Göktan Ay
Köşe Yazarı
Göktan Ay
 

“Sn.Erdoğan, nasıl bir siyaset içinden geldi?”(1)

Sosyoloji; “modern toplumların” bilimidir. Latince “socius” ile Yunanca “ology” sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiş bir kavram olup, bu şekliyle “toplum bilim” olarak tanımlanmıştır. Sosyoloji; “toplumsal eşitsizliği, sınıfsal yapıları, demografik yapıdaki değişimleri, politik toplum yasalarını ve hükümetin  toplumla ilgili işleyişini, ırk ve cinsiyet toplum bilimini v.b. inceleyen bir bilim dalıdır. Sosyoloji; konuları itibariyle bütün sosyal bilimlerin odak noktasındadır. Biz, bu yazımızda “sosyolojik ve kişisel karakter analizi”  açısından Sn. R.T.Erdoğan’ın “çizdiği profili” irdelemek istiyoruz. Amacımız, 2071’e kadar  ülkemizi yönetmeye talip olan Sn.R.T.Erdoğan’a ve Ak Parti’ye gerçekleri duyurmak. Sn. Erdoğan; en çok dava açan Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız olarak kayıtlara geçti. Neden bu kadar dava açıyor? Eleştirileri sevmiyor mu? Hep desteklensin, “Allah Razı Olsun” densin mi istiyor? “Ben çok çalışıyorum, gözünüze dizinize dursun, bir teşekkür etmiyorsunuz?”  diye mi düşünüyor? Danışmanları uyarmıyor mu, dinlemiyor mu? Danışmanlar,sadece verilen talimatları mı yapıyor? Önce, “Sn.Erdoğan nasıl bir siyaset içinden gelmiş?” kısaca hatırlayalım; 1/ 27 Mart 1994'teki yerel seçimlerde “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı” için ‘Refah Partisi’nden aday olan E.T. Erdoğan, %25,19 oy oranı alarak seçimlerden birinci sırada ayrıldı ve İBB Başkanı seçildi. 2/ “Siyasi yasağının” kaldırılması için TBMM’ye sunulan “yasa değişikliği” talebinin uygulamaya girmesiyle siyasi yasağı kalktı. 9 Mart 2003'te gerçekleştirilen ara seçimlerinde “Siirt MV” olarak Meclis’e girdi. Başbakan Abdullah Gül'ün istifasını sunmasıyla, 14 Mart 2003'te Başbakanlık görevine başladı. 3/ Erdoğan'ın Başbakanlığındaki 59. Hükümet, 14 Mart'ta kuruldu. 22 Temmuz 2007'deki Genel Seçimlerde oyların %46,58'ini aldı, önceki Genel Seçimlere göre oy oranını %12,30 artırdı ve seçimleri ilk sırada tamamladı. 4/ 2007’de Cumhurbaşkanı’nın doğrudan “halk oyuyla seçilmesi” yönünde anayasada değişiklik yapıldı. 5/ 60. Hükümet,R.T. Erdoğan'ın Başbakanlığında kuruldu. 12 Haziran 2011'deki genel seçimlerde %49,83 oranında oy alarak bir önceki genel seçimlere göre oy oranını %3,17 arttırdı. 60. Hükümet R.T.Erdoğan'ın Başbakanlığında kuruldu. 6/ 12 Haziran 2011'deki Genel Seçimlerde %49,83 oranında oy alarak bir önceki Genel Seçimlere göre oy oranını %3,17 arttırdı. 3. kez Başbakan olan R.T. Erdoğan 61. Hükümeti kurarken, seçimlere bir kez daha İstanbul 1. bölgeden girdi ve önceki seçimlere göre oy oranını %4,20 oranında arttırarak bölgedeki oyların %48,27'sini aldı. 7/ Bu değişiklik sonrasındaki ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi 10 Ağustos 2014'te gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığını koyan R.T. Erdoğan, seçimlerin ilk turunda aldığı %51,79'luk oy oranıyla ikinci tura gerek kalmadan ülkenin 12. cumhurbaşkanı seçildi. 8/  16 Nisan 2017'deki referandumda çıkan sonuç doğrultusunda anayasada yapılan değişiklikler arasında yer alan “yürürlükteki parlamenter sistemin kaldırılarak” yerine “CB Hükümet Sistemi”nin getirilmesi ve “Başbakanlık makamının ortadan kaldırılması” sonrasında yapılan 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayı oldu. Seçimin ilk turunda aldığı %52,59 ile yeni  sisteminin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi. (Star Açık Görüş, 04 Mayıs 2014) Şimdi de, Ak Parti’nin yan kuruluşu gibi çalışan SETA Vakfı’nın bir yazısı üzerinden