google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html
Öne Çıkanlar düşük hız Aralık ayı Kanal İstanbul CHP koronavirüs

Türk Müziği Sanatçıları; “sosyal medya, bestecilik, etiklik, estetik, dijitalleşme v.b.” önem vermelidir…

ENPOLİTİK: Sn.Hocam, geçmiş olsun. Ertelenen sempozyumu nihayet çevrim içi gerçekleştirdiniz.

AY: Çok şükür, ama iyi de oldu.İTÜ TMDK’dan devre arkadaşım, besteci, Konservatuvar Müdiresi Dr.Güldeniz Ekmen’e çok teşekkür ediyorum, çok yoruldu…

27.İstanbul Türk Müziği Festivali içinde programlamıştık. Nisan 2020’de olacaktı, önce Kasım’a, sonra İzmir depremi olunca Aralık ayına aldık. Haliç Ün.Konservatuvar ve MÜZDAK işbirliği ile hazırlandı.,

13 Bilim İnsanı bildiri sundu, 90’a yakın katılımcı (akademisyen-sanatçı ve müzik öğretmenlerimiz) sorularla, sempozyuma renk kattılar.

Üzüldüğümüz; uluslar arası düşünmüştük, ama konunun özel olması ve pandemi nedeniyle ulusala dönmek zorunda kalmamız olmuştur...

Dr.Öğr.Üy. Göktan AY, Dr.Öğr.Üy. Güldeniz Ekmen ve Prof.Dr. Melih Bulu’nun açış konuşmalarından sonra, Ahmet Özhan, Melihat Gülses ve İhsan Özer bir eser seslendirmiş ve oturumlara geçilmiştir.

ENPOLİTİK: Konservatuvarlardan katılımcı göremedik? Neden?

AY: Maalesef!..İTÜ TMDK, Ege Ün.DTMK (Müdür Hakan Bey hariç), Gaziantep Ün. TMDK v.b. 48 Konservatuvara bilgi vermiş, sanatçı akademisyenlere göndermiştik. “Unvan geldi, sanat gitti” deniyor ya, işte en güzel ispatı. Bizim müzik akademisyenlerimiz, -genelde de öyle-  sadece YÖK’ün ve ÜAK’ın belirlediği “şartları” tamamlamayı takip ediyorlar ve kendilerinin olmadığı etkinlikleri, konserleri takip etmiyorlar. Çünkü, herkes, kendine göre “büyük”, alacağı bir şey kalmamış!...En iyi “çalgıcı”, en iyi ve özgün “bildiri sunan”, en iyi “yönetici”, en iyi “seslendirici”, en iyi “besteci”, en iyi “yazar” olunca, ortaya paylaşım çıkmıyor. Enerjiler boşa akıyor.

Konservatuvarların sorunu, kurum içinde ve Konservatuvarlar arası paylaşımlarda birlikte olamamak…

Bu nedenle, katılım gösteren (90 kişi) İstanbul İl MEB Müzik Akademisi Müzik Öğretmelerine teşekkür ediyoruz. Sorularıyla sempozyuma can verdiler…

ENPOLİTİK: Mutlu Torun, Erol Deran, Ruhi Ayangil gibi önemli üstatlar bildiri sunmuş ve katkılarda bulunmuşlar.

AY: Bu isimler, İTÜ TMDK’da hocamız olmuş, sonra birlikte çalışmış değerli sanatçılar.

Birikimleri ve söylemleri çok önemli. Konuşurken bile ders veriyorlar. Sundukları bildiriler ve katkılar sempozyuma ağırlık verdi. Bundan sonra uygulamadan yetişmiş, teorik bilgiye de sahip sanatçılar zor gelecek gibi…

Çünkü, bir kısım genç; “ben sadece çalar/söylerim, teori beni bağlamaz, bilinenlerle devam ederim” diyor. Bir kısım genç; “ben teoriye önem veririm, uygulama sonra gelir” diyor. Ama, ikisi de yanlış ve akademik bir görüş değil..  Çünkü, müzikte; “uygulama ve teori” birlikte gitmelidir. Bir çalgı icracısı, o “çalgının yapımını” bilmelidir. Bir çalgı yapımcısı, o “çalgının çalım tekniklerini” bilmelidir. Bir müzikolog, bir ses icracısı, bir koro şefi “bir çalgıyı iyi derecede  çalmayı” bilmelidir. Bu, konservatuvarlardan mezun her kişi tarafından böyle kabul edilmelidir. Birlik böyle sağlanır…

ENPOLİTİK: Güzel Sanatlar Liseleri’de gündeme geldi, orda da sorun var galiba. Bir katılımcı şunu sordu; Artık Güzel Sanatlar Liseleri “proje okulu” statüsüne alındı. Öğretmen alırken herhangi bir sınav yapılmıyor, Lise Müdürü’nün inisiyatifine bırakılmış durumda.Müdür çalışmak istediği öğretmenleri il müdürlüklerine yazı ile bildiriyor, öğretmenler  GSL’de görevlendirme veya kadrolu olarak çalışabiliyor. Üzücüdür ki artık GSL’ne öğretmen alımlarında sınav yok..” Ne dersiniz?.

