart diyenlerdeniz.” AY: “Türkiye’de biz akademik çalışmanın takdir gördüğünü, değerli ve kıymetli bir şey olduğunu yerleştirmek istiyoruz”, ““Şöyle düşünün, biz burada akademisyene olan saygıyı, ilgiyi ve değeri gösterirsek o da belki örneğin ABD’de alışacak, öğrenecek ve ülkesine dönüp büyük işler yapacak.” demekle sanki, diğer üniversiteleri  zan altına bırakmış oluyor. İlim Yayma Vakfı ve kurucusu olduğunu belirttiği İbn Haldun Üniversitesi ile, 207 üniversitenin “akademik çalışma açığını” nasıl kapatabileceği hayal bile edilemiyor... Prof.Dr Nuran Yıldız; “Dört, İlim Yayma Vakfı Başkanı Bilal Erdoğan’ın ödül töreninde “Bu ödüllerin itibarı sayısı arttıkça ortaya çıkacaktır. Bir ödül, iki ödül, beş ödül derken akademik dünyada hak ettiği yeri alacaktır” dedi. Bilim ödüllerinin sayıyla değil içerikle ilgili olduğunu düşünüyordum, şaşkınım.” demiş. (SüperHaber/20.12.2021) Çok doğru, sayı değil, içrik ve ödüllerdeki kalite önemlidir. İstanbul Türk Müziği Fetivali Genel Sanat Yönetmeni olarak bu işi iyi biliyorum. Akademiye gelince, madem bu kadar önem veriyor ve 7 Üniversitenin Mütevelli Heyeti’nde bulunuyor, neden tek kelime etmiyor? Babası, Sn. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “Y.Doç.lik nedir, kaldırın”  emrine rağmen, 7100 sy.yasa ile “özlük hakları” kaybedilmiş, yanlış olan isim değişikli yapılmış, 36.000 Y.Doç. ortada bırakılmıştır. B.Erdoğan’ın bu konuda da hiç sesi çıkmamıştır..O zaman bu nasıl insan yetiştirmektir? sorusunu sormak zorundayız… ÇEKİRGE:  “Bilal Erdoğan gençlerle sık sık görüştüklerini anlatırken bir de örnek veriyor: “Bakın biz de anketler yapıyoruz. Çocuklarımızın yüzde 40’ı ‘Yurtdışına gitmek ister misin?’ sorusuna evet diyor. İlk sıra ABD ve Almanya... Oysa gençlere bu ülkede çalışırsan kazanırsın fikrini yerleştirmek lazım... İlim Yayma Ödülleri ve bizim genel bakışımız böyle. Örneklerimiz var. İşte Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran Hocamız. MIT’de doktora yapmış. İstese ABD’de kalabilirdi. Ama gelmiş Van’da laboratuvarında çalışıyor. Şimdi Bartın’da... İşte bu başarı hikâyelerini çocuklara anlatmalıyız... Mesela bir soru sorsak: ‘Meslekleri iştigal alanlarına göre değerlendirirsek, en değerli meslek ne olmalı?’ Bizi göre bir tek cevap var... O da öğretmenliktir... En kıymetli meslek öğretmenliktir. Çünkü insan yetiştiriyor.” AY: Öğretmenlik konusunda hem fikiriz, ama “kaliteli yetiştirmek” şartıyla... Ancak, gençlere “bu ülkede çalışırsan kazanırsın” fikrini yerleştirmek, üstelik içinde bulunduğunuz ortamda çok zor. Gençlere yeni çalışma alanları kurmak/açmak gereklidir. “İnşaat bolluğu” ile gençlere  iş sahası açılamaz…Bir Prof. aldığın maaş 14.000 TL civarında… ÇEKİRGE:  Türkiye ve eğitim üzerine konuşunca aklımdaki soruyu soruyorum: - Son olarak Hotamışlıgil Hocamız dahil 4 Türk bilim insanı dünya çapında buluşlar yaptı, ödüller aldı... Bir taraftan gurur duyuyoruz, ama öteki taraftan da sormuyor muyuz? Elbette soruyoruz. Hem de biz tam bunu soruyoruz. Neden Türklerden çıkıyor da Türkiye’den çıkmıyor... İstediğimiz de bu soruyu sorup doğru cevabı ve çözümü bulmak. Türkiye’de akademik çalışmalara değer verilirse Türkiye’den de çıkar elbette...” AY: Yine benzer soru: Türkiye’de “akademik çalışmalara” değer verilmiyor mu? Verilmiyorsa, Ak Parti iktidarı neden çözüm bulamadı? Kim değer verecek!; Devlet mi, MEB mi, YÖK mü, Üniversiteler mi? Bilal Erdoğan’la sohbetimiz bu akşam verilecek İlim Yayma Vakfı Ödülleri nedeniyle bilim ve kültür üzerineydi. ÇEKİRGE: “….Ve bu sohbetle anladım ki, karşımda ciddi bir eğitim almış, köklü ve özgün fikirleri olan, esprili, kahkaha atan ve ne istediğini bilen bir kişi var... Özellikle şu sözü: “Siyaset gündeliktir. Kalıcı olan kültür ve eğitimdir...” Zaten akademisyenin, öğretmenin önemini de bir “Türk müziği anaokulu”nda konuşmamız bile anlamlıydı….” AY: F.Çekirge’nin müzik/kültür sevdasını bilmiyordum, çünkü köşesinde pek yazmıyor. 45 yılını aşmış İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı’nı bir kez dahi ziyaret etmemiş, tanıtımını yapmamış, yetkililerle görüşmemişti. Yine Başkanı olduğum MÜZDAK tarafından, 28 yıldır yapılan ve STK-TRT Sanatçılarının katılımıyla bir ay süren İstanbul Türk Müziği Festivali’ni köşesine taşımamıştı. Demek ki, bazı  gazetecilerin, iktidarlara yakın kişileri/yerleri ziyaret etmek gibi bir alışkanlıkları var… Bir türlü giderilemiyor… Yazık! Bir gün önce Abbas Güçlü (Milliyet), bir gün sonra Fatih Çekirge (Hürriyet) benzer sözlerle Bilal Erdoğan ile  konuşmuşlar… Belki de ikisi bir konuşmuş, ama resimleri ayrı çekmişler. Çünkü metinlerde  “intihal” var!
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2021 - Çarşamba

