Öne Çıkanlar Sanayi Konut elektrik doğalgaz milli gelir

Ahmet Şenol; “Kültürel unsurların acilen derlenip arşivlenmesi gerekmektedir”

AY: 1978’da Tubil derneğinin kurucuları arasında yer aldınız. 1988’e kadar Tubil başkanlığını yürüttünüz. 1986’da İhsan Hınçer Folklora Hizmet Ödülü'nü aldınız. 1988’de Fransa/Dijon Milletlerarası Halk Oyunları yarışmasında jüri üyeliği, 1987-2006 yılları arasında MEB'da Halk Oyunları Danışma Kurulu Üyeliği, Öğretim Görevliliği ve jüri üyeliği görev yaptınız. Halk oyunları ile ilgili çeştli sempozyumlara ve 3,4,5 Milletlerarası Folklor Kongrelerine iştirak ettinız, bildiriler sundunuz. Ankara Üniversitesi DTCF Halk Bilimi Bölümü'nde Halk Oyunları Öğretim Görevlisi olarak 1991-2000 arasında hizmet verdiniz. Bu halk oyunları sevdası neden?
ŞENOL:  
Ankara Gazi Lisesi’nde halk oyunları ile 1967 yılından itibarenAnkara’da Halkevleri Genel Merkezi Halk dansları örnek grubunda başladım. Uzun yıllar çeşitli yöre oyunları oynadım. Derleme çalışma gruplarında görev aldım. Halk oyunları oynamak, insanda birliktelik, sevgi, saygı, unsurlarının yoğun bir şekilde yaşanmasına neden oldu. Kültüre olan bağlılığım bu faaliyeti sürdürmeme sebep oldu. Tubil Derneği’ni kurduktan sonra ulusal ve uluslar arası faaliyetlere katıldım. Derleme çalışmalarında elde olunan bilgi ve kaynaklar, konuya daha fazla bağlanmamı sağladı. 
AY: 1976’da İstanbul T.K.D. Konservatuarı’na girdiğimde ve 1980’de mezun olduğumda çok değerli isimler tarafından, halk oyunları ve folklor alanında çalışmalar yapılırdı. Son 15-20 yılda çalışmaların yukarı değil aşağı doğru gittiği görülüyor. Neden?
ŞENOL: 
Halk kültürü ürünleri hakkında Cumhuriyet döneminde çok güzel çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Anadolu coğrafyasında her yerleşim yerinde, zengin ve el değmemiş eserlerin olduğu  görülmektedir. !977 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda başlatılan halk oyunları çalışmaları, yoğun bir şekilde kaynak ihtiyacını ve derlemelerin yapılmasını sağladı. Kültür Bakanlığı ve Üniversiteler Lonservatuarları özellikle halk kültürü ürünleri üzerine bir çok derleme gezileri ve çalışmaları yapıldı. Kültür Bakanlığı’nca Uluslar arası Folklor Kongreleri ve Sempozyumlarla değerli sonuçlar elde edildi. Keza Milli Eğitim Bakanlığı’nca yapılan yarışmalarda derecelere giren topluluklara derleme yapma zorunluluğu getirilince, bir çok topluluk, yurdumuzun çeşitli yörelerine ait derleme faaliyetlerine katıldılar. 2006 yılından itibaren halk oyunları faaliyetlerinin THOF’a bir protokol ile devredilmesiyle gerek üniversitelerde, gerekse topluluklarda ve de Kültür Bakanlığı’nca alan çalışmalarının azaldığı görülmektedir. Okullarda ve derneklerde halk oyunları çalışmaları azaldı. Konservatuarlarda alan saha araştırma gezilerinin azalması, bir politika değişikliği olarak gündeme geldi. Bakanlıkların ve üniversitelerin kültür politikaları adına, hedef gösterilerek bir çalışmanın yapıldığı söylenemez. Konservatuarların halk oyunları çalışmalarına öncü olması beklenirken, onlarında mevcut statükoya bağlı kalmaları, hedeflenen atılımı gerçekleştiremedi. Halk kültürü ürünlerinin geleceğine ilişkin politikaların belirlenmesinde katkıda bulunmamaları, konservatuarların ayrı bir sorunu olarak gündeme geldi.


