Sitenin solunda giydirme reklam
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ali İhsan Dilmen
Köşe Yazarı
Ali İhsan Dilmen
 

Bu ne Yaman Çelişki? Serok Erdoğan Mübah Serok Ahmet Günah mı?

Siyasilerin siyaset yaparken topluma sunduğu temel ilkeleri olması gerekir. Ki, bu ilkeler üzerinden söylemleri olsun ve kendilerine takip edenler ileri sürdüğü ilkeler ve bu ilkelere bağlı söylemleriyle siyasileri tartıya koyabilsinler. Oysa böyle yapmıyorlar. Ya ne yapıyorlar? Kendilerinin iyi niyetli olduklarını inanmamızı ve bu yargılarına göre davranmamızı istiyorlar. Geçtiğimiz hafta Erdoğan'a kapalı ortamda Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında taraftarlarınca 'Biji Serok Erdoğan' tezahüratları yapıldı. Ne var bunda diyenleriniz olabilir. Evet, gerçekten de bize göre de ne var bunda? Kürt nüfusun yoğunluklu olarak yaşadığı yerde insanların Kürtçe slogan atmasından doğal ne olabilir ki? Mesele, ne Kürtçe slogan atılması ne de Erdoğan'a 'Biji Serok' denilmesinde. Mesele, Bahçeli'nin 2023 Cumhurbaşkanı adayına böyle tezahürat yapılmasında. Hatırlayalım. Seçilmiş son Başbakan Ahmet Davutoğlu hoca için de Diyarbakır'lılar 'Serok Ahmet' diye tezahürat yapmıştı. İşte bu tezahürat üzerinden sayın Bahçeli, 'Serok Ahmet' sloganını diline dolamış ve bu slogan üzerinden sayın Davutoğlu'nun 'Kürtçü' olduğunu ima ederek itibarsızlaştırmak istemişti. İşte, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu için yapmak istediği itibarsızlaştırma çabası geçtiğimiz hafta şimdiden 2023'ün Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği Erdoğan için de söylendi. Konunun önemi buradan kaynaklanıyor. Sayın Bahçeli ve her söylediğini sorgulamadan kabul eden taraftarları için böylece tev'ili zor çelişkiye bir yenisi daha eklenmiş oldu. Bu çelişkiyi görenler, haliyle yapılan çelişkili söyleme dikkat çekiyor. Bizde buradan katıksız olarak sayın Bahçeli'nin her söylediğine inanan ve söylediklerinde 'keramet' arayanlara soruyoruz! Duydunuz mu? Diyarbakır da Ak Partililer "Biji Serok Erdoğan" diye tezahürat yaptılar. Dün aynı ilde ve diğer şehirlerimizde Kürt kardeşlerimiz Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı için "Serok Ahmet" dediklerinde dilinize dolanmış ve buradan 'Kürtçülük yaptığını' ima etmiştiniz. Gerçi sayın Davutoğlu bu suçlama üzerine sayın Bahçeli'ye ve size gereken cevabı da vermişti. Ne olacak şimdi, aynı söz Cumhur İttifakı adayınız Erdoğan içinde söylendi. Aslında söylenen sadece bu da değil. Farkettiniz mi bilmiyorum. Erdoğan konuşmasında dinleyenlere, örtülü biçimde yeni bir Çözüm Süreci mesajı verirken, çatışma sürecini de 'savaş' olarak tanımlamış oldu. Bu 'savaş' tanımını başkası yapsaydı neler demezdiniz. Hatta demekle yetinmez, hemen tutuklanmasını isterdiniz. Konumuz şimdi bu değil. Erdoğan o konuşmasında Çözüm Süreciyle elde edilmek istenen imkanın örtülü biçimde HDP'lilerce akamete uğratıldığını ve sabote edildiğini de söyledi. Oysa Çözüm Sürecinde HDP taraf değildi. PKK ile Devlet arasında arabulucu görevini ifa ediyor, İmralı ve Kandil arasında arabuluculuk yapıyordu. Yani HDP, Çözüm Sürecinin doğrudan tarafı ve muhatabı değildi. Sürece ihanet edildiyse eğer, bu ihanet İmralı veya Kandil tarafından yapılmış olmalıdır. Bu sebeple, HDP'ye yapılan suçlama yerinde ve doğru değildir. Son yapılan yerel seçimlerde Cumhur İttifakı;Çözüm Sürecini zora sokan taraflardan Apo'nun yazdığı mektubu TRT'de okuttu ve kırmızı bültenle aranan terörist Osman Öcalan'da TRT'ye çıkarılmasını Binali Yıldırım için destek istemelerini de gördük. Bütün bunlar bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde iktidarın ve ortağı Bahçeli'nin çelişkisi daha iyi anlaşılacaktır. Sormakta bir sakınca yok. Sayın Bahçeli ve ona sorgusuz, sualsiz inananlar! Bu çelişkilere bir açıklamanız var mı? Bu savrulmayı nasıl izah edeceksiniz? Sahi, 'Milli Güvenlikçi' anlayışınıza ne oldu? Bu anlayışınız, hakkında birçok isnatta bulunulan Soylu'ya sahip çıkmakla yeterli mi oluyor? Yıllardır bu ülkenin gündemine sokmak için milliyetçi hareketin çaba gösterdiği esir Türker ve özellikle Doğu Türkistan davasında da Çin tarafından işlenen soykırım karşısında gösterdiğiniz duyarsızlık gözlerden kaçmıyor. Bütün dünya 'Doğu Türkistan da soykırım var' derken ve meclislerinde kınama kararları alırken, sizin sessizliğinizi de elbette görüyoruz. Gösterdiğiniz sessizlikle, geçmişinizle yaşadığınız çelişki, vicdanları yaralamaktadır. Siz rahatsınız değil mi? Erdoğan ve Bahçeli'ye, kayıtsız şartsız teslim olanlar! Liderlerinin yaptıklarında keramet arayanlar! Artık, çelişkileriniz çuvala sığmıyor. Sayın Erdoğan ve Bahçeli! Her ikiniz de iyi niyetli olduğunuzu topluma inandırmakta pek başarılı olamıyorsunuz. Çelişkilerinizi örtmek için kullandığınız 'yorgan' ne tarafa asılırsanız öbür tarafından kısa gelecek, bir kusuru örtmeye çalışırken, bir başka kusurunuz açıkta kalacak. Eee.. her zaman yirmi yılın avantajını kullanacak değilsiniz ya! Sizinle geçen yirmi yıl çelişkilerinizin de ambarı aynı zamanda. Sayın Erdoğan ve Bahçeli! Ömrünüz doluyor. Hukuktan, Sosyal hayata, Ekonomiden Tarıma, Eğitimden Sanayiye, Dış Politikadan Kamu Güvenliğine, Sağlıktan Enerjiye, Akademik Özgürlükten Toplumsal Barışa vb. birçok alanda ülke insanı, bütün toplum kesimlerinde güven aşınması yaşanmakta, adalet ve ahlak anlayışınıza itimat erimektedir. İktidarınız ve size olan güven kar gibi eriyor. Millet, vaktin tamam olduğunu söylemek için sandığın gelmesini bekliyor ve o gün, er veya geç gelecek, kurduğunuz kirli düzen değişecek.
Ekleme Tarihi: 13 Temmuz 2021 - Salı