yorumlara geçelim; https://www.setav.org/erdogani-siyaseten-ozel-kilan-dort-ozellik/; 1/ “Başbakan Erdoğan vesayet altına alınması oldukça zor bir lider. Başkaları tarafından hem kontrol edilemiyor hem yönetilemiyor. Dayatma veya vesayete yönelik bir tavra anında tepki veriyor. Bu tepki hem duygularına, hem yüz ifadesine hem de sözlerine ve davranışlarına yansıyor.” (Setav) AY: Genliğinden beri “Reis” lakabıyla anılması, Karadenizli olması (inatçı ama çalışkan), hep önde (lider) olması, sert-katı olması v.b. zor bir lider. Çünkü, yanında olan kişilerin 20 yılda çok değişmesi bunun ispatı. CHP deyince “yüz hatları” geriliyor ve “gözleri dışarıya fırlar gibi” oluyor. CHP’yi, her türlü “kötülüğün anası olarak” görüyor ve bu konuda taviz vermiyor. CHP’lilerin kendisine oy vermeyeceğini bildiği halde, CHP’ye okları çevirerek, tarafsız seçmeni kazanmaya çalışıyor. 20 yıldır her konuşmasında; “Bay Kemal”, “Bu adam”, “SGK’yı batıran zat”  diyerek sürekli alçaltıyor. 2/ “Erdoğan işlerin sadece ucundan tutan bir tarza sahip değil. Sorun olarak kabul ettiği bir meselede topu taca atıp, vaziyeti idare etmiyor. Statükonun devamına oynamıyor. Sorun gördüğü şeyi dönüştürmeye çalışıyor.” (Setav) AY: Reformcu ve Risk almayı seven bir yapısı var ve özellikle “konuşması-diksiyonu” ve “vücut diline” çok güveniyor. Zaten, kendi oyu, Ak Parti’den çok fazla…..Referandumlar ve CB sisteminin kabul edilmesi başarı hanesine yazıldıkça, “ulaşılmaz, kibirli, karşısındakileri daha küçümseyen, Ben’den başka kimse yapamaz, Ben bilirim, Ben ekonomistim” (Hatta eski bir Tokat MV, ‘Erdoğan, bir müzisyendir’ demişti) diyen ve eleştirilere karşı her geçen gün daha da  sert bir kişi oluyor.  Haber: “Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik eleştirilere ve açıklamalara ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘hükümeti aşağılama’ suçlarından dava açılırken 2020 yılında 45 bin kişi hakkında soruşturma açıldı, 9 bin 773 kişi yargılandı. Yargılananlardan 290'ı ise 18 yaşından küçük çocuklar oldu.” Her başarı, Ego’sunun artmasına vesile oldu. Ak Parti seçmeninin nasıl bir tabanı olduğunu “iyi analiz ettiği” için, sıkı bir bağ kurdu. Din ve vesayet söylemlerinden vazgeçmedi ama dini; sadece kendisinde ve Ak Parti’de olanlara hak gördü. Son olarak; "Din kisvesi altında bu milleti sömürenlere prim vermeyeceğiz" dedi. Ancak, paralelcilerle birlikteliği ve sonra savaşı çok başını ağrıttı. Üstelik, bugüne kadar gelen Başbakanlar içinde, sadece “kendisinin Müslüman  ve namaz kılan kişi” olarak göstermeyi/kabul ettirmeyi de  başardı. Dik durması (ya da gözükmesi) puan aldı. Bir kısım seçmen kendi söyleyemediği/yapamadığı işleri onda gördü, alkışladı. 20 yıldır hep “proje, reform”, “ayağa kalkacağız”, “dünya bizi kıskanıyor”  dedi.  Kendisi lider oldu, imza attı. Sürekli arayış içinde oldu. Barış için “gözünü kırpmadan” işe girdi, ama olmadı. Bundan sonra “koalisyon olmayacak” dedi, ama “ittifak  kurmak” zorunda kaldı. Hiçbir sorunu  dillendirmedi, yok farz etti, Hükümetleri  hep başarılı gösterdi. Bakanlar dahil hepsi, “her işte birinciyiz “dedi, “olmasa da” bir kesim seçmen inandı. Mesela Bakan, tarımda işler sarpa sardığı, ithalata kapı açıldığı v.b.  halde; “Türkiye’nin tarımda Avrupa’da birinci, dünyada 7’inci olduğunu” söyleyebildi. Devam edeceğiz……
Ekleme Tarihi: 09 Ağustos 2021 - Pazartesi

“Sn.Erdoğan, nasıl bir siyaset içinden geldi?”(1)

Sosyoloji; “modern toplumların” bilimidir. Latince “socius” ile Yunanca “ology” sözcüklerinin bir araya getirilmesiyle türetilmiş bir kavram olup, bu şekliyle “toplum bilim” olarak tanımlanmıştır.

