google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

Ömürler vardır arayışla geçen.

Bilir ve inanırız.

Her arayışın bir yönü ve hikayesi vardır.

Çeşit çeşit, değişik değişiktir arayışlar.

Kimi zenginlik arar, kimi güç, kimi kudret.

Kimi şöhret arar, kimi önem, kimi değer…

Öyleleri de vardır ki, adalet, barış, huzur arar.

Kimileri de vardır ki, hakikati arar ve vicdanın sesine kulak kesilir.

Kimi kimlik arar, kimileri de benlik.

Ama herkes mutluluk arar, adalet arar bu hayatta...

Oysa herkes tarafından kabul edilen tarifi yoktur mutluluğun.

Her insan, ayrı anlam yükler mutluluğa..

Adaletin ise tarifi bellidir; her şeyi yerli yerine koymak, hakkı haklı olana teslim etmektir.

Yine biliriz ki, aradığı şeye vakfeder ömrünü insan.

Aradığını bulanlar olduğu gibi, bulduğu halde doymayanlar da çoktur aramızda.

Bulamayanların varlığı da az değildir hani…

Arayış öyküsünün en kötü tarafı; kişi veya kurumların aradığını kavuşmak için insanları araç yapmasıdır.

Benlik, iktidar ve güç elde etme kavgasının hırsına kapılanlar kullanır, en çok insan zaaflarını.

Hepsinin amacı, gayesi bir olsa da; farklılık kullandığı duygulardadır.

Kimi dini kullanır, kimi ırkı…

Kimi cinsiyetini kullanır, kimisi de toplumsal sınıfını…

Otoriteyi kutsar bazıları, bazıları bilimi, bir diğerleri aydınlanmayı…

Arzuları aynıdır ama.

Eline geçirdiği güçle, terbiyeye soyunur kendisinin dışında olan herkesi...

‘Çok yaşa!, Sen vazgeçilmezsin!’ naraları ve şakşaklarla beslenir kibirli benlikleri, böylece doğru olur yanlışlar!

İktidar için seferber edilir her şey.

Ele geçirilen otoritenin emrine para, özenle dizayn edilen bilgi ve bilginin topluma servis edildiği iletişim kanalları, medya yetmez, güvenlik güçleri, yargı da sokulur devreye..

Hukuk kırbaca dönüşür adaleti sağlamak(!) adına..

Duygular kaşınarak susturulmak istenir hakikat, boğulur adalet..

Otorite için araçsallaştırılır hoyratça siyaset.

Mağdurlar, hak arayanlar, bölük pörçük edilmek istenir, sinsi tuzaklar kurulur.

Otoritenin her türlü amacına malzeme edildiği kurumların vereceği kararlara teslim edilsin istenir muhalifler.

Toplumda var olan farklılıklar 'kriminalize' edilir bunun için.

Suç örgütüne dönüştürülür bir anda seçilmişler ve kurumlar.

Cezalandırmak için gereken yasal zorunluluğu sağlamaya yönelik muhalif blok parçalanmak istenir.

Bu bir tezgahtır.

Söylemek istediğim şudur; yargı, medya, devletin kurumları, otoritenin aracına dönüşmüşse; AYM ve AHİM kararlarının uygulanmadığı ülkede verilecek karar, şüphe yok ki yöneten siyasetin istediği şekilde olsun istenir.

Kararın böyle olması hakkında kanaatleri kesindir.

Durum bu iken, hangi gerekçeyle yargıya güveneceğiz?

Bu tezgah bozulmalıdır.

Ülkenin sorunlarının demokratik siyaset ve hukuk devleti zemininde çözüleceğine inananlar, daraltılan siyasi alanı topyekun ‘Güvenlikçi politikalara’ teslim etmemelidir.

Meclisimiz ve özellikle muhalif siyaset, demokrasi ve hukukun onurunu koruyacak duruş göstermelidir.

Hatırlayalım;17-25 yolsuzluk iddialarında ileri sürülen güçlü delillere rağmen iktidar adı geçen bakanlarının istifasını almış ama bakanlarını yargıda ‘FETÖ’cü yapılanma’ var gerekçesiyle yüce divana göndermemiştir.

Bu hatırlatmadan yola çıkarak muhalif gruplara sesleniyorum.

İktidar tarafından mecliste yapılması planlanan seçilmişler infazına ilkesel olarak karşı çıkın.

Bu duruş için yeterli gerekçeniz vardır.

Adalet, hukuk devleti ve demokrasi talebini içeren mücadelenizi iktidarın köpürtmek istediği ‘ayrıştırıcı milliyetçiliğe’ sakın kurban etmeyin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.