AY:Folklor alanı  çalışmalarının 40 yıldır şahıslara bağlı kaldığı, kurumsal bazda derleme yapılmadığı biliniyor. Değerler kayboluyor mu? Ne yapmak gerekir?
ŞENOL: 
Halk kültürü ürünlerinin derleme ve araştırmalarının; uzun bir süredir kurumsal olarak yapılmadığı, kültürel değerlerimizin arşivlenmesine gidilmediği, mevcut malzemelerin arşivlerinin yayınlanmadığı acı bir gerçektir. 
Buna rağmen halk oyunları camiası olanca gücüyle, imkânlarıyla derlemeleri yapacak veyaşatacaktır. Folklor kavramının içinde olan halk oyunları, inanıyorum ki, bir gün reel kimliğine kavuşacaktır. 
Bilindiği üzere;     "Halk oyunu bazen bir bakış, bazen bir duruş, bazen bir gülüş, bazen ağır ama anlamlı bir kımıldanma, bazen mutlulukla hareketli bir sıçrama; bazen coşkuyla sesleniş, bazen derin bir hüzünle susuştur. 
Günümüzde halk oyunları dendiği zaman ilk önce akla, sazlı sözlü eğlence, dans gelmektedir. Halk oyunları sözü yerine; köylü dansları, halk dansları, folklor, folklor ekibi, raks, köylü oyunu hatta bozuk yazılış ve söyleyişle foklor, foklor oyunu, foklör... gibi pek çok yanlış kullanımla karşılaşılmaktadır.Folklor (folk: halk lore: bilim) halk bilimi demektir ve bir milletin sahip olduğu kültür ürünlerinin tümünü içine alan, halk kültürünü araştıran bir bilim dalıdır. Halk kültürü; toplumun sağduyusunu, dilini, dinini, geleneğini, dünya görüşünü, günlük hayatını, beğenisini vb. yansıtan öğelerin bütünüdür. Halk oyunları ise halk kültürünün bir parçası, folklorun önemli bir  öğesidir. Halk oyunları sözünün altında yatan anlam derinliğini kavramak için halk ve oyun sözcükleri üzerinde biraz daha düşünmek gerekir.
Bugüne kadar ne yazık ki, halk ve oyun kavramlarından, sadece oyun üzerinden değerlendirmeler yapıldı, halk ya da halklar hiç tartışılmadı. Kültürü üreten halklar hakkında yeterli bilgi ve öğrenmemiz gereken bilimsel verileri alamazsak,  sadece ürettikleri ile ilgilenmek, istenilen sonuca bizi ulaştırmaz. Anadolu üzerinde yaşayan halk katmanları antropoloji ve etnoloji bilimleri ışığında incelenmelidir. Biz şu anda o halkın yarattığı kültürü inceliyoruz. O da tartışılır. Hatta konusu itibarı ile  ilgili diğer bilim dalları da olmalıdır. Ancak, biz henüz halk kültürü çalışmalarına devam edemiyoruz.
Üreteni, halkı tanımadan, ürettiğini sergilemek biraz anlamsız geliyor.  Urartulardan bagratlılardan bahsedilir. Bizim kültürümüzün alt yapısını onlar mı  oluşturdu acaba? Onlarca  etkilendiğimiz başka kültürler var mı? O nedenle mevcut bilgileri araştıralım,  yazalım  ve kaydedelim.
“İnsanın başına ne gelirse meraktan gelir” sözü,  bizi meraktan yani soru sormaktan, yani ilimden yoksun bırakmıştır. Yani aslında başımıza ne geliyorsa meraksızlıktan geliyor. Merak olayların sebep sonuç ilişkisini kurmaktır. Hukuk diliyle illiyet, bağını anlamaktır. İnsanımız olaylar karşısında soru sormadığı, sebep sonuç ilişkisi kuramadığı için, aynı hataları tekraren yapmaktadır. Oysa,sebep ortadan kalkarsa sonuç ortadan kalkar. Sebebi göz ardı edip sonucu yargılamak bir çeşit akıl sakatlığıdır. Kadim kültürlerden beri “Sebep olan yapan gibidir” ilkesi, bir sonucu düşünürken sebebi göz ardı etmememiz gerektiğini hatırlatır.
