Öne Çıkanlar Domagoj Vida MHP sağlık kurumları İYİ Parti Merkez Bankası

EYT'den, ekonomiye, Başbakanlık döneminden Gelecek Partisi'ne: Davutoğlu'ndan cesur cevaplar...

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Ufuk Karcı’nın moderatörlüğünde ‘Davutoğlu ile Samimi Cesur Gelecek’ programında, soruları yanıtladı.

Programda özellikle 'her sorunun sorulabileceğinin' altını çizen Davutoğlu, en çok da 'bunu yayınlamazlar' denilen soruları yanıtlayacaklarını, Gelecek Partisinin ve şahsının vizyonunun bunu gerektirdiğini vurguladı.

Suriye'de İdlib ile yaşanan gerilime değinen Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

 

Türkiye, on yıldır süren Suriye iç savaşında sicili en temiz ülkedir. Suriye’de çok sayıda insan Türkiye’ye güvenerek İdlib’e geldi.

Türkiye, Suriye mevzusunda soğukkanlı olmalıdır. Diplomaside dikkatli konuşmak gerekiyor.

Türkiye (Allah rahmet eylesin) şehitlerimizin hesabını sormalı. Diplomatik retoriğin de sahadaki mücadeleyle orantılı olması gerek.

*Madem TBMM FETÖ konusunu araştırmıştır, tutanakların tamamı yayımlanmalı. Kimin elinde hukuki bir delil varsa ortaya koymalıdır.

Sosyal medya hesaplarından yayımlanan ve yüz binlerce insan tarafından izlenen programda konuşan Davutoğlu, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) hakkında ise şunları kaydetti:

EYT mevzusuna çözüm bulunmasını isteyen Davutoğlu’nun açıklaması şu şekilde:

Vatandaşlarımız arasında bir adaletsizliğe yol açılmışsa, bunun maliyeti bütçe maliyetinden daha yüksektir. Mutlaka bir çözüm bulunması gerekir. Devlet vatandaşa bir taahhütte bulunmuşsa bunun yerine getirilmesi gerekiyor. Emeklilikle ilgili kriterler konulmuşsa ve bu kriterler bilinerek insanlar yola çıkmışsa, bu konuda hiçbir şeye takılmadan emekli olabilmeliler.

EYT’lilerin toplam maliyetinden çok daha fazlasını gereksiz yerlere harcıyorsanız ve EYT’lilere de adaletsizlik payı düşüyorsa, bu sürdürülebilir birşey değil. EYT’liler bu tepkilerinde haklıdırlar ve devlet makamında olanların görevi de bu haksızlığı gidermektir. EYT konusu partimizin gündemindedir. Yakın zamanda bununla ilgili bir raporu kamuoyuna açıklayacağız.

"TÜİK rakamlarıyla oynayarak ekonominin iyi gittiğini iddia ediyorlar"

Genç işsizlik yüzde 25, ortalama gelir asgari ücrete doğru geriledi, istihdam artmıyor. Bu tablo sürdürülemez, başarı görüntüleriyle örtülemez. Bu insanların feryadına kulak vermek lazım.

TÜİK rakamlarıyla oynayarak ekonominin çok iyi gittiğini iddia ediyorlar. Tapuların neredeyse fermanla el değiştirdiği bir dönemde, güvenin olmadığı bir Türkiye'de ekonomi düzelmez.

Ekonomi meselesinin aşılması için güvenilir bir yönetimin olması gerekir. Malesef şimdi hem ekonomi yönetimi güven vermiyor, hem de söylemleri ile halkın ıstırabını anladıklarını bile hissettirmiyorlar.

Müteahhitleri çağırıp, ben size karşı değilim fakat böyle devam ederse iki sene üç sene sonra yaptığınız binalarla baş başa kalacaksınız dedim. Çünkü üretime ayırılması gereken kaynak, inşaata kayıyordu.

Geleceğimizi teminat altına almak isterken bir kişiye güven duygusuyla hareket etmeyelim. Benim teminatıma bakmayın, kimsenin teminatına bakmayın. İlkelere, kurumsallaşmanın teminatına bakın.

Komşusu açken tok yatan bizden değildir Hadis'ini hep söyleriz ya, vatandaşı açken tok yatan devlet adamı da bizden değildir.

Bir ülkede ortalama gelir asgari ücrete gerilemişse çok büyük sorunla karşı karşıyasınız ve sosyal patlamalara yakınsınız demektir Allah korusun.

"Tüm olumsuzlukları bana yüklemeye çalıştılar"

Başbakanlık dönemim için tüm olumsuzlukları bana yüklemeye çalıştılar. Ben doğru işleri yapabildiğim zaman oradaydım, doğru işleri yapamadığım zaman ayrıldım.

Betonlașma denen şeyin siyasi ahlakı bozduğunu gördüm. Mücadele ettim bunun için ama en yakın arkadaşlarınız size imzalar toplandığında yollar ayrılıyor.

