“ Hazine” anlamına gelen “genç” kelimesinin ifade ettiği kitle, ait olduğu toplumun bugünü için dinamizm ve değişkenliğe, yarını için ise büyük bir imkân ve kapasiteye işaret eder. Fakat sosyal çevre gençleri, toplumun en sorunlu kesimi, problem odağı, yüksek risk grubu gibi olumsuz tanımlamalar içinde görmeye daha fazla meyyaldir. Aslında bu tarihin her döneminde böyleydi. Siyasi partiler açısından ise durumun iki boyutu öne çıkmaktadır. Birincisi gençlerin, ülkenin bugünü ve geleceğini belirleyici konumda oluşları; diğeri ise genel seçmen sayısının yarısına yakınını teşkil etmeleri.

2023’te ülke nüfusunun 87.5 milyon, 1980 sonrası doğumlu seçmen sayısının (Y ve Z kuşağı) 29 milyon olacağı hesaplanıyor. Bunun genel seçmene oranı %48’dir. Ülkemizdeki nüfus artış hızıyla yıllık bir milyona yakın yeni seçmen katılıyor listelere. Zamanında yapılırsa 2023 seçimlerinde 7 milyon gencin ilk kez oy kullanacağı belirtiliyor. Bu durumda 18-30 yaş aralığındaki seçmen sayısının yirmi milyona yaklaşacağını söyleyebiliriz. 2019 Yerel Seçimlerindeki 56.911.967 seçmene 2023 seçimlerinde 7 milyona yakın ilk seçmen ekleneceğini düşünürsek toplamda 64 milyon civarı bir seçmen sayısına ulaşmış olacağız. Bunun yaklaşık dörtte biri Z kuşağı dediğimiz kesimi temsil edecek.

Yukarıdaki niceliksel verilerden sonra bir de gençliği nitelik açısından kısaca gözden geçirelim. Böylece yol haritamızın öbür ayağı da tebarüz etsin. Yıllardır üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve araştırma şirketleri “gençlik araştırmaları” yapar ve bunları kamuoyu ile paylaşır. SEKAM’ın 2012’de yaptığı bir araştırmada gençlerle ilgili şu tespitler yeralmıştı. Gençler asosyal, bencil, toplumsal sorunlara duyarsız, toplumsal değerlere mesafeli ve hayatı planlama yeteneğinden mahrum.

Bu kadar olumsuzluk aslında büyük bir değişime belki de kırılmaya işaret etmekteydi. Bunun iyi analiz edilmesi gerekmekteydi. Bilgi, servet ve gücün kutsandığı bir dünyada gençlerdeki bu kırılma yadırganmamalıydı. MAK tarafından yine gençlerle ilgili yapılan son araştırma dikkat çekici uyarılar barındırıyor. Özellikle gençlerin kendi ülkelerine dair umutlarının azaldığı görülüyor. Adam kayırmanın, torpilin, istihdam sorunlarının ve ekonomik darboğazların pik yaptığı bir zamanda genç kitlenin bu ümitsizliği anlaşılabilir. Geniş tanımlı genç işsizliğinin %35’lerde oluşu evlilik ve doğum sayılarına da yansımaktadır. Nüfusun artmasına rağmen evlilik oranlarının son beş yılda %10.2 azaldığı belirtilmektedir. Yine 2015-2019 arası çocuk sayısında da % 11.4 azalma tespit edilmiştir. MAK araştırmasında gençlerin % 74’ünün mutlu olmadığını belirtmesi ile bu veriler yan yana konduğunda aslında bir toplumsal travma yaşadığımızı fakat bunun dışavurumunun yakın gelecekte olacağını ifade edebiliriz.

Yine aynı araştırmada gençlerin % 77.9’u, hiçbir siyasi partinin gençlik sorunlarına yeterince eğilmediğini vurgulamış. Belki de bundan dolayı gençlerin %33’ü siyasete ilgisiz. Tüm bu verileri hafızamızın bir yerinde donduralım ve şimdi de şu verileri inceleyelim ki sonunda bir analiz yapma imkanımız olsun. Ak Parti’nin 1.4 milyon genç üyesi var. CHP’nin ise sadece 300 bin. CHP Gençlik Kolları twetter hesabını 67 bin kişi takip ederken Ak Parti Gençlik Kollarının twetter hesabını 392 bin kişi takip ediyor. Mehmet Ali Kulat’ın bugün seçim olsa Ak Parti’ye oy atacak gençlerin % 25’i geçmeyeceğini belirtmesini de buraya ekleyelim. Yakın çevremizde Ak Parti ile taban tabana zıt kişilerin bile çocuğunu işe sokmak için partiye üye olduğunu gördüğümüzü de hesaba katarak analizimizi yapabiliriz.

Mutluluğu aile ve maneviyata bağlayan genç oranının % 22’lerde kaldığı bir satıhta tüm bu çelişkiler anlaşılabilir. İnsanlar iş ve aş derdinde. Buna gençlerin istihdam, barış, spor, internet, bilişim, sanat ve fütürizm (gelecekçilik) gibi beklentilerini de eklediğimizde sorumlu siyasetin yükü ağırlaşmaktadır.

Burada bir hususun daha altını çizmemiz gerekecek. Bugünün gençliğini anlamak için modernleşmeyi ve bugün geldiği noktayı, bir de genç zihnin modernleşme ile kurduğu ilişki biçimini doğru çözümlemek zorundayız. Malum, modernleşme Tanzimat’tan beri daha çok yukarıdan dayatma yöntemiyle bu coğrafyada kendisine yer bulabildi. Ama özellikle Özal sonrası dönemde telekomünikasyonun yaygınlaşması ve arkasından internet kullanımının artmasıyla modernleşme veya daha doğru tanımlama ile postmodenleşme hız kazandı. Dijital teknolojinin internet üzerinden yaygın bir şekilde kullanılır oluşu postmodern hayat algısını (ilkesizlik ve değişkenlik merkezli bir tasavvur) ve neoliberal iktisat anlayışını hızlı bir şekilde küreselleştirdi. Daha modernizme ve onun ekonomi ayağı olan kapitalizme cevap üretemeyen Doğu ve İslam dünyasının postmodernliğe ve neoliberal iktisat anlayışına cevap üretmesi ancak hayal olurdu. Buna ilkesizliği, değişkenliği, değersizleşmeyi ve göreceliği ilke edinmiş postmodernizmin Dünyayı içine sürüklediği küresel krizi de eklediğimizde olayın aslında bir gençlik sorunu olmaktan çok daha büyük bir “medeniyet krizi” olduğunu fark ederiz.

Peki, tüm bu olup bitenler karşısında siyasi partiler gençlik meselesini nasıl ele alıyor?

Yazımızın ikinci bölümünde siyasi partilerin programlarındaki gençlik konusuna bakışlarını tek tek değerlendirmeye çalışacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.