“Fazilet” ve “erdem” aynı anlama geldiği halde,  kız çocuklarına “fazilet”, erkek çocuklara “erdem” ismi veriliyor. Ama çocuklarımızı “ismiyle müsemma” (isimlerinin anlamı ile davranışları arasında uyumlu olan)  olacak şekilde yetiştirmiyoruz. Yoksa hayatımızdaki bu kadar “erdemsizlik”, “faziletsizlik” nereden geliyor? 
"..Halk kültürü ürünlerinin bölgelerde ki uygulamaları, halk oyunlarının bölgelere göre karakteristik özellikleri, figürlerin incelenmesi ile oluşumundaki etkenler, Devlet Halk Dansları Topluluğu’nun kuruluşundan bu yana, halk oyunlarına ve sahne sanatlarına katkıları, halk oyunlarının tarihi, halk kültürüne etki eden diğer bilim dalları ve sonuçları,  son elli yıldaki halk oyunları konusunda hizmeti geçenler kimlerdi? gibi sorular ve cevapları, araştırılması gereken konular olarak beklemektedir.
Anadoludaki kültürel unsurların bir an evvel derlenip arşivlenmesi gerekmektedir. Günümüze kadar halk kültürü ürünleri ile ilgili bir çok derleme-araştırma yapılmışsa da ülkemizdeki tüm alan çalışmalarının bitirildiğini söylemek zordur. 
Bu çerçeveden baktığımızda, Halk kültürü  alandaki  eksiklerimizi şöyle sıralayabiliriz.
a.    Kültür ve Turizm Bakanlığı, halk kültürü arşivindeki malzemelerin korunması, bilginin topluma sunulmasında görevini yapamamış ve malzemelerin tamamı ya¬zıya, görüntüye aktarılıp, kullanıla¬bilir duruma getirilememiştir. 
b.    Dünyadaki bir çok ülkenin “Folklor Açık Hava Müzeleri” varken, ülkemizde  gelir kaynağı olacak, “Milli Halk Kültürü Müzesi” ku¬rulamamıştır. 
c.    Halk kültürü alanındaki bibliyografya¬lar yarım kalmıştır. Türk Folklor ve Etnografya Bibliyografyası 4 Cilt, Halk Şairleri Bibliyograf¬yaları gibi.
ç. Masal, efsane, halk hikâyesi, atasözü, deyim, bilmece, ninni, mâni, türkü vb. halk kültürü ürünlerimizin katalogları hazırlanma¬mıştır. (TDK'nin Türk Dünyası Destanlarının Tes¬piti, Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayım¬lanması Projesinde olduğu gibi, her ürünün katalogunun, külliyatının ortaya konulması, çağdaş sanatın gelişmesine önemli katkılar sağlayacaktır.)
    d. Halk kültürünün genelinin bir, dallarının da ayrı ayrı ansiklopedik “terim sözlüklerinin” hazırlanıp yayımlanması gerekir. Yayımlanan bazı sözlükleri alkışlıyor, lâkin yeterli görmüyo¬ruz. Ord. Prof. Dr. M. Fuad Köprülü'nün dedi¬ği gibi, "İlmi,nesiller tamamlar."

    e. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki “Pertev Naili Boratav Halk Bilimi Uzmanlık Ki¬taplığının” eksiklerinin giderilerek, bağımsız bir bina içinde (İSAM gibi) faaliyette bulunması¬nın sağlanması gerekmektedir.

    f. Halk kültürü araştırmalarının yayınında ciddi sıkıntılar vardır. Kültür ve Turizm Bakan¬lığının bu alandaki yayınlarını sınırlaması so¬nucu, birçok yüksek lisans, doktora, doçentlik tezi, çalışması birikmiştir. Bunların yayımlana¬rak kitaplıklarımıza kazandırılmasında yarar vardır.