AY: Sadece “eğitim” konusunda değil, GSL’ler ile ilgili de çok “köşe yazım” var. GSL’in çok sorunları var. Proje okulu denilerek, 95 GSL’den, yaklaşık 7-8 GSL’yi  ayırmışlar, kıstas belli değil. Ve, öğretmen seçiminde ayrıcalık vermişler. Ben, iki sene Bakırköy Güzel Sanatlar Lisesi’ne destek verdim. Sanatçılarla videolar yaptık, konferanslar verdirdim. Son olarak,İstanbul’daki zannediyorum 10 GSL, bazı üniversitelere bağlandı. 90 tanesi neden bulunduğu illerdeki üniversiteler konservatuarlarına bağlanmadı? Sadece İstanbul’da değil, ülkemizde çok başarılı konservatuarlar, GSE Müzik Eğitimi ABD’ler var…Bunlar çok tartışılmıyor, Bakana kim bilgi verip, inandırıyorsa, o yoğunluk içinde kararlar çıkarılıyor. Önemli olan GSL’deki müzik, resim alan derslerinin yeterli seviyeye çıkarılmasıdır. Bir yere bağlanmakla, güç kazanılamaz…

ENPOLİTİK: Bir katılımcı; “Türk Müziğine duyulan ilginin azalması, üretiminin yeterince olmaması ve bunun üzerine eski türkülerimizin cover halinde tekrardan önümüze sunulması hakkında düşünceleriniz nelerdir?” diye sordu. Sizin görüşleriniz!

AY: Bu sorulara ilgili arkadaşlar cevap verdiler, ama ben de burada görüşümü söyleyeyim. Türk müziğine ilginin azalması, popüler kültürün gençler üzerindeki baskısından geliyor. Bu, her zaman olmuş. Ama, 1970-80’lerde Türk müziği, diğer müziklerle (mesela arabesk)başat gitmeye başlamış..

Gençliğimde, birçok grup, şark-türküleri Anadolu Rock tarzında söylerdi ve yayılmasını sağlardı. Şimdi Moğollar buna en iyi örnek. Ancak, bazı pop  icracıları, cover yapıyorum diyerek, ezgiyi ve söyleniş üslubunu,ağzını değiştiriyor. Aranjman veya cover, müzik alanında önceden seslendirilmiş bir eserin farklı sanatçılar tarafından yeniden icra edilmesi anlamına gelmektedir. "Cover" (Okunuşu kavır), kökeni eski Fransızcaya (coverir, 13. Yüzyıl) dayanan İngilizce bir sözcük olmasına rağmen birçok dilde değiştirilmeden kullanılmıştır. Türkçedeki en yaygın karşılığı aranjmandır. (Bu konuda bakılabilir: https://www.youtube.com/watch?v=cgPemLqJlEM) Yoksa, iyi düzenlenmiş ve orijinalini kaybetmemiş çalışmalara her zaman yararlı diye bakıyorum. Bu arada, okuyuş ve çalışları ile gönüllere taht kurmuş, değerli THM yorumcularımızın, popüler diye bazı isimlerle ortak çalışma yapmasını da doğru bulmuyorum.

ENPOLİTİK: Geleceğin “dijitale” doğru gittiği, icracıların “sosyal medyayı” kullanarak kendilerini tanıttıkları söylendi. Türk müziği icracıları ne yapacak?

AY: Güzel bir soru…Çünkü, Türk müziği icracıları, her gün dışarıda gezen, kaçamak yapan, denizde kendini gösteren kişiler değiller..Mütevazı, sakin, aileleri ile mutlu yaşamayı amaç edinmişler. O nedenle sosyal medyayı maalesef çok kullanmıyorlar. Dijitalleşmenin getireceği, bir sorun da canlı kayıttan vazgeçileceği için “kalite” sorun olabilecek…

Siyasetçilerin bu konuda maşallahı var. Hemen yeni değişimlere uyum sağlayıp, dün dediklerini, inkar ediyor veya dememiş gibi yeni söylemlere geçiyorlar… Türk müziği icracıları da, biraz daha görünür, beğenir, uyarır, söz söyleyebilir” pozisyonda olmalılar. Bakın, icracıların birliklerinin/derneklerinin ve güvencelerinin olmaması, birçok icracıyı pandemi döneminde çok zorladı. Demek ki, uyuşum, dünyanın gidişine göre hareket etmek ve kendini ona hazırlamak, Türk müziği icracılarının da amacı olmalı.