Bilal Erdoğan’ın Kültür-Sanat Alanı Söylemlerine Yorumlarımız Var!

Köşe yazarı Fatih Çekirge (Hürriyet) 19.12.2021) İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’la sohbet etmiş, sahibi olduğu Palet Okulları’nı ziyaret etmiş….

Bu arada Sn.Cumhurbaşkanımızın CB Kültür-Sanat Büyük Ödülleri konuşmasında (21.12.2021) B.Erdoğan söylemleri ile çatışan/tenakuz oluşturan bölümler de var…(Bu konuya ayrıca değineceğiz)

Biz de B.Erdoğan’ın söylemlerine görüşlerimizi eklemek istiyoruz….

ÇEKİRGE: Erdoğan’ın çok “heyecanlı ve hayali olduğunu” olduğunu söyleyerek başlamış: “Anlatırken duyduğu heyecandan anlıyorum ki... O aslında bir okulu değil, hayalini, hedefini anlatıyor...”

AY: Buradan anlıyoruz ki, B.Erdoğan  “Dr. eğitimini” bırakmış, ülkemizde dönmüş ve Türkiye için hedefleri varmış. Ama, bugüne kadar Dernek/Vakıf/Üniversite Mütevelli Heyeti Üyesi v.b. olmaktan başka bir “hedef” açıklamadı.

ÇEKİRGE: “Soruyorum: Okul, üniversite, ilim vakfı, öğrenci bursları... Bütün bunlar niye... Ne yapmak istiyorsunuz?”

Erdoğan, hedefini şöyle açıklıyor:

“Fatih Bey, Türkiye’ye döndükten sonra kendi kendime sordum ‘Ülkem için ne yapabilirim?’... Ve karar verdim. Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir... Geleneksel sporlarımızdan okçulukta da bu var. Üniversitede de bu var. Şimdi içinde bulunduğumuz bu müzik okulunda da bu var... İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.”

AY: “Bütün hedefim, kültürümüzün ihya edilmesidir, insan yetiştirmektir...” Güzel bir hedef, ama Sn. R.T.Eroğan ile görüşmüyor mu? Ak Parti’nin 20 yıllık döneminde  7 Kültür Bakanı değişti. Politikalar kişiye göre savruldu. Ak Parti bir kültür felsefesi koyamadı. Zaten, iktidarı destekleyen yazarlar da “bir kültür kadrosu oluşturulamadı” diye eleştiriyorlar…” “İnsan yetiştirmek. Ona uğraşıyorum. Eğer bunu başarırsak Allah’ın izniyle Türkiye güçlü olur.” Söylem güzel de nasıl? Sadece vakıflar oluşturup; Devletten, Belediyelerden yardım alarak mı? Kültür inanlarına yatırım yapılmazsa, o çok beğendiğimiz Ankara CSO ve İstanbul AKM öksüz kalacaktır.  Hala, Devlet Sanatçıları’nın ek göstergeleri 6400 olamadı, ikramiyeler maaşa katılamadı, söz vermekle bu iş olmuyor..TRT Sanatçıları 10 yıl önce hak etti…Desteğin hayata geçmesi gerek!..Bu konuda B.Erdoğan ne yapmış, ne açıklamış, hangi girişimde bulunmuş? Soru işaretidir…Bilmek isteriz…

