Ümit Özdağ'ın açıklamaları üzerine pusuda bekleyen ne kadar muhteris varsa hep birden saldırıya geçtiler. Kimi İYİ partiyi FETÖ ile ilişkilendirmeye çalıştı, kimi AKP ile irtibatlandırmak istedi. Bir bardak suda fırtına  koparıldı.

Partilerin eleştirilmesi ayrı , ama şahsi hesapların böyle  FETÖ üzerinden görülmesi ayrı.

Türkiye her geçen gün biraz daha geriye gidiyor. İşte dolar 8 TL'yi geçti. Ekonomistler 10 TL'yi de geçeceğini söylüyorlar. Evine ekmek götüremeyenlere  keyif çayı için denilebiliyor. Artık dövizi düşüremeyeceklerini bildikleri için maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz diyerek dövizi soranlar azarlanıyor.

Güneyimizde bir terör devleti kuruluyor. İdlip'te, Afrin'de ne olacağı belli değil. İşsizlik almış başını gidiyor. İktidara sorarsanız ekonomi çok iyi, her şey yolunda.

Bir sorunu çözmek için önce onun varlığını kabul etmek gerekir, iktidar bir krizin var olduğunu kabul etmiyor, problem de buradan kaynaklanıyor.

Bu şizofrenik bir durum, bazı şizofren hastaları halüsinasyon görmelerine rağmen hastalıklarını kabul etmezler, onun için tedavilerini yapmak da imkansız denecek kadar zordur. İktidarın ekonomiye bakışı da böyle, krizi kabul etmedikleri için çözüm yollarını da bulamıyorlar.

Bu gibi durumlarda, milliyetçi/ülkücü tavır, bütün kişisel ihtilafları bir tarafa bırakıp, milliyetçi bir dayanışma ile iktidara yürümeyi gerektirir. Ülkeyi bu kutuplaştırıcı, hasımlaştırıcı  iktidardan kurtarmak için nefsimize ait olanı unutup, millete ait olana dönmemizi gerektirir.

Biz ne yaptık? Baltayı elimize alarak şehvetle kendi köklerimizi vurmaya  başladık. İYİ partiden intikam almayı memleketin geleceğinden daha önemli gördük. İktidar ve yandaşları dışında  kalanları siyaset yapamaz hale getirmek isteyenlerin  ekmeğine yağ sürdük. Ciğerlerimiz soğusun diye  başkaları bir vuruyorsa biz on vurduk. Milletin nefes aldığı bir kaç menfezden biri olan İYİ partiyi yok etmek için karşıtlarından daha düşmanca davrandık.

Peki bu kime yaradı? Milliyetçi bir partinin kaybetmesi hangi ilkenizi, hangi ülkünüzü gerçekleştirmeye yarayacak? Ne zaman nefsim davamdır demekten vaz geçeceğiz?

Ülkücü hareket yıllardır  iktidarın partizan tutumu nedeniyle adeta vebalı muamelesi görüyor. İstihdamda yokuz, devlette yokuz,işde, aşda yokuz,bürokraside yokuz.Bu yoklardan kurtulmanın biricik yolu içimizden birilerinin iktidar yolunu açmasıydı. Buna bile tahammül edemediniz. Çünkü hep ben varsam ülkücülük var, ben yoksam ülkücülükte yoktur dediniz. Ülkücülük derken hep kendinizi kasdettiniz.

Eline fırsat geçer geçmez bıçağı dostunun sinesine saplayan kim olursa olsun düşük ahlaklıdır. İYİ partide Ümit Özdağ'ın başlattığı süreç bir turnusol kağıdı oldu, meğer aslında birbirimize ne kadar düşmanmışız. Oturduğumuz yerden bir birimizin açığını kolluyormuşuz. İktidar olamayışımızın tek sebebi  aslında kendimizmişiz. Biz birbirimizi kollarken başkaları dayanışarak iktidar oldu,biz ise hala birbirimizi itibarsızlaştırmakla, gammazlamakla  meşgulüz. Ülkücü hareketin en büyük engeli yine kendisidir. Haydi durmayın birbirinizi aşağılamaya devam edin de milletin geleceğe dair hiç bir umudu kalmasın. Yeterki nefsiniz tatmin olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.