    
    g. Halk kültürü ürünlerini derlemek, arşivlemek, müzelerini oluşturmak ve tanıtmak ya-nında, asıl yapılması gereken bu ürünlerden yararlılarının yaşatılmalarını sağlamak, ayrıca çağdaş sanatta yararlanılmasıdır. Ülkemizde çalışmaların en eksik yönleri son iki husustur. UNESCO, 2003 yılında kabul ettiği Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi'yle üye ülkeleri halk kültürü değerlerini koruma ve yaşatmaya (kalkınmaya engel olmayacak şekilde) davet etmiştir. Sözleşme, 2006 yılında TBMM'de kabul edilmiş, T.C.;“halk kültürü değerlerini koruma ve yaşatma konu¬sunda üzerine düşen görevleri yerine getire¬ceği taahhüdünde bulunmuştur.”
Halk kültürü ürünlerinin giderek ortadan kalkması, UNESCO’yu harekete geçirmiş,Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’yu harekete geçirmiş ve 2003 yılında, Türkiye’nin de aktif destek verdiği ve iç hukukunun bir parçası hâline getirdiği    “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi” ni ortaya çıkarmıştır.
 Bu sözleşme; halk edebiyatı, halk müziği, halk tiyatrosu, halkoyunları, halk gelenek ve inançları, halk el sanatları gibi kültür alanlarının yok olmasının insanlık için büyük bir kayıp olacağını belirtmekte ve bu yönde önlemler geliştirmektedir. Geliştirilmesi tasarlanan en önemli önlem; bu mirasın korunması, yaşatılması ve kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamaktır. 
Burada bütün sorumluluk eğitim kurumlarına düşmektedir. Sözleşme, ilk olarak her düzeydeki eğitim kurumunda “somut olmayan kültürel miras”ın ders olarak okutulmasını istemekte, ardından kitle iletişim araçları ile bu mirasın yaygınlaşması ve yaşatılması yönünde çaba harcanmasını önermektedir.
Gerek kendi kültürünü gelecek kuşaklarla örgün eğitim alanlarında buluşturma çabası gerekse kültürel sorunları uluslararası alanda büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla paylaşan UNESCO gibi saygın bir kültür kurumunun öngörüleri, bu dersin eğitim kurumlarında okutulması gereğini açıkça ortaya koymaktadır.” (Halk Kültürü Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu, 2006: 6) 
Bu anlamda ülkemizde atılan önemli adımlar da bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Halk Kültürünün ilköğretim müfredatına seçmeli ders olarak konulmasıdır.  
 Fakat uygulamada sadece teorik bir ders olan bu eğitim programı, uygulamalı bölümü de eklenerek halkoyunları müfredat içine alınmalıdır.
AY: Ne öneriyorsunuz?
ŞENOL:
“..HER BİREYE BİR TÜRKÜ,BİR HALK OYUNU ÖĞRETİLMELİDİR..”
Bu eğitim ilköğretim çağında başlamalı. Halk oyunlarımızın renkli ve görkemli görünümü ile çocuksu gönüllerde bir sevgi yaratılmalıdır. Ortaöğretimdeki gençlerimiz, ilköğretim alışkanlığı ile daha da bilinçlenmiş olarak, halk oyunları öğrenimine devam ettirilmelidir.
Bu uygulama halk kültürünün korunması ve yaşatılmasına yönelik somut bir adımdır. Ancak uygulamada yeterli özen ve ilgi gösterilmemiş, bu gibi çalışmalar beraberinde birçok problemi de getirmiştir.
-  Halkoyunları uygulamaları/eğitim faaliyetleri için gerekli ders saati,eğitim faaliyetinin yürütecek  (formal normlara haiz)belge yeterliliği olan eğitmen,eğitici/öğretici ücretlendirmesinde ve görevlendirilmesindeki karmaşa, eğitim-öğretim faaliyetlerinin ücretlendirilmesi ve ödenmesindeki karmaşa, eğitim-öğretim faaliyetini yerine getiren eğitmenlerin elde ettiği kazancın vergilendirilmemiş bir kazanç olarak denetim dışı kalması, buna karşın devletin kasasına girecek olan belli bir meblağın kayıt dışı bırakılması,eğitim çalışmaları ve eğitmen denetimi ile problemler,  eğitici-öğreticilerin özlük hakları ile ilgili problemler, yaklaşık harcanan maliyet (denetimi ve resmi bütçelendirme dayanağı olmayan öğretici parası, kostüm giderleri, müzik giderler vb.) ve katılımcı öğrencilerin sayısı (sınıf bazında-okul bazında-il bazında)  ile eğitim faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ekiplerin uygulamalardaki yeri konusundaki aşırı uçurum. (yarışmalar-özel gün ve haftalarda görev alabilen ekip sayıları) vb…  Eğitim-öğretim faaliyetleri sonucunda ölçme değerlendirme kabul edilebilecek pozitif sonuçlar bağlamında yarışmalar-etkinlikler-projeler çıktısı sayılabilecek erkinliklerin nitelik ve niceliği, Ülkemizde “Eğitim” faaliyetleri ve mevzuatı ile görevlendirilen kurum M.E.B olmasına karşın uygulamada halkoyunları eğitim-etkinlik-planlama faaliyetlerindeki (belgelendirme,tekamül,kurs açma vb.) başı bozukluk, kurumlar arası yüzeysel ilişkilerdeki aksaklıklar giderilmelidir
AY:Halk oyunlarının bireye ne yararı var?
