Mehmet Ocaktan AKP eski milletvekili. Karar gazetesinde son günlerde önemli yazılar yazıyor. AKP’nin geldiği noktayı 1940’ların tek parti dönemine benzetiyor, gelen eleştirilere ben aynı yerdeyim AKP Perinçek ile Bahçeli’nin mahallesine taşındı diyor.

Eminim, AKP’ye geçmişte oy vermiş birçok insan bugün aynı duyguları taşıyordur. Demokrasi ve özgürlük vadederek iktidara gelen bir parti bugün ülkeyi otokrasiye götürüyor. Siyaset artık mecliste, bakanlar kurulunda belirlenmiyor, her şey bir kişinin iki dudağı arasında olup bitiyor. Mevcut sistemin Arap hanedan yönetimleri ile tek farkı belli aralıklarla seçimlerin olması. Bununda ne kadar seçim olduğu tartışılır. Vatandaş önüne koyulanları oylamaktan öteye gitmiyor.

Bu nereye kadar gider? Çok fazla süreceğini sanmıyorum. Türkiye bir Arap ülkesi değil, iyi kötü bir demokrasi ve parlamento tecrübesi var. Arap sosyolojisine uygun olan bir uygulamanın bu coğrafyada kalıcı olabilmesi çok zor. Yeni sistem bu ülkenin sosyolojik yapısı ile çelişiyor. Hiçbir ideoloji sosyal gerçekliği kolay kolay aşamaz. Toplumun duyarlılıklarına, geleneklerine çarparak geri döner. En azından esnemek zorunda kalır. 2010 yılına kadar AKP’nin yükseliş dönemiydi. 2018’e kadar duraklama, bu tarihten sonra gerileme dönemidir. Yükselirken toplumsal beklentilere göre siyaset üreten AKP, gerileme döneminde topluma göre değil, bir kişinin iktidarını pekiştirme ve sürdürme üzerine siyaset üretiyor. Onun için giderek toplumun gerisinde kalarak onun taleplerine yabancılaşıyor. Son haftalarda yapılan provokasyonların, muhalefeti engellemek için düşünülen yasal düzenlemelerin arkasında hep bu gerçek yatıyor. AKP giderek eskiyor, yeni kuşakların, dipten gelen yeni toplumsal beklentilerin siyasetini üretemiyor. Dünyanın her yerinde değişen sosyolojinin tabi sonucu siyasetin de değişmesidir. Bu sosyoloji, yeni bir siyaset ve yeni bir kadro ortaya çıkaracaktır.

ABD ve TRUMP’IN AYNASINDAN

Floyt Mayweather’in ırkçı polisler tarafından öldürülmesi ABD’yi karıştırdı. Polis ülke genelinde meydana gelen olayları önleyemediği için Federal yönetim askerden yardım istemek zorunda kaldı. Türkiye’de bu olay kerameti kendinden menkul bazı medya şovmenleri tarafından Amerika yıkılıyor gibi absürt yorumların konusu oldu.  Devletler bu tip olaylarla sarsılırlar ama kolay kolay yıkılmazlar. ABD, Trump’la birlikte  Amerika rüyası diye pazarlanan özgürlük ve demokrasiden uzaklaştı. Trump’ın dikenli dili öteden beri kamuoyunda büyük eleştiri alıyordu. Olayların tırmanmasında da bu dilin büyük etkisi oldu. Washington Kilisesi Psikoposu; ahlaki bir liderliğe ihtiyaçlarının olduğunu Trump’ın her sözünün toplumu böldüğünü söyledi. Bugün ABD’deki olayların yayılarak büyümesinin bir sebebi iflah olmaz ABD ırkçılığı ise bir diğer nedeni de Trump’ın zehirli dilidir. Herhalde bu sürecin  bize öğreteceği en önemli husus da bu olmalıdır. Günümüzde, bir çok ülke siyasetçilerin kullandığı dilin oluşturduğu yangınlarla boğuşuyor. Siyaset kavga yapmamak için başvurulan bir yoldur, siyasetçinin dili de buna göre olmak zorundadır. ABD ve Trump aynasında öğreneceğimiz bir şeyler yok mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.