google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Binlerce akademisyen Dr. programları için YÖK ve ÜAK’ın belirlediği şartlar içinde yurt dışına gitmekte, eğitimlerini “ŞARTLARA GÖRE” tamamlayıp geri dönmektedir. Burada YÖK ve ÜAK tarafından denkliği kabul edilen üniversiteler vardır. Bunların dışında bir üniversitede eğitim yapanların zaten “hakkı” yoktur.

Buna göre akademisyenler, istedikleri/buldukları üniversitelere gönderilmiştir. Ancak, Ancak, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) 15 Ocak 2015 yılında yurtdışı “Doktora denklik başvuru kriterlerinde” değişikliğe gitmiştir. Bu değişikliği “geri doğru” işleterek, daha önceki şartlara göre çalışma yapanları zorda bırakmış,  15 Ocak 2015 tarihinden önce “Doktoraya kayıt yaptıran” kişilere dair herhangi bir geçiş düzenlemesine yer vermeyerek, 15 Ocak 2015  öncesi akademisyenleri/gençleri “mağduriyete”  yol açmıştır. Kısaca, bir maç oynanırken “devre arasında yapılan kural değişikliği” yaparak, birçok kişinin maddi ve manevi zarara uğramasına neden olmuştur.

Sn. Cumhurbaşkanımız, 2017’de ve 2019’da; “denklik konusun” dikkatlice ele alınmasını, “objektif kriterler” konarak çözülmesini, yüksek öğretimde örnek gösterilecek bir ülke olacağımızı” dile getirmişti. Ama, olmadı..

Geçen hafta Tokat’a gittiğimde arkadaşlar beni buldular ve mağduriyetlerini bir kez daha aktardılar. Zaten, 2018’deki 7100 sy. kanun görüşmelerinde de çok uğraşmışlardı, kanun teklifine girebilmek için, ama olmadı.

Aralarında çeşitli kamu kuruluşlarında çalışanların da bulunduğu; akademisyen, öğretmen, uzman ve çeşitli bürokrat v.b. bir çok kişinin Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) değiştirdiği “yeni kriterleri yerine getiremediği gerekçesi ile” başvuruları reddedilmektedir. Dolayısıyla Doktorada son aşamaya geldikleri, bu dönemde geriye dönük işlem yapamayacak olan “yüzlerce kişi devre dışı” bırakılmıştır. Bu kişiler 15 Ocak 2015 öncesi Yüksek Öğretim Kurulu’ndan almış oldukları “tanıma yazısı” ve “Doktora denklik kriterlerine göre” eğitimlerine devam etmiş, “derslerini tamamlayıp, tez aşamasına geçtikleri” esnada haksız bir uygulamaya maruz bırakılmışlardır.

Kısaca; Üniversitelerarası Kurulu’nun (ÜAK) almış olduğu bu karar ile; verilmiş hak ihlali yaptığı, kurumsal sorumluluklarını vatandaşının lehine kullanmayarak mağduriyete yol açtığı, 15 Ocak 2015 tarihinden önce doktoraya kayıt yaptıran kişilere dair herhangi bir geçiş düzenlemesine yer vermemiştir.

Ayrıca, 15 Ocak 2015 sonrası yapmış olduğu “Doktora denklik kararlarında ki değişikliğe” rağmen; aynı ülke, aynı şehir, aynı üniversite ve aynı fakültede doktoralarını tamamlayan kişilere doktora denkliklerini vererek “kişilere özel” çifte standart uyguladığı görülmüştür. Üniversitelerarası Kurul’un “emsal teşkil eden” bu davranışı,  “doktora denkliği kabul edilmeyen kişiler” tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan bir durum haline gelmiş ve hak arayışı içerisine girmişlerdir.

Geçmişte, yurtdışında ve yurtiçinde kimsenin tasvip etmediği şekilde eğitim alan “bir takım” olumsuz örnekler herkes tarafından bilinmektedir. Fakat bu tür “kul hakkına giren” olumsuz örnekleri “genele yayarak”, yurt dışında eğitim alan  “her kişiyi kötü görmek” doğru ve adil bir yaklaşım olmasa gerekir!...

15 Temmuz, milletimiz için çok önemli bir dönüm noktası ve çok anlam yüklü bir tarih sayfasıdır. Türk milleti, bayrağına, vatanına ve demokrasiye sahip çıkmıştır..Ancak, birçok akademisyenin yabancı dil sorularını çalarak, jürileri ayarlanarak Doç. yapıldığı –ki 5000 kişiden bahsedilmektedir-,15 Temmuz öncesi birçok paralelci rektörün kadrolarındakileri yönlendirdiği, siyasilerin yakınlarının da bu yanlışa kapıldıkları mahkeme kayıtlarına da geçmiştir.

Bu gerçekler ışığında, bu akademisyenleri/gençleri yurt dışında eğitim yaptılar, tehlikeli, ne olur ne olmaz v.b.” şüpheyle mağdur etmek” yerine, bir yönetmelikle seçici davranmak ve dürüst olanların haklarını vermek gerekir. Zaten, bir çoğu üniversitelerimizde kadrolu çalışıyorlar. Mahzurlu iseler, çalıştırmamak lazım. Bu ikilemli bir uygulama olarak gözükmektedir.

Sonuç olarak; Üniversitelerarası Kurul, 15 Ocak 2015 öncesi yurtdışı “doktora denklik kriterlerinde” bir takım eksiklik görmüş ve bununla ilgili yenileme kararı almış olabilir. Ayrıca böyle bir kararın, illegal yapıların, kamu kuruluşlarına geçişini engellemek amacıyla alınmış olması herkes tarafından olumlu ve takdirle karşılanacak bir durumdur.  Ancak, “Kurunun yanında yaş da yanar” misali herkesi yakmanın doğru olmadığı kanaatindeyiz.

Diyorlar ki; “Dr.’lı gençler olarak önümüze umutla bakmak istiyoruz. Bu güzel ve zengin ülkemizde hala “işini düzgün yapmaya” çalışan “Yerli ve Milli insanların” bulunduğunu unutmamak ve bu insanları “himaye altına almak” gerekmez mi?  Eğer hala kamu kuruluşlarının içerisine sızmak isteyen bir takım “hain yapılara mensup çürük elmalar” var ise, devletimizin; bunlara ivedilikle “müdahale edecek güce ve kuvvete sahip olduğuna” olan inancımız tamdır.  Bizler, geçmişte olduğu gibi bugünde; alnı açık, başı dik ve onurlu bir şekilde devletimizin yanında yol yürümeye devam edeceğiz. Biz kendimize, aldığımız eğitime güveniyoruz.

Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) 1 Ocak 2015 tarihinde 2547 sayılı kanunun 11’nci maddesinin (b) bendinin 5 numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin bu tarihten önce yurtdışında “doktora programına başlayanları kapsamaması” yönünde yapılacak bir düzenleme ile YERLİ ve MİLLİ birçok kişinin mağduriyeti önlenecektir.”

Biz bu gençleri haklı görüyor ve mutlaka mağduriyetin düzeltilmesini bekliyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.