ENPOLİTİK: Katılımcı bir öğretmen dedi ki; “Teori derslerini anlatırken uzun zaman zorlandım, yenilikler olsun. Ancak, öğrencilerimiz de bizler gibi “gelenek” ile yetişip “yeni müzikler” üretsinler. Biz kendi gelişimimiz için öğrencileri bir araç olarak kullanmayıp, onlarında temelleri Türk Müzik Kültürü ile dolsun ve saha sonra kendi yollarında üretim ve deneysel çalışmalar yapsın. Böylece daha saygın işler yapabilirler ve yaptıkları işin altı dolu olur. Yenilik yapacağız diye bütün müzik türlerine saygısızlık yapıp kompleksli bir duruma düşüyoruz”

AY: Bu öğretmenimiz İTÜ TMDK mezunumuz… Geleneği öğretmeden ulusala ulaşmak çok zor. Biz, önce; bestekarlarımızı, aşıklarımızı, şairlerimizi, edebiyatçılarımızı v.b. öğretecek, sonra dünyaya açılacağız. İkisinden birini yok farz etmek mümkün değildir. Öğrencilerin elinde son model telefonlar var, istediği müziğe ulaşabiliyorlar…Ancak, ulaştıkları bu bilgilerin ne kadar doğru olduğu şüpheli…

Sosyal medyanın “gelenek, milli musıki, edebiyat, şiir v.b.” bir derdi yok…İyilerin ve kötülerin bir arada olduğu bir alan. İşte, gençlere; iyiyi-kötüyü, iyi müzikle-kötü müziği aktarabilir, örnekler dinletebilirsek çözüme yardımcı oluruz.

Yoksa; yasaklamakla, dinlemeyin, okumayın ,açmayın v.b.i çözüm değildir. Yasak, her zaman cezp eder!

ENPOLİTİK: Bir katılımcınız; “Bölgesel özellikleri ve farklılıklarımızın tek çatısı olan “halk bilimimiz” çok zengin bir kültürken illa ki bir kurala sokulmaya çalışması konusunda ikna olmak istiyorum” demiş. İkna eder misiniz?

AY: Siz, bir alana; ortaokul, lise, üniversitede, yani “eğitimde” yer verecekseniz, mutlaka  bir sistemi, kuralları,terminolojisi, metotları v.b. olması gerekir. Konumuz olan müziğe; “dokunmayalım, geldiği gibi meşk yolu ile kulaktan kulağa geçsin, herkes istediği gibi anlatsın v.b.” deniyorsa, o zaman üniversite ler konservatuvarlarında ne işiniz var? diye sorarlar… Ben, bu soru sorulmuş gibi  düşünüyor ve kuralların oluşması, kurumların kurumsallaşması için çalışıyorum.

Çok değerli büyüklerimiz, halkımızın yaşantılarında kullandığı her şeyi, folklor (halkbilgisi) altında derlemelerle toplamışlar, kayıt altına almışlar. Ülkemizde yapılan bu derlemelerle, nelerin ortak olduğu, nelerin farklı olduğu ortaya çıkmış ve sınıflamalar başlamış…Her sınıflama, alt başlıklara ayrılarak Türk Müziği’nde kurallar, bilgiler,metotlar yazılmaya başlanmış. Konservatuvarların kurulması ile bunun artması gerekirdi, ama bana göre istenen gelişme sağlanamamıştır. Örnek olarak, hala derslerimize TRT notaları kullanılmaktadır. O zamanki bilgilerle yazılan notalarda çok yanlış vardır. Derslerimizde düzeltsek te, ana bilgisayarda, kütüphanede değişmediği için 2020’de gittiğinizde size, yine yanlış notalar verilmektedir. Bunun çözümü çok kolaydır. TRT ile Konservatuvarlar anlaşacak, TSM-THM repertuvarları bölüştürülecek, yeni notalar ana bilgisayara girecek, eskiler arşive kaldırılacaktır.

ENPOLİTİK: Pandemi döneminde müzik alanında bir gelişme oldu mu?

