İnsanlık tarihinde, değişim-dönüşümün yoğun hissedildiği dönemler vardır. Türkler için söyleyecek olursa, Şamanizmden Budist-Maniheist kültüre, sonra İslam ve Ortadoğu kültürüne, en son da Batı kültürüne geçerken bu yoğunluklar yaşandı.  Batı’da da en basitinden bir Rönesans değişimini örnek verebiliriz. (Avrupalının Afrika ve Amerika’yı işgali ve yerli halkı yok etmesi konusuna hiç girmeyelim.) Her geçiş dönemi yoğunluğu, hayat tarzını değiştirdiği gibi kelime ve kavram genişlemesine de yol açtı… Günlük hayatın her unsuruna olduğu kadar, mimarî, müzik, edebiyat, inançlar gibi pek çok alanda, önceki kültür safhasında yaşanmayan şeyler yaşandı. Başlarda doğal hayatın kendi ihtiyaçlarının zorlamasıyla, laboratuvarlara ihtiyaç duymadan “zenaatkâr zihniyeti” ile gelişen tekno-kültür, sanayi devriminden ve “aydınlanma çağı”ndan sonra “laboratuvarlı tekno-kültür”eevrildi ve kavram-kelime dünyasındaki gelişme takip edilemez bir hıza kavuştu.
İçinde yaşadığımız şu gönler de corona (covid-19) etkisiyle insanlık çok büyük ve yoğun bir değişim-gelişim süreci yaşıyor. Şu anda bu değişimin yönünü tespit ve ifade etmek zor. Yaşıyorsa Francis Fukuyama’nın kulakları çınlasın, şayet insanlık dairesel bir döngüyle ilerliyorsa, başlangıç noktasına geri dönmemiz kaçınılmaz gibi. Spiral bir ilerle gösteriyorsa, katedilen mesafeden biraz geri dönüş olma ihtimali var; yok lineer/doğrusal bir ilerleme varsa, insanlık bu yoğun ve ıztıraplı günlerden ders alarak kendini yeniden inşa edecek demektir. 
Biz insanlığı ilerleme sürecine değil de yaşanan yoğun günlerin meydana çıkardığı değişikliklere bakalım.
Eski salgın dönemlerinde (1347-1353, 1918-1920) toplumlar arası etkileşim ve iletişim bu kadar yaygın olmadığı için, kavramsal gelişme de hızlı kazanmamış ve geniş kitlelere mâl olmamıştır. Oysa şimdi, başta televizyonlar ve sosyal medya olmak üzere, değişim hızı gözlenemez seviyeye ulaşmıştır ve kavramlar, sadece ehlinin kullandığı malzeme olmaktan çıkmış, kitlelere mâl olmuştur. 
Son 3-4 ay içinde, nitelikli okuma yazması olmayanlar bile, sadece ehlinin bileceği 8-10 tane tıbbî terimi cümlede şakır şakır kullanır oldu. Tabii böyle durumlarda, bir kavramı ifade eden kelimenin ilk defa duyulması, duyulduğu hâliyle yaygınlaşmasına sebep olur. Son aylarda çok kullanılan kavramlardan “sosyal mesafe” kavramına takıldım.
Bileni de bilmeyeni de, tıpçılar da siyasetçiler de sade vatandaş da “sosyal mesafe” ifadesini kullanıyor ve hiç kimse dert etmiyor bunu. 
“Soyal mesafe” ifadesi İngilizce “socialdistancing” tamlamasının tercümesi ve yeni bir kavram değil. Sosyologlar, “sosyal mesafe” dendiği zaman başka şeyler söylüyorlar. Onlara göre geçen yüzyılın başlarında sosyologların kullandığı bir kavram. Bu kavram, o dönemlerde kişiler veya toplumlar arası mesafeyi ve ilişkiyi ifade etmek için kullanılmış. Bir kişinin ailesi ile olan sosyal mesafesi ile akrabası, komşusu, meslektaşı ile olan ilişkiyi belirleyen bir tanım yani. Bu şekilde kullanılışı doğru ama corona ve benzeri salgınlardan dolayı araya konulan mesafeyi ifade etmekte zayıf kalıyor. Çünkü kavramın bir terim olarak esas anlamının baskısını, erbabı her zaman hissediyor.
Yaygın olmasa da bir de “fizikî mesafe, fiziksel mesafe” kullanımı var. Bu tanımlamada “fizik” ile “maddi bedensel varlık” kast ediliyor ama toplum katında “fizik” kelimesi sadece bedeni ifade etmekten de öte, bilimsel bir alanın adıdır ve “fiziksel/fizikî mesafe” tamlamasında, bilim alanı adının baskın olduğu göze çarpıyor. Terimleşmede, başka alanın terimini kullanmak tehlikelidir. Çünkü daima o “başka alan” baskın gelir.
“Korunma” tıbbın çok kullandığı bir terimdir. “Aralık” kelimesi de ay adı haricinde baskın bir fonksiyonu olmayan genel bir kelimedir. “Medeniyet dili”ne inandığım için öyle “öz Türkçe” düşkünü falan biri değilim ama burada Arapça “mesafe” kelimesi yerine Türkçe “aralık” kelimesinin kullanılabileceğini düşündüğüm ve tıp bilimine daha uygun düşeceği için “korunma mesafesi/aralığı” teriminin kullanılmasını teklif ediyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.