Ömrümüz boyunca, sevdiklerimizi ve hatta çevremizdekileri artı ve eksileri ile kabul etmedikçe sevmenin lezzetini. bir ve beraber olmanın lezzetini tadamayacağımızı , eleştirmekten, kusur aramaktan, kendimizi haklı kabul ettirmek çabasından sevmeye mutlu olmaya zaman bulamadığımızı anlayabiliyor muyuz?

Dostluğun ipek bir gömlek gibi , taşımayı bilemez isek, sırtımızdan kayıvereceğini, dost gömleği giymeyi bilemeyen yüreklerin her daim içten içe yanacağını görebiliyor, hissedebiliyor muyuz?

Bir diğer görülüp anlamamız gereken o ki; sevgi olmadan saygı, saygı olmadan sadakat olmuyor.

Baskı, korku, menfaat ilişkileri ile oluşan göstermelik saygı asla sadakat sağlamıyor.

Yine görülüyor ki, bizler bir bütünün parçaları olduğumuzu giderek unutmaya başlıyoruz.

Ötekileştirerek, suçlayarak, tehdit ederek, manadan uzaklaşarak maddenin esiri oluyoruz.

Mananın yokluğun da materyalist, maddenin yokluğun da yobazlaştığımızı fark edemez hale geldik.

Mana ile maddenin eşitliği gerçeğinden uzaklaşarak meydana getirdiğimiz dengesizliğin had safhada bireyselleşmeğe yol açmakta; bir yandan içe kapanma, öte yandan kibir ve kontrolsüz bir öz güven patlaması muzdarip olduğumuz problemlerin önemli bir kısmını oluşturmuyor mu?

Bu tablo her birimizin ruhi yönden sakinleşmeye ve samimiyetle öz eleştiriye ihtiyacımız olduğunu ortaya koymuyor mu?

Olması gerekeni anlamadan, olması gerekeni uygulamaya koymadan hayatta başarılı olabilecek ve toplumun birlikteliğini sağlayabilecek miyiz?

Sevgi ve saygı ile kalalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.