İktidarın yaraları sarmak gibi bir meselesi yok. Avrupa'ya büyük reklamlar eşliğinde yardım malzemeleri gönderilirken daha kendi vatandaşına maliyeti 1 TL olan  maske bile veremedi. Tek mesele muhalefete pirim yaptırmamak, baskı ve dezenformasyonla ayakta duran bu iktidarın devamını sağlamak.

Hiçbir ülke kendi vatandaşının ihtiyacı varken başka ülkelere -hava ve reklam olsun diye- yardım malzemesi göndermez. İslam hukukunda bir çok fıkıhçıya göre nakli zekat bile caiz değildir. Zekatı önce toplandığı yerin fakirlerine dağıtacak artarsa diğer bölgelere göndereceksiniz. İktidarın bu tavrı, ülke ve millet merkezli düşünmek yerine, siyasi kazanım merkezli düşünme yanlışlığından kaynaklanıyor. Onun için  bu krizden nasıl el birliği ile çıkarız düşüncesinin yerini muhalif partileri nasıl zayıflatır, güçlenmelerine nasıl mani oluruz  düşüncesi alıyor. Siyasi iktidar virüs salgınından çok muhalefetle mücadele ediyor, CHP'li belediyeler başarılı olmasın diye her türlü engelleme ve ayak oyununu yapıyor.

Lakin bu sürdürülemez bir yönetim tarzıdır. İletişimin bu kadar yaygınlaştığı, her türlü bilginin farklı kanallarla test edilebildiği bir çağda insanları ilelebet aldatamazsınız. Nitekim engellemelere, çelmelemelere rağmen muhalif partilerin belediyelerinin itibarı her gün biraz daha yükseliyor. Bugün seçim olsa Mansur Yavaş'ın oylarını en az on puan yukarı çekeceğini kamuoyu araştırmacıları söylüyor. Niye, çünkü vatandaş bu engellemeleri ve belediyelerin iktidarın çok önünde olduğunu görüyor.

Türkiye'nin şansızlığı bu krize bütün kaynaklarını tüketmiş, iktidarda kalmaktan başka hedefi kalmamış, kutuplaştırma siyasetini kendine meslek edinmiş bir iktidarla yakalanmış olmasıdır. Halbuki büyük felaketler o ölçüde büyük çaplı dayanışmayı gerektirir. Bu felaket sadece ülkemiz için değil, bütün dünya için son derece büyük bir felakettir. Bu gerçekten hareketle ülkenin bütün imkanlarının seferber edilmesi, vatandaşın hizmetine sunulması gerekirken muhalefete engel olmak akıl karı  değildir.

Ülkeyi bu siyasete mahkum edenler,  bilerek, isteyerek,partili Cumhurbaşkanlığı- sistemine destek olanlardır. Partili bir cumhurbaşkanının ülkeyi bütünleştirme, ortak hedefler etrafında toplama şansı yoktur. Çünkü adı üstünde parti kimliği taşımakta ve parti siyaseti yapmaktadır. Milletin siyasetini yapmakla parti siyaseti yapmak arasında büyük farklar vardır. Biri toplumun tamamının hassasiyetlerini öne alırken, öteki bir partinin hassasiyetlerini öne alır. Böyle olunca da büyük felaketler karşısında bile bir araya gelemeyen, amaç birliği yapamayan, parçalanmış bir toplum çıkar.

Bu bağlamda şunun da altını çizmek de fayda var, milliyetçilik milletin siyasetini yapmaktır. Bütün siyasi projeleri toplumun beklentileri üzerinden oluşturmaktır. Milliyetçi siyaset, milletin tercümanı olma ve onun beklentilerine cevap verme iddiasıyla yola çıkar. Onun için siyasetinde parti, mezhep, meşrep, tarikat, cemaat, etnik köken ayrımcılığı yapmaz. Bu tür politikalara destek olmak şöyle dursun tam aksine mücadele eder.Çünkü devlet kurmuş milletlerin milliyetçiliği  bütünleştiricidir, ayrılıklar değil, bütünleştirici nedenler üretmeye çalışır. Farklar üzerinden değil, ortak değerler üzerinden siyaset yapar.  Ayrıştırıcı , kamplaştırıcı bir siyasete destek olmak asla milliyetçilik değildir.

Bu küresel felaketten en az kayıpla kurtulmamızın yolu  bütünleştirici ve toplumun tüm kesimlerini seferber edici bir siyasetten geçmektedir. Gelin bu büyük felaketten geriye  daha da kamplaşmış bir toplum değil, dayanışarak birliğini daha da pekiştirmiş bir toplum olarak çıkalım. Belediyeleri engellemek, muhalefeti değil, onların yardım götüreceği fakir fukarayı cezalandırmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.