Bu ne Yaman Çelişki? Serok Erdoğan Mübah Serok Ahmet Günah mı?

Siyasilerin siyaset yaparken topluma sunduğu temel ilkeleri olması gerekir.

Ki, bu ilkeler üzerinden söylemleri olsun ve kendilerine takip edenler ileri sürdüğü ilkeler ve bu ilkelere bağlı söylemleriyle siyasileri tartıya koyabilsinler.

Oysa böyle yapmıyorlar.

Ya ne yapıyorlar?

Kendilerinin iyi niyetli olduklarını inanmamızı ve bu yargılarına göre davranmamızı istiyorlar.

Geçtiğimiz hafta Erdoğan'a kapalı ortamda Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında taraftarlarınca 'Biji Serok Erdoğan' tezahüratları yapıldı.

Ne var bunda diyenleriniz olabilir.

Evet, gerçekten de bize göre de ne var bunda?

Kürt nüfusun yoğunluklu olarak yaşadığı yerde insanların Kürtçe slogan atmasından doğal ne olabilir ki?

Mesele, ne Kürtçe slogan atılması ne de Erdoğan'a 'Biji Serok' denilmesinde.

Mesele, Bahçeli'nin 2023 Cumhurbaşkanı adayına böyle tezahürat yapılmasında.

Hatırlayalım.

Seçilmiş son Başbakan Ahmet Davutoğlu hoca için de Diyarbakır'lılar 'Serok Ahmet' diye tezahürat yapmıştı.

İşte bu tezahürat üzerinden sayın Bahçeli, 'Serok Ahmet' sloganını diline dolamış ve bu slogan üzerinden sayın Davutoğlu'nun 'Kürtçü' olduğunu ima ederek itibarsızlaştırmak istemişti.

İşte, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu için yapmak istediği itibarsızlaştırma çabası geçtiğimiz hafta şimdiden 2023'ün Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği Erdoğan için de söylendi.

Konunun önemi buradan kaynaklanıyor.

Sayın Bahçeli ve her söylediğini sorgulamadan kabul eden taraftarları için böylece tev'ili zor çelişkiye bir yenisi daha eklenmiş oldu.

Bu çelişkiyi görenler, haliyle yapılan çelişkili söyleme dikkat çekiyor.

Bizde buradan katıksız olarak sayın Bahçeli'nin her söylediğine inanan ve söylediklerinde 'keramet' arayanlara soruyoruz!

