Sedat Peker sistemi sallamaya devam ediyor. Çok vahim iddialarda bulunuyor. Söz ve iddialarını delillendirerek söylüyor.

Bu sözlerin, suçlamaların muhatabı muhalefetten biri olsa muhtemelen şimdi Türkiye'de kıyamet kopuyor olurdu.

Ama hiç bir şey olmuyor.

Peker cinayet diyor, rüşvet diyor, çökme diyor, kokain ticareti diyor, fakat yargı hala sağır. Yargı bunların üzerine gitmeyecekse neyin üzerine gidecek.

Kokain ticareti suç değil mi?

Elazığ'da intihar eden veya intihara sürüklenen gencecik kızın hayatı hukukun ilgi alanına girmiyor mu?

FETÖ bahanesi ile onun bunun malına çökmenin hukuki bir müeyyidesi yok mu? Adalet kısa bir süre tatile çıksa da bu iddialar er geç yargı önüne gelecektir. Devlet bazen uygun zamanı bekler ve o uygun zaman da geliyor.

Türkiye Cumhuriyeti bu sistemi daha fazla taşıyamaz. Ya devletten vazgeçilecek ya da devlet var olmak için yargıyı devreye sokacaktır.

Peker'in son kaseti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili.  Peker Soylu'ya temiz Süleyman diyerek kirlilik imasında bulunuyor. Kendisine Nisan ayında dönme taahhüdünde bulunan, koruma veren, haber gönderen kişinin Soylu olduğunu, istifasının tamamen düzmece olduğunu söylüyor. Bu iddialar yenilir yutulur değil. Daha önemlisi bir İçişleri bakanının İstanbul'a ben karışmıyorum, oraya Berat karışıyor şeklindeki ifadesidir.

Bunların ne kadarı doğru ne kadarı yanlış buna karar verecek olan yargıdır.

Bugün o yargı pusturulmuş olsa da üzerindeki korku örtüsünü atacaktır.

Soylu, bu iddialara cevap vermek yerine muhalefete çatmayı tercih etti. Kılıçdaroğlu'na, Akşener'e, Davutoğlu'na laf yetiştirmeye çalıştı. Ağası gibi en iyi müdafaa taarruzdur yolunu seçti. Fakat bu yöntemin Soylu'ya bir faydası olmaz. Düne kadar Peker'i miting miting gezdiren Kılıçdaroğlu veya muhalefet değildi. Geçmişin ayakkabı kutulu yolsuzluk dosyaları kumpas montaj denilerek kapatıldı. Evet kumpas vardı ama herkes biliyor ki rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık kısacası çürüme de vardı. Artık kimse kumpasla, montajla milleti aldatamaz.

Soylu, temizlenmek kamuoyu vicdanında aklanmak istiyorsa bu sorulara tek tek cevap vermelidir. DYP Genel Başkanlığı yarışında Peker'in adamlarından yardım alındı mı alınmadı mı?

Peker'e koruma verildi mi verilmedi mi?

İstifa öncesi troller hazırlandı mı hazırlanmadı mı?

Peker, temiz Süleyman derken ne demek istiyor. Kılıçdaroğlu'na, Akşener'e, Davutoğlu'na saldırarak kimse bu sorulardan kaçamaz.

Peker'in açıklamaları aslında Başkanlık sisteminin ülkeyi ne hale getirdiğinin, mafya bürokrat siyasetçi triosunun neler yaptığının ve çürümenin hangi boyutlara vardığının tabloluk çapta bir ifadesidir. Peker, içeriden gelen bir isim, neler olduğunu yakinen bildiği için de kendinden çok emin konuşuyor. Yargı bu ifadelere sessiz kalmamalı, hesabını veremeyenler de kim olurlarsa olsunlar bırakıp gitmelidirler.

Peker bize bir şey söylüyor, bu sistem çürüdü, tutulacak tarafı kalmadı, ya Türkiye'den vazgeçecek ya da bu yönetim biçiminden ve aktörlerinden vazgeçeceksiniz diyor. Peker'in anlattıkları yüz susurluktan daha büyüktür. Ulusal olduğu kadar uluslararası boyutu olan bir yapılanmadan söz ediyoruz. Kimse suç örgütü lideri diyerek Peker'in açıklamalarını hafifleştiremez. Yargı gecikmeden bu işe el atmalı, Soylu ona buna sataşacağına anlatılanların hesabını vermelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.