Ak Parti'nin 13 yılından sonrası için hiçbir eleştiriyi kabul etmem. Yolsuzluklar olmasın diye çok mücadele ettim. Devlet adamlarının hediye almasını engellemeye çalıştım. Neden? Çünkü Ak Partiyi rayına oturtmak istedim.

Parti kurduğumda, arkadaşlarımın beni cesaretimden dolayı tebrik etmelerine çok üzüldüm. Demokrasilerde parti kurmak cesaret işi olmamalı, vizyon işi olmalı. Alternatiflerin çıkmasından korkmamak lazım, alternatifin olmamasından korkmak lazım.

"Ben' demekten nefret ederim ama..."

(Neden daha önce sustunuz) eleştirilerine yönelik Davutoğlu şöyle yanıt verdi:

"'Türkiyede gerçek sorular sorulamıyor. Akşam televizyonu açtığında karşısındaki muhabir robotik sorular soruyor. Her soruyu bana sorabilecekler.

'Ben' demekten nefret ederim ama ben bedel ödedim. Sırf benimle ilişkili diye kurumlar, akademisyenler cezalandırıldı. Ben sussaydım bu bedeller ödenmezdi. Nasıl bir bozulma ve yozlaşma ki vakıf geleneği yok edildi. Bomba kondu. Sırf konuştuğum için oldu bunlar... Ben bana yapılanı kimseye yapmam. Son derece büyük hatalar yapıldı ama ben bu hataların dışındayım. Yanlış olanı açık yüreklilikle söyledim. Susmadım."

Davutoğlu'nun soru cevaplarından diğer başlıklar şöyle: 

(Başbakan iken yapamadığınız şeyler nedir sorusu) Başbakan iken yapamadığım şeyler, Başbakanlığı bırakmama sebep olan şeylerdir. Türkiye'nin siyasetçiye yeniden güven duymaya, ürkülen değil aileden gördüğü bir prototipe ihtiyacı var.

Cumhurbaşkanı bana "dolandırıcı" dediği zaman buyrun Yüce Divan'a kadar dedim. Allah'ın divanında korkan, kulların divanından korkmaz buyrun her şeye varım dedim.

(Yeni bir Ak Parti vakası yaşar mıyız sorusu) Tarih tekerrür eder ama ders almayanlar için tekerrür eder. Ben kendimi toplumun ve tarihin talebesi olarak gördüm. Biz bütün bu yaşananlardan ders çıkardığımız için adı GELECEK olan bir parti kurduk. Gelecek Partisi kurumsal bir parti. En önemli organımız Parti Etik Kurulu'dur. Parti Etik Kurulu başta ben olmak üzere iyi denetlerse sorun olmaz. Kurumsallasma ve ilkeler bu işin teminatıdır.

Bizim vizyonumuz Sayın Erdoğan'ın iktidardan düşmesi üzerine değildir. Eğer meselem Erdoğan iktidarını zayıflatmak olsaydı Başbakanlıktan ayrılmaz, kriz çıkarırdım. Bana yapılan muamele her türlü tepkiyi hak eden bir muamele idi ama Türkiye'ye yeni bir vizyon getirmek istiyoruz.

Şunu bir teminat olarak söyleyeyim. Hiç kimseyle demagoji diliyle konuşmayacağız. Özel hayata saygıda kusur etmeyeceğiz. Kimsenin onurunu zedeleyecek gereksiz bir hitapta bulunmayacağız.

İnsanların isimleri izzetleridir, insanlara ismiyle hitap edilir. Sayın Cumhurbaşkanı benden malum şahıs diye bahsediyor. Ben kendisine Sayın Erdoğan diyorum, Sayın Cumhurbaşkanı diyorum, Tayyip bey diyorum.

Ahmet Davutoğlu: Bir başarı değil, sürdürülebilir bir başarı daha önemli. Ne düşük ne yüksek, makul tansiyon iyidir. Türkiye bu gerilimi yaşıyor. Biz bu gerilimi kurumsallașma ile aşacağız. Bizden sonra da yaşayacak kurumlar kuracağız. Gençlere sözümüz budur.

Ahmet Davutoğlu yanıtlıyor: (Diktatöryal bir yönetim ihtimali) Bizden diktatör çıkmaz. İnandığım doğrulardan vazgeçmem. İnandığım doğrulardan vazgeçseydim, başbakan gibi davranır, başbakanlık yapmazdım.

Ahmet Davutoğlu: (Oylarımız artıyor ifadesi sizin mi?) Hayır değil. Emevi Camiyi onlarca kez izah ettim. Böyle bir şey söylemedim. 10 Ekim benim en kara günlerimden biridir. Bundan oy hesabı çıkaracak kadar adi olan birine insan bile demem bırakın politikacıyı.

 

haber: enpolitik/Melek S. Tunç

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.