google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

İTÜ TMDK’nın kurucularından, Dr. Selahattin İçli hocamızın Kürdili Hicazkar bir şarkısı vardı; "Bir sabah, bakacaksın ki bir tanem,/ Ben yokum./ Dünyayı sana bırakıyorum./ Söz aldım saatlerden,/ Sana koşacaklar./ Söz aldım gecelerden,/ Seni uyutacaklar,/ Şarkılardan söz aldım,/ Hatırlatacaklar.../ Gözlerimdeki son yağmurlar pencerende,/ Beni anlatır sana bir bir ileride./ Buğday misali düştüğüm yerde, çaresiz/ Kim bilir nerelerde?/ Bir sabah bakacaksın ki bir tanem,/ Ben yokum./ Dünyayı sana bırakıyorum..."

50/d ‘li Arş.Gör’lerde öyle…4 yıl çalışıyor, üretiyorlar. Ama; başarılı olsun/olmasın kapıya konuluyorlar.

2547 sy.Akademik hayatı düzenleyen kanun, o kadar çok değişikliğe uğradı ki, idari görevde olanların işi zor. O nedenle Genel Sekreter’lerin mutlaka devamlılık açısından memur kadrosundan olmasını öneriyoruz..Genel Sekreter, Devletin devamlılığını, üniversitenin sürekliliğini sağlayacak kişidir. Özellikle, tecrübesiz, genç Rektörlerin çoğaldığı günümüzde, buna ihtiyaç çoktur.

Yayınlanan ilanlardan, basına düştükten sonra yapılan değişikliklerde bunu görmek mümkün olmaktadır.

Son yılların en önemli konusu ise Arş.Gör. ler oluyor. Çünkü, eskiden bir Arş.Gör’lük varken, YÖK, farklı statüde Arş.Gör.ler oluşturdu ve problemler başladı.

1/ Arş.Gör.lerin birbiriyle ilişkileri bozuldu.

2/ Dr. bitirmeye yaklaştıkça, görevin sonlanacağı kabusu üstlerine çöktü..

3/ 50’d’nin üniversiteye ne getirdiği/götürdüğü, üretimi artırıp/artırmadığı v.b. konusunda bir araştırma yapılmadı ve mağdurlar yaratıldı.

4/ Arş.Gör.ler, hiç yoktan ikiye (33/a ve 50/d) ayrıldı. İkisi de aynı görevi yaptı. Ancak 50/d'li Arş.Gör. doktora sonunda işsiz bırakıldı. Sonuçta,4 yıl emek verilen akademisyen, ortada kaldı. Verilen, emek boşa gitti.

1981 tarihli 2547 say. Yükseköğretim Kanunu’nun amacı; “yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim - öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemektir.”

Ve, günümüze kadar kaldırılsın, kaldırılmasın, yanlış yaptı/yapmadı v.b. tartışmalarla devam ediyor.

Gelelim konumuza;

33/a maddesi akademik camiada "garanti iş”, “kadrolu-maaşlı Arş.Gör" olarak tabir edilir..

33.Madde / a) Arş. Gör.; “Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır. Bunlar ilgili anabilim veya ana sanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına “en çok üç yıl süre” ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar “aynı usulle” yeniden atanabilirler.
Lisans üstü eğitim - öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri ile ilk defa bu amaçla bu göreve atanacaklarda aranacak nitelikler ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir.

33/a Arş.Gör. kadrosu için YÖK, (21.09.2009 tarih/2760 sayılı) 3. Oturumunda bazı kararlar aldı. https://personel.ebyu.edu.tr/wp-content/uploads/2015/06/2547-S_K_-33_-MADDESI-1.pdf

50/d Arş.Gör ise, YÖK’ün Ocak 2018'de yaptığı düzenleme ile “akademik  hayata” girdi.50 D sorununu gündeme getirdi. Üniversitelere gönderilen genelgede; “01.01.2018 tarihinden önce 2547 say. Kan. 33. Mad. kapsamında atanan Araştırma Görevlilerinin yeniden atanması haricinde, 01.01.2018 itibarıyla 2547 say Kan. 33/a fıkrası kapsamında atama yapılmaması” ifadesi, Araştırma Görevlisi atamalarının hepsinin 01 Ocak 2018 tarihi itibariyle 50/D statüsüne göre yapılmasını mecbur kıldı.