Sosyoloji; “toplumsal eşitsizliği, sınıfsal yapıları, demografik yapıdaki değişimleri, politik toplum yasalarını ve hükümetin  toplumla ilgili işleyişini, ırk ve cinsiyet toplum bilimini v.b. inceleyen bir bilim dalıdır. Sosyoloji; konuları itibariyle bütün sosyal bilimlerin odak noktasındadır.

Biz, bu yazımızda “sosyolojik ve kişisel karakter analizi”  açısından Sn. R.T.Erdoğan’ın “çizdiği profili” irdelemek istiyoruz.

Amacımız, 2071’e kadar  ülkemizi yönetmeye talip olan Sn.R.T.Erdoğan’a ve Ak Parti’ye gerçekleri duyurmak.

Sn. Erdoğan; en çok dava açan Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız olarak kayıtlara geçti.

Neden bu kadar dava açıyor?

Eleştirileri sevmiyor mu?

Hep desteklensin, “Allah Razı Olsun” densin mi istiyor?

“Ben çok çalışıyorum, gözünüze dizinize dursun, bir teşekkür etmiyorsunuz?”  diye mi düşünüyor?

Danışmanları uyarmıyor mu, dinlemiyor mu?

Danışmanlar,sadece verilen talimatları mı yapıyor?

Önce, “Sn.Erdoğan nasıl bir siyaset içinden gelmiş?” kısaca hatırlayalım;

1/ 27 Mart 1994'teki yerel seçimlerde “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı” için ‘Refah Partisi’nden aday olan E.T. Erdoğan, %25,19 oy oranı alarak seçimlerden birinci sırada ayrıldı ve İBB Başkanı seçildi.

2/ “Siyasi yasağının” kaldırılması için TBMM’ye sunulan “yasa değişikliği” talebinin uygulamaya girmesiyle siyasi yasağı kalktı. 9 Mart 2003'te gerçekleştirilen ara seçimlerinde “Siirt MV” olarak Meclis’e girdi. Başbakan Abdullah Gül'ün istifasını sunmasıyla, 14 Mart 2003'te Başbakanlık görevine başladı.

3/ Erdoğan'ın Başbakanlığındaki 59. Hükümet, 14 Mart'ta kuruldu. 22 Temmuz 2007'deki Genel Seçimlerde oyların %46,58'ini aldı, önceki Genel Seçimlere göre oy oranını %12,30 artırdı ve seçimleri ilk sırada tamamladı.

4/ 2007’de Cumhurbaşkanı’nın doğrudan “halk oyuyla seçilmesi” yönünde anayasada değişiklik yapıldı.

5/ 60. Hükümet,R.T. Erdoğan'ın Başbakanlığında kuruldu. 12 Haziran 2011'deki genel seçimlerde %49,83 oranında oy alarak bir önceki genel seçimlere göre oy oranını %3,17 arttırdı.

60. Hükümet R.T.Erdoğan'ın Başbakanlığında kuruldu.

6/ 12 Haziran 2011'deki Genel Seçimlerde %49,83 oranında oy alarak bir önceki Genel Seçimlere göre oy oranını %3,17 arttırdı. 3. kez Başbakan olan R.T. Erdoğan 61. Hükümeti kurarken, seçimlere bir kez daha İstanbul 1. bölgeden girdi ve önceki seçimlere göre oy oranını %4,20 oranında arttırarak bölgedeki oyların %48,27'sini aldı.

7/ Bu değişiklik sonrasındaki ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi 10 Ağustos 2014'te gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığını koyan R.T. Erdoğan, seçimlerin ilk turunda aldığı %51,79'luk oy oranıyla ikinci tura gerek kalmadan ülkenin 12. cumhurbaşkanı seçildi.

