Savunma sanayii, gerçek manada bağımsız ülke ve güçlü bir ekonomiye sahip olabilmenin olmazsa olmazıdır. Savunma sanayii güçlü olmayan ülkelerin dünya üzerinde söz sahibi olma şansları yoktur. ABD, Rusya Federasyonu, Çin, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi güçlü ülkelere bakıldığında bu ülkelerin savunma sanayiinde hayli gelişmiş ülkeler olduğu görülür. 
Savunma sanayii bir ülkenin askeri açıdan güçlenmesine çok büyük katkılar sağladığı gibi, genel sanayiinin ve teknolojinin gelişmesine de önemli katkılar sağlamaktadır. Nitekim dünya teknolojisinde çığır açan bilgisayar ve internet teknolojisi, ABD’de savunma sanayii tarafından geliştirilmiş iki önemli teknolojidir. Askeri alanda ihtiyaç hissedilmeseydi bilgisayar ve internetle belki çok uzun yıllar tanışılmayacaktı.Aynı şekilde ülkemizde solunum, röntgen, MR cihazlarının üretimi başta Aselsan olmak üzere bazı savunma sanayii kuruluşları tarafından programa alınmış durumdadır. Bu bakımdan savunma sanayiini ülke ekonomisine katkı sağlamayan bir alan olarak görmek son derece yanlıştır. Savunma sanayii ileri teknoloji ve kalifiye eleman gerektiren bir alandır, teknolojinin ve işgücünün geliştirilmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla tarihi geçmişi, bulunduğu coğrafi ve politik konumu itibariyle çok stratejik bir bölgede yer alan Türkiye için savunma sanayii vazgeçilmez bir sektördür.
Burada yeri gelmişken savunma sanayiinde ‘’yerlilik’’ ve ‘’millilik’’ kavramlarına açıklık getirmekte fayda vardır. Millilik ve Yerlilik kavramları birbirinden farklı kavramlardır. Millilik; bir platformun bu İnsansız Hava Aracı veya Denizaltı ve sair olabilir, tasarımı ve fikri mülkiyeti ülkeye ait ise bu platform millidir. Her hangi bir platform ülke içinde yerli malzemelerle üretiliyorsa bu platform yerlidir.Özellikle savunma sanayiinde yerlilik ve millilik oranını en yüksek seviyeye çıkarmak bizim için hayati değerdedir. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz kritik parçaların ve malzemelerin temininde gizli ambargolarla karşılaşmamız olağan hale gelmiştir. Özellikle bu ambargoları dost ve müttefik bildiğimiz ülkeler koymaktadır.  Nitekim Altay tankı motorunu bir Alman şirketinden almak üzere anlaşma yapılmış olmasına rağmen,  Alman Hükumeti çeşitli bahanelerle satış izni vermemektedir. Aynı şekilde Atak helikopteri motoru için bir ABD firması ile anlaşma imzalanmış, ABD’nin firmaya ihracat izni vermemesi nedeniyle helikopterlerimiz motorsuz kalmıştır. Ayrıca Pakistan’a 30 Atak helikopteri satışı da motor temin edilememesi nedeniyle sürüncemededir. Bu hususta daha birçok örnekler verilebilir. Gerçi bu ambargolar bize çeşitli sıkıntılar çıkarmakla birlikte, aklımızı başımıza getirmiştir. 1974 yılı Kıbrıs çıkartması sonrasında ABD’nin silah ambargosu ile karşı karşıya kalan ülkemiz, bu seneden sonra savunma sanayiinin gelişimi noktasında önemli adımlar atma gereksinimini hissetmiştir. Şu anda da Atak helikopteri ve Altay tankı motorunun milli ve yerli olarak üretilmesi için çalışmalar devam etmektedir.
Her parçanın ve malzemenin yüzde yüz yerli ve milli olması mümkün değildir. Dünyada bunun bir örneği de yoktur. Ancak kritik parçaların yerli ve milli üretimini yapmak yukarıda ifade ettiğim nedenlerle bizim için son derece önem arz etmektedir. Millilik ve Yerlilik oranını ne kadar yükseltirsek bağımsız hareket edebilme kabiliyetimiz de o derece artacaktır.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.