2547 say. Kan. 50/d maddesi şöyledir;
"50/d de “Lisans üstü” öğretim yapan öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri gibi, her defasında “bir yıl için” olmak üzere Araştırma Görevlisi kadrosuna da atanabilirler." Yani; 50/d’ li Arş.Gör.  atanabilmek için “lisansüstü eğitime kayıt yaptırmak” zorundadır ve “görev süresi” lisansüstü eğitim ile sınırlıdır.

50/d kadrosunun amacı, yetişmiş  Dr. öğretim elemanları yetiştirmek ve onları aynı üniversitede istihdam etmekti. Oysa, ülke düzeyindeki 207  üniversitede yetişmiş insan gücü olarak yararlanılamadı..

Ama, 50/d’li Arş.Gör.’den  bu hizmet istenmedi.

Ve; 50/d, ülkemizdeki Dr. mezunu işsiz sayısını artırdı. Bu arada, dönüş yolunda denklikleri kaldırılarak  “denklik alamayan” mağdur Dr.’ları da belirtelim.
Kısaca; 50/d de, Araştırma Görevliliği için “öğrenci olma şartı bulunur” ve sonunda  “iş garantisi” yoktur.

Bilim insanlarının çoğu bu statünün yanlış olduğunu, akademik sisteme zarar verdiğini, bu gençlerin kazanılması  gerektiğini belirtmektedirler.

50/d li Arş.Gör. 33/a statüsüne geçirilmeli” deniliyor… "Atanırken 50/d statüsünde olduğunuzu biliyordunuz...." şimdi neden şikayet ediyorsunuz?” sorusu da geçersiz. Çünkü, ülkemizde zamanla her şey düzelmekte/değişmektedir. İşsiz olan ve akademisyen olmak isteyen gencin de düşüncesi bu olmuştur. Kanunlar/yönetmelikler  yapılır, bir süre sonra değiştirilir/yürürlükten kaldırılır. Asıl mesele, gelinen noktada;  kamu yararı, hakkaniyet ve kamu vicdanının öne çıkmasıdır.

Araştırma Görevliliği için kadro bekleyen ya da 50/d kadrosuyla görevde olan öğrenciler, kendileri ile aynı işi yapmakta olan diğer kadro sahipleri (33/a ) ile benzer haklara sahip olabilmek için seslerini çok düzgün bir şekilde sosyal medyada duyurmaya çalışıyor.

Bakalım iktidar ve YÖK, bu sesi ne zaman duyacak?

Yetişmiş gençlerin yurt dışına gitmesine engel olmak, hepimizin görevi olsa gerekir. Üstelik, bir çok üniversitemizde, kadrosu olmayan, eksik olan bölümler varken…

AES açıklaması (05.06.2020);

……Buradan hareketle belirtmek gerekir ki;

-Doktorasını bitiren 50/d kapsamında atanmış araştırma görevlilerine en az 2 yıl daha çalıştıkları aynı kurumda görev yapmaya devam etme hakkı verilmelidir.

-Bu süreçte kurulacak bir sistem ile (havuz) ihtiyacı olan üniversitelere alan bazlı olarak, ÖYP’de olduğu gibi puana dayanan şekilde, isteyen doktorasını bitirmiş herkesin tercih yaparak öğretim üyesi statüsünde atanma hakkı verilmelidir.

-Öncelikle kendi kurumunda kalması sağlanmalıdır. Havuzda tercih yapmak istemeyen veya tercihleri sonunda atanamayan 50/d araştırma görevlileri eskiden olduğu gibi doktoralarını bitirdikten sonraki bu en az 2 yıllık süreçte kadro arayabileceklerdir.

-Bu durum işsiz kalma korkusuyla geçen bir doktora sürecini engelleyecek, verimliliği arttıracak, sistemi sorun değil çözüm üzerine kuracaktır. Muhammet Ali GEZİCİ/AES Genel Başkan Yardımcısı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.