8/  16 Nisan 2017'deki referandumda çıkan sonuç doğrultusunda anayasada yapılan değişiklikler arasında yer alan “yürürlükteki parlamenter sistemin kaldırılarak” yerine “CB Hükümet Sistemi”nin getirilmesi ve “Başbakanlık makamının ortadan kaldırılması” sonrasında yapılan 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayı oldu. Seçimin ilk turunda aldığı %52,59 ile yeni  sisteminin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

(Star Açık Görüş, 04 Mayıs 2014)

Şimdi de, Ak Parti’nin yan kuruluşu gibi çalışan SETA Vakfı’nın bir yazısı üzerinden yorumlara geçelim;

https://www.setav.org/erdogani-siyaseten-ozel-kilan-dort-ozellik/;

1/ “Başbakan Erdoğan vesayet altına alınması oldukça zor bir lider. Başkaları tarafından hem kontrol edilemiyor hem yönetilemiyor. Dayatma veya vesayete yönelik bir tavra anında tepki veriyor. Bu tepki hem duygularına, hem yüz ifadesine hem de sözlerine ve davranışlarına yansıyor.” (Setav)

AY: Genliğinden beri “Reis” lakabıyla anılması, Karadenizli olması (inatçı ama çalışkan), hep önde (lider) olması, sert-katı olması v.b. zor bir lider. Çünkü, yanında olan kişilerin 20 yılda çok değişmesi bunun ispatı. CHP deyince “yüz hatları” geriliyor ve “gözleri dışarıya fırlar gibi” oluyor. CHP’yi, her türlü “kötülüğün anası olarak” görüyor ve bu konuda taviz vermiyor. CHP’lilerin kendisine oy vermeyeceğini bildiği halde, CHP’ye okları çevirerek, tarafsız seçmeni kazanmaya çalışıyor. 20 yıldır her konuşmasında; “Bay Kemal”, “Bu adam”, “SGK’yı batıran zat”  diyerek sürekli alçaltıyor.

2/ “Erdoğan işlerin sadece ucundan tutan bir tarza sahip değil. Sorun olarak kabul ettiği bir meselede topu taca atıp, vaziyeti idare etmiyor. Statükonun devamına oynamıyor. Sorun gördüğü şeyi dönüştürmeye çalışıyor.” (Setav)

AY: Reformcu ve Risk almayı seven bir yapısı var ve özellikle “konuşması-diksiyonu” ve “vücut diline” çok güveniyor. Zaten, kendi oyu, Ak Parti’den çok fazla…..Referandumlar ve CB sisteminin kabul edilmesi başarı hanesine yazıldıkça, “ulaşılmaz, kibirli, karşısındakileri daha küçümseyen, Ben’den başka kimse yapamaz, Ben bilirim, Ben ekonomistim” (Hatta eski bir Tokat MV, ‘Erdoğan, bir müzisyendir’ demişti) diyen ve eleştirilere karşı her geçen gün daha da  sert bir kişi oluyor.

 Haber: “Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik eleştirilere ve açıklamalara ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘hükümeti aşağılama’ suçlarından dava açılırken 2020 yılında 45 bin kişi hakkında soruşturma açıldı, 9 bin 773 kişi yargılandı. Yargılananlardan 290'ı ise 18 yaşından küçük çocuklar oldu.”

Her başarı, Ego’sunun artmasına vesile oldu. Ak Parti seçmeninin nasıl bir tabanı olduğunu “iyi analiz ettiği” için, sıkı bir bağ kurdu. Din ve vesayet söylemlerinden vazgeçmedi ama dini; sadece kendisinde ve Ak Parti’de olanlara hak gördü. Son olarak; "Din kisvesi altında bu milleti sömürenlere prim vermeyeceğiz" dedi. Ancak, paralelcilerle birlikteliği ve sonra savaşı çok başını ağrıttı. Üstelik, bugüne kadar gelen Başbakanlar içinde, sadece “kendisinin Müslüman  ve namaz kılan kişi” olarak göstermeyi/kabul ettirmeyi de  başardı. Dik durması (ya da gözükmesi) puan aldı. Bir kısım seçmen kendi söyleyemediği/yapamadığı işleri onda gördü, alkışladı.

20 yıldır hep “proje, reform”, “ayağa kalkacağız”, “dünya bizi kıskanıyor”  dedi.  Kendisi lider oldu, imza attı. Sürekli arayış içinde oldu. Barış için “gözünü kırpmadan” işe girdi, ama olmadı. Bundan sonra “koalisyon olmayacak” dedi, ama “ittifak  kurmak” zorunda kaldı. Hiçbir sorunu  dillendirmedi, yok farz etti, Hükümetleri  hep başarılı gösterdi. Bakanlar dahil hepsi, “her işte birinciyiz “dedi, “olmasa da” bir kesim seçmen inandı. Mesela Bakan, tarımda işler sarpa sardığı, ithalata kapı açıldığı v.b.  halde; “Türkiye’nin tarımda Avrupa’da birinci, dünyada 7’inci olduğunu” söyleyebildi.

Devam edeceğiz……

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.