google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Bir yıl daha acısı ve tatlısı ile geçti. Covit-19 dertlerimize tuz ekti. Ekonomik sıkıntılar arttı; işsizlik, pahalılık, deprem beklentisi,dövizin hareketliliği v.b. sebepler halkımızı zor durumda bıraktı.

Biz, bu yazımızda Üniversiteler ve Akademisyenler 2020’den beklentilerini aldılar mı? Ona değineceğiz…

1/ Makamlar yine çok başarılı:YÖK, ÜAK’ta kim göreve gelse hep başarılı oluyor, ama, sorunlar olduğu gibi duruyor…Bu, bizim “ülkemize has bir gerçek” galiba!..

2/ 2020'de; Akademisyenlerin "sorunları" çözüldü mü?

Elbette hayır!..

A- 7100 sy. yasanın      “tenakuzlar içinde” olduğunu herkes biliyor, ama kimse düzeltmeye çalışmıyor… Mağdur edilen ve tenzili rütbe yapılan 35.000 Y.Doç. ile kimse ilgilenmiyor. Kanunla; “Doç.” olmak için konulan “sözlü sınav” bile “isteğe bırakılınca” işler karışıyor. Sn. Cumhurbaşkanımızın  talimatı  ile başlanan, sonra içeriği değiştirilen ve rayından çıkarılan 7100 sy.yasa ile “özlük haklarında” bir iyileşme sağlanamamış, “Doç.lik kapısını açmamış”, sadece -sözlüyü veremeyen- birkaç akademisyenin sözlüden kurtulmasını sağlamıştır.Sn. Cumhurbaşkanı bile artık bahsetmiyor…

B/ Yıllardır yazıyoruz/yazıyorlar, “Sanatta Yeterlik” programları açıldı, mezunlar verildi, ama “titr” kullanmalarına izin verilmedi.

Sanatta Yeterlik programını bitiren “titr” kullanamıyor, ama “Dr.Öğr.Üyesi” kadrosuna geçince “Dr.Öğr.Üyesi” unvanını kullanıyor, ama “Doç.” olunca sadece “Doç.” unvanını kullanıyor. Bu tenakuz değil mi?, yönetenler görmüyor mu?

ÜAK içinde oluşturulan “Sanat Dalları Eğitim Komisyonu”nun başına arkadaşımız atanmasına rağmen, maalesef bir adım yol alınamamıştır.

Ya “titr” kullanımına izin verilmeli, ya da bu programlar “kaldırılmalıdır.” Hem “varsın”, hem “yoksun” anlayışı güveni kaybettiriyor…

3/ Sadece YÖK kararlarını değil, mahkeme kararlarını bile , üniversiteler uygulamıyor. Kadro ilanlarında bile, YÖK yönetmelikleri deliniyor, ancak basına düşerse iptal ediliyor ya da düzeltiliyor. Şahıs gözeten ilanların haddi hesabı yok!..

Bunun sebebi, YÖK’ün; yanlış yapanlara  gerekli “yaptırımları uygulamaması.” oluyor. Mahkeme kararlarının uygulanmaması ise facia… Mahkeme “Devlet” adına karar veriyor, ama “Devlet” adına göreve gelen/atanan kişi, o kararı uygulamıyor. Bu, yaman bir çelişki!..Her makam sahibi, “kendini başarılı görüyor.” Bilinmelidir ki; hesap sorulmayan sistemler zayıflamaya mahkumdur!...

A- Bazı rektörler hakkında YÖK’e şikayetler yapılıyor, ama burada yanlış bir uygulamadan dolayı soruşturma açılamıyor, ya da açılsa bile sonuçlanmıyor. Yanlış yapan ve basına düşen rektör, ancak görevden alınıyor, o kadar!

Sorun şu; YÖK Başkanını ve üyelerini, Rektörleri Sn. Cumhurbaşkanı atıyor. Dolayısı ile, aynı makamdan atana kişiler arasında ast üst karışıyor. Acaba, CB, ne der? Düşüncesi harekete geçmeyi engelliyor…

B- YÖK, Dekan atamalarında “yetki devri” yapmalıdır. YÖK; uyum, proje, teknik, sanat, bilgi v.b. konularda paylaşımcı olmalıdır. “Dekan atamalarını” mutlaka Rektör yapmalı, YÖK’e bilgi vermelidir. YÖK, gereksiz işlerle uğraşmamalı, rektör kendi kadrosunu kurarak, 4 yıl sonunda “hesap verebilmelidir.” Rektörlerden; “ben istemedim, YÖK atadı” sözü çok duyuluyor…

Bu arada Dekanlar ve Müdürler, Rektör ile gelip gitmelidir. Neden; biri 4 yıl, diğerleri 3 yıl sorusunun cevabı yoktur…

