Hukukun ve kanunların sevmediğimiz ya da görüşlerini benimsemediğimiz kişi ve kesimler için geçerli olmadığını düşünmek tam da 28 Şubat ürünü bir anlayışın devamı diye düşünürken aklıma Erdoğan’ın 28 Şubat sürecinde belediye başkanlığının düşürülüp yerine o ilin valisinin atanmadığı uygulama geldi.

Hatırlanacağı üzere 28 Şubat döneminde, Erdoğan’ın cezası kesinleşmeden belediye başkanlığından alınmamıştı. Cezası kesinleştikten sonra Başkanlığı düşürülmüştü. Belediye başkanlığına %25 oyla seçildiği halde yerine çoğunluk muhalefette diyerek muhalif biri de seçilmemiş yine belediye meclisinden ve aynı partiden biri seçilmişti.

Bugün benzer bir hukuki sürecin kayyum atanan HDP’li belediyeler için işletilmemesinin, çokça dillendirilen terörle mücadele uygulamaları İle alakalı olmadığı düşünülmektedir.

Bu belediye başkanları göreve geleli 15 ay oldu. Seçilen kişiler 15 ay önce devletin bütün denetim ve soruşturma mekanizmalarından geçerek aday oldular.

Bu araştırmalar esnasında herhangi bir ihmal yada görmezden gelmek gibi bir durum var ise sorumlu makamların hesap vermesi gerekir.

Onların aday olmalarına cevaz veren mevcut yasalar hala yürürlüktedir. Terör örgütüne destek olmanın, belediyeleri örgütün beslenme kaynağı haline getirmenin savunulacak bir tarafı olamaz.

Ancak bu tip uygulamaların karşılıklı birbirini besleyen antidemokratik yapıların elinde bir aparat olmaya evrildiğini müşahede etmekteyiz. Oy veren vatandaşı cezalandırmanın ötesinde adalet duygularını da inciten bu tarz uygulamalar terör örgütünü zayıflatmaktan ziyade daha da güçlenmesine neden olduğu sıkça dillendirilmektedir.

Siyaset yapanların hukuktan, kanunları uygulamakla yükümlü kurumların da siyasetten azade bir yapıya kavuşamaması maalesef terör örgütüne malzeme vermekten başka bir işe yaramamaktadır. Kürt veya Türk her bir vatandaşımızın verdiği her oy ve tercihi saygın ve değerlidir.

Kısa bir süre önce terör örgütü liderinin mektubu devletin resmi ajansında okunmuş, örgütün ikinci adamı da televizyona çıkarılmıştır. Çözüm sürecinde her türlü terör olayına gözünü kapatan iktidarın bugünkü uygulamalarının hukukun evrenselliğine inanmış samimi bir yönetim olduğuna kim inanır.

O gün teröre destek verenlere örtülü yol verenlerin siyasi gayesi neyse bugünkü uygulamaları da yine  terörle mücadele etmekten ziyade siyasi bir ajandanın altyapı taşlarıdır.

İktidar, terör elebaşçısının mektubuyla elde edemediği ve kürt seçmenin örgütle tabanı arasında gevşemeye başlayan bağlarını bu tip uygulamalarla güçlendirmeyi mi amaçlamaktadır? Sorusunu sormadan edemiyorum.

Niçin gerçek ve güçlü bir devlet gibi doğru olan hukuki süreçleri işletmek yerine bu tür mekanizmalara başvurmaktadır. Yerel yönetimlerin adamakıllı bir şekilde denetlenmesinin önünde ne türden bir engel vardır.  Hukuki gerekçe bulunamadığı için mi bunlar yapılmaktadır. Yargıya mı güvenilmemektedir.

HDP/PKK çizgisinin önceden beri ileri sürdüğü -Kürtlere ayrımcılık yapılıyor propagandalarını meşru hale getiren siyasi süreç ile ne amaçlanmaktadır. Üstelik meselenin uluslararası hukuk açısından da ileride Türkiye'ye ne tür dayatmalara zemin hazırlayacağı bilindiği halde.

Uluslararası hukuk, siyasi katılımı engellenen halklara bulundukları devletten bağlarını koparma hakkı vermektedir. Bunu idarecilerimizin bilmemesine imkan var mıdır? Bu ülkede çok az marjinal sayıda ki insana rağmen, kahir ekseriyet birlikte yaşama iradesine inanmaktadır. Bir karar alınırken tüm yönleri ile düşünülmesi gerekir. Aksi takdirde amaçlanan sonuçların tam tersiyle karşılaşmak mümkündür.

Atılan adımlar, yapılan tasarruflar, HDP tabanında ki ayrışma, birlikte yaşamama duygusunu daha da derinleştirmemelidir. Bu devlet “benim” diyenlerin sayısını çoğaltmak, aidiyet duygusunu çoğaltmak, ayrılıkçıların sayısını azaltmak Devleti yönetenlerin asli görevi olmalıdır."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.