AY: Maalesef olmadı!..Ben, yıllardır hazırlığını yaptığım  2 kitabı yayımladım, köşe yazılarım devam etti..Başka yayınlar göremedim, hep söylüyorum; suskun bir camiamız var… YÖK ve ÜAK’tan müzik alanı ve akademisyenleri ile ilgili bir gelişmede sağlanamadı. Bir arkadaşımızın başkan olması ile ümitlendiğimiz ÜAK SDEK’den de bir sonuç alınamadı. En basitinden sanat alanında ‘sanatta yeterlik” yapanlara, titr kullanma hakkı verilemedi.

Kültür Bakanlığı Devlet Sanatçılarının (3500 kişi), YÖK Konservatuarlar Sanatçılarının (400 kişi) özlük haklarında iyileştirme yapıp; ikramiyeleri maaşa katamadı, ek göstergelerini 6400 yapamadı.Bu da Devlete olan güveni sarsıyor, çünkü makamdakiler Devlet adına o makamda oturuyorlar, orası kendi şirketleri değil…Ulufe dağıtmıyorlar, müktesep bir hakkı verecekler…

Konservatuar sanatçıları bir yönetmelik değişikliği yapılmadığı için, yıllardır Haziran teşviklerini Aralık’ta, Aralık teşviklerini Nisan’da alıyorlar. 4-5 aylık gecikme büyük bir hak kaybı doğuruyor. Bakınız, Haziran 2020 teşvikleri hala ödenemedi, neden 7 imza yüzünden.Oysa, “Teşvikler de, İTA Amiri’nin imzası ile ödenir” maddesi konulsa mağduriyet kalkmış olur. Ne kadar zor değil mi?

(http://muyorbir.org.tr/haber/dunden_bugune_muzik_sektorunun_sorunlari_ve_cozum_onerileri_2016-04-08_105049)

(https://www.enpolitik.com/roportaj/dr-goktan-ay-muzik-kurumlarimiz-ve-muzik-egitimi-revize-h325654.html)

(https://www.ittifakgazetesi.com/turk-muzigi-terminolojisi-neden-gelismiyor-m769.html)

ENPOLİTİK: Sonuçta hangi konulara vurgu yapıldı?

AY: Anlaşıldı ki, Kültür Bakanları ve Yardımcıları (Eskiden Müsteşarlar), YÖK Başkanları ve Yön.Kurulları, ÜAK Başkanları ve Yön.Kurulları, Konservatuar Müdürleri, Üniversiteler Müzik Kurumları ve Yön.Kurulları asıl sorunların çözümünde sınıfta kalmışlar. Elbette, bir şeyler yapmışlar, ama, ana sorunlar çözülmezse, sorunlar bir sonraki kuşağa aktarılıyor.. Ve öyle olmuş..1975’te TMDK kurulduğunda çözülmeyen (ses sitemi, metotlar v.b.) sorunlar, 2020’nin son günlerinde de dile getiriliyor. Çünkü, kimse üzerine alınmamış, elini taşın altına koymamış.

 Günümüzde sayıları hızla artan Müzik Eğitimi Kurumları ve Konservatuvarlar, üzerine düşen görevi yapıyorlar mı?

Müzik Eğitimi Kurumlarımız, 2023 hedefleri için; Müzik Öğretmenliği Lisans ve Lisansüstü Programlarını  revize ediyor mu?

MEB Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri, Eğitim Programları yeterli mi?

Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümleri, müziğin sorunlarına çözüm olabiliyor mu?

Eğitim Fakülteleri, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Öğretmenliği/Eğitimi ABD’lerin eğitim  programları, ülke gerçeklerini yansıtıyor mu?

Çeşitli kuruluşlarla yapılan Müzik Projeleri ve Sempozyumlar’da sunulan bildiriler uygulamada yer buluyor mu?

Müzik  Terminoloji’sinde birleşme ne zaman olacak?

 Müzik; üniversitelerde kendini sanat ve bilim dalı olarak kabul ettirebildi mi?

Müzik Akademisyenleri, sorunları çözmek için elini taşın altına koyuyor mu?

Dijitalleşme, Türk Müziği’ne  olumsuzluk mu getirecek?

Besteci, Yeni Eserler Yaratmada Nasıl Bir Yol İzlemeli…

Müzikte; felsefe, estetik ve tını önemli mi?

Türk müziğinin geleceğini sorgulamak için, ses sisteminden mi başlamak lazım?

Müzikte uygulama mı, teori mi, uygulama-teori mi geçerlidir?

Haliç Üniversitesi Konservatuvarı, yeni bir çalışma başlatmıştır. İnşallah netice getirecek  toplantılarla, akademik çalışmalarda ilerleme sağlanacaktır.

ENPOLİTİK: Teşekkürler..

AY: Biz teşekkür ederiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.