google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Gara’da toplam 13 vatandaşımız şehit oldu. Bunların 13’ü daha önce PKK tarafından kaçırılan güvenlik görevlileri, dolayısıyla silahtan arındırılmış, artık sivil sayılması gereken kişiler.

PKK onları da öldürdü.

Tıpkı daha önce kadın, çocuk, bebek demeden yüzlerce, binlerce insanı  öldürdüğü gibi.

İçimizde hala PKK’yı ulusal bir kurtuluş hareketi gibi gören gafleti ihanete eş değer insanlar var.

Hangi kurtuluş hareketi bebek, çocuk, kadın, yaşlı ayırt etmeden öldürüp hedefine ulaşmıştır?

Sivilleri katletmenin haklı bir yanı olabilir mi?

PKK, Türkiye’ye ve Türk milletine karşı,  küresel aktörlerin kullandığı bir maşadır. Derdi ne kürtlük, ne de demokrasidir. Derdi, kardeşi kardeşe düşman etmek, Türk milletinin kaynaklarını ve enerjisini tüketmek, milletleşme vetiresini akamete uğratmak, Türkiye’yi şartların ve konjonktürün getirdiği imkan ve fırsatlardan istifade edemez hale getirmektir.

Ona karşı tavır almak bu ülkede yaşayan herkes için dini ve milli bir vecibedir.

Örgüt, bu ihanetinin yarattığı tepki ve eleştirileri bertaraf etmek için Gara’da şehit edilenlerin –devlet/TSK tarafından- şehit edildiği propagandasını yapmaktadır. AKP ve Saray siyasetine duyulan tepkiden dolayı psikolojik olarak buna inanmaya hazır büyük bir kitlenin olduğu söylenebilir.

Oysa ikisini ayırmak lazım, karşı siyasetlerle rekabet bizi asla devlet ve millete zarar verecek bir noktaya taşımamalıdır. Devlete muhalefet olmaz, muhalefet ülkeyi yönetenlerin yanlış politikalarına olur.

Katliamın tek sorumlusu PKK’dır.Ülkeyi yönetenlerin sorumluluğu operasyonun başarısız olmasındaki paylarıdır. Böyle bir operasyonun doğruluğunu/yanlışlığını değerlendirmek askerlik mesleğinde uzman olanların işidir. Ancak gerekli olup olmadığı, rehineleri kurtarmak için başka yolların bulunup bulunmadığı tamamen siyasetin işidir. Saray iktidarının tartışılacağı alan bu alandır, ötesi PKK’nın propagandasına malzeme olmaktır. CB Erdoğan’ın önceden Çarşamba günü müjde vereceğim şeklindeki açıklaması operasyonda siyasi rant beklentisinin –kurtarma amacının- önüne çıktığı şeklinde yorumlanmaktadır. Hele Rize İl Kongresinde mikrofonda bir şehit ailesi ile canlı yayında konuşması, muhalefet tarafından haklı olarak siyasi istismarın en uç noktası olarak değerlendirilmiştir. En ilkesiz siyaset, acılar üzerinden yapılanıdır.

Ordumuz, dünyanın en güçlü, en tecrübeli ordularından biri. Kırk yıldır aralıksız süren etnik terörün, ona büyük tecrübe kazandırdığına şüphe yok. TSK, nerede kurtarma operasyonu yapılıp yapılamayacağını en iyi bilen orduların başında geliyor. O kadar arızalı, engebeli bir arazide Ordunun kendi irade ve isteği ile böyle bir operasyona kalkmış olabileceğine ihtimal vermiyorum. Aksini düşünmek bunca tecrübeyi yok saymaktır. Sn.Akşener ile snKılıçdaroğlu bazı sorular sordular, bu sorunun da sorulması gerekir, bu operasyona bunca riske rağmen kim karar verdi, TSK’nın kendisi mi, CB Erdoğan mı? Doğru olan her kurumun kendi işini yine kendisine bırakmaktır. Her şeye bir kişinin karar vermesi o kurumların bilgi ve birikimlerini yok saymaktır.

PKK’nın biz yapmadık, TSK yaptı şeklindeki propagandasına alet olmak ne kadar yanlışsa, iktidarın suçluluk kompleksi ile muhalefete saldırması da o kadar yanlıştır. Terör örgütünün hedeflerinden biri de istikrarsızlık yaratmaktır..Halbuki böyle durumlar, muhalefeti ateş altına almak için bir fırsat değil, örgütün gerçek yüzünü göstermek için bir imkan olarak görülmelidir. Muhalefete yüklenmek yerine, örgüt ve siyasi uzantısının kitlesi üzerinde çalışılmalıdır. PKK/HDP’yi bırakıp muhalefete yüklenmek örgütün ikinci plana düşmesine neden olacağından tam da PKK’nın istediği şeydir. Bu olaydan ders çıkaran olur mu, hiç sanmıyorum, çünkü Saray iktidarının politikalarını ülke menfaatleri değil, tek adamın iktidarını tahkim etme önceliği belirliyor. Onun için de her gün biraz daha kaybediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.