 

ÇEKİRGE: “Bilal Bey, bu sözlerin ardından hiç beklemediğim bir de yorum yapıyor: “……Ama sonuçta bir toplumu güçlü kılacak olan şey bana göre kültürdür. İlimdir. Kültür de gündelik kaygılarla olmuyor. Kalıcı olan, uzun soluklu olan bir iş... Yani düşünün, 20 yıl önce bir kültür projesi başlatmış olsaydık. Şimdi sonuçlarını alıyorduk... Buna inanıyorum. Böyle çıktık yola...”

AY: Evet, B.Erdoğan da biraz önce yazdıklarımı teyit etmiş ve Ak Parti’nin kültürde başarısız olduğunu belirtmiştir.

Birinci sorun; Kültür Bakanlığı’nın bağımsız ve özgür olmamasıdır.

İkinci sorun; Bakan Yard.’nin siyasi isimlerden atanmasıdır.

Üçüncü sorun; “kültürün siyaset üstü tutulmamasıdır.”

Dördüncü sorun; “liyakatsız kişilerin kültür üst kurumlarına, müdürlüklere getirilmesidir”

Maalesef, bunlarda AK PARTİ DÖNEMİNİ KAPSAMAKTADIR.

 

ÇEKİRGE:  “İlim Yayma Ödülleri’nin temel amaçlarından birisini ise şöyle açıklıyor:

“Türkiye’de biz akademik çalışmanın takdir gördüğünü, değerli ve kıymetli bir şey olduğunu yerleştirmek istiyoruz. İlim Yayma Ödülleri budur... Düşünün ki bir bilim insanı, akademisyen, laboratuvarda, kütüphanede yıllarca çalışıyor. Sorarlar, neyin peşinde ne yapıyor diye? Ne yaptı ki? Biz işte bunu aşmaya çalışıyoruz. Bir bakıyorsunuz, bir bilim insanı bir kitapla bir fikir kanalı açıyor. 1000 yıla damgasını vuruyor. Yani biz çocuğa ‘Başıma icat çıkartma’ diyenlerden değil, icat çıkart diyenlerdeniz.”

AY: “Türkiye’de biz akademik çalışmanın takdir gördüğünü, değerli ve kıymetli bir şey olduğunu yerleştirmek istiyoruz”, ““Şöyle düşünün, biz burada akademisyene olan saygıyı, ilgiyi ve değeri gösterirsek o da belki örneğin ABD’de alışacak, öğrenecek ve ülkesine dönüp büyük işler yapacak.” demekle sanki, diğer üniversiteleri  zan altına bırakmış oluyor. İlim Yayma Vakfı ve kurucusu olduğunu belirttiği İbn Haldun Üniversitesi ile, 207 üniversitenin “akademik çalışma açığını” nasıl kapatabileceği hayal bile edilemiyor...

Prof.Dr Nuran Yıldız; “Dört, İlim Yayma Vakfı Başkanı Bilal Erdoğan’ın ödül töreninde “Bu ödüllerin itibarı sayısı arttıkça ortaya çıkacaktır. Bir ödül, iki ödül, beş ödül derken akademik dünyada hak ettiği yeri alacaktır” dedi. Bilim ödüllerinin sayıyla değil içerikle ilgili olduğunu düşünüyordum, şaşkınım.” demiş. (SüperHaber/20.12.2021) Çok doğru, sayı değil, içrik ve ödüllerdeki kalite önemlidir. İstanbul Türk Müziği Fetivali Genel Sanat Yönetmeni olarak bu işi iyi biliyorum.

