google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Türk milleti olarak elimize geçen bütün fırsatları elimizin tersiyle itmekte üstümüze başka millet yoktur desek  herhalde çok da büyük konuşmuş olmayız. Milletçe bir çok yönden sorunumuz , sıkıntımız var. Sıcak hava balonu misali; ağrılıklarımızdan hele bir kurtulsak uçup yükseleceğimize adım kadar eminim. Ucunda ne olursa olsun hemen gerçekleşmesini istiyoruz. Sabrımız , tahammülümüz yok. Dün olanı , maziyi çabuk unutuyoruz, günü kurtarmakla meşgul olurken yarın bizi yükseltecek arşa çıkaracak fırsatları elimizin tersiyle itip müşkül duruma düşüyoruz.

Uçak gemisi yapma meselesi 90’lı yıllardan beri konuşulan üstüne bir de maliyeti ve farklı stratejik görüşler hasebiyle sadece sivil bürokratlar, akademisyenler , yazarların değil paşaların bile üzerinde  farklı görüşleri olan bir konu. Gerek teknolojik gelişmeler gerek savunma sanayinin gelişimi ile yakın zamanda Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamayla da tekrar gündeme oturdu. Peki uçak gemisi yapabilme potansiyelimiz var mı? Bu gemiyi inşa edebilir miyiz?

Her şeyden önce uçak gemisi Türk Silahlı Kuvvetleri için neden gerekli , ne denli gerekli? Bu sorulara cevap bulmak lazım. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi sınırlarını koruma refleksiyle tehlike sınırdan içeri girmeden sınır dışında etkisiz hale getirmek için sınır dışı operasyonlara verdiği önemi arttırmış bir ülkedir. Mavi Vatan sınırlarımızı Doğu Akdeniz’de kurulan İsrail-Yunanistan-GKRY-Mısır koalisyonuna karşı Libya ile deniz sınırı anlaşması yaparak koruduk ve neticesinde Libya’da var olan iç savaşa dahil olduk. Meşru Hükümet’e yapmış olduğumuz deniz sınırı anlaşması dolayısıyla destek verdik ancak bu süreç içerisinde Meşru Hükümet’in sahip olduğu topraklarda bir çok sivil yerleşim yeri , bir çok askeri bölge hava saldırılarıyla bombalandı. Eğer Libya’ya yakın bir yerde uçak gemimiz demirleseydi Libya’nın hava sahasına hakim olabilir daha farklı sonuçlar elde edebilirdik. Böyle ana karadan uzak topraklara tanker uçaklarıyla savaş uçağı  yollamak da imkansız derecesinde bir durum. Bir kere pilotların günlük sınırı olan uçuş süresini aşıyorsunuz üstüne bir de daha maliyetli ve stratejik olarak da daha tehlikeli. Somali, Hint Okyanusu, Batı Afrika gibi yerlerde ticaret gemilerimize deniz haydutlarının saldırdığı Okyanuslarda Türkiye’nin ticaretini koruma amacıyla bir tehdit unsuru olarak donanmasında uçak gemisi bulundurması elzemdir ancak uçak gemisinden önce ordumuzun başka ihtiyaçları ve sorunları var ki bu göz ardı edilebilecek bir sorun değil. Ortada geliştirdiğimiz ve suya indirmek üzere olduğumuz çok amaçlı amfibi hücum gemimiz var ama üzerine koyacağımızı uçağımız yok. F-4 model uçaklarımızı emekliğe ayırıyoruz, F-16’larımız her ne kadar modernize edilse de günden güne eskiyor. Üretimi hızlandırılsa da henüz TF-X de envantere girmedi. Yani komşumuz hava kuvvetlerine güç katarken üstüne bir de uçak problemimiz olduğu için uçak gemisi ertelenmeli. Her şeyin önem sırası var.

Yeni bir platform imal etmek , üretmek baştan icat etmek kadar olmasa da meşakkatli bir iştir. Bunun için o işte bir temele sahip olmak çok önemlidir. Milli Muharip Uçak’a giden yolda temelleri yavaş yavaş sağlam adımlarla attık. TAİ F-16’ları Türkiye’ de montajladı ve bunla beraber savaş uçağı konusunda nasıl yapıldığına dair bilgi sahibi olmuş olduk.

Uçak gemisi gibi dünyada sayılı ülkelerin sahip olduğu böylesine büyük bir gemi Türkiye için yapımı zor bir proje. Amiral Cihat Yaycı geminin ancak 2030 yılından sonra üretilebileceğini söylüyor. Bunun bir çok sebebi var. Öncelikle daha önce böyle bir platform üzerine çalışmadık. Projede ciddi bir teknoloji eksikliğimiz var temeli sağlam atılmazsa işin sonu Altay Projesi gibi olabilir. Teknoloji eksikliğini giderme amacıyla başka ülkelerden teknoloji transferi yapılarak muhtemelen lisans altında üretim yapılacaktır. Hatta benzerini TCG Anadolu’yu üretme amacıyla İspanyol LHD Juan Carlos ‘un lisansını alarak yaptık. Henüz ülkemizdeki limanlarımızda böyle bir gemiyi donanmamızın konuşlandırabileceği iskelemizde yok. İskele kurulması gerekiyor. Elimizde bulunan askeri tersanelerin uçak gemisi havuzlayabilecek havuzları bulunuyor mu bilmiyoruz. Uçak gemilerini 1,5-2 yıl içinde en az bir kere bakıma sokulması gerekiyor eğer başka ülkenin limanında bakımını yaparsak bize fazladan maliyeti olur. Bir uçak gemisi sofistike , komplike bir yapı olduğu için içinde bulunan elektronik altyapı, iniş-kalkış sistemleri(Katapult) için ayrıca personel yetiştirilmesi gerekiyor. Hadi diyelim ki her şey tamam gemiyi suya indirip operasyona gönderdik. Bir uçak gemisi kendisini koruyamayacağı için en az 4 ayrı savaş gemisi ve denizaltılarla korunması gerekiyor. Ayrıca tüm bu ekibi destekleyecek bir tanker gemisi de lazım. Hepsini sıraladığımız zaman masrafları artıyor. Amerikan donanmasında bulunan bir uçak gemisi görev grubunun günlük masrafı 6 milyon dolar. Bir de bu gemide kullanılmak üzere deniz kuvvetlerimizin jet filosu yok. Mesela Amerikan Donanması’nda sadece uçak gemilerinde kullanılmak için üretilen savaş uçakları bulunuyor (F/A-18 HORNET, F-35 – C geliştirilmekte…).Eğer bir filo kurulmazsa deniz kuvvetleri hava kuvvetleriyle güdümlü olarak çalışmak zorunda kalacak ki bu da ekstra organizasyon problemlerini doğuruyor. Sonuç olarak bu konuda gideceğimiz , kat etmemiz gereken çok uzun bir yol var. Ülkemizin ekonomik durumu da malum. Bu sorunlar çerçevesinde her ne kadar gerekli olsa da her ne kadar donanmamızda bulunmasını istesek de uçak gemisinden önce halletmemiz gereken bir çok sorunumuz var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.