Duydunuz mu?

Diyarbakır da Ak Partililer "Biji Serok Erdoğan" diye tezahürat yaptılar.

Dün aynı ilde ve diğer şehirlerimizde Kürt kardeşlerimiz Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı için "Serok Ahmet" dediklerinde dilinize dolanmış ve buradan 'Kürtçülük yaptığını' ima etmiştiniz.

Gerçi sayın Davutoğlu bu suçlama üzerine sayın Bahçeli'ye ve size gereken cevabı da vermişti.

Ne olacak şimdi, aynı söz Cumhur İttifakı adayınız Erdoğan içinde söylendi.

Aslında söylenen sadece bu da değil.

Farkettiniz mi bilmiyorum.

Erdoğan konuşmasında dinleyenlere, örtülü biçimde yeni bir Çözüm Süreci mesajı verirken, çatışma sürecini de 'savaş' olarak tanımlamış oldu.

Bu 'savaş' tanımını başkası yapsaydı neler demezdiniz.

Hatta demekle yetinmez, hemen tutuklanmasını isterdiniz.

Konumuz şimdi bu değil.

Erdoğan o konuşmasında Çözüm Süreciyle elde edilmek istenen imkanın örtülü biçimde HDP'lilerce akamete uğratıldığını ve sabote edildiğini de söyledi.

Oysa Çözüm Sürecinde HDP taraf değildi.

PKK ile Devlet arasında arabulucu görevini ifa ediyor, İmralı ve Kandil arasında arabuluculuk yapıyordu.

Yani HDP, Çözüm Sürecinin doğrudan tarafı ve muhatabı değildi.

Sürece ihanet edildiyse eğer, bu ihanet İmralı veya Kandil tarafından yapılmış olmalıdır.

Bu sebeple, HDP'ye yapılan suçlama yerinde ve doğru değildir.

Son yapılan yerel seçimlerde Cumhur İttifakı;Çözüm Sürecini zora sokan taraflardan Apo'nun yazdığı mektubu TRT'de okuttu ve kırmızı bültenle aranan terörist Osman Öcalan'da TRT'ye çıkarılmasını Binali Yıldırım için destek istemelerini de gördük.

Bütün bunlar bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde iktidarın ve ortağı Bahçeli'nin çelişkisi daha iyi anlaşılacaktır.

Sormakta bir sakınca yok.

Sayın Bahçeli ve ona sorgusuz, sualsiz inananlar!

Bu çelişkilere bir açıklamanız var mı?

Bu savrulmayı nasıl izah edeceksiniz?

Sahi, 'Milli Güvenlikçi' anlayışınıza ne oldu?

Bu anlayışınız, hakkında birçok isnatta bulunulan Soylu'ya sahip çıkmakla yeterli mi oluyor?

Yıllardır bu ülkenin gündemine sokmak için milliyetçi hareketin çaba gösterdiği esir Türker ve özellikle Doğu Türkistan davasında da Çin tarafından işlenen soykırım karşısında gösterdiğiniz duyarsızlık gözlerden kaçmıyor.

Bütün dünya 'Doğu Türkistan da soykırım var' derken ve meclislerinde kınama kararları alırken, sizin sessizliğinizi de elbette görüyoruz.

Gösterdiğiniz sessizlikle, geçmişinizle yaşadığınız çelişki, vicdanları yaralamaktadır.

Siz rahatsınız değil mi?

Erdoğan ve Bahçeli'ye, kayıtsız şartsız teslim olanlar!

Liderlerinin yaptıklarında keramet arayanlar!

Artık, çelişkileriniz çuvala sığmıyor.

Sayın Erdoğan ve Bahçeli!

Her ikiniz de iyi niyetli olduğunuzu topluma inandırmakta pek başarılı olamıyorsunuz.

Çelişkilerinizi örtmek için kullandığınız 'yorgan' ne tarafa asılırsanız öbür tarafından kısa gelecek, bir kusuru örtmeye çalışırken, bir başka kusurunuz açıkta kalacak.

Eee.. her zaman yirmi yılın avantajını kullanacak değilsiniz ya!

Sizinle geçen yirmi yıl çelişkilerinizin de ambarı aynı zamanda.

Sayın Erdoğan ve Bahçeli!

Ömrünüz doluyor.

Hukuktan, Sosyal hayata, Ekonomiden Tarıma, Eğitimden Sanayiye, Dış Politikadan Kamu Güvenliğine, Sağlıktan Enerjiye, Akademik Özgürlükten Toplumsal Barışa vb. birçok alanda ülke insanı, bütün toplum kesimlerinde güven aşınması yaşanmakta, adalet ve ahlak anlayışınıza itimat erimektedir.

İktidarınız ve size olan güven kar gibi eriyor.

Millet, vaktin tamam olduğunu söylemek için sandığın gelmesini bekliyor ve o gün, er veya geç gelecek, kurduğunuz kirli düzen değişecek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.