Akademiye gelince, madem bu kadar önem veriyor ve 7 Üniversitenin Mütevelli Heyeti’nde bulunuyor, neden tek kelime etmiyor? Babası, Sn. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “Y.Doç.lik nedir, kaldırın”  emrine rağmen, 7100 sy.yasa ile “özlük hakları” kaybedilmiş, yanlış olan isim değişikli yapılmış, 36.000 Y.Doç. ortada bırakılmıştır. B.Erdoğan’ın bu konuda da hiç sesi çıkmamıştır..O zaman bu nasıl insan yetiştirmektir? sorusunu sormak zorundayız…

ÇEKİRGE:  “Bilal Erdoğan gençlerle sık sık görüştüklerini anlatırken bir de örnek veriyor:

“Bakın biz de anketler yapıyoruz. Çocuklarımızın yüzde 40’ı ‘Yurtdışına gitmek ister misin?’ sorusuna evet diyor. İlk sıra ABD ve Almanya... Oysa gençlere bu ülkede çalışırsan kazanırsın fikrini yerleştirmek lazım... İlim Yayma Ödülleri ve bizim genel bakışımız böyle. Örneklerimiz var. İşte Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran Hocamız. MIT’de doktora yapmış. İstese ABD’de kalabilirdi. Ama gelmiş Van’da laboratuvarında çalışıyor. Şimdi Bartın’da... İşte bu başarı hikâyelerini çocuklara anlatmalıyız... Mesela bir soru sorsak:

‘Meslekleri iştigal alanlarına göre değerlendirirsek, en değerli meslek ne olmalı?’

Bizi göre bir tek cevap var... O da öğretmenliktir... En kıymetli meslek öğretmenliktir. Çünkü insan yetiştiriyor.”

AY: Öğretmenlik konusunda hem fikiriz, ama “kaliteli yetiştirmek” şartıyla... Ancak, gençlere “bu ülkede çalışırsan kazanırsın” fikrini yerleştirmek, üstelik içinde bulunduğunuz ortamda çok zor. Gençlere yeni çalışma alanları kurmak/açmak gereklidir. “İnşaat bolluğu” ile gençlere  iş sahası açılamaz…Bir Prof. aldığın maaş 14.000 TL civarında…

ÇEKİRGE:  Türkiye ve eğitim üzerine konuşunca aklımdaki soruyu soruyorum:

- Son olarak Hotamışlıgil Hocamız dahil 4 Türk bilim insanı dünya çapında buluşlar yaptı, ödüller aldı... Bir taraftan gurur duyuyoruz, ama öteki taraftan da sormuyor muyuz?

Elbette soruyoruz. Hem de biz tam bunu soruyoruz. Neden Türklerden çıkıyor da Türkiye’den çıkmıyor... İstediğimiz de bu soruyu sorup doğru cevabı ve çözümü bulmak. Türkiye’de akademik çalışmalara değer verilirse Türkiye’den de çıkar elbette...”

AY: Yine benzer soru: Türkiye’de “akademik çalışmalara” değer verilmiyor mu?

Verilmiyorsa, Ak Parti iktidarı neden çözüm bulamadı?

Kim değer verecek!; Devlet mi, MEB mi, YÖK mü, Üniversiteler mi?

Bilal Erdoğan’la sohbetimiz bu akşam verilecek İlim Yayma Vakfı Ödülleri nedeniyle bilim ve kültür üzerineydi.

ÇEKİRGE: “….Ve bu sohbetle anladım ki, karşımda ciddi bir eğitim almış, köklü ve özgün fikirleri olan, esprili, kahkaha atan ve ne istediğini bilen bir kişi var...

Özellikle şu sözü: “Siyaset gündeliktir. Kalıcı olan kültür ve eğitimdir...”

Zaten akademisyenin, öğretmenin önemini de bir “Türk müziği anaokulu”nda konuşmamız bile anlamlıydı….”

AY: F.Çekirge’nin müzik/kültür sevdasını bilmiyordum, çünkü köşesinde pek yazmıyor. 45 yılını aşmış İTÜ Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı’nı bir kez dahi ziyaret etmemiş, tanıtımını yapmamış, yetkililerle görüşmemişti.

Yine Başkanı olduğum MÜZDAK tarafından, 28 yıldır yapılan ve STK-TRT Sanatçılarının katılımıyla bir ay süren İstanbul Türk Müziği Festivali’ni köşesine taşımamıştı.

Demek ki, bazı  gazetecilerin, iktidarlara yakın kişileri/yerleri ziyaret etmek gibi bir alışkanlıkları var…

Bir türlü giderilemiyor…

Yazık!

Bir gün önce Abbas Güçlü (Milliyet), bir gün sonra Fatih Çekirge (Hürriyet) benzer sözlerle Bilal Erdoğan ile  konuşmuşlar… Belki de ikisi bir konuşmuş, ama resimleri ayrı çekmişler. Çünkü metinlerde  “intihal” var!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.