Geçen sene 9-10 Aralıkta ilkesiz muhalefetin manşetine “sıfır yayınlı rektörler” konusu taşındı. Yapay dalganın üzerinden 10 ay geçti… Ben de olay geçti gitti zannetmiştim. Önceki hafta sosyal medya paylaşımımın altına ciddi bir üniversite tahsili görmüş ve nitelikli bir hayat sürmekte olan bir arkadaşım “sıfır yayınlı rektörler” yorumunu yapınca, çamurun yapışmasa bile iz bırakacağını gördüm ve üzüldüm…

İki açıdan üzüldüm…

Birincisi, nitelikli birinin, ilkesiz muhalefetin asparagas haberine inanmasına gerçekten çok üzüldüm.

İkincisi, ilkesiz muhalefetin bu saçma sapan iddiaları, Türkiye’de muhalefet etmeyi dejenere etti.  18 yıldan beri yapılan muhalefet, “sıfır yayınlı rektör” muhalefeti gibi… Aslı, astarı olmayan şeyler. Muhalefetin seviyesi bu olunca, siz de muhalefet etmeye kalksanız, sosyal olgu ve algı, sizi de o derekeye düşürüyor ve o yüzden nitelikli muhalefet etseniz bile muhalefet çukurunda kokuşup kalıyorsunuz.

Neyse…

“Sıfır yayın” konusuna dönelim…

Yapılan gazete ve TV yayınlarında, manşet “rektörlerde sıfır yayın” dediği için hafızalarda o kaldı ve algı da o şekilde oluşturuldu. Şimdi muhalifler “atanan rektörlerin hiç yayını yokmuş. Bunlar nasıl Profesör oldu?” diyor…

Rektörleri savunacak değilim. Onların avukatı da değilim; ayrıca eleştirilerim de var. Sorarlarsa söyleriz. İlkesiz muhalefet çukurunda kokuşup gideceği için, maalesef eleştirilerimizi yapamıyoruz.

Yayın meselesine dönelim…

Akademik yayınlar iki kategoridedir. Biri ulusal yayınlar, diğeri uluslararası yayınlar.

Ulusal yayınların en geniş ifadesi bazıları uluslararası olarak görülse de “Türkiye’de yapılan yayınlar” demektir.

ABD DEĞER VERİYORSA, DEĞERLİDİR, VERMİYORSA…

Uluslararası yayın ise SSCI, SCI, SCIE,  AHCI, ESCI adlı Amerikan indeks sistemlerince taranan dergilerde çıkan yayınlardır.

Amerika ne yapıyor?

Önce akedemyada, “Bu indekslerin taradığı dergilerde yazın varsa, değerlidir; yoksa değersizdir.” Zihniyetini bütün dünyaya yerleştirdi. Şimdi btün dünya üniversitelerindeki akademisyenler bu indekslerin taradığı dergilerde yayın yapmak için can atıyor; bazıları da makalenin üstüne para veriyor.

Akademisyen bir makale yazıyor; bu dergilerden birine gönderiyor. Amerika, o bilgiyi kullanabilecekse makale dergide yayınlanıyor; Amerika’nın işine yaramayacaksa yayınlanmıyor ve böylece güya o yazı “değersiz” oluyor.

ABD’NİN İŞİNE YARIYORSA DEĞERLİDİR, YARAMIYORSA…

Bir misalle açıklayayım:

Bir tarihçi veya sosyolog, “Yozgat İli Demografyası” diye bir makale hazırlasın ve bu makalesinde Yozgat’ta yaşayan Türklerin  falan veya filan kriterlere göre tasnifi ve kategorize edilmesini yazsın; Amerika, bu makaleye hiç değer vermez… Çünkü bu makaledeki bilgiler Amerika’nın işine yaramaz. Fakaaat!... Doğu veya Güneydoğu bölgeleri için böyle bir çalışma yapın, Amerika bu çalışmayı havada kapar. Çünkü o makaledeki bilgileri kullanıp Türkiye ile ilgili politikalar üretecektir.

Amerika ne yapıyor? Bütün dünyada, her alanda işine yarayacak bilgileri ayağına çağırıyor. Bazı dergiler yazı onlarda yayınlanacağı için değer kazanacağından (!) üstüne bir de para alıyorlar. “Amasya Elmasının Genetik Yapıyı Değiştirmedeki Rolü” diye Amerika’nın da kullanabileceği izlenimi veren uyduruk bir makale yazın ve bastırın parayı; istediğiniz “değerli (!)” dergide yayınlarsınız.

Ayrıca, Türkiye’de akademik yükselmede pek çok alanda bu indekslerce taranan dergilerde yayını olmak şartı yoktur.  Mesela Türkoloji’nin hiçbir alanında böyle bir yayın şartı aranmaz atamalarda. Çünkü gerek yoktur.

İşte cahil veya ilkesiz muhalif gazetecilerin dillerine doladıkları “sıfır yayınlı rektörler” konusu budur ve son derece saçma bir iddiadır. İşte bu tür saçma iddiaların arasında değersizleşmesin diye muhalefet edemiyoruz Süheylâ!... Yoksa başta üniversiteler konusu olmak üzere söylenecek o kadar laf var ki!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.