Günümüzün bencil ve de öfkeli siyasetine saplantısı olanların görüş zaviyelerinden bakarsak sevda mevda diye bir şeyi göremeyiz. Cilalanmış cümleler de laftan ibaret kalır.
Fiyasko…
Teste vursan çoğu geri zekâlı çıkar. 

Neyisi malum…
Eğitim ve algı meselesi…
Özellikle  28 Şubat sonrasında maddileşmede hayli yol aldık.
Sevdalar ihalelerle, haksız kazançla özdeşleşti.
 Artık bu yapıdan “İslam’ın zaferi için” kimselerin kanı akmaz.
Artık eski mücahitlerin müteahhitlik karneleri de geri alınmaz. 
Mazide kaldı o günler…
Bor’un pazarı geçti…

“Eskiden sevdalıklar yürektendi yürekten,
 şimdi ki sevdalıklar dönüyorlar direkten.”

Elde avuçta sevda mı kaldı!
Olanı da direkten dönüyor…
Nedeni de, ne kadar kazanırım hesabı ile orantılıdır.
İthal siyasetin direği de eğrilince dostluğun, kardeşliğin vefası kalmadı.
Erken davranarak kim kimin ayağına basabilirse…

Sevda adına yüreklerini verenler de eskilerde kaldı.
Hani, bir varmış bir yokmuş…
Bu yollardan kimler geldi kimler geçti…
Ülkücüler, Milli Görüşçüler.
Serden Geçtiler, Karakoçlar, Necip Fazıllar…

 İktidar kavgaları…
Güneş tutulması gibi geleceğimizin karartılması demektir. 
Gidiş geliş yolları bile değişti.
Kıblelerde önemli miktarda sapmalar var.  
Kitabi değil de felsefi bir dünyanın çevrelediği hayat tarzını “ laiklik” diye kabullenince, “demokrasi” denilen ithal Latin çamurunun tüm kirlilikleri çıkar karşımıza.
“Kemalist” bağımlısı, sanatçı övücüsü oluruz.
Hem de kendiliğimizden…

“Bırakın yapsınlar bırakın etsinler.” 
Bıraktık, altına da üstüne de yapıyorlar…
Sokaklar berbat, ekranlar berbat…
Türkiye sevdası sahipsiz.

Bu milli Eğitim ne zaman milli olacak?
Ne zaman bize ait olmayan hürriyetlerin bizi köle kıldığını anlamaya başlayacağız,
karakterimiz ne zaman yerine oturacak.
Bu sahada her birimiz deli ve divane olmadan “milli” olamayız.
Bir sevda…
Ama köksüz ruhsuz temelsiz olanı kalır elimizde.
… 
O yüzden ister siyasetçi olsun,  ister bilim adamı olsun,
 ilk evvela çizilecek milli ve manevi tablonun sağlıklı bir zemine oturması için geriye dönerek nerede hata ettiğimizi, nerede düştüğümüzü görüp anlamamız lazım.
En kılcal damarlarına kadar röntgeni çekilmeden hastaya rapor yazamayız..
Uydum resmi ideolojinin kalabalığına hesabı ile hiç olmaz…

Aşkın sembolü sevda demekle değildir;
hayattır, eylemdir, samimiyettir, vefadır, bağlılıktır…
Dost muyuz, düşman mıyız ona bakalım... 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.