ŞENOL:
Halk  oyunları; Gençler ve çocuklar devlet denetim ve ilkeleri kapsamında sosyal kültürel sanatsal çalışmalarını eğitim yuvası olan okullarda, salonlarda ve ehliyetli uzmanlar tarafından yürütecek, denetim dışı kurum kuruluş ve şahıslar tarafından yönlendirilmesiyle; Türk İslâm medeniyeti genel ahlak yapısının, milli kültürel yaşanışımızın gereklerine aykırı, kötü alışkanlık ve davranışların kazanılmasına engel olur.Halkoyunları; kültürel ve teorik yapısının yanı sıra bedensel aktivitel yapısıyla çağın en büyük problemleri arasında sayılan “ Obezite” ve “hareket eksikliğinden” kaynaklı hastalıklarla mücadele açısından da önemlidir.Halkoyunları çalışmaları hangi yöresel kültürün oyunu olursa olsun, bir ekip ve takım olarak ritmik uyumluluk, birlikte hareket olgusuyla çalışılmasından ötürü, yetişen yeni neslin paylaşımcı, birliktelik ve ekip ruhunu bilen,  senkronize düşünceye sahip olmasına katkı sağlamaktadır.Çocuk ve genç yaş grubu kuşağın, özellikle okul içi-dışı zamanlarında zararlı alışkanlıklar ve faaliyetlere temasının engellenmesi, buna karşılık ulusal ve uluslararası klasmanlarda yer bulabilecekleri kültürel sanatsal faaliyetlere teşvik edilmesini de sağlayacaktır.Çoğu zaman maddi yetersizlikten dolayı pek çok okul çalışmalara yanaşmamaktadır.Oysa; halk oyunları öğretiminin “Milli Eğitim” konusu olarak ele alınması, Türk İslâm Medeniyetinin dünya kültürleri arasında tekrar hak ettiği yere ulaşmasında ve çağdaş bir eğitim sisteminin oluşmasına sebep olacaktır. Halkoyunlarının bedensel/devinimsel yönü ve niteliğinin de olduğu düşünülürse bu tarz eğitimin ne derece yararlı olacağı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu uygulamada “Milli Kültür” değerleri esas alınacağından, ülke çapında uygulanacak yaygın bir eğitim sonucu, bölgeler, yöreler, hatta okullar arası bir yakınlaşma, gençler arasında arkadaşlık, dostluk ve yine vatan sathında bir bütünleşmeye olanak sağlanacaktır.
Değerlerimiz kaybolmaktadır. Gerek kentleşme, gerekse teknolojik gelişmeler, eğitimdeki aksaklıklar, mevcut halk kültürü malzemelerinin sahadan zamanında derlenememesi, kültür yozlaşmayı hızlandırmaktadır. Popüler kültürün egemen olduğu günümüzde, geleneksel değerlerimizin derlenmesi tamamlanmadığı için, yararlanılamamaktadır. Kent kültürü oluşmamış, kırsal kesimden taşınan değerlerin kentte yaşaması zorlaşmıştır.Kurumların kendi kültürümüzle ilgili yaptığı derlemeler sığ kalmakta, üniversiteler ve ilgili bakanlıklar bu konuda gerekli atılımı gerçekleştirememektedir.

Devam edeceğiz….
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.