C- Vekalet görevlerinin çok kısa tutulması konusunda mahkeme kararı var. Ama, hala kimsenin umurunda değil. “Etiklik” neden kayboldu anlayamıyor, yaptırım bekliyoruz…

4/ YÖK’ün karar verip yayınladığı ve benimde (müzik ve güzel sanatlar alanı) bazı kısımlarına katıldığım "terminoloji de sadeleştirme" kararı, uygulamaya geçmedi. Neden? YÖK, boşuna mı komisyon oluşturuyor ve zaman harcıyor. Bu arada, YÖK’ün sürekli aynı isimlerle çalışması da akademik dünyada eleştiriliyor…

5/ Prof.lar kendilerine ait bir sınıf oluşturmakta ve alt unvanlarla olan köprüleri atarak, merdivenleri de kaldırmaktadırlar. YÖK ve ÜAK üniversiteler üst kuruluşlardır. Ancak, buraya atanacakların kesinlikle “akademisyen” olması ve “her unvandan temsilci atanması” ile çözüm sağlanabilecektir. Prof’lardan oluşan kadro ile sorunlar yığılmaktadır. Kısaca; Dr.Öğr.Üy. ve Doç.’in sorununu kendilerinin temsilcisi savunmalı ve rapor hazırlamalıdır. Genel deyimle; “attan düşenin halinden, attan düşenler anlar.”

6/ 2006-2016 arasında, Y.Dil sorularını çalan/alan, jürileri ayarlanan, avcı dergilerde yayın yapan 5000’e yakın akademisyenin “Doç.”, sonra “Prof.” olduğu bilinmektedir. Bunların önünün; liyakatlı, ehliyetli ve  etik Dr.Öğr.Üy.’le kesilmesi gereklidir. Akademide; “liyakat ve etiklik” mutlaka kazanmalıdır. Akademik barış için, bu şarttır. Başlatılan soruşturmalar acilen bitirilmeli, hırsızlar üniversitelerden atılmalıdır. Bu, çok zor bir iş değildir..Yeter ki, istensin..

7/ Binlerce akademisyen Dr. programları için YÖK ve ÜAK’ın belirlediği şartlar içinde yurt dışına gitmiş, eğitimlerini “ŞARTLARA GÖRE”, YÖK ve ÜAK tarafından denkliği kabul edilen üniversitelerde, tamamlayıp geri dönmüştür.  

Buna göre akademisyenler, istedikleri/buldukları üniversitelere gönderilmiştir. Ancak, Ancak, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) 15 Ocak 2015 yılında yurtdışı “Doktora denklik başvuru kriterlerinde” değişikliğe gitmiştir. Bu değişikliği “geri doğru” işleterek, daha önceki şartlara göre çalışma yapanları zorda bırakmış, 15 Ocak 2015 tarihinden önce “Doktoraya kayıt yaptıran” kişilere dair herhangi bir geçiş düzenlemesine yer vermeyerek, 15 Ocak 2015 öncesi akademisyenleri/gençleri “mağduriyete” yol açmıştır. Kısaca, bir maç oynanırken “devre arasında yapılan kural değişikliği” yaparak, birçok kişinin “maddi ve manevi zarara uğramasına” neden olmuştur.

Ayrıca, 15 Ocak 2015 sonrası yapmış olduğu “Doktora denklik kararlarında ki değişikliğe” rağmen; aynı ülke, aynı şehir, aynı üniversite ve aynı fakültede doktoralarını tamamlayan kişilere doktora denkliklerini vererek “kişilere özel” çifte standart uyguladığı görülmüştür. Üniversitelerarası Kurul’un “emsal teşkil eden” bu davranışı, “doktora denkliği kabul edilmeyen kişiler” tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan bir durum haline gelmiş ve hak arayışı içerisine girmişlerdir.

Sn. Cumhurbaşkanımız, 2017’de ve 2019’da; “denklik konusun” dikkatlice ele alınmasını, “objektif  kriterler” konarak çözülmesini, yüksek öğretimde örnek gösterilecek bir ülke olacağımızı” dile getirmişti.

Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) 1 Ocak 2015 tarihinde 2547 sayılı kanunun 11’nci maddesinin (b) bendinin 5 numaralı fıkrasında yapılan değişikliğin bu tarihten önce yurtdışında “doktora programına başlayanları kapsamaması” yönünde yapılacak bir düzenleme ile YERLİ ve MİLLİ birçok kişinin mağduriyeti önlenecektir.”

8/ Sn. Prof. Dr. Yekta Saraç, göreve geldiğinde; “uzun süredir YÖK Başk. Yard. olarak görev yaptığını ve sorunları bildiğini, çözümlerin hızla yapılacağını” söylemiş ve “Yeni YÖK olarak çözümcü olacağız” demişti...Bizler de, yazılarımızla desteklemiş ve ümitlenmiştik. Ama, Eski YÖK’teki sorunlar devam ediyor.

Sizce, Akademisyenler 